Sayfalar

31 Ekim 2009 Cumartesi

TÜYAP'ta Çizgi Roman

28. İstanbul Kitap Fuarı'nda çizgi roman yayınlayan yayınevlerinin açacakları stantların yanı sıra çizgi roman veya çizgi romanla ilişkisi olanların sunumları da olacak bu sene.

31 EKİM 2009 CUMARTESİ
INTEREXPO SALONU
Saat:12.15-13.15
Söyleşi:“Gelecek ve Teknoloji”
Konuşmacı: Serkan Anılır
Düzenleyen: Leman Dergisi

BÜYÜKADA SALONU
Saat:12.30-13.30
Söyleşi: “Çizgilerin Diliyle Marx’ın Kapital’i”: Manga
Konuşmacılar: Levent Cantek, Hüseyin Can Erkin, Ahmet Tonak
Düzenleyen: Yordam Kitap

2 KASIM 2009 PAZARTESİ
KARADENİZ SALONU
Saat:11.30-12.30
Okuma-Söyleşi:"Behiç Ak Çocuklarla Buluşuyor"
Konuşmacı: Behiç Ak
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

4 KASIM 2009 ÇARŞAMBA
BÜYÜKADA SALONU
Saat:16.00-17.00
Panel: “Okullarda Drama Çalışmaları ve Çocuk Kitapları”
Konuşmacılar: Nihal Kuyumcu, Hasan Erkek, Ümit Kireççi (ÇROP üyesi)
Düzenleyen: Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği

6 KASIM 2009 CUMA
BÜYÜKADA SALONU
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: “Mizah Dergiciliğimiz 140 Yaşında”
Konuşmacı: Cihan Demirci
Düzenleyen: TÜYAP

Tam Program - TÜYAP

Edebiyat Uyarlamalarını Ümit Kireççi Yorumluyor.

Edebiyat klasiklerinin çizgi romana uyarlanmasını Remzi Kitap Gazetesi için Şiirsel Taş araştırdı bu defa Ümit Kireççi yanıt verdi:

1- Edebiyat uyarlamalarının çizgi roman kültürü içindeki yeri nedir?

Çizgi romanda Edebiyat Uyarlamalarının yer almasını konuşmadan önce o uyarlamanın çizgi roman olup olmadığı sorusuna yanıt aramak gerekir bence.
Çizgi roman özünde birbirini takip eden karelerin bir hikaye oluşturması olarak tanımlansa da çizgi romanı çizgi roman yapan aslında okuyucuyla eser arasında kurulan bağdır. Çizgi roman bir kahramanın hikayesini anlatır, onun adıyla anılan bir sürekli serisi vardır ve belli periyotta devam ederken onu bağlılıkla okuyan okuyucusunun duygularını dile getirir. Bu bağlamda çizgi roman için “kahramanıyla empati kuran okuyucunun birlikteliği” demek doğru olacaktır. Şunu da unutmamak gerek “her okuyucu her çizgi roman kahramanını ve ekolünü okumaz!”
Okur, kendisine hitap eden ve onu en iyi şekilde temsil eden kahramanın sürekli devam eden maceralarını okudukça mutlu olur ve çizgi romanı takip eder. Seri çizgi romanın etkisi çok güçlüdür. Buna karşın Grafik Novel (Albüm) adı verilen çizgi roman türüne bakmak gerekir. Bu tür eğer bilinen bir kahramanı anlatmıyorsa kendi başına yayınlanıyor, bir bütünlük içeriyor, başı sonu aynı sayı içinde yer alıyor ve çizgi roman özdeşleşmesine ulaştıracak bir sürece uymuyorsa daha çok içeriğiyle akılda kalmaktadır. Ancak çizgi roman okurunun özlediği ve hedeflediği çizgi romanın bu olduğu söylenemez. Seri ve Grafik Noveller arasındaki ortak özellikler çizgi, kare anlatım, çizgi roman dili gibi teknik olmazsa olmazlardır. Beklenti ve hedef ise asla ortak olmaz.
Edebiyat uyarlamaları işte bu tanımlamalar ışığında başları ve sonları aynı sayı içinde yer alan yapıtlardır ve kahramanlarının devamlılığının olmayışıyla Grafik Novel türüne girmektedir. Anlatım teknikleri olarak çizgi romandır ancak özellikle dil örgüsünün orijinal eserlere bağlı kalması nedeniyle de çizgi romandan hayli uzaktırlar. Uyarlamaların dili ve çizgi romana uyan kurgusu özel olarak ele alınarak yazılmamışsa ortaya çıkanın çizgi roman kareleriyle anlatılmış kaba uyarlamalar olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Çizgi roman, okuyucusunu saran, onunla yol kat eden, yılları aşan bir alışkanlık, bir yol arkadaşlığıdır. Çizgi romanın gerçek okuru başladığı bir kahramanın ardından başka bir çok çizgi romanı da okur. Buna karşın bugün çocukların dergilerinde yer alan çizgi romanlarla edebiyat uyarlamalarının çizgi roman alışkanlığı kazandıracakları şüphelidir. Özellikle çocukluktaki empati kurmayla başlayan çizgi roman okuma alışkanlığı yaşın ilerlemesiyle başka çizgi roman kahraman ve türlerine akacaktır. Buna karşın yetişkinleri hedef alan edebiyat uyarlamalarının çizgi roman okuru ile kahramanı arasındaki ilişkiyi yetişkinlerle bu saatten sonra hiç doğuramayacak olmasından dolayı edebiyat uyarlamalarını çizgi roman olarak kabul etmek çok da mümkün değildir bence. Bu sadık bir tv izleyicisinin dizi filmlerdeki edebiyat uyarlamalarıyla iyi bir okuyucu olduğunu iddia etmesi gibi olacaktır.
Bir zamanlar Milliyet Çocuk dergisi saman kağıda basılmış onlarca dünya klasikleri çizgi roman serisini ücretsiz dağıtmıştı. Yine Milliyet Yayınları bazı otobiyografi ve öykülerin çizgi romanlarını dağıtmıştı. Hatta Aksoy Yayıncılık yine aynı işe soyunmuştu. Şimdilerde bu çizgi romanları ancak bazı meraklıları biliyor ve konuşuyorsa çizgi romanı onlarca yıl sonra bile konuşuluyor yapan şeyin bu uyarlamalarda eksik olduğunu kabul etmemiz gerekir. Şimdilerde fırtınalar kopararak gündemde olan uyarlamaların yıllar sonra kütüphanemizdeki hoş çizgi romanlar olarak anılacaklarını söylemek doğru bir öngörü olacaktır şüphesiz.

2- Bu dört kitap gerçek anlamda Hamlet, Romeo ve Juliet, Macbeth ve Dava mıdır? Yoksa başka bir gözle başka bir yapıt olarak mı değerlendirilmeleri gerekir? Edebi metinden "yapıt/eser" olarak söz edilirken, çizgi roman uyarlamasına "ürün" tabirinin yakıştırılmasına dair bir eğilim seziyorum ve iyi bir uyarlama için bu tanımlama bana doğru gelmiyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Küçük Prens, Fırtına, Frankenstein ve adını zikrettikleriniz yukarıda da bahsettiğim gibi çizgi roman tekniğiyle yaratılmış, Grafik Novel türüne yakın eserlerdir. Ancak çizgi roman ruhunu yansıtmaktan uzaktırlar. Kaldı ki çizerinin ve çizgi romana uyarlayan yazarının adlarının neredeyse hiç anılmıyor olmasıyla da zaten “eser” değildirler bana göre. Eser, yaratıcı sanatçılarıyla anılır. Onu yayınlayan veya bir dile kazandıran yayınevinin adıyla değil. Bu bağlamda aniden ortaya çıkan yüzlerce çizgi roman okuru gazeteci ve habercisinin eserin emekçilerini es geçerek bir yayını tanıtıyor olması ister istemez o eseri “ürün” haline sokmaktadır. Elbete “çizgi romanın kendisi popüler kültürün ürünü” denmektedir. Hatta satışların çoğalmasıyla birlikte ortaya çıkan fabrikasyon bir üretim nedeniyle bu eserlerin mecrasına “endüstri” de denmektedir. Bu nedenle çizgi romana eserden çok ürün yakıştırması da yapılmıştır. Ancak bu geçmişteydi. Artık çizgi roman bir sanat dalıdır ve eski “ürün”lerin hepsi bir sanat dalının farklı dönemlerinin eserleridir. Çizgi romanı üründen sanat eserine dönüştüren şey uyarlamalar değil sanat değerinin anlaşılmış olmasıdır. Buna karşın basınımızın emekçilerini ve sanatçılarını yok sayan tavrı onu yeniden çizgi romanı yeniden ürün konumuna indirgemektedir.
Shekspeare, Kafka, Shelley büyük yazarlardır elbette ama uyarlamaları çizgi roman içinde yer alsalar da zaten sanat dalı olan bir çizgi romanı daha sanat yapmazlar. Hamlet’i sinemada yöneten Zafirelli bu sayede sinemayı daha sinema mı yapmıştır yani? Ya da türk dizi film sektörü şimdilerde edebiyat uyarlamaları yapıyor diye sanat mı olabildi?
Uyarlamaların yazarları yaşasaydı eminim eserlerini çizgi roman gibi önemli bir sanata uyarlayan sanatçılara teşekkür ederlerdi.

3- Türkiyeli okurların mangayla tanışıklığı ve Everest'ten çıkan iki kitabın bu süreçteki yeri
Manga yayıncılığıyla ilgili bir çok küçük deneme gerçekleşti bugüne kadar ama TUDEM’in yayınladığı “Yalınayak Gen”e kadar gerçek bir manga baskısı gerçekleşmedi bence. Cihan Demirci’nin usta desteğiyle basılan eser bir dönüm noktasıdır türk çizgi roman tarihinde. Dört ciltlik bir manga yayınlandı ve otobiyografik eser hemen her yaş (15 yaş ibaresine rağmen) okuru cezp etti. Okuldaki Sır, Savaşçılar, Tılsım gibi manga çizgilerine sahip diğer çizgi romanlarla Tudem yine koşusunu önde sürdürmektedir. Everest şimdi bu yayınevinin açtığı manga kulvarına girdi. Remzi ve Dünya yayınevlerinin de yer aldığı bu kulvar çok ciddi engellerin olduğu bir kulvar.
Türk çizgi roman okuru hemen hemen dünyadaki her okur gibi çocukluktan gelen bir alışkanlığın temsilcisidir. Bizde İtalyan westernleri ve türevi Fumetti’ler çok okunmaktadır. Comics ve Frankofon’lar bile kendilerine zor yer bulmaktadır. Manga ise içlerinde en az Türkçe basılmış olanıdır. Manga basan tüm yayınevlerini tutucu bir okur kitlesiyle dış pazardan mangayı takip eden ve bu türün en iyilerini zaten bilen ve okumuş olan okurlar beklemektedir. Şimdi yayınevlerine düşen tutucu okurlarda alışkanlık yaratacak yayınları tespit etmektir. Ya da Tudem gibi okuyucusunu çocukluktan alıp büyütecektir. “Edebiyat uyarlamalarıyla bir sürpriz olur mu derseniz?” umutsuz bir “Umarım” yanıtını veririm.

4- Türkiye'de ÇR okuma kültürü ve şimdilerde yaşanan canlanmaya ilişkin görüşünüz nedir?
Eğer uyarlamaların tekrar basımlarını baz alıyorsak buna yanıtım “yanılsama” olur. Ortada “çizgi roman okunma ve kültürü canlanması” yok. Zagor, Örümcek Adam, Yıldız Savaşları, Yürüyen Ölüler, Thorgal, Dampyr, Swing,Teks gibi yayınların satışlarında artış saptanmadıysa; ki ben çok olumlu etkilerin olduğunu işitmedim, çizgi roman okunmasında da bir artışın olduğunu iddia etmek kesinlikle yanılsamadır.
Şu anda içinde bulunduğumuz durum aniden patlayan bir Pokemon veya Bayblade veya Ben 10 modası durumudur. Bu da gözlemlediğimiz kadarıyla pedagogların ve yetişkinlerin hoşlanmadıkları şeylerdir. Tabii çocuklar yapınca. Yetişkinler tv ve gazetelerin gazıyla çocukların yaptıklarını yapınca ve işin içinde “dev yazarların eserleri” olunca tanık olduğumuz uyarlama satış patlaması da güzel bir şeye dönüşüyor gözlerde o ayrı.
Üzüntüm NTV Yayınlarının yıllardır Cnbc-e dergi üzerinden ücretsiz olarak dağıttığı son derece kaliteli baskıya sahip çizgi romanlar dahil diğer onlarca yayınevi ve eserlerinin şu andaki haber dalgasının onda biri kadar haber yapılmamış olmasınadır. Oysa çizgi roman hep vardı ve şimdi ancak edebiyat uyarlamalarıyla ülkemize giriş yapılmış gibi davranılıyor.
Bu uyarlama rüzgarı tatlı bir rüzgardır bence. İçinde çizgi roman olduğu için, yetişkinlere yönelik olduğu için (!), gerçekten önemli edebiyat eserlerini okuyuculara taşıdığı için, bunları hep çizgi romanla yaptığı için tatlı bir rüzgar. Eminim olumlu etkileri de olacaktır bu rüzgarın. İlla ki bazı polenler bazı yerlere ulaşacak ve onları bazı arılar toplayınca bal da olacaktır. Ama Çam balı mı olacak, çiçek balı mı onu zaman gösterecek.
Şimdilerde herkes bazı yayınevlerini kast ederek “çizgi roman” konuşuyor. Elbette kulaklarda kalıcı olması ve aşinalık yaratılması bakımından dünün öcü ve kaka çizgi romanının hoş bir şey olduğunun anlaşılması yolunda ilerleme kat edilebilir. Bu bakımdan bu tv ve gazetelerin verdikleri gazın bitmesini istediğimi de söyleyemeyeceğim.

Ümit Kireççi
Oyuncu-yazar

30 Ekim 2009 Cuma

1. Korku Anlatıları Konferansı: Yazınsal ve/veya Görsel Vampir Anlatıları

Her biri kendi alanında değerli konuşmacıların yer alacağı etkinlikte "çizgi roman ve korku" konusunda da sunum yer almaktadır:
İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı olarak 2-3 Kasım 2009 tarihlerinde Beyazıt Yerleşkesi'ndeki İletişim Fakültesi Konferans Salonu'nda "Korku Anlatıları: Yazınsal ve/veya Görsel Vampir Anlatıları" başlıklı ulusal bir konferans düzenleyeceğimizi duyurmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Konferansta, bunlarla sınırlı olmamakla birlikte, edebiyat, şarkı sözü, karikatür, çizgi roman, manga, anime, çizgi film, çizgi dizi, TV dizisi, film, reklamlar ve bilgisayar, video ve rol oynama oyunlarındaki vampir anlatılarına dair sunumların yanısıra film gösterimi ve atölye çalışmalarına yer verilecektir. Sunumlar--yirmi dakika sunum ve on dakika soru cevap olmak üzere--yarım saat sürecektir. Animasyon ve çizgi film yapımcılarının, çizgi roman çizerlerinin ve/veya yazarlarının, illüstratörlerin ve istekli her sanatçının davetli olduğu atölye çalışmasının süresi iki saat olarak planlanmıştır. Konferans dili Türkçedir. Katılım ücretsizdir. Herkes davetlidir.
3 Kasım 2009, Salı
13:30 - 14:00
"E.C. Comics
ve
Çizgi Roman Senaryosuna Kattıkları"
Ümit Kireççi

Ümit Kireççi Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü Dramatik Yazarlık Bölümü'nde öğrenim gördü. Lila Düşler Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni; çocuklara oyun yazıyor, sergiliyor, dersler veriyor. Çizgi Roman Senaryosu adlı bir kitabı ve 1002. Gece Masalları adı seçkide bir öyküsü bulunuyor.
14:00 - 16:00
Atölye Çalışması
Melih Yılmaz
Onur Küçük
Yiğit Işık
Oturum Başkanı - Ümit Kireççi

Ayrıntılı program - http://www.istanbul.edu.tr/hnc/

Firuz Kutal Edebiyat Uyarlamalarını Yorumluyor

Şiirsel Taş sordu, Firuz Kutal yanıtladı. Remzi Kitap Gazetesinde yayınlanan yazının tam metni:
İlk Tommiks, Teksas ve Tom Braks'ımı çok erken yaşta okudum. Daha sonra da çok sayıda çizgi roman kitabım oldu. Çizgi romanı keşfettiğim ilk günden beri bu ilgim kültürlü, kültürsüz bir çok insanın eleştirisine maruz kalıyordu. Kendi ''edebiyat anlayışlarını'' özümsemiş gibi davranan ve çizgi roman kültürünü de yerin dibine oturma yetkisini elde etmeyi eğitim sanan insanlarla karşılaşıyordum. Destekleyen pek yoktu o sıralar.

Oysa, olumsuz bir unsur olarak görülmezse eğer, bir çocuğun okuma alışkanlığını destekleyen bir araç olmaya, dikkatliliğe, okuduğuna yoğunlaşmalara, iyi kötü bizleri biz yapan bazı bilmedik hayat deneyimlerinin ne olabileceğine, mekan ve zamana dair fikirlerin en azından çizgi roman dünyasında da yeşerebilme fırsatı sağlayabilmeye adaydır çizgi roman. Hiçbir şey katmasa hayal gücünü geliştirmeyi üretebilecek bir alan.
1- Çizgi roman özellikle ABD'daki McCarty döneminde, Dr. Fredric Wertham'in ''Masum olanın Ayartılması'' kitabından sonra yürürlüğe konulan ''Çizgi Roman Kodu'' uygulaması sonucunda, aile kurumuna zarar veren, topluma sorunlu insan yetiştiren, şiddet yani meşrulaştıran ve toplumun genç zihinlerini en son tahlilde tehdit eden bir neden olarak damgalandıktan sonra dünyanın çeşitli ülkelerinde de aynı muameleye maruz kaldı.
Elbette Çizgi Roman Kültürü Batı'da, daha doğru deyişle Hıristiyan geleneğinde yeri olan, incili anlatmada kullanılan, okuma yazması az olanları topluma kazandırma çabaları için de başvurulan bir araçtı. Popülerlik de kazanıyordu kolayca. Bundan vazgeçilmeyeceği için, ne kadar eleştirilirse de, bu sanat dalını bir kenara atmak mümkün olmadı. Çeşitli sansür girişimlerine rağmen yaşadı. ABD'de 1990'larda Robert Crumb, Gilbert Shelton ve sonrasında gelişen yeraltı çizgi roman kültürü yine ürkütüp, Çizgi Roman Kodu'nun yeniden uygulamaya sokulmasını sağladıysa da, eleştiriler bir yanda sürdü ve böylece herkesin hemfikir olduğu Klasikler dünyasına el atarak çizgi roman fikrinin yüceltilmesi de mümkün olacaktı; ''saf ve güzel'' çizgi roman formatında da olsa saf ve güzel olmalıydı çünkü.1600'lı yıllarda yazılmış Don Kişot gerçek sayfa sayısından daha az sayfada basılmıştı Avrupa'da. O hali de daha basitleştirilerek ve azaltılarak yada sadece kitaptan bazı öyküler kitaplaştırılıp çocuklar/gençler için sunulmuştu. Bu yöntemin çizgi roman senaryosu için bir fikir verdiği söylenebilir.
Albert Lewis Kanter Rusya kökenli bir yayıncıydı, Savaş sıralarında ABD'ye gelmişti ve Resimli Klasikler adli diziyi basacağı yayınevini kurmuştu. Onun elinden hemen hemen bilinen klasiklerin çoğu yayınlandı. Kanter'ın serisinin en son kitabı Faust oldu ve 1967 yılında katolik bir kuruma satılan Resimli Klasikler, bugün bilinen bir çok klasiğin çizgi roman içindeki yerinin bu Resimli Klasik dizisi ile ölçülmesini sağlayacak ağırlıkta bir girişimdi.
Resimli Klasikler satıldıktan sonra da ABD dışındaki ülkelerde çeşitli yayınevlerinde Kanter'ın daha önceden planladığı, ama ABD'de basamadığı eserleri yayınladı. 162 İngiliz edebi eserinden 13 tanesi (Goril Avcıları, şeytanla Seyahat. Dr. No dizisi vb. gibi) asla ABD'de yayınlanmamıştı.
Yeni patron Katolik Twin Circle, eskiden basılmış ürünleri yeniden bastı, sonraları zarar edince de üretimi durdurdu.
Bugün Türkiye'deki klasiklerin yayınlandığı ürünler 2008'in Eylül ayında İngiltere'de klasik eserleri yeniden yayınlamak için kurulan Classic Comic Store şirketi'nin ürünleri. Bu yeni yayınevi özgün hem gençler hem de büyükler için basılan Gilberton Resimli Klasikleri'ni basıyor. Sadece William Shakespare kitapları ile sınırlı olmayan, G. Wells'in Dünya Savaşı, Zaman makinesi, Herman Merville'nin Moby Dick, dahil bir çok klasik romanlı çizgi romanlar yeni basımla sırada bekliyor.
ABD'de 1941 yılında Üç Silahşör ile yayına başlayan ve 1953 yılında ilk kitabı Pamuk prenses ve Yedi cüceler ile gençlere yönelik Resimli Klasikler olarak ayrı bir seri biçiminde de çoğalan Resimli Klasikler'in Kanter'li ilk döneminde 162 olmak üzere olası 300 üzerinde klasik olarak tanımlanan çeşitli edebi ürününü çizgi roman formatı ile sundu. İngilizce yazılmış, Lewis Carroll, Anne, Charlotte ve Emily Bronte, Jack London, Mark Twain, Charles Dickens gibi bir çok değerli yazarın çeşitli eserleri dışında, klasik bilimsel eser vermiş Charles Darwin, Rene Descartes ve hemen hemen kitaplarının tamamı ile Jules Verne de yayınlandı. Bu yayınlar şimdi İngiltere'deki yeni yayınevinin 2010'a kadar tasarlanmış yayın listesinde de var. (Bu diziden Ağustos 2009'da Howard Pyle'nin Kral Arthur ve Yuvarlak Masa şövalyeleri kitabı basıldı.)
ABD'de basılmayan bazı klasikler de yurt dışında kurulan çeşitli yayınevlerince yayınlanıyordu . Bunlardan Yunanistan'da kurulan Resimli Klasikler orada 1951'de yayına başladı. Yunanca ilk kitap Victor Hugo'nun Sefiller'i idi. Yunanistan'da yayınlanan ilk ''ABD tarzı'' çizgi romandır bu. İlk sayısı 90.000 bastı ve hemen tükendi, ikinci baskısı da yapıldı. Çeşitli sanat ve siyasi çevreler, 4 renk baskı olmasına rağmen ucuza satılan bu çizgi romanları Yunan çocuklarının beynini yıkıyor, ABD yaşam tarzına özendiriyor diye eleştirdi, yine de satışının azalmadığı bir yayın oldu. Amerikan Resimli Klasikleri baz alınmasına rağmen, tamamen Yunanlılara uygun klasik eserler seçiliyordu ve tamamı Yunanlı çizerler tarafından resimlendirildi.
2. Umberto Eco'nun Gülün Adı ve Kundera'nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği gibi bir çok eserin 7'inci sanat sinemaya aktarıldığını biliriz. Örneğin Gülün Adı'nın kitabındaki çok değerli tasvirler, yine örneğin dindarlığın mizaha bakısı sayfalar dolusu anlatılırken, filmde o bölüm iki-üç kelime ile geçiştirilir. Oysa kitabın neredeyse ana fikri, mizaha tutucu yaklaşımı sergilemek iken, film örgüsü içinde bunun eridiğine tanık oluruz, filmde kitap Ortaçağ'daki bir polisiye öyküye dönüşen bir hal almıştır. Ancak filmin kendisi de bütün çarpıcılığı, görselliği ile bir başyapıt diye nitelendi; şimdi bir edebi eseri bizim algıladığımız biçimde sergilemeyen bir başka sanat dalını başarılı da olsa yerin dibine mi geçireceğiz? Bence ''Edebi'' adı altındaki beklentileri sorgulamak lazım. Edebi eserlerin, şu ya da bu nedenle başka ifade tarzları şemsiyesi altında sunulmasına karşı değilseniz, orada olanları da kendi içinde ikinci bir değer olarak algılayabilirsiniz.
Nasıl her edebi ürünü, ''yapıt/eser'' diye nitelemiyorsak, her çizgi romanı ya da çizgi roman'a uyarlanan bir edebi eseri, yeniden üretilmiş bir ''yapıt/eser'' olarak görmek de mümkün, görmemek de. Aslında çizgi roman kültürü içinde, çizgi romanın kendi ''yapıt /eser''leri var. Edebi eserlerin çizgi roman versiyonlarının da bazıları başarılı, bazıları da hem esere hem de o eseri okuyana haksızlık edecek şekilde tanımlanabilir.Bazı edebi ürünler üstelik görselliğe daha yatkın olabilir, rahatsız etmez, bazıları ise zorlama olarak algılanabilir çizgi roman dünyasında. Bazı edebi yayınlar kendi içinde bir hayal gücü barındırır, o hayal gücünü görselliğe döktüğünüzde belki kendi dünyasını kafasında yaratmış seyircilerin gözüne hitap edemeyebilirsiniz çizgi roman ile.
Türkiye'de oldukça satan ve güncel Hamlet, Romeo ve Juliet, Macbeth bu anlamda beni rahatsız eden ürünler olmuştur. Bunda Shakespeare İngilizcesi'nin, dilinin derinliği neredeyse silinip, çizgi romanda sadece öykü anlatır hale gelmesinden kaynaklanıyor diye varsaymanın payı olabilir. Ayrıca kitap olarak okunduğunda kader mi yoksa bir insanin güç karsısındaki hırsı ya da bocalamaları mi, gibi derinlikleri arıyorsanız, çizgi romanı Macbeth'in örneğin, Macbeth hakkında fikir verse de, olay kurgusunu sunan olarak kalıyor bana göre. Edebiyat ürünü olarak kıyasladığım için bunu söylüyorum. Sevin Okyay çevirisi çok güzel. Tiplemeleri -Lady Macbeth ve Macbeth kafamdaki karakterlere yakın değildi- güzel. Öte yandan Dava'yı Kafka'nın kitabı ile kıyaslama ihtiyacı duymadan keyifle okuyabiliyorsunuz, çünkü anlatılan mekanlar, kişi yüzleri, ilişkiler ve Kafka-vari yaklaşımlar çizgi roman dünyasında yer buluyor.
İki sanat disiplinini kıyaslamak yorucu ve yargılayıcı olabiliyor. Oysa bu ürünleri çizgi roman içinde çizgi roman olarak değerlendirmek mümkün. Böyle olursa Hamlet, Macbeth vb. başka gözle algılanabilir. İki ayrı sanat, iki ayrı ifade tarzı.
3- Türkiye okuru hep tepeden itişlerle öğreniyor yenilikleri, Manga da böyle oldu bence. Japon kültürüne dair son yıllardaki moda yaklaşımlardan dolayı Manga akımı Türkiye'de de yerini bulacaktı. Buldu. şimdi Marvel ya da EC comics ürünlerini de Türkçe okuyoruz. Bunlar fena gelişmeler değil, ama Serüven Dergisi gibi bir çizgi roman araştırma dergisi kendisini sürdüremiyor ülkemizde. Dolayısıyla olan biteni ne tam anlıyoruz ne de sosyolojik ve tarihsel taşlar arasında yerini kavrayabiliyoruz. Oysa bütün bu tepeden inme yeniliklerin tarihleri, yumurtlama süreçleri var; o toplumlardaki siyasi yapılarla, dünyadaki yerleri ve olanakları ile ilgisi var. Havadan gelmeyen yazarları, çok sayıda çizerleri, oyunları, kitleleri, grupları, felsefeleri var. Bunları anlamadan ortaya çıkan, sonuçta azgelişmiş ülkenin kendisinden çok şey üretmeyen, taklit yani gelişmiş, hayran olma ile yetinen gençleri olunuyor. Burada bunun tartışmasına yer yok, ancak Manga, Japonya'daki hiyerarşik ve kapalı toplum sosyolojilerini anlamadan, otobüs ve trenlerde kadınlı erkekli çoğu insanın 200 sayfalık Manga dergileri okuyarak seyahat etmelerini görmeden, gerçekliğin dışında bir dünya arayan ve süper güçlere sahip olmayı düşleyen, genç biri açısından sorunlu milli bir toplumsal ilişkiler ağını kavramadan bir bütünlük içinde nasıl değerlendirilir? Manga örneğin ya da benzeri bir akım neden Türkiye'de çıkamıyor? Doğan Hızlan'in söyleşilerinden birinde belirttiği gibi Türk Edebiyatı da bir gün Türk Çizgi Romanı'nın teması olabilir mi bugün? Neden olmasın? Olmuyor mu? Yaşar Kemal'in İnce Mehmet'i Türkiye'de çizildi ve Danimarka'da iyi sattı. Necati Cumalı'nın Ay Büyürken Uyuyamam adlı eseri çizgi roman olarak üretilse bir pornografi ürünü olarak mı algılanır? Edebi eser tadında bir çizgi güzelliği yaratılabilir mi o kitap aracılığıyla örneğin? Bu konularda cevaplar buğuludur.
Türkiye Çizgi Roman Dünyası'nda yer yer hareketlenmeler oluyor. Ancak genel olarak kalıcı bir yapıya dönüştüğünü söylemek iyimserlik olur. Fransızca konuşulan ülkelerde çizgi romanın edindiği yer, Japonya'daki Manga, ABD'deki çeşitli kahramanlar, bunların hepsi kendini de ifade eden, toplumlarıyla dolaysız ilişki kurabilen çalışmalar. Sürekli yeni yaratıcı insanlarla var edilebilen bir yapı oralardaki. Bizim ülkemizdeki gibi ülkelerde ise, yapılanlara hayran olan bir yapıyı çeşitli nedenlerle içimize sindiriyoruz. Uzun vadeli sadece yayıncısının seçtiği ve okuyucusunun olduğu bir ilişki yerine,okuyucuları ve yayıncısı kadar yerel toplumlarda da yerini bulabilecek öykü anlatan, yerel çizerleri ile gelişen bir sanayi değil önümüzde olan. Macbeth, Dava ya da Sandman, ya da Dost Yayınevi'nin yayınladığı Maltese serisi değerli ürünler. Özellikle Sandman-serisi edebi bir dil olduğunda da çizgi roman içinde sıcak bir yer bulacağını göstermiş olması acısından önemlidir. Batı dünyasında Sandman beğenisi o kadar yüksek düzeyde oluyor ki, yer yer çocuklara okullarda bu dizinin okunması zorunlu tutulsun önerisi bile ortaya çıktı. Dizi ''Edebi ürünleri okumayı sevenlerin de kaçırmayacağı kadar güzel'' bir seri olarak sunuluyor kitapçılarda. Bu dizi ABD dışında edebi eser ödülü de aldı. Yine de bunların ÇR'nin kendi tarihi içindeki önemini ve araştırmasını ortaya koymadıkça da, kendi çabaları ile bir iş kotarmaya çalışan yayınevlerinin sinirli tercihlerinin de ürünleri olmak zorundadır. O yüzden bu konuda sağlıklı bir coşku ancak başkalarına hayran olunan kadar kendi yerelliklerini de ele alabilecek bir alan yaratmakla değerlendirilebilinir.
Çizgi romanın çocuklar ya da çocuk kalmış insanlar için bir şey olduğu görüşü hala yürürlükte olan bir görüştür. Yıkılması için geniş bir devlet siyaseti, yayıncılık anlayışı lazımdır. İskandinavya'da çizgi roman ürünlerinin de kütüphanelerde çok değerli edebi eserler kadar yeri vardır. Çocuklara okullarda çizgi kitap okuyup, yorumlamaları, hatta senaryo yazıp resimlemeleri ödev olarak veriliyor. Ancak böylesi yaklaşımlar olursa başka bir değer olarak algılanacaktır çizgi roman.
Edebi eserlerin çizgi romana aktarılması, onların en iyi biçimde sunulması ile, ki bugün bu konuda çok adım atıldı, örnekleri var, çizgi roman daha değerli bir şey olmuyor. Bunun edebi eserlere de bir katkısı yok ayrıca. Çizgi roman değer verilen başka sanat dalı aracılığıyla anlaşılmasına gerek duymayacak kadar da ilerledi. Dehşetli güzel, kendi klasikleri, kendi jargonları, kendi kimsenin elini atmadığı konulara atarak kamuoyu sağlayabilen, başyapıtlar üreten sanatçıları olan dev bir alan. Türkiye Çizgi Romanı kendi yaratıcılarına da olanak sağladığında daha çok ses verecek, topluma bir değer olarak katkıda bulunabilecek bir alan.
Sonuç olarak, edebi eserlerden yola çıkarak çizgi roman aramak yerine, çizgi roman içerisinde edebi yapıtları bulmaya çalışmak daha çok mutlu edermiş insanı gibi geliyor bana.

Saygılarımla.
Firuz Kutal grafik tasarımcı, ilustrator, çizer, Oslo, Eylul 2009

29 Ekim 2009 Perşembe

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

Aşağıdaki bant karikatür 25 yıl önce Semih Poroy usta tarafından çizilmiş.

"Daha çok beklerler. Cumhuriyetimizin 86. yılı kutlu olsun. Nice Cumhuriyet dolu yıllara."

Paylaşım ve yorum - Bilgin Adalı (yazar)
Şiirsel Taş sordı çizgi roman okuru ve çizerler ve araştırmacılar yanıtladı. Mehmet Sevinç ve Emrah Çıldır çizgi romana uyarlanan klasikleri yorumluyorlar:
Mehmet SEVİNÇ (43)
İllüstratör, Karikatürist, Animatör

1- Edebiyat'tan çizgi romana uyarlamaları nasıl buldunuz? Çizgi romanımıza yararı olacak mıdır?

-Ben uyarlamalara olumlu yaklaşıyorum,bu konuda geç bile kalındı çünkü dış ülkelerde yüzlercesi yapıldı; darısı Türk edebiyatı uyarlamalarının başına.Çizgi romanımıza yararı olup olmadığını zaman içerisinde göreceğiz
Bu uyarlamaları alıp okuduktan sonra “ya başka uyarlama yoksa o zaman Zagor, Conan, Teks vs alıp okuyayım bari, çizgi roman okumak çok keyifli bir şeymiş” diye gelip de çizgi roman alana ben rastlamadım şimdiye kadar.

2- Küçük Prens, Hamlet, Romeo ve Juliet, Macbeth ve Dava uyarlamaları hakkındaki değerlendirmeniz nedir?

-Küçük Prens,Macbeth,Dava uyarlamaları hem çizgi hem de konu olarak gayet profesyonelce uyarlanmış, Romeo ve Juliet ise ucuza getirilmiş işler, nasıl olsa rüzgar esiyor bu rüzgarda ucuza maledilip yüksek bir fiyata satıp cukkayı doğrultma düşüncesi ile yayınlanmış. Romeo ve Juliet’inde çok daha profesyonelce çizilip kotarılmış örnekleri var dışarıda

Emrah ÇILDIR (25)
Çizgi Roman Çizeri, Öğrenci


1- Çok büyük bir kesimi etkilemeyecekse de çizgi roman’a faydası olacaktır. Bir çok medyada haber olarak yer aldı bu uyarlamalar. Çizgi roman hakkında fikir sahibi olmayan insanları umuyorum bu alana yavaş yavaş kaydıracaktır. (bu yayınlar devam ettiği ve halk benimsediği sürece! …arkası gelmezse bir heves olarak kalacaktır) Belki okur-yazar ebeveynler, çocukların kişisel gelişimi için onlara bu kitapları hediye edecekler ve bu sayede çocuklar da ilk defa çizginin gücünü keşfedecekler.

2- Şimdilik sadece Macbeth ve Davayı okuma imkanım oldu, diğerlerini de en kısa zamanda okuyacağım. NTV yayınlarının fiyat aralığı iyi olmasına rağmen manga olarak basılan Hamlet ve Romeo ve Juliet bana pahalı geldi. (boyut ve basım kalitesine göre) Bence okuru daha incelemeden soğutan fiyat politikası oluyor. Yayıncıların bu konu üzerinde uzun uzadıya kafa yorması gerektiğini düşünüyorum. Bizim gibi iflah olmaz çizgi roman okurlarının bile eli cüzdanına gitmiyorsa ilgisiz okur kapağın arkasına baktığı gibi rafa geri koyacaktır bu yayınları. Onun haricinde Macbeth çok güzel baskı ve kağıt kalitesine sahipken, sanırım daha fazla kar yapmak adına Dava’yı aynı özenle okura sunmamıştır. (Macbeth’i çok uygun fiyatla sizlere sunduk bırakın Dava’da biraz para kazanalım gibi bir düşünce güttüklerini düşündürdü) İçerik olarak ikisinin de kaliteli olduğuna şüphe yok, dünyaca tanınmış yazarlar zaten. (ama çizimleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim)

28 Ekim 2009 Çarşamba

Remzi Kitabevi "Kitap Gazetesi" yazarı Şiirsel Taş çizgi romana uyarlanan dünya klasikleriyle ilgili sordu, çizgi roman okurları yanıtladı. İlk yanıtlar Şener Yelkenci'den:1- Edebiyat uyarlamalarının çizgi roman kültürü içindeki yeri nedir?
Çizgi roman kültürü içinde pek bir yeri yok bence edebiyat uyarlamalarının. Yani sürekli bir okuru olacak akım olamaz. En fazla dikkati çizgi romana çekme işine yarar. Bu anlamda çizgi roman'a dönük 'çocuk işi', 'sanat değil', 'ucuz iş' türü yargıları engeller. Çizgi roman olarak yayınlanan diğer albümlere (süreğen fumetti ya da comics yayınlarına değil...) ilgiyi arttırabilir. Kısacası dönemsel bir yayıncılık anlayışı olarak görüyorum. Fakat çizgi romanın yaygınlaşması için bir fırsat olarak da kullanılabilir. Özellikle çizgi romanı yaymak isteyen kurumlar için harika başlangıç koleksiyonu olurlar. İlk gençlik dönemi için önerilen okuma listelerinde yer alamayacak olan çizgi roman yayınlarının aksine kolayca girebilecek eserlerdir (Mesela kütüphane koleksiyonlarına sorgulanmadan alınabilirler, okulların okuma listelerine rahatça konabilirler vs.)
2- Bu dört kitap gerçek anlamda Hamlet, Romeo ve Juliet, Macbeth ve Dava mıdır? Yoksa başka bir gözle başka bir yapıt olarak mı değerlendirilmeleri gerekir? Edebi metinden "yapıt/eser" olarak söz edilirken, çizgi roman uyarlamasına "ürün" tabirinin yakıştırılmasına dair bir eğilim seziyorum ve iyi bir uyarlama için bu tanımlama bana doğru gelmiyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Elbette başka bir yapıt olarak değerlendirilmeliler. Sonuçta işin içine çizgi ve renk gibi yeni yorumlar girmiştir. Sinema filmi çekilen kitaplar gibi. Her Romeo ve Juliet filmi, eserle aynı derecede sanatsal bulunmayacaktır. Bu anlamda ortaya çıkan yeni ürünü yeniden değerlendirmek gerekecektir. Çizgi romana dökülen bir eserde kaynak ne derece bir klasik eser olsa da, o çizimin dayandığı metin yazılmış ya da zihinde oluşturulmuş senaryodur. Eser bu anlamda bambaşka bir yorum olmuştur artık. Bu da bir çizgi romanı değerlendirirken orijinal eserden öte şeyler görmenizi gerektirir. Yani fason şekilde üretilen uyarlamalar, orijinal eser ne denli değerli olursa olsun, ürünün sanatsal anlamda bir çöplük olduğu gerçeğini değiştirmez. Çizgi romana uyarlama işi en az orijinal eserin yazım serüveni kadar çaba içermelidir bence.
3- Türkiyeli okurların mangayla tanışıklığı ve Everest'ten çıkan iki kitabın bu süreçteki yeri
Türkiyeli okuru ikiye ayırmak gerekir. Yayınlari orijinal dilinden takip eden okurlar ve türkçe çevirilerini okuyan okurlar diye. Manga bu anlamda her ne kadar Türkiyeli okura sahip olsa da dil sorunu olmayan bir grup tarafından takip edildiği için Türk yayıncılığı dışındaki alanı da kapsayan bir okurdur. Bu anlamda Türkçe okuyan okurları değerlendirecek olursak bence Manga bize en uzak olan yayın çeşididir. Son yıllarda çizgi filmler ve animeler ile takip edeni varsa da, türkce manga hala en az 'okunan' çr türü bence.
Everest'in yayınladığı yayınlara gelince. Ortada o kadar kaliteli manga turu varken ismen klasik bir uyarlama gibi algılanan yayınlara yönelmesi tümüyle NTV yayınlarının çok satanlar listesini alaşağı eden uyarlamaları nedeniyledir. NTV'nin geniş olanaklarıyla yaptığı tanıtımın rüzgarından yararlanmak isteyen bir kıvrak zekalılıktır. Fakat bu yayınlanan eserlerin kötü olduğu gerçeğini değiştirmez.
4- Adı geçen kitapların ÇR tekniği açısından değerlendirilmesi
Vasat hatta yer yer vasatın altındadırlar. Amerikan çizgi romanlarını geçtim, fumettilerin yerini bile alamayacak çizimlerdir. Bu, süreğen yayınları takip eden bir okur kadar, sadece adı geçen yayınları alan okurlarin bile farkedebilecekleri bir ayrıntıdır. Aralarında vasat olan sadece Dava'dır. Diğerleri onun da altındadır.
5- "Dava" zaten başlı başına madde, söylenecek çok söz olsa gerek
Valla yok.
6- Türkiye'de ÇR okuma kültürü ve şimdilerde yaşanan canlanmaya ilişkin görüşünüz nedir?
Dediğim gibi bu sadece harika bir tanıtım atağı. Televizyon gibi geniş olanağa sahip olan NTV'nin (CNBC-e ve e2 dahil) tanıtım atağı ile harika bir gaz. Bunu destekleyecek süreğen yayın pazarlama taktikleri eklenmedikçe buraya yönelen okuru kazanmak mümkün olmaz. Yani klasiklerle çizgi romana giren okurun, kaliteli çizgi roman albümlerini (graphic novel) sonra -ve en önemlisi- çıkan fumetti, comics ve frankofon süreğen yayınlarını takip etmeleri sağlanmalı.
7- Ayrıca bu sorular içinde yer almayan ama sizin önemsediğiniz başka konular da varsa, olabildiğince onları da dahil etmek isterim.
Bu patlamanın en güzel tarafı bizde de çok satanların başında Fransa'daki gibi çizgi roman albümlerini görmek galiba. Çizgi romanlar iyi bir reklam kampanyası ile albüm anlamında hatırı sayılır bir okuyucuya ulaşabiliyor. NTV yayınları gibi saygın bir yeri olan kurumlar bu işlere yöneldiğinde reklamlar karşılığını buluyor. Ama bu da beraberinde fırsatçıları da meydanı açıyor. Çizgi roman eleştirmenleri ya da çizgi roman yayıncılığına aşina yorumcuların bu gibi fırsatcılara meydan vermeyip, kötü eserleri görmezden gelmemeleri ve eleştirmeleri, iyi elma ve kötü elmayı ayırt etmeleri bu olumlu havanın sürmesini sağlayacaktır.

Şener Yelkenci (Kütüphaneci-Araştırmacı)

Düş ve Masal - Mustafa Delioğlu sergisi

Çocuk edebiyatımızın en güçlü ressamlarından Mustafa Delioğlu çocuklara okumayı ve resimleriyle de çizim yapmayı, resmi sevmeyi aşılarken sergi için çizim de yapmış. Sergisi başlıyor.
DÜŞ VE MASAL
Türk Sanatı’na ve Galericiliğine yeni bir bakış açısı ile destek veren Ormo Sanat Galerisi; Mustafa Delioğlu’nun DÜŞ VE MASAL adlı sergisinde sanatseverleri buluşturuyor. 30 Ekim- 21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan sergide, bir tavır olarak doğu ve batı sanatını tuval üzerinde birleştiren Mustafa Delioğlu, karşılaştığı sürprizlerin, kendisinde ve fikirlerinde yarattığı canlılığı, değişimi adım adım resmetmiş.
Yaşadığı coğrafyanın tarihi ve kültürel dokusunu bozmadan günümüze taşırken, kendisinin de yenilendiğini belirten Delioğlu, ORMO SANAT GALERİSİ’nde 30 Ekim 2009’da düzenlenecek olan sergisine dair; “Düş ve Masal; boyanın, kağıdın, tuvalin ve fırçanın, benimle birlikte başladıkları yolda, birlikte vardığımız yeni yerlerin keşfidir. Resim kendi içinde üç boyutlu bir alan açarak ön plana uzanan çizgiler ve oluşan düz satıhlarla derinleşiyor. Sanatçı; iyi bir şey yapıyorsa, yaptığı iş ile hayata hizmet eder, böylece hiç sıkılmadan, sürekli merakla ve iştahla devam ettiği yolda, düş ve masal içiçe geçer” dedi.
Resimlerinde; izleyenlere yaşattığı illüzyonu, renklerin çarpıcı etkisi ve deneyimleriyle birleştirerek sunan Mustafa Delioğlu, düşlerini masallarla beslemeye devam ediyor.

27 Ekim 2009 Salı

Hoz Comics ÇROP'u Mutlu Etti

Hoz Comics yayınevi 2009 yılı içinde Dylan Dog'uyınına başlayacağını duyurdu. O halde dizinin TÜrkiye'deki yayın tarihçesine bir göz atalım:
AD yayıncılık 1996 Mart'ında Dolunay Geceleri isimli öyküsüyle Dylan Dog'u orijinal 3. sayısından itibaren yayınlamaya başladı. 10 sayılık bu seride 3-12. sayılar-ilk 6 tanesi karışık olarak-yayınlandı. Öyküler sırasıyla şöyleydi:
-Dolunay Geceleri:3
-Anna Never'ın Hayaleti:4
-Canavarın Dönüşü:8
-Katiller:5
-Şeytanın Cazibesi:6
-Alacakaranlık Kuşağı:7
-Alfa & Omega:9 (bence gerçek bir Dylan Dog klasiğidir, bu öyküdeki Martinvari yaklaşım bizde yayınlanan sayılarda hala aşılamadı. Öykünün bir tür devamı Martin&Dylan ortak maceralarda yayınlandı).
-Lanetli Ayna:10
-Muhteşem Diabolo:11
-Katil:12
Daha sonra Rodeo çift sayılık seriye, Yaşayan Ölülerin Şafağı (orijinal 1. sayı) ve Karındeşen Jack(orijinal 2. sayı) ile başladı. Bundan sonra 14-15. sayıların yer aldığı 2. ciltle devam etti.
Bu arada Maceraperest, 1 adet Dylan Dog Efsane Maceralar yayınladı. Bu kitapta aylık seriden 5 adet öykü bulunur:
-Morgana:25
-Cagliostro:18 (şehir yaşamının korku öykülerinden daha dehşetli olduğunu anlatan çok ilginç bir öykü)
-Uzun Veda:74
-Ölümün Ötesi:88
-Johny Freak:81 (tüm zamanların en iyi Dylan Dog macerası olarak bilinir)
Rodeo, iki sayılık ciltler halinde Dylan'ın orijinal 59. sayısına kadar gelip bıraktı. Maalesef 13-27-30-39. sayılar ülkemizde yayınlanmadı.
Özetlersek: AD, MP efsane ve Rodeolar bizde yayınlanmayan 4 sayı dışında ilk 59 sayı ve bonus olarak 74, 81 ve 88. sayıları içeriyor.
Aylık seri dışındaki Dylan yayınları:
Rodeo tarafından 1 adet Speciale(1. özel sayı), MP tarafından yayınlanan Dev Albümlerin ilk 10 sayısı. Bu albümlerden de Hellborn Günahkarları en çok etkilendiğim albüm olmuştur. Ayrıca bu seride, Dylan'ın hiç görünmemesine rağmen 4 numaralı albümde yer alan Eve Yakın isimli macera çok ama çok ilginçtir.
Son olarak MP tarafından yayınlanan iki adet, daha çok Martin ve tayfasının boy gösterdiği Dylan Dog&Martin Mystere ortak maceralar albümü yayınlanmıştır. Bu kitapta iki adet ortak macera yer alır (orijinalinde de o kadadır zaten).
Selamlar
Lami Tiryaki
***
Bilgiler için teşekkürler Lami.
Peki, Hoz Comics'in Dylan Dog'u hangi sıralamayla yayınlayacağı belli mi? Orijinal 1. sayıdan alıp koleksiyonculara yönelik basım mı yapacaklar yoksa diziyi Türkiye'de kaldığı yerden mi devam ettirecekler? Bilgin var mı? Ve Türkiye'de yayınlanmayan 13-27-30-39 da bu yayın listesinde mi? İşin aslı, Superman Dönüyor'la yıldızı parlayan Brandon Routh'un Dylan'ı canlandırdığı sinema filminin eli kulağındayken çizgi romanın da arzı endam edecek olması sevindirici. Uzun ömürlü bir yayın olur umarım...
Aşkın Güngör
***
Bu sabah uyandığımda biraz hastaydım ve bu yüzden işe gidememiştim. Ama Dylan Dog'un yeni maceralarını okuyabileceğim zamanın yaklaştığını öğrendiğimde biraz iyileşir gibi oldum :-) İyileşmemi hızlandırdığınız için teşekkür ederim Lami Bey. Bu işe en çok müdürüm sevinecek:-)
Ahmet Burak Turan
***
Arkadaşlar Hoz Comicssahibi Sn. Haşim Öz forumumuz www.altinmadalyon.com'un üyesi ve bilgileri ilk elden alıyoruz. Yazdığına göre Rodeo'nun bıraktığı yerden ve aynı formatla devam edeceklermiş. Okuyucunun rafını bozmak istemiyorlarmış. İki sayı tek ciltte yani. Sadece yayınevi logosu değişecek.
Aşkın benim de ilk sorduğum soru aynı oldu. Yayınlanmayan sayılar için Haşim Bey aynen şu cevabı verdi: "Hele bir yola çıkalım da terkiye bibinen çok olur..." Ee gerisini varın siz düşünün artık. Ayrıca Dylan maxi'lerde-galiba üç aylık periyodlarla-yayınlanacak.
Ayrıca Kaptan Swing'in Bonelli'den çıkan 11 adet speciale'yi ekleriyle birlikte yayınlayacağını da öğrendik. Hoz, Türkiye'de yüzyılın atağını yapmaya hazırlanıyor ya bakalım hayırlısı inşallah. Arada bir Altın Madalyon'a da uğrayın, orada bol bilgi mevcut arkadaşlar.
Selamlar
Lami Tiryaki

not - Yukarıdaki sohbet ÇROP Yahoo Yazı Grubundan alınmıştır.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Red Kit beyezperdede!

Morris'in bize yadigarı olan tüm zamanların en sevilen kahramanlarından Red Kit, yeniden sinemaya uyarlandı.
Belçika-Fransa menşeili çizgiroman bir defa daha sinemaya taşınıyor. 21 Ekim'de Belçika'da gösterime giren Lucky Luke isimli bu yeni filmin, hoş bir web sitesi ve sitede filmden sahneler ile yazının sonunda da bulabileceğiniz fragmanı yer alıyor.
Web sitesinde Kalamiti Jane'den, Billy Kid'e birçok yan karakteri görebileceğiniz videolardan anlaşıldığı kadarıyla Düldül yine yorumlarıyla bizi kırıp geçirecek gibi görünüyor.
Dünyada sinemaya ilk defa Türkler tarafından Çifte Tabancalı Damat filmiyle 1967 yılında uyarlanan Red Kit, 1991 yılında Terence Hill'in oynadığı Lucky Luke ve Lucky Luke 2 gibi filmlerle ve hatta The Adventures of Lucky Luke isimli diziyle daha önce ekranlarda görünmüştü.
Jean Dujardin2009 yılının bu yeni yapımında ise Fransız aktör Jean Dujardin canlandırıyor kahramanımızı. Dudağında (eskiden sigara olan) saman, şapkasının altındaki o yay saçı ve koca burnu ile olabildiğince benzetilmiş çizgi kahramana.

Fragman - Lucky Luke (2009) - Red Kit

Kaynak - Milliyet

guncel videolar

TÜRK ÇİZER KUTLUKHAN PERKER'İN GÖĞÜS KABARTAN BAŞARISI

21.10.2009 16:32:00
Dünyanın en önemli çizgi roman yayıncısı DC Comics’ten çıkan Cairo adlı albümü ABD listelerinde bir numaraya çıkan Türkiye’nin en iyi çizeri M.K. Perker, sanırız bu kez kırılmaz bir rekora imza attı.
Perker, çizgi romanın devler ligi Amerika’da aynı anda üç ayrı yayınla bayilerde yer alma başarısı gösterdi. Yeni albümü “Insomnia Cafe”, Dark Horse yayınlarından piyasaya çıkan çizgiromanın yazarı da Perker’in kendisi. Albümün editörlüğünü sinemalarda gişe rekorları kıran Sin City ve 300 Spartalı’nın da editörü olan Diana Schutz yaptı. Aynı anda “Noir” adlı suç romanları antolojisinde de Perker’in 10 sayfalık bir öyküsüne yer verildi. Ve yine aynı anda Vertigo yayınlarından Air adlı serisinin ikinci albümü “Flying Machine” de piyasaya sürüldü.
Çizgi Roman oscarları sayılan Eisner’da da adaylığı bulunan Perker şu an dünyanın en iyi çizgi romancıları arasında yer alıyor.
Paylaşım - karikaturhaber.blogspot.com
Kaynak - medya tava

25 Ekim 2009 Pazar

Gohor - Kıyametten Sonra

21. yüzyılın ortalarında bilinen yaşam sona erdi.
Yeni kurulan düzen yok olandan pek de farklı değildi...Genetik değişim geçirerek akıl almaz varlıklara dönüşenlerin dışında! Aşkın Güngör'ün eseri "Gohor" serisi şaşırtmaya devam ediyor.

21. yüzyılın ortalarında bilinen yaşam sona erdi.Yeni kurulan düzen yok olandan pek de farklı değildi...
Genetik değişim geçirerek akıl almazvarlıklara dönüşenlerin dışında!

Gohor, yalnızca serüvenlerle dolu bir bilim kurgu romanı değil. Çevreyi, yaşamı, bilimi ve dünüyle bugünüyle insanı sorgulayan bir yapıt.
Nur İçözü, Yazar
Aşkın Güngör’ün Gohor’u, gerçekten her şeyiyle güzel bir bilim kurgu romanı. Daha önce okuduğum batılı bilim kurgu yazarlarının çoğuyla boy ölçüşebilecek düzeyde bir roman.
Bilgin Adalı, Yazar
Gohor’u özellikle tanıtmadaki amacım yerli yazarlarımızın da iyi bilim kurgu yazabildiğini göstermek ve Gohor örneğinde bunu öne çıkarmaktı.
Yrd. Doç. Dr. Necdet Neydim, Yazar

İlk basımı 2008 yılında Crea Kitap tarafından yapılan Gohor - Kıyametten Sonra, baştan aşağı yenilenen iç sayfa ve kapak tasarımıyla 2. baskısını Astrea etiketiyle yapıyor.

Erkekler Cennetinde Son Tango

Halil Gökhan'ın çok satanlar listesindeki son kitabı "Erkekler Cennetinde Son Tango" 9. sıraya geriledi: Pandora
"Bu kitabın sonunu sakın kimseye söyleme! Eğer söylemezsen kitap sana büyük iyilikler yapacak... Öncelikle başkalarının bilmemesi gereken, sadece senin bilebileceğin şeyleri söylemediğin için seni koruyacak. Bu kitap bir veda olarak yazıldı. Ve sen çok iyi biliyorsun ki kahramanlar asla veda etmez. Ve daha iyi bileceksin ki bu kitapta tangonun her kıvrak adımında tenine daha çok batan bir körlüğün mahkûmu olacaksın eğer ki bu vedayı kabul edersen. Vedanın son sözleri olarak şöyle diyorum sana: “Ey vedasız! Körsün ve bunu bilmiyorsun. Tenin gördüğünü hiç gördün mü? Görünmeyen adam siluetini aynadan gördüğün için bedeni kör bir adama bakıyorsun. O ise seni sadece aynadan görebiliyor. Onun içinden geçip gidiyorsun. Ona cenneti veriyorsun...”

24 Ekim 2009 Cumartesi

Müebbetlik Oluyoruz: Müebbet Muhabbet Geliyor

Cenk & Erdem ikilisinin yönetiminde hazırlanan "Müebbet Muhabbet" mizah dergisi 4 Kasım 2009 tarihinde bayiilerde olacak!
Çizer kadar yazara da ihtiyaç duyuyormuş dergi ben de toplantıya katıldım. Bilmem yararım dokunacak mı dergiye? Kimler mi vardı toplantıda? Suratına flaş patlatan ben ve Cenk, Erdem, Murat Bozkurt, Kutsi Akıllı, Tayyar Özkan, Necmi Yalçın, Ayşen Baloğlu, Mustafa Bayramoğlu ve Oğuzhan Kayan... İnanmayan galeriye baksın: Müebbet Muhabbet Toplantı Foto Galeri
Dergide yazmak veya çizmek isteyen olursa editor@muebbetmuhabbet.com' a yazabilirler.
Haber ve Fotoğraflar - Ümit Kireççi

23 Ekim 2009 Cuma

TENTENleri var satmasını bilmiyorlar

Tintin'i evinde görmeye gittim... Göremedim!
Geçen hafta görevli olarak Belçika-Brüksel’e gittim. Gitmeden önce “şu Brüksel’in neyi meşhurmuş bir bakalım” diye internette araştırma yaptım. Yani ülkemizi ve kültürümüzü nasıl takdir ettim bilemezsiniz. Adamların bir işeyen çocuğu, birkaç işlemeli binası, birkaç da müzesi var. Geri kalanı sıradan şeyler. Zaten gezecek fazla zamanımız olmadığı için çok da üzülmedim. Sonra bu araştırmalar sırasında bizim TENTEN diye bildiğimiz TİNTİN’in Brüksel’de bir müzesi olduğun öğrendim. Benim oğlan da TENTEN meraklısı, sevindirik oldum. Neyse yerini yurdunu adresini öğrenip boş günümüzde yollara düştüm. Yol dediğime bakmayın, zaten bir tane meydanları var gariplerin. Meydana çıkan ara sokaklardan birinde buldum adresi. Müze beklerken karşıma sadece bir dükkan çıktı. İlk şaşırmayı burada yaşadım. Neyse dışardan bir-iki fotoğraf çektim. Sonra kibarlık bizde ya, içerde fotoğraf çekip çekemeyeceğimi sordum, izin vermediler. Neyse makineyi kapayıp daldık dükkanın içine.
Eh bir hayal kırıklığı da burada yaşamadım desem yalan olur. Birkaç öğrenci malzemesi (defter, kalem, kalemtraş), bardak, t-shirt, birkaç anahtarlık, fransızca öykü baskıları ve çeşitli boylarda biblolar. Orijinal olup olmadığını pek anlayamadığım çerçeveli sahneler… Daha ne bekliyordun ki desen cevap da veremem. Zaten 50 metrekarelik küçücük dükkanı gezmek 2 dakikada bitti. Bari oğlana birkaç hediye alayım dedim ki gözlerim yerinden uğradı. Fiyatlar uçmuş ki ne uçmuş. Parmak kadar biblo 75-100 Euro arası, maket arabalar, çerçeveler defterler ateş pahası. Eklediğim bazı fotoğraflarda fiyatlar gözüküyor zaten. Yani bir defter ile plastik bir anahtarlıkla oğlanın gönlünü aldık artık.
Çizgi roman okuyucusu dostlara da bir şey alamadım kusura bakmayın. Sizin hesabınıza da bu yazı ve fotoğraflar düştü...
Fotoğraflayan Teoman Kozan - TİNTİN Fotoğrafları

Teoman Kozan

22 Ekim 2009 Perşembe

Şanlıurfa Atölyemizden Çocuk Eserleri

Yazar Filiz Tosyalı başkanlığında sanat etkinliklerini arttıran DUSOD derneğinin XS Ajans'la birlikte düzenlediği Şanlıurfa Edebiyat Şenliği'nde çocuklarla buluşarak gerçekleştirdiğimiz "ÇROP Çizgi Roman Atölyesi"nde çocuklar aşağıdaki eserleri yarattılar.

Atölyemizi belki de en iyi anlatan sözler çocuk edebiyatı yazarı Hüsnan Şeker'e ait:
"Şanlıurfa'lı çocuklar yaşadıkları birçok şeyi unutabilirler ama, çizgi roman yapalım atölyesinde yaşadıklarını asla unutmayacaklar.Gözlerindeki ışıltıları, dudaklarındaki kahkahaları, söz almak için havaya kaldırdıkları parmak uclarındaki heyecanlarına ben tanık oldu. İnanilmazdı. Muhteşemdi. Bir çocuk yazarı olarak onlara yaşattığınız bu güzellik için ben de çok teşekkür ediyorum sizlere. Daha nice çocuğa ulaşmanız, onları mutlu etmeniz dileğimle..." Hüsnan Şeker
Hüsnan hanımın sözlerine teşekkür ediyor sayın Celal Canoğuz'un deklanşöründen yansıyanları paylaşmaya davet ediyorum herkesi.
Uçaktan iniş, otelimiz, kendini çatıdan atmaya kalkan DTP çaycısı, yemekler, pazar, Harran evleri, Kültür evi alışverişi, Festival açılışı, Balıklı göl, yemeği ve hizmeti kötü binası güzel Yıldız Sarayı, Edebiyat Şenliği açılış töreni, teşekkür belgelerinin takdimi, kitap imzalayan yazarlar, paneller, müze, sürekli orada yemek yemeğe karar verdiğimiz Asmalı Konak lokantası (Belediye Arkası Karakoyun İş Merkezi yanı no 1 Ş.Urfa - 0 414 313 11 53), Storytelling (anlatı Tiyatrosu), Çiğ Köfte Yarışması, ÇROP Çizgi Roman Atölyesi, Sıra Gecesi, Atatürk Barajı, rehberlerimiz Vecide - Esra - Mülkiye hanımlar, Çifte Mağaralar, ş. Urfa'ya tepeden bir bakış, Havaalanı Kule ziyareti ve üstten manzara fotoğrafları... Tekmili birden: Ceyhan Canoğuz Urfa İzlenimleri

Muhteşem geçti bu tur arkadaşlar. Belediye görevlileri hepimizle tek tek ilgilendiler, turistik gezilerimizi yaptık, yöresel yemekleri yedik, dostlar edindik... Son derece verimli bir etkinlik oldu velhasıl. Şanlıurfa'yı görmediyseniz zaman kaybetmeden görün. Belediyeye gidin ve yardımcı olmalarını isteyin. Eminim "evet"ten başka yanıt almayacaksınız.

Ve sevgili Rıdvan Şoray bazı gazete küpurlarını taramış: Urfa Haberleri

Ümit Kireççi

21 Ekim 2009 Çarşamba

Asteriks 50 yaşında

Gosciny ve Uderzo'nun Paris'teki bir apartman dairesinde yarım saatte yarattığı ölümsüz kahraman elli yaşına bastı
Albert Uderzo ve kahramanları
M.Ö. 50 yılında tüm Galya, Romalıların işgali altındaydı. Küçük bir istisna dışında! Asteriks ve Oburiks'in birkaç yüz kişilik köyü, boyun eğmez halkıyla Sezar'ın işgalci ordusuna direnmişti. İşte bu hikâye bugün 50 yaşında.
29 Ekim 1959'da Pilote adlı dergide maceralarına başlayan Asteriks ve Oburiks, Alberto Uderzo ve Rene Gosciny tarafından Paris'teki bir apartman dairesinde 30 dakikada yaratıldı.
Yazarı öldü çizeri yaşıyor
Fransa'nın efsanevi lideri De Gaulle'ün milliyetçi sloganı 'Fransa Dünya'ya karşı' yı tiye almak için çizilen direniş hikayesi 107 dile çevrildi ve 325 milyondan fazla sattı. Hikâyenin yazarı Goscinny 1977'de öldü ama çizeri Uderzo 82 yaşında ve Asteriks ile Oburiks'i maceradan maceraya koşturmaya devam ediyor.
Salçalı kuskus ve Sezar
Asteriks ve Oburiks hikâyesi tuhaf isimli karakterleriyle ünlü. Bu karakterlerin adları çevrildikleri dillerde o kültürün espri anlayışına göre formüle ediliyor. Mesela, Türkçe'de Oburiks diye bildiğimiz şişman Galyalının adı orijinal metninde Obelix (obelisk aynı zamanda dikilitaş demek ve Obelix'in bir obelisk şirketi var). Kötü çaldığı için sevilmeyen arp sanatçısı karakteri Kakafoniks, İngilizce'ye çevrilirken Malacoustix olmuş. Abraracoucix; İngilizceye Vitalstastix, Amerikan İngilizcesi'ne de Makroconomics olarak çevrilmiş. İdefix'in İngilizce ismi Dogmatix. Orijinal hikâyeden filme çevrilen ve Gerard Depardieu'nun başrolünü oynadığı Asteriks ve Oburiks Sezar'a Karşı filminde 'Salçalı Kuskus' gibi karakterler seyretmiştik.
Sarkozy de onları seviyor
Fransa Başbakanı François Fillon da Asteriks ve Oburiks ikilisinin sıkı hayranlarından. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin de Asteriks sevgisi biliniyor. Fransa, 29 ekim geldiğinde bu güzel hikâyeyi törenlerle ve yürüyüşlerle hatırlayacak. Türkiye'de cumhuriyetin ilan edildiği tarih Galyalıların ülkesinde bayram.
Kendi halinde birkaç köylü, biraz neşe ve biraz da kuvvet şurubu...
Kaynak: Lifeinbursa.com

20 Ekim 2009 Salı

Stephen King ve Çizgi roman göndermeleri

Bugün 20 Ekim 2009 Salı.
Bugün Stephen King'in dün okumaya başladığım "Oyun" adlı romanını bitirdim. Yıllar önce "Şeffaf" ve "Oyun"u boykot ederek okumama sebebim kapaklarındaki "çıplak" kadın resimleriydi. Kitapların değeri azaltılıyormuş gibi gelmişti bana. Ucuz bir satış stratejisi diye yorumlamıştım. Yanılmışım. Kitaplar içerik olarak gene harikaydı. Ama içerik ve yazarın kalemi bana kapakları sevdiremedi.
Gelelim "Oyun"a ve çizgi roman ilişkisine. Önce özetler:
Kocasıyla göl kıyısındaki ıssız yazlığa giden ve kendini yatağa kelepçeleten Jessie ilişki sırasında kocasının ölümüyle yatağa bağlı kalır. Kurtulma yollarını ararken eve giren aç bir köpek kocasını yemeye başlayınca çok daha zor bir durumda kalır. O da yetmezmiş gibi bir de "yaratık" çıkıverir ortaya.
Gönül Suveren çevirisiyle okura sunulan romanın yayıncısı Altın Kitaplar. Elimdeki 1. baskının basım yılı Kasım 1993.
Oyun romanını ÇROP Blog'a aktarış sebebim hemen her sayfada "bu olay, bu şey, bu kollar, bu durum v.s. resimli romandaki gibiydi" cümlesine rastlanıyor olması. Hatta daha da ileri giden yazarın isim vermeden yaptığı çizgi roman göndermelerine iki isim katması: Dondi ve Tales From Crypt.

Kitabın 272. sayfasında uzun bir paragrafta yazar bir çok kez resimli roman dedikten sonra paragrafın sonunda "Çukura kaçmış gözleri kapkara, yuvarlak ve ifadesizdi. Bu gözler Jessie'ye hem resimli romanlardaki kimsesiz Dondi'yi, hem de Charles Manson'u hatırlatıyordu." cümlesiyle bir çizgi romanı işaret ediyordu: Dondi
Yukarıda bir sayfasını gördüğünüz karakter Dondi'dir. Hiç büyümeyen çocuk karakterler kategorisindeki savaş öksüzü çizgi kahramanının yaratıcıları Gus Edson ve Irwin Hasen ikilisidir. 25 Eylül 1955'te başlayan seri 8 Haziran 198'da sona ermiş. Yaratıcılarından Hasen, National Cartoonist Society 1961 v2 62'de strip kategorisinde iki defa ödül almış.
Stephen King'in "Oyun"da ortaya attığı "yaratık"la ilgili ancak finalde açıkladığı gerçeğe adım adım yaklaşırken 298-299. sayfalarda şu cümlelerde "Tales From The Crypt" adına rastlıyoruz: "Devriye arabasının arka kanepesinde oturuyordu ve bir ağustosböceği kadar gevezeydi. 'Tales From Crypt'teki öykülerin birinden kaçmışa benziyordu."
Maxwell Gaines'in 1944 yılında kurduğu, comics dünyasına hayli sert bir giriş yapan EC Comicsyayınlarından biri olan "Tales From The Crypt serisi yayınevinin 1950 çıkışlı korku öykülerini barındırıyordu. Her sayısında kısa korku çizgi romanlarına yer veren seri çizimiyle o dönemler pek gösterilmeyen kan ve dehşet sahnelerine fazlaca yer veriyordu. Bu nedenle de sansür kurulunun kırılması için bahane yarattığı gibi ilk kurbanlarından oldu.
***
Aslında bilgi çok ama galiba roman bahanesiyle bu kadarını yazmak yeterli olacaktır. Bu arada çizgi roman göndermeli bu romanı da okumak isteyeceklere baştan söyleyeyim elinizi çabuk tutun. Çok şey kaçırıyorsunuz.
Ümit Kireççi
"Çizgi Roman Hayatın İçinde"

"Kitab-ı Mukaddes" çizgi roman oldu

Eski Ahit’in Yaratılış bölümününün, cinsel içerikli ve şiddet sahneleriyle dolu çizgi roman versiyonu, kimi Hıristiyan çevrelerin tepkisine yol açtı. The Book of Genesis Illustrated adlı çizgi roman, Amerikan anaakımına eleştirel, hicivli ve yıkıcı tavrıyla bilinen, yeraltı çizgi romanının yaratıcısı ünlü çizer Robert Dennis Crumb’ın imzasını taşıyor
Ünlü çizer Robert Dennis Crumb’ın bu ay piyasaya çıkan çizgi romanında, Kitab-ı Mukaddes’te anlatılan karakterler birbirileriyle cinsel ilişkiye girerken resmedilmiş ve romanın bazı karelerinde abartılı şiddet sahneleri bulunuyor. Crumb, çizgi romanı hakkında, “Kitab-ı Mukaddes’in Tanrı’nın kelamı olduğuna inanmıyorum. Ben bunun, baştan sona, tarihsel gerçeklikle zayıf bir ilişkisi olan mitolojik bir hikâye olduğunu düşünüyorum” diyor.
Crumb’ın, Yaratılış’ın çizgi romanını yapma hikâyesi 15 yıl öncesine dayanıyor. Eski Sümer mitolojisini merak eden Crumb’ın, okumalarının sonunda, karşısına, Sümer mitlerinin Yaratılış’ta anlatılan hikâyelere çok benzediğini anlatan bir çalışma çıkıyor. Bunun üzerine Crumb, Yaratılış’a dalıyor ve çizgi roman fikri ortaya çıkıyor.
Kutsal kitabı karalamak gibi bir niyeti olmadığını söyleyen çizer, her şeyi açığa vurma fikrinin çok cezbedici geldiğini anlatıyor.
Britanya’daki Hıristiyan Enstitüsü’nün başkanı Mike Judge, “Eğer kendi uyarlamanızı yapacaksanız, hassasiyet göstermelisiniz. Kutsal kitap birçok insan için çok önemli ve hak ettiği saygıyı görmeli” diyerek kitabı eleştirirken, Kitab-ı Mukaddes’in tercümesi, basımı ve dağıtımı üzerine çalışan, Bible Society kuruluşundan bir sözcü, “İnsanları şaşırtabilir ama kutsal kitapta çıplaklık, seks ve şiddet vardır. Bu yüzden gerçek insanlar ve onların gerçek hikâyelerini anlatır” diyor.

Kaynak - Taraf

19 Ekim 2009 Pazartesi

Yahudi Gençliği Yahudi Soykırımını Pornodan Öğrenmiş

İsrail yönetimi Gazze'li sivillere fosfor ve misket bombalarıyla saldırdığında kaleme aldığım aşağıdaki yazıyı o zamanlar www.tersninja.com'da yayınlamış, gündem geçince ÇROP Blog'a aktaramamıştım. Üzüntülü üzüntülü gezerken rastladığım ressam Arslan Eroğlu üstadla derdimi paylaştığımda aldığım yanıt "İsrail bu, Ümit bugün yarın gene yapar bir şeyler" oldu.
İsrail gene gündemimizde. Bu defa Mescid-i Aksa işgali, yerleşkeleri sürdürme ve v.s.leri ile. Yazıyı kullanmaktan hoşlanmadım. Kötü olaylara sevinilmez ki!

2007 yılında Ari Libsker’in yazıp yönettiği “Stalags - Holocaust and Pornography in Israel (Stalags: Soykırım ve İsrail’de Porno)“ adlı belgesel filmi inanılmaz ve utanç verici bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Belgesel bir çok tartışmayı başlatırken üstü örtülmeye çalışılan rezalet açığa çıktı: 1960 İsrail gençliği Nazilerin Yahudilere uyguladığı soykırımı pornodan öğrenmiş!
Söz konusu belgesele geçmeden önce İsrail ve öncesini kısaca hatırlamakta yarar var. 1945 yılıyla II. Dünya savaşı son buldu hatırlanacağı üzere. Nazilerin; başta Auschwitz, toplama kamplarında binlerce Yahudiyi gaz odalarında, fırınlarda, işkencelerle öldürmeleri sona eriyor, sağ kalan Yahudiler özgürlüklerine kavuşuyor. Aileler dağılmış, yüz binler ölmüş, kalanlar da travmalarla yollarına devam etmek üzere açık havaya çıkıyor.
İnsan nedense bunca acıyı çeken bir halkın bilgece düşünce seviyesine ulaşacağını, dünyaya barış gelsin artık ölümler ve savaşlar olmasın diye mesajlar vereceklerini, dünyaya örnek olacaklarını falan sanıyor. Nerde?
Yahudi terörü başlıyor ve İngiltere Amerika’yla anlaşıp bir ton para sayıp Araplardan toprak satın alarak 1948’de İsrail’i kuruyor ve Yahudiler devletlerine kavuşuyor. Burada da günümüze kadar gelen süreçte hiç de bilgece, barışçı davranmadıkları malumumuz.
Bu arada Nazi faşizmi o derece nefret edilen bir şey oluyor ki dünya edebiyatı, sineması, tüm sanatları başta Yahudi soykırımı olmak üzere hemen her tür yanlışı ve insan dışılığı dünya kamuoyuna sunuyor tüm çıplaklığıyla. Sanatın amacı bu tarz düşüncelerin bir daha yeryüzünde görülmemesi.
İsrail ise inanılmazı gerçekleştiriyor ve Auschwitz’de gerçekleşenlerden esinlenildiği ileri sürülen STALAGS adlı porno seriyi 1960 gençliğine sunuyor. O yıllarda elden ele dolaşan ve sıradan gazete bayilerinde bile bulunabilen bu romanlar daha sonra en ünlü sayı “I Was Colonel Schultz’s Private Bitch, (Albay Schultz’un Özel Fahişesiydim)”in basılmasıyla polisçe toplatılarak yok edilmeye çalışıldıysa da bugün hala ikinci el tezgahlarında veya underground ortamlarda halen bulunmaktadır.
Nedir bu pornografik Stalags? Ari Libsker ortaokullu çocukların bile elinde gezen ve yok satan bu cep kitaplarından bahsederken “I realized that the first Holocaust pictures I saw, as one who grew up here, were of naked women, (burada büyümüş biri olarak, soykırımla ilgili gördüğüm ilk resimlerin çıplak kadın resimleri olduğunu farkettim) (Çeviri hatasını düzelten Kafka nikli arkadaş)” diyor.
İşte Stalags özetle bu. Açarsak…
Stalags serisi öyküleri Auschwitz’de geçmektedir. Bu seriye göre toplama kampında son derece seksi Nazi subayı kadınlar bulunmaktadır ve bu hanımlar esir düşen Amerikan ve İngiliz subayları başta olmak üzere hemen her yakışıklı tutsak erkeğe sadistçe işkenceler yaptıktan sonra tecavüz etmektedir. Bununla birlikte kampta bulunan “Block 24” adlı özel bir zevk merkezinde Yahudi kadınlarının bazı hizmetlerde bulunduğu K. Tzetnik imzalı “Doll’s House” romanıyla yine 1953 yılında hafızalara kazınmış.
Ari Libsker’in 60 dakikalık belgesel filmi “Stalags - Holocaust and Pornography in Israel (Stalags: Soykırım ve İsrail’de Porno)“, özellikle çocukluğunda şahit olduklarını kapsamakta. 1960’larda 14 yaşlarında olan gençlerin atalarının başına gelenleri pornodan öğrenmesi bugün ne çok baş ağrıtıyor. Günümüzde yetişkin insanlar olan o zamanın gençleri şimdilerde 55-60 yaş arasındalar ve İsrail’in yönetimi şimdi bunların elinde. Sonuçları da aşikar.
Bazı İsrailli ileri gelenler yıllarca Stalags serisinin “yabancı kaynaklı” olduğunu iddia etmiş olsalar da belgesel birilerinin hatıratıymış gibi kaleme alınan pornografik öykülerin aslında sapına kadar Yahudi olan yazarlara ait olduğunu ortaya koymuş. Dünya basınında geniş yankılar bulan belgeselin ortaya çıkardığı gerçek Stalags serisinin çeviri havasında basıldığıdır. Uyanık yazar-yayınevi takımı Amerikan/İngiliz menşeili olarak göstermişler seriyi ve bazı muhafazakar Yahudiler hemen olayı Anti-Semit’çilere bağlamışlar.
***
Yaklaşık bir sene önce bir gazete haberinde rastlamıştım Stalags’a. Orada kısaca ve; şimdi geriye bakınca görüyorum, uydurukça haber yapılmış bu rezalet. Meğerse koskoca bir İsrail gençliğine köklerini, acılarını, şehitlerini, kaybedilen masumlarını, atalarını ama hepsinden önce insanlığını ve ders çıkaracağı tarihinin en önemli kesitini unutturmuş bir seriymiş Stalags! Soy kırımı ve Nazi katliamlarını “İri memeli kadınlı kamp yeri” olarak yorumlayan o zamanın İsrail gençliği bugün neler yapıyor ortada….
Bilgelik… Bu alt yapıyla beklenebilecek son yer İsrail gibi görünüyor.
Belgeselin ülkemizde gösterime gireceği veya cd’lerinin ulaşılabilir olacağı günleri iple çekiyorum. Dilerim bugünkü İsrail yönetimini anlamak isteyen dünya liderleri de ne tür mastürbasiyonistlerle uğraşıldığını öğrenmek için bu seriyi bulur okur veya belgeseli izlerler.
Not: Merak edenler youtube’da “Ari Libsker” adıyla yapabilir. Özellikle; maalesef her ülkede olan, genç maço erkek askerin söylediklerini iyice dinleyin derim.
Bu yazıyı masum sivillere ve sağduyulu İsrail'lilere adıyorum.

Kaynaklar:
http://www.nytimes.com/2007/09/06/world/middleeast/06stalags.html?_r=1 makale
www.stalags.com/ belgesel resmi web sitesi
http://www.filmforum.org/films/stalags.html gazeteci yoruları

Ümit Kireççi

18 Ekim 2009 Pazar

"Altın Madalyon" Kaliteli Forum

Henüz kurulalı bir-iki ay oldu çizgi roman forumu Altın Madalyon'un ve hepi topu "55" üyesi, "87" konusu ve "464" mesajı var. Alınan bilgilere göreyse üyelerin çoğu çizgi roman editörü, çevirmeni, yayınevi sahibi, çizer ve yazarlardan oluşuyormuş. "İlkeli yönetimi" ve "seviyeli sohbetleri"yle Altın Madalyon çizgi roman dünyamızın birleştirici sohbet alanı olmaya aday.
http://www.altinmadalyon.com/
Hala üye olmadıysanız... Olun!

17 Ekim 2009 Cumartesi

ÇROP, İletişim Kongresinde

19 Ekim 2009 Pazartesi
October 19, 2009 Monday
13:00 – 14:00
Ümit Kireççi / Rıdvan Şoray
Çizgi Roman Atölyesi / Learning With Cartoons
EliteWorld Prestige Hotel - Taksim
Şehit Muhtar Caddesi No:42 34435 Taksim/Istanbul/TURKEY
http://www.tiaistanbul.org/
Tam program için croplatform@gmail.com adresine yazabilirsiniz.

16 Ekim 2009 Cuma

ÇROP'un Dünyadaki Yeri

wordpress'in mahkemece kapatıldığı dönemde zorunlu bir taşınmayla blogspot'da hizmet vermeye başlayan Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) yeni yuvasında "1" seneyi az geçti. Bu süre içinde hemen hemen sadece çizgi roman bilgi paylaşımı yapan ÇROP Blog hayli de ilgi gördü. Bazı gedikli yazarların yanı sıra bir çok çizgi roman okurundan gelen çizgi roman merkezli yazı, özet, haber aktarımını da ÇROP Blog üzerinden diğer okurlarla paylaştı. Aşağıda bu paylaşımlarımızın sayısal değerlerini bulacak, ÇROP Blog'un dünyadaki sıralamasını göreceksiniz:
www.alexa.com 'un istatistiksel verilerine göre ÇROP Blog şu sıralar:
Dünyada en çok tıklanan 956,357 site/blog (geçen hafta 927 binlerdeydi)
Türkiye'de en çok ziyaret edilenler sıramalasında da 21,300 (yaz aylarında bir ara 11 bine tırmanmıştı)
Bize link veren sayısı - 25 (Çoğu arama motoru)

marvelcomics.com: Dünya - 2,819 / Türkiye -6,885 / Link - 5,786
dccomics.com: Dünya - 11,537 / Türkiye - 39,820 / Link - 4,222

Türkiye'deki diğer çizgi roman site/blog'larından bize en yakını dünyada 2 milyon civarında, türkiye'de de 60 binlerde şu sıralar. Çizgi roman forumlarında ise bizi geçebilen sadece cizgiliforum.com.

En çok ziyaretimizi hiç etkinlik ve üyelerimize haber duyurusu yapmadığımız bir günde aldık: 1147 ziyaret
Şu anki ortalama ziyaretler: 300-350 arası (250'ye düştüğü gibi 400'ü aştığı oluyor)

16 Ekim 2009 saat: 08.55 ve ziyaretçi sayımız - 121,457 kişi

Şu anda iletişim kurmak için oluşturduğumuz ağ :
Yahoo Group http://groups.yahoo.com/group/croplatform/
BLOG http://cizgiromanokurlariplatformu.blogspot.com/
Deviant http://cizgiromanokurlari.deviantart.com/
Facebook Group http://www.facebook.com/group.php?gid=47270884013
Twitter http://twitter.com/cizgiroman
FriendFeed http://friendfeed.com/crop

Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) olarak 23 Nisan 2006 da yahoo grup olarak Çizgi Roman "Sanatına Sahip Çık" sloganıyla yola çıkışımızın ardından geçen 3 senelik süreye rağmen hala yolun başında olduğumuza inanıyoruz.
Daha çok okur ÇROP'a katılır, daha çok okur bilgi paylaşır, daha çok okurla proje üretir, daha çok okurla proje uygular ve daha çok çizgi roman okuru kazanırsak bir nebze ilerlemeyi ancak o zaman katetmiş oluruz!

Daha yolun "çok" başındayız :)

Logicomix - "Gerçeğin" Destansı Aranışı

Bir filozof neden matematikçi olur
Matematik çizgi roman oldu. Hatta Ama-zon’da satış rekorları kırıyor. “Logicomix: An Epic Search for Truth” (Logicomix: Gerçeğin Destansı Bir Arayışı) adlı kitap bilgisayarın henüz icat edilmediği bir dönemde matematiksel aklın deliliğe karşı savaşını anlatıyor.














Kitabın baş karakteri, 20’nci yüzyılın en büyük filozoflarından İngiliz Bertrand Russell. Kitapta, Russell’ın deliliğin pençesine düşmemek için kendisini matematiğe adaması anlatılıyor. 300 sayfalık roman boyunca Russell, düşünürler, matematik devleri, iki eşi ve arkadaşının eşi ile ilgili gizli duygularını matematiksel mantık temelinde anlatıyor.

Resmi İnternet Sitesi - Logicomix
Haber - Hürriyet

Adriano Celentano çizgi kahraman oluyor

Ünlü İtalyan şarkıcı Adriano Celentano, yüzünün bir çizgi filmde kullanılmasına izin verdi.

İtalyan basınında yer alan haberde, erotik çizgi roman çizeri Milo Manara'nın yapacağı filmin baş kahramanının, Celentano'nun yüzünü kullanacağı belirtildi.
Basında çıkan haberlere göre, genç bir adamın öyküsünü anlatan çizgi film, herbiri 26 dakika, 26 bölümlük bir dizi halinde Sky Italia kanalında yayımlanacak. Çizgi film için yazılan senaryoları değerlendirmekle görevli Vincenzo Cerami, Corriere Della Serra gazetesine yaptığı açıklamada, çizgi filmin Celentano'nun hayatını konu almayacağını belirtti.
La Repubblica gazetesi ise konusu "çok gizli" tutulan çizgi filmin, doğal çevrenin korunması ve beslenme hakkı gibi Celentano'nun üzerinde durduğu konulara değineceğini ve filmde Celentano'nun parçalarının yer alacağını belirtti.
Basın, çizgi filmin, Celentano'nun 1966 yılında söylediği "Il Ragazzo della Via Gluck" (Via Gluck'ten gelen oğlan) şarkısının adını olacağını yazdı.

Kaynak - CNN turk

15 Ekim 2009 Perşembe

Manga Kapital Dilimize Kazandırıldı

Yordam Kitap, Karl Marx'ın temel eseri Kapital'in manga (Japonlara has çizgi roman formu) versiyonunu yayınlıyor! Japon yayınevi East Press'in Aralık 2008'da satışa sunduğu, dünya çapında yankılar uyandıran eserin Türkçesi 16 Ekim 2009 günü Yordam Kitap tarafından satışa sunuluyor.
Kapital Manga, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx'ın başyapıtı Kapital'i manga tarzında öyküleştiriyor. Kapital'in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi odağı haline geliyor.
Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan Kapital Manga'nın özgün basımı 15 Aralık 2008'de Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de ilgi çeken eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı, satış rakamı kısa sürede 100 bini geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Japon Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi H. Can Erkin tarafından Japonca aslından Türkçeye çevrilen kitapla Kapital'in teorik özü ve kavramları rahat okunur bir tarzda okurların dikkatine sunuluyor.
Eserin baş kahramanı Robin, babasıyla birlikte peynir üretip pazarda satmakta iken, zengin olmak hayaliyle kapitalist girişimci Daniel'le iş ortaklığına girerek bir peynir fabrikası kurar. Ne var ki, çok geçmeden babasının paylaşımcı değerlerine isyan ederek giriştiği bu işte, başkalarına zarar vermeden, işçileri acımasızca sömürmeden başarılı olmanın imkânsız olduğunu anlar. Robin, kapıldığı çarkın içinde yol almaya devam ederken, bir yandan da derin bir iç huzursuzluğu yaşamaya başlar...
Manga, güçlü çizgileri, sağlam kurgusu ve çarpıcı öyküsüyle okuru sararken, bir yandan da kapitalizmin işleyiş mantığını gözler önüne serer ve okuru Kapital'in kavramlarıyla tanıştırır.
Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital'in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital'i okuma hayalini hayata geçirememiş okuyucular için... Hem Kapital'in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için...
Birinci cildi 1867'de yayınlanan Kapital'in Almanca aslından çevirisini, iktisat alanındaki iki yetkin çevirmenin, Nail Satlıgan ve Mehmet Selik'in imzasıyla, önümüzdeki aylarda okurlarla buluşturmayı planlayan Yordam Kitap, Kapital Manga'nın 2. cildini ise 4 Ocak 2010'da yayınlayacak. Yayınevi ayrıca, sosyalizmin en yaygın eseri sayılan Komünist Manifesto'yu da İtalyan grafik sanatçısı Rodolfo Mercenaro'nun çizgileriyle önümüzdeki haftalarda okurlara sunacak.
Manga Nedir?
Manga, kökleri Japon kültür tarihinin derinliklerine inen bir çizgi-roman türüdür. 18. yüzyıl başlarından itibaren geniş okuyucu kitlesine hitap eden bir tür olarak yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüz Japonya'sında ise yılda 10 binin üzerinde manga kitap ve üç yüzün üzerinde de süreli manga dergi yayınlanmaktadır. Son yıllarda Japon mangaları her yıl daha çok dünya diline çevrilmeye başlamıştır.
Kapital Manga'nın yayıncısı East Press, dünya ve Japon klasiklerini temel alan manga serisiyle dikkatleri topladı. Çok sayıda edebiyat, felsefe ve iktisat konulu klasiği manga öyküsü haline getirdi. Bu seri içerisinde hiç kuşku yok ki, içeriğinin yoğun ve karmaşık yapısı nedeniyle birçok okurun başlamaya çekindiği Kapital'in uyarlandığı manga versiyonu en başarılı çalışmalardandır.
Kapital Manga Cilt: 1Karl MarxYordam Kitap / Manga Dizisi
Etiket Fiyatı : 10,00 TL
idefix Fiyatı : 7,50 TL (%25 indirim!)

Paylaşım - Şener Yelkenci

Kayıp Dünya Geri Döndü

2001 yılında ilk sayısını yayınladığımız ve ilk yıl 15 günde bir, ardından aylık yayınlarla hayatımıza giren Kayıp Dünya’yı bir süre önce kapamıştık. Ancak birçok web sitesi ve blogda bu kapanmaya sitem eden yazılar yayınlandı. Bana ve eşime, gerek arkadaşlarımız, gerekse eski okurlarımızdan gelen “Kayıp Dünya’yı yeniden açın!” şeklinde yoğun bir talep ve baskı vardı.
Biz de bu isteklere tepkisiz kalmadık ve Kayıp Dünya‘mızı, 1 Ekim 2009 itibarıyla, yeni özellikler ve projelerle tekrar hayata geçirdik. Konularımız aynı: Bilimkurgu, Fantastik Edebiyat ve Mitoloji alanlarında amatör/profesyonel yazarların Hikaye ve Makaleleri.
Bilmeyenler için bir not: Kayıp Dünya’daki yazıların diğer benzer isitelerden farkı yazıların sadece ve sadece burada yayınlanabilir olmasıdır. Yani yazarlarımız sadece Kayıp Dünya okurları için üretmekteler!
Daha önce aylık bir online yayın olarak karşınızda olan KD, artık gelen her yeni yazının en üste eklenmesi mantığıyla çalışacak. Eski ve aramıza yeni katılacak olan yazarlarımız, kendilerine ait “yazar paneli”ni kullanarak resim, ses dosyası, video ve istedikleri her şekilde yazılarını hazırlayıp, sistem içerisinden editör onayına gönderecekler.
Yazılara yorum yapmak da artık çok kolay. Hiçbir üyelik gerekmeden artık tüm yazılara yorum yapılabiliyor. Avatar’lar artık Gravatar.com‘dan geliyor ve kullanıcı ve yazarlarımız kişisel resimlerini buradan istedikleri gibi değiştirebilecekler.
Bitmedi!
Daha önceden sayısız kitap hediye ettiğimiz yarışmalarımız gelişerek ve sürpriz anlarda okurların karşısına çıkarak devam edecek.
En çok yorum yapanlar listesine giren kullanıcılar sürpriz hediyeler ve avantajlar!
ve daha birçok yeni sürpriz…
Kayıp Dünya topraklarına ayak basmak için daha ne bekliyorsunuz?

Altuğ Gürkaynak
Mr_Goodbytes

14 Ekim 2009 Çarşamba

Behiç Ak'tan Çocuklara

Mizah ustası sanatçı Behiç Ak'tan kentsel değişim ve yitirilen değerler üzerine düşündürücü bir İstanbul öyküsü!
Bant çizgi romanının büyük ustası Behiç Ak karikatür, bant karikatür, bant çizgi roman, tiyatro oyun yazarlığının dışında çocuk edebiyatında da eserler üreten başarılı bir sanatçı.
Çizgi romanımızın bu çok yönlü sanatçısının Günışığı Kitaplığı'ndan çıkan "Vapurları Seven Çocuk" kitabının sanatçıya ait resimleriyle çok beğenileceğine inanıyoruz.

RED KİT PAPATYA KASABASI’NDA

Yeni kurulan Papatya Kasabası’nda düzeni sağlamakla görevli Red Kit, bütün kanunsuzlara, yine Daltonlara ve Daltonlar tarafından kışkırtılan Kızılderililere karşı kurnazca mücadele eder…
İlk kez 1983’te Dargaud tarafından yayımlanmış olan, Morris-Goscinny imzalı Papatya Kasabası, Ekim ayında gösterime girmesi planlanan yeni Red Kit filminde esas alınan albüm. Red Kit’i Fransız aktör Jean Dujardin canlandırıyor.
Red Kit / Papatya Kasabası
46 sayfa, 10 TL

13 Ekim 2009 Salı

Şanlıurfarfa "ÇROP çizgi Roman Yapalım Atölyemizin" Haberleri

Çizgi Roman Yapalım
11 Ekim 2009 Pazar Saat 15:46
“1. Edebiyat Şöleni” kapsamında düzenlenen “Çizgi Roman Yapalım Atölyesi”ne Şanlıurfalı miniklerin ilgisi yoğun oldu.

Peygamberler Şehri Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında düzenlenen “1. Edebiyat Şöleni” kapsamında Karakoyun İş Merkezi önünde kurulan dev çadırda minik çocuklara yaklaşık 2 saat çizgi-roman tekniğiyle keyifli anlar yaşatıldı. Şanlıurfa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nce TURKCELL’in de katkılarıyla gerçekleştirilen “5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında düzenlenen “1. Edebiyat Şöleni” kapsamında düzenlenen “Çizgi Roman Yapalım Atölyesi”ne Şanlıurfalı miniklerin ilgisi yoğun oldu. Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) Kurucusu, Edebiyat Şenliği’nin Organizasyonunu gerçekleştiren DUSOD Derneğinin Üyesi Sanat Yönetmeni Ümit Kireççi’nin idaresinde Rıdvan Şoray’ın çizimleriyle renk kattığı etkinlikte minikler hayli ilginç fikirler sundular. Çizgi roman sanatının ülkemizde hak ettiği değeri görmelidir diyen Sanat Yönetmeni Ümit Kireççi, “Kısaca Teksa-Tommiks denilen ve küçümsenen ülkemiz, çizgi romanı bir sanat dalı olarak görmeli bu konuda müzeler açmalı ve sanatçılara değer vermelidir” dedi. 2008 yılından bu yana Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) olarak Türkiye’yi karış karış dolaştıklarını çizgide yetenekli genç ve çocukları atölyeye kazandırdıklarını kaydeden Kireççi çizgi roman sanatını hak ettiği yere getirmeye çalıştıklarını söyledi. Minikler kendilerini bu imkanı sunan Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba’ya teşekkür ettiklerini kaydettiler.
http://www.sanliurfa.com/news_detail.php?id=12804

YEREL BASINDA KÜLTÜR SANAT
Yazar ICA-Yaşam Tasarım Uzmanı Koç Filiaz Tosyalı’nın başkanlık yaptığı toplantıda, Şanlıurfalı Gazeteci-Yazar Naci İpek, Köşe Yazarı Mehmet Göncü, Misbah Hicri ve festivale konuk olarak katılan Çizgi-Romancı Ümit Kireççi davetlilerle söyleşi yaptı.

edebiyat şenlği yazarlar sohbet
by sanliurfasembolgazetesi

Şiir Şöleni
Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali kapsamında 1. Edebiyat Şöleni kapsamında Şair Nabi Kültür Merkezi'nde şiir dinletisi ve öykü anlatımı yapıldı
“Peygamberler Şehri Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında organize edilen “1. Edebiyat Şöleni” kapsamında Şair Nabi Kültür Merkezi’nde şiir dinletisi ve öykü anlatımı yapıldı. Turkcell’in katkılarıyla Şanlıurfa Belediyesi tarafından organize edilen “Peygamberler Şehri Şanlıurfa 5. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” kapsamında düzenlenen “1. Edebiyat Şöleni”nde şairler Şanlıurfalılarla buluştu. Ülkü Kireççi’nin organizatörlüğünü yaptığı Şair Ayhan Can’ın keman dinletisi ve şiirleriyle renk kattığı etkinlikte Nebahat Ercan, Gülay Birkl, Hüsnan Şeker, Bekir Şirinoğlu, Şükrü Algın ve Remzi Kara birbirinden güzel şiirlerini seslendirdi. Etkinliğin ikinci kısmında ise davetlilere çizgi roman tekniği ile öykü anlatımı gerçekleştirildi. Yazar Filiz Tosyalı’nın anlatımında Rıdvan Şoray’ın müthiş çizimleri ve Ümit Kireççi’nin oyunlarıyla özellikle çocukları oldukça eğlendiren öykü anlatımında Dedekorkut’tan günümüze miras kalmış olan anlatı geleneğiyle bir oyun tiyatrolaştırıldı. Şanlıurfa Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, şiir dinletisine katılan şairlere birer şükran belgesi takdim etti. Etkinliğe Belediye Başkanı Fakıbaba’nın yanı sıra Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın ve Mehmet Fevzi Yücetepe ile çok sayıda sanatsever katıldı.
http://www.urfahabermerkezi.net/haber_detay.asp?haberID=5433

Diğer haberler:
63 Haber
Şanlıurfa Sembol
Medya73r
LPG Haber
Güneydoğu
Şanlıurfam
11 Nisan
Kent Haber

12 Ekim 2009 Pazartesi

Bodrum Atölyemizden Mesaj Var

Bodrum'da gerçekleşen DUSOD-KİBATEK Sempozyumunda Ümit Kireççi - Hande Dilek Akçam ikilisi "ÇROP Çizgi Roman Yapalım Atölyesi"yle yer almış, çocuklarla iki ayrı atölyede iki ayrı öykü ve çizgi roman yaratmıştı. İşte o atölyelerden mesaj ve eserler geldi:
"Sayın Ümit Bey,
ekte öğrencilerin çizimlerini görebilirsiniz. Öğrencilerimiz, matematik dersinde de, geometrik şekilleri kişileştirip hikayeler yazdılar. Yaratıcılıklarını ortaya koymalarına olanak sağladığınız için teşekkür ederim

İyi çalışmalar dilerim.
Deniz A. Sırmaçek
Bodrum Özel Marmara İ.Ö.O
1. Kademe Müdür Yardımcısı
"

Bir daha buluşana kadar Bodrum'a sevgiler,
ÇROP

Linkler

Related Posts with Thumbnails