15 Mart 2012 Perşembe

81 İlde "Sokakta Çizgi Roman Okuyoruz" Etkinliği

48. Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında 26 Mart Pazartesi günü 12.30-13.00 saatleri arasında 81 ilde şehir merkezlerinde, büyükşehirlerin ilçelerinde toplumun kitap ve kütüphaneye ilgisini çekmek, toplumda okuma alışkanlığıkonusunda farkındalık yaratmak için; kütüphaneciler, bilgi ve belge yönetimi bölümü öğrencileri, akademisyenler, yazarlar, çizerler, yayıncılar, okurlar hep birlikte Kitap okuyacağız. Kitap okuma etkinliğine; Okul Kütüphanecileri Derneği, Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) ve Türkiye’nin birçok Üniversitesinde okuyan Toplum Gönüllüsü Gençler destek olacak.


Toplumun kütüphanelere, kitaba ilgisinin arttığıkütüphane haftasında; kütüphaneler, kütüphanecilerin dernekleri, birbirinden farklıetkinliklerle tüm Türkiye’de kütüphane haftasını coşkuyla kutlayacak.
48. Kütüphane Haftasının açılış günü, 26 Mart 2012 tarihinde saat 12.30-13.00 arasında 81 ilde eş zamanlı gerçekleşecek olan kitap okuma etkinliğimize ve “Bilgi Toplumu Çoğullaştırır” temasıyla kutlanacak olan kütüphane haftasında yapılacak tüm etkinliklere destek ve katılımınızıbekliyoruz.
Gerçekleşecek kitap okuma etkinliğine ÇGYD yönetim kurulu olumlu cevap vermiştir.
Yeni göndereceğim basın bültenlerinde ÇGYD'nin de Kitap Okuma Etkinliğine destek verdiğini belirteceğim.
Hedef 81 İl ama kaç ilde hayata geçireceğiz onu zaman gösterecek.
İllerde bu çalışmayı İl Halk Kütüphane Müdürlükleri de destek oluyor.
Tüm Valiliklerle yazışmalar yapıldı, tüm eğitim ve kültür kurumlarına valiliklerce bilgi gönderildi.
26 Mart Pazartesi Günü
Ankara'da Güven Park'da
İzmir'de Konak Saat Kulesi Önünde
İstanbul'da Galatasaray Lisesi önünde saat 12.30-13.00 arası kitap okuyacağız...
Diğer illerin bilgileri bize ulaştıkça paylaşacağım
ÇGYD üyelerini bu çalışmada görmek bizleri mutlu edecektir.

Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Merkezi adına
Genel Başkan Yardımcısı
Aydın İleri

Not 1 - Katılacak olanlar lütfen croplatform@gmail.com adresine yazsın, buluşalım, tanışalım, eğlenelim :)


2 - Etkinlikte çekeceğiniz tüm fotoğrafları bekliyoruz :) Buradan paylaşalım, paylaştıkça çoğalalım!

Ümit Kireççi

Ulaşılabilir Sanat Eserleri ve Sanat Kitapları Sunan Bonvagon 25 TL Kazandırıyor!

Henüz tanışmamışlar için belirtelim. Bonvagon, “gezer, seçer, getirir!” mottosuyla geçtiğimiz Eylül ayında yola çıkmış ve kısa sürede popüler hale gelmiş bir alışveriş kulübü. Her gün sıradışı tasarım ürünler, özenle seçilmiş markaları %70’e varan fiyatlarla üyelerine getiren site, diğer sitelerden farklı olarak sanatsevere kategorisi ile sanat meraklılarının da en sık ziyaret ettiği sitelerden biri olmayı başardı. Dünyanın dört bir yanından birçok sanatçıya ait eserleri ve sınırlı sayıdaki edisyonları ulaşılabilir fiyatlarla üyeleri ile buluşturan site aynı zamanda sanat kitaplarına yer vermeyi ihmal etmiyor. Daver Darende, Sedef Yilmabasar gibi birçok ünlü Türk sanatçının yanında Metropolitan Museum of Art gibi dünya müzelerinden de ürünler de Bonvagon'un portföyünde..
Türk tasarımcıları buluşturdu!
Bonvagon’u heyecanla takip etmemizin bir diğer sebebi de tematik kampanyaları. Bu hafta Sıra dışı Tasarımcılar, Konuşan Tasarımlar isimli kampanyasıyla Türkiye’den seçtiği 27 tasarımcıyı, en orijinal ürünleri ile birlikte tasarım tutkunlarının karşısına çıkarıyor. Aida Pekin, Karaca Erdem, Dani Benreytan, Itır Saran’ın da içlerinde bulunduğu tasarımcıların eşi görülmemiş tasarımları sadece bir kaç tık ile ulaşılabilir hale getiriyor. Gelecek aylarda bizi bekleyen sürprizlerden ilk önce haberdar olmak için merakla Bonvagon’u takip ediyoruz. http://www.bonvagon.com/?utm_source=bumads&utm_medium=bumadsblogs&utm_campaign=designweek’a hala üye olmadıysanız, acele edin deriz. Çünkü Mart ayı boyunca Bonvagon'a davet ettiğiniz her arkadaşınız sayesinde hem siz hem de arkadaşınız 25TL kazanıyor!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Astonishing X-Men Omnibus Olarak Yayımlandı

Marmara Çizgi'nin dilimize kazandırdığı Astonishing X-Men çizgi romanının 4 cildinden oluşan yayımlandı.
Ciltlerde bulunmayan ama orijinalinde yer almış olan 6 sayfalık "X-Men 101 bölümü"nü içeren omnibus 4 cilt boyunca yapılan bütün göndermeleri açıklıyor.
Toplamda sadece 100 adet satışa çıkmış. Hepsi elle numaralandırılmış. Şömizli, hard cover bez ciltli... Hala satışta olanlar var, bulamayanlar Marmara Çizgi'nin Dükkanına uğrayabilirler.


Veee artık "Omnibus" kavramı ülkemizde de uygulanmış oldu, teşekkürler Marmara Çizgi!

İkonik Kahramanların İkonları

Facebook'da başıboş dolaşan ve hakkında bilgi içermeyen fotoğrafta DC Comics'in baş karakterleri Superman, Batman ve Wonder Woman'ın heykeli görülüyor. "Acaba" diyor insan içinden ister istemez "Tarkan, Karaoğlan ve Abdülcanbaz'ın ve daha birçoğunun heykeli de dikilemez mi bizde?"

ÇROP'un 6 Yıllık Tarihçesinden Ayrıntılar

"Üzerine edilgenlik, çenelerine de durmadan konuş desteksiz at tozu serpilmiş forum alanlarından ilham alarak kurulmasına önayak olduğum bir oluşum Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) 6 yaşına hazırlanıyor."
"Tarihler 2006 yılını gösterdiğinde en çok arzu ettiğim olaylardan biri çizgi roman adına yapmaya hazırlandığım onlarca projeyi o sıralar üyesi olduğum çizgi roman forumuyla hayata geçirmekti. Kalabalık bir okur kitlesi bir aradaydı ve en azından yazılanlara inanırsak hepsi de bir şeyler yapma isteğiyle doluydu. "
"2006 başları gibi gerçekleşen bu olaylarla 23 Nisan mektup atma günü bu süreçte son derece önemlidir. Ben şahsen sohbet ettiğimiz ve konuştuğumuz günleri değil iş yaptığımız 23 Nisan’ı doğum günümüz olarak kabul etmeyi tercih ettim. Çok şükür hemen de kabul gördü."

"Bu arada çizgi romanın olmayan ve hasret kaldığı medyayı yarattığımıza inanıyorum. Forumlardaki bilgilendirici paylaşımlardan ayrı olarak dünyaya açık bir Türk çizgi roman gündem ve magazini oluşturduk ÇROP Blog aracılığıyla. Ayrıca bu anlayışı yaygınlaştırmış da olduk"

"Bu güne kadar çizgi romanı kültür-sanat dergilerine almayan zihniyetle çizgi romandan başka bir sanatı ilişkilendirmek istemeyen bir zihniyetin aksine ÇROP Blog yukarıdaki eleştirideki gibi bir blog olayı maalesef sürdürecektir! Bu arada araya giren yenileri olmazsa önümüzdeki 5 yıllık proje planlamamız da uygulanmayı beklemektedir. Yapcaz artık söyledik ulu orta…"


Bu yazının tamamı ve çizgi roman dünyamızın bilinmeyenlerini içeren dosya Gölge e-Dergi 54. Sayısında

Joker'in Yaratıcısı Aramızdan Sessizce Ayrılmış

Jerry Robinson, ülkemizde çok tanınmayan, daha doğrusu çok popüler olmayan çizgi roman ustalarından ve Joker'in yaratısı olmakla birlikte Joker'in telif haklarının yarısına sahip olan kişi olarak 7 Aralık 2011 tarihinde aramızdan sessizce ayrılmış. Toprağı bol olsun...
Joker Nasıl Yaratıldı?

14 Mart 2012 Çarşamba

3. Türk Çizgi Roman Okurları Ödülleri Oylaması Başlıyor!

2011 yılını daha fazla geçmeden ve okuduklarımızı unutmadan "ADAY GÖSTERME" çalışmalarını başlatmak istiyoruz bu sene.



2011 yılı Çizgi Romanlarının 'lerini seçiyoruz!


Sadece Türkiye içinde basılan ve yayımlanmış eserleri kapsayan bu oylama için aşağıdaki kategorilere uygun bulduğunuz en az bir, en çok üç adayınızı croplatform@gmail.com adresine göndermeniz yeterli olacaktır.

Aday gönderme süresi 23 Nisan 2012 tarihinde sona erecek, her sene olduğu üzere oy verme işlemleri başlayacaktır.

Bu sene, 3. Türk Çizgi Roman Okurları Ödülleri bir ilki gerçekleştirerek Uluslararası bir çizgi roman festivalinde ödülleri sahiplerine törenle, elden teslim edecektir!

Her sene daha iyisiyle ve daha güzeliyle çizgi romana hizmet eden ve çıtasını yükseltmek için uğraşan tüm Çizgi Roman Okurlarına sonsuz teşekkürler ediyoruz!

Adaylarınızı tez elden bekliyoruz... Kısmetse geniş katılımla da törene :O)

Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP)
adına,
Ümit Kireççi

3. Türk Çizgi Roman Okurları Ödülleri Kategorileriniz:
http://cropcizgiromanodulleri.blogspot.com/

Film gerçek oldu! Batman Brezilya Sokaklarında Suçlu Kovalıyor!

Brezilya’nın Taubaté şehrinin yerel yöneticileri, huzuru sağlamak için umutlarını ona bağladı
Brezilya’nın Taubaté şehrinin yerel yöneticileri, huzuru sağlamak için umutlarını Batman’e bağladı. MSN’in haberine göre, Taubaté yetkilileri, şehrin güvenliğini Batman kılığındaki bir eski askere emanet etti.
André Luiz Pinheiro isimli emekli askerin şehirdeki cinayetlere, uyuşturucu kaçaklığı gibi organize suçlara çözüm olması bekleniyor.
Brezilyalı Batman’in çizgi romanlardaki ve filmlerdeki gibi teknolojik aletlerle donatılıp donatılmayacağı henüz belli değil.
Rolünün çerçevesinin henüz net olarak çizilmediğine inanan Pinheiro ise Brezilya haber sitesi O Vale’ye yaptığı açıklamada, “Nasıl birlikte çalışabileceğimizi bulmak konusunda çok heyecanlıyım” diye konuştu. ComicBookMovie.com sitesine göre ise Pinheiro’nun görevinin kamuoyuyla polisler arasında bir arabuluculuk görevi yapacak.
Brezilyalı Batman’in Taubaté’nin haydutlarıyla başa çıkıp çıkamayacağı belli değil. Dahası Batman çizgi romanlarının sahibi DC Comics’in olası bir telif hakkı ihlali dolayısıyla dava açması da söz konusu olabilir.

Kaynak - Gazete Vatan

Yeni ‘Yıldız Savaşları’ olacak mı?

Kerem Akça, bu hafta vizyona giren filmleri değerlendirdi
Uzayda yaşayan belli ırklar veya ütopik toplumlarla insanların mücadelesine odaklanan, bundan da yeri geldiğinde siyasi, felsefik ve referanslarla dolu evrenler çıkaran bir alan.
Uzay operası filmi, “Yıldız Savaşları” ile bilinse de 1956’da “Yasak Gezegen” ile külliyatımıza girdikten sonra 2009’da “Avatar”ın medeniyet-ilkellik çekişmesinin yönünü ‘avatar olma’ düşüncesinin üzerinden günümüze uyarlamasıyla yenilenen bir alt tür. “John Carter: İki Dünya Arasında” da belli ki James Cameron’ın filminin açtığı yolda, onun ‘hareket yakalama’ odaklı görsel efekt teknolojisiyle ilerlerken fazla engele takılmadan kendi özgün dünyasının tuğlalarını zekice yerleştiren bir bilimkurgu seyirliği sunmayı beceriyor. Sadece alt türün özelindeki ‘destansılık’ düşüncesini yüzde yüz anlamda karşılayamayan yönetmeninden ve John Wayne kıvamındaki kaslı kahraman figüründen çekiyor gibi. Lafın özü “John Carter: İki Dünya Arasında”, alanında “Avatar” kadar günümüze uygun ve felsefik bir noktaya açılamasa da 2000’lerin “Yıldız Savaşları” olma konusunda bir hayli iddialı.
‘Tarzan’ külliyatından tanıdığımız Edgar Rice Burroughs’un ‘A Princess of Mars’ (Mars Prensesi) adlı dergi serisine konu olan, 1912 tarihli kısa bir hikayesinin sinema temsiliyle karşı karşıyayız. “Bir Böceğin Yaşamı” (“A Bug’s Life”, 1998), “Kayıp Balık Nemo” (“Finding Nemo”, 2003) ve “Vol.İ” (“WALL·E”, 2008) ile dikkat çeken Pixar’ın has animasyoncusu Andrew Stanton’ın yönetmenliğinde, gerçek bir ‘destansı bilimkurgu’ örneği karşımızdaki.
Uzayda insan-uzaylı ırk mücadelesini ele alan bir alt tür
Belki tanıtımlardan veya öykünün özetinden yanlış anlaşılabilir, ancak ‘uzay’daki canlılarla mücadeleye girerken mekan olarak orayı kullanan süper kahraman filmlerinden biri değil “John Carter: İki Dünya Arasında” (“John Carter”). Yani ‘Flash Gordon’ ve ‘Superman’ gibi kendini kabul ettirmiş merkezi çizgi roman karakterlerinin bir yenisi sunulmuyor burada. Aksine Disney’in 250 Milyon $’lık bütçe ile yapmak istediği zor oluşturulabilecek bir evreni ‘uzay operası filmi’nin içinde canlandırmak. Tabiri caizse George Lucas’ın 1977’de “Yıldız Savaşları” (“Star Wars”) ile gerçekleştirdiği ‘hayal’in bir benzerini tuvalde görmemizi sağlamak.
Bu da “John Carter: İki Dünya Arasında”nın belli klanların birbiriyle çatışmasıyla yönetilen imparatorluk veya padişahlığa yakın bir düzenin inşaatına kafa yormasını sağlamış. En kısa tanımıyla onlardan ‘baskın’ olanın tahtı ele geçirdiği ‘mars’ ya da ‘uzay’ portresinden çıkan ‘kendi özgü kuralları olan bir vizyon’ burada izlediğimiz. Uzay operası dediğimiz, evrenin farklı bölgelerinde, genelde bir zemin üzerinde yaşam süren ırkları ve onların mücadelelerini öne çıkaran, araya da bizi temsilen birkaç insan sokan bir alt türdür. Bu alanın içinde gördüklerimizin, gerçekliği kesin olmadığı için ‘soap opera’ (pembe dizi) ile akrabalık kuran bir ‘gerçek dışı’ dokuyla servis edildiği bilinir
“Avatar”ın etkisini her açıdan taşıyor
1956 tarihli “Yasak Gezegen” (“Forbidden Planet”) ile Hollywood’daki A sınıf yolculuğuna başlayan bu alan, oradaki Shakespeareyen zemini veya robot teknolojisinin yenilikçi yapısını kullanmıyor burada. Hatta “Yıldız Savaşları”nın da teknolojisine çok yakın durmuyor. Filmin sadece savaş sahneleri, destansı dokusu, kovalamaca sahneleri, düello sahneleri ve mekan tasarımlarıyla Lucas’ın fenomeninden aldıkları dikkat çekerken, ırklar açısından da kaynağına ‘sadık’ durduğu gözüküyor.
Ancak daha ziyade “Avatar”ın (2009) yeni nesil, Matrix jenerasyonuna uygun uzay operası filmi geleneğinden beslenmiş “John Carter: İki Dünya Arasında”. ‘Bu da ne demek?’ diye soracak olursanız, şu cevabı verebiliriz: Filmin artık eskiyen, 1980’lerde tavan yaptıktan sonra geriye çekilen ve yerini ‘bilgisayar zihni’ne bırakan robot teknolojisinin tamamen ortadan kalktığı ‘bilimsel gelişmeler’le hareket ettiği çok açık. Bunun arkasına insan-yerli mücadelesinde “Maymunlar Gezegeni”vari (“Planet of the Apes”, 1968) bir keskinlik bulundurmaması ve elbette “Avatar”ın hareket yakalama teknolojisinden çıkardığı ‘uzaylı yaratık’ devriminin bir yenisini içinde barındırması da eklenebilir.
Bu açılardan teknolojik bir cümbüş bizleri bekliyor, bunu inkar edemeyiz. Ancak “John Carter: İki Dünya Arasında”nın, kaynak aldığı hikayenin 1900’lerin başında yazılması sebebiyle iç savaş emektarı bir askerin ya da kovboyun izini sürmesi, geri kalmış bir milliyetçi bilinci beraberinde getirmiş. Fakat buradan çıkan metinsel sonuçla anti-militarist bir damarın filizlendirmesi, western türünün ilk dönemindeki ‘İç Savaş western’i’ furyasına darbe vurmasını sağlamış. Hatta bu melez omurgayla “Kovboylar ve Uzaylılar” (“Cowboys & Aliens”, 2011) ile akrabalık kuran film, ondaki ‘B sınıf’ öğelerden de özellikle uzak durmuş.
Kahraman tercihi, temasal açılımları ve savaş sahneleriyle eleştirilebilir
1800’lerin sonunda geçen H.G. Wells eserlerinde gözüküp şimdi zamanı dolan steampunk görünümlü icatları da çok fazla kullanmaması, geçtiği döneme rağmen sevindirici bu alt tür ürününün. Zira bir anda belli bir ‘büyülü obje’ sayesinde ışınlanabilme fikriyle, uzay operası alt türünün efsanelerinden ‘Star Trek’ (1966) serisinin hakim bir motifini hatırlattığı görülebiliyor “John Carter: İki Dünya Arasında”nın. Yeniden doğum, reenkarnasyon gibi temalar fazlaca ‘mars’ ile ‘19. Yüzyıl ABD’si’ arasında mekik dokurken, paralel evren kavramının sanki sonraki filmlere saklanarak dışarıda bırakılması, filmin seriye dönüşmesi halinde ilerleyen dönemde bu 2000’lerin okumaya açık popüler kelimesine aşina olacağını kanıtlıyor.
Andrew Stanton imzalı eser, sanki ‘uzay operası filmi’ formülünden veya yarattığı dünyadan değil de kullandığı ‘John Wayne’vari kaslı kahraman prototipinin eskiliğinden bir ‘gıdım’ çekiyor gibi. Bu da onun; ‘aksiyon-macera’ iskeletinde bir noktaya kadar yükselip “Avatar”ın hasarlı olduğu ‘seviye’nin biraz altında tıkanmasını sağlarken, ‘Conan’vari karakter kartonluğunu da bir yere kadar idare etmesini mümkün kılıyor. Bunun yanında Stanton’ın destansı sahnelerdeki ‘özen’inden ziyade efektlerin ihtişamını hissettirmesi de çıtayı yükseklere koymasını engellemiş. Uzayda geçen bir ‘Yüzüklerin Efendisi’ne (‘The Lord of the Rings’) açılma arzusunun hiç harekete geçmemesi bunun en önemli nedenlerinden.
Medeniyet uzayda gelişiyor
Fakat nihayetinde kendi dilini konuşan yaratıklardan melez uzaylılara, telekinetik güce sahip insan kılıklı ötekilerden devasa hayvanlara ve hatta John Carter’ın medeniyet konusunda western sularının dışına çıkmasına kadar gerçek bir metinsel motivasyon da salgılıyor “John Carter: İki Dünya Arasında”. 19. Yüzyıl dünyasını mavi filtreyle kavrayıp ‘yapay’laştırırken, marsı ise ‘çölün toz rengi’ni diyaframı kısıp içeriye geçirerek fazlasıyla ‘doğal’ hale getiriyor. Dünyanın gerçeğinin o yöne kaydığını vurgulamak isterken uzay operasındaki ‘icat’ların gelişmişliğini öne çıkarıyor.
Film sinemaskopta oluşturduğu farklı ve özgün uzay operası evreniyle ise ‘robot’suz, yeni ‘teknoloji’ ürünlerinin katkısıyla zaman zaman altı filmlik ‘Yıldız Savaşları’ serisi, “Dune” (1984) ve “Riddick Günlükleri” (“The Chronicles of Riddick”, 2004) nostaljisi yaratırken alt türün yeni milenyumdaki çöp şubesi “Serenity”nin (2005) bir hayli uzağında konuşlanıyor. Taylor Kitsch ise sırıtmadan duruma ayak uyduruyor ve ilkellik-medeniyet çekişmesinde bunlardan ikincisini seçerek Sanayi Devrimi eşiğinin ‘paralel evren’de atlanmasına öncülük ediyor. Tabii son bir not olarak westen-bilimkurgu kırması ürünler içinde kendine özgü bir ‘İç Savaş western-bilimkurgusu’ füzyonu oluşturduğunu da ekleyelim “John Carter: İki Dünya Arasında”nın.
FİLMİN NOTU: 6.5
Künye:
John Carter: İki Dünya Arasında (John Carter)
Yönetmen: Andrew Stanton
Oyuncular: Taylor Kitsch, Lynn Collins, Samantha Morton, Mark Strong, Willem Dafoe, Thomas Haden Church
Süre: 132 dk.
Yapım yılı: 2012


Kaynak - Habertürk

SILVER SURFER CİLT:2 Çıktı!

GÖKLERİN PARLAK SÖVALYESİ DÖNÜYOR.
Yeni vatanı Dünya’ya her geçen gün alışmaya çalışan, kozmik güçlerin efendisi kahramanımız, insanlığı hem canını verecek kadar severken hemde evren için zararlı bir parazit olduğunu düşünecek kadar insanlıktan nefret ediyor! Kahramanımız, büyük aşkı Shalla Bal’a kavuşabilecek mi? Doğduğu gezegen Zenn-La’yı bir daha görebilecek mi? O uzay yollarının parlak muhafızı... O Silver Surfer.
Çizgi roman okurlarının yıllardan beri beklediği klasik eser Silver Surfer, uzun bir arada sonra maceralarının bir araya toplandığı iki cilt ile raflardaki yerini alıyor. Yeni dönemde Marvel’ın Fantastik Dörtlü filmi ile gündeme gelen Silver Surfer Stan Lee ve John Buscema’nın başyapıtı sayılıyor.

Gerekli Şeyler

13 Mart 2012 Salı

Çizgi diyarında ayın kahramanı CONAN

Çizgi diyarında açılan anket sonuçlandı ve ayın kahramanı
CONAN olarak belirlendi.Bir ay boyunca kahramanın
En beğenilen çizgileri,öyküleri,yaşadığı dönem ve mekanlar
Üyelerin de katılımıyla tartışmaya, fikir ve görüşlere açık olacak.Kimmiş, neymiş ne yapmış nasıl olmuş derseniz
hepsine bu linkden ulaşabilirsiniz.
http://www.cizgidiyari.com/forum/ayin-kahramani-bolumu/

Osmanlı Tarihi çizgi roman oldu

Çamlıca yayınları Osmanlı Padişahlarını çizgi roman kahramanı yaptı. Osman Gazi ve Orhan Gazi serinin ilk çizgi roman kahramanları oldu.
Türkiye'de satış rakamları her geçen gün yükselen ve eski sayıları yenilerinden daha pahalı satılır hale gelen çizgi romanlar yayıncıların iştahanı kabartırken, çizgi roman kültürüne alışan okura tarihi kitapları okutma arayışları da yeni bir atılım doğurdu.
Bünyesinde YediKıta adlı aylık bir tarih dergisi de barındıran ve tarih konulu kitapları ile tanınan Çamlıca yayınları Osmanlı Padişahlarını çizgi roman kahramanı olarak okurlara sunan yeni bir kitap serisine imza attı.
Yayınevinin, ilk kitaplarını 64 sayfalık kuşe kağıda baskılı, ciltli ve sıvama kapaklı olarak 12 TL'den okurlara sunduğu dizinin ilk kitapları Osmanlının Atası Osman Gazi ve Bursa'nın Fatihi Orhan Gazi oldu.
Çizgi Roman serisinin sanat yönetmenliğini Osman Turhan üstlenirken, çizerliğini Yüksel Akman yapıyor. Osman F. Koçoğlu'nun yayına hazırladığı serinin editörü Harun Tuncer...

Kaynak - Telgraf Türk

Kırkpınar'ın çizgi romanı geliyor

Kırkpınar'da yüzyıllardır devam eden Kırkpınar güreşlerinin çizgi romanı hazırlanıyor
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
Edirne kültürünün efsanesi Kırkpınar yağlı güreşlerini küçük çocuklara daha iyi aktarabilmek için çizgi roman hazırlanacak.
Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Kırkpınar tarihini çocukların fazla bilmediğini söyleyerek "UNESCO'ya giren, 650 yıllık bir tarihi çocukların da en iyi şekilde öğrenmeleri lazım. Biz de çocuklara Kırkpınar'ı daha iyi nasıl anlatabiliriz, diye düşündük, değerlendirmesini yaptık ve sonuç olarak çizgi roman haline getirilmesine karar verdik" dedi.
Çizgi roman çalışmalarını Güzel Sanatlar Lisesi'nden 2 öğrencinin yapacağını ifade eden Tanrıkulu, "Amaç çocuklarımıza tarihimizi en iyi şekilde aktarabilmek" dedi.
Çizgi roman çalışmasını yapacak olan Güzel Sanatlar Lisesi 10'uncu sınıf öğrencileri Ufkun Ak ve Mahmut Can Papiroğlu, "ilk defa böyle bir projede çalışacağımız için çok heyecanlıyız. Edirne'ye mal olmuş bir tarihi çizgi roman haline getirmek bizi mutlu edecek. Şu an Kırkpınar tarihiyle ilgili gerekli araştırmaları ve incelemeleri yaparak en iyi şekilde nasıl bir roman hazırlayabiliriz, bunun çalışmalarını yapıyoruz" diye konuştular.

NARUTO 3. CİLT Çıktı!

"RÜYA UĞRUNA"
HEYECAN TAM GAZ!
Naruto, ünlü mangaka Masaşi Kişimoto tarafından yaratılan, 1999 yılından beri Japonya’da yayınlanan dünyaca ünlü manga serisi artık Türkiye’de.
Bugüne kadar Japonya’da 100 milyondan fazla satan Naruto serisi, 2002 yılında bu başarısı taçlandırarak animeye uyarlandı. Ülkemizde de gösterilen bu anime, manga kültürünü dünyaya tanıtıp; Naruto’yu dünyadaki en önemli mangalardan biri haline getirdi. Yıllardan beri geniş bir hayran kitlesi tarafından Türkçe’de yayınlanması beklenen bu eser, manganın özünden hiçbir şey kaybetmemesine özen gösterilerek ve Japonya’da olduğu gibi sağdan sola okunacak biçimde hazırlandı. Yediden yetmişe herkese hitap eden Naruto, çizgi roman kültürü ile ilgili olmayanların bile severek okuyabileceği bir eser.
Kakaşi’nin şaringanının gücü ile öldürdüğü sanılan, Korkunç Zabuza hala hayattadır. Tazuna’yı koruyarak Dalga Ülkesine varan Naruto ve ekibi derin bir endişeye kapılırlar. Ama korkmanın sırası değildir. Kakaşi Sensei’nin emri altında, takım olarak zorlu bir antrenman onları beklemektedir.

Gerekli Şeyler

12 Mart 2012 Pazartesi

ONE PIECE 3. CİLT Çıktı!

YALANI BİLE SÖYLENMEYECEK ŞEYLER
ŞEYTAN MEYVESİ, ŞEYTAN MEYVESİNE KARŞI
Süper güçlü korsanların hesaplaşması, Monkey D. Luffy’nin lastik uzuvlarının limiti acımasız kaptan Palyaço Buggy’e karşı test edilirken, devam ediyor. Daha da kötüsü Kaptan Buggy, Luffy’nin kahramanı Kaptan “Kızıl Saçlı” Shanks ile beklenmedik bağını açıklıyor. Ayrıca Luffy ve tayfası eğer One Piece’i bulmak istiyorlarsa uzak bir adadaki “Ormanın Sınavı’a” dayanmak zorunda.
24 Aralık 1997 yılında ilk cildi Japonya’da yayınlanan “One Piece” Japonya tarihinin gelmiş geçmiş en çok satan kitabı olma rekorunu elinde tutuyor. Kasım 2011’de 64. Cildi yayınlanan serinin Japonya’da toplamda 250 milyondan fazla sattığı bilinmekte. Serinin 61. Cildi ise tek kitap bazında 3.8 milyon adet satarak Japonya’nın en çok satan kitabı ünvanını taşımakta. Onu 60. Cilt (3.4 milyon), 59. Cilt (3.2 milyon), 57. Cilt (3 milyon) ve Harry Potter Zümrüdüanka Yoldaşlığı (2.9 milyon) takip etmektedir. Dünya çapında da en çok okunan manga’lardan biri olan “One Piece” temel olarak Monkey D. Luffy adlı 17 yaşında, doğa üstü bir meyveyi yedikten sonra elastik özellikler kazanan bir gencin korsanlar kralı olma çabasını anlatır. Vaktinde Türk televizyonlarında da yayınlanan animesi de Türk seyircisi tarafından da bilinmektedir.
Gerekli Şeyler

Linkler

Related Posts with Thumbnails