26 Ağustos 2016 Cuma

Bilgisayar Oyunu, Çizgi roman, Çizgifilm, Film İlintileri

Reha Ülkü
...
Çizgi roman, çizgi film ve film, yaklaşık eşzamanlı olarak 20. Yüzyıl’da başladı. Bilgisayar oyunları ise, ancak 1980’lerde yaygınlaşan popüler kültür ürünleri oldular.

Bunların ikili olarak birbirine dönüştürülmeleri popüler kültür incelemesi olarak çok geniş bir alan kaplar. Öyle ki hepsini listelemek neredeyse imkansızdır. O nedenle, en çok tüketilenleri örnekleyeceğiz:

Çizgi roman-Film:

Dick Tracy
Raod to Perdetion
History of Violence
Superman x 5
Batman x 4
Blade x 3
Dradevil
Fantastik Dörtlü x 2
Örümcek Adam x 3
X-Men x 3
Gümüş Kayakçı
Spawn
Vendetta İçin V
Sin City
Hellboy
Conan
Red Sonya
Asterix
Ejder-Kaplan Kapısı
Persepolis

Oyun-çizgi film:

Tekken
Final Fantasy

Çizgi roman-Çizgi film

Red Kit
Asterix

Yüzlerce filmin oyunu yapıldı.

Dünya oyun pazarı 2006 için 36 milyar dolar olarak tahmin edilmiş.


Dünya film pazarı 2004’te 83,4 milyar dolarmış.


(23 Şubat 2008)

23 Ağustos 2016 Salı

Yedi Ölümcül Günah 3 Çıktı

Yazar: Nakaba SUZUKİ
Çizer: Nakaba SUZUKİ
Çeviri: Sibel SÖKEL

ARKA KAPAK YAZISI:  

TİLKİNİN AÇGÖZLÜLÜK GÜNAHI” BAN’IN TUTSAK OLDUĞU BASTE HAPİSHANESİ’NEGİDEN MELİODAS VE YOLDAŞLARININ YOLCULUKLARI SIRASINDA YOLLARINA ÇIKAN “WEIRD FANGS”, MELİODAS VE ARKADAŞLARINI KORKAK TUZAKLARIYLA OYUNA GETİRİP, DOSTLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRÜR. ANCAK ELİZABETH’İN HAYATINI ORTAYA KOYAN HAREKETİ SONRASI BU ÇIKMAZDAN KURTULURLAR. MELİODAS’IN KARŞI SALDIRISI BAŞLAR! ANCAK KORKUSUZ BAN SARSICI BİR KARŞILAŞMA YAŞAYACAKTIR... VE BEKLENMEYEN DÖRDÜNCÜ “YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH” ORTAYA ÇIKAR. MÜTHİŞ KAHRAMANLIK FANTAZİSİNİN OLAĞANÜSTÜ EVRİMİ BAŞLIYOR!!





Titana Saldırı 12 Çıktı

Yazar: Hajime İSAYAMA
Çizer: Hajime İSAYAMA
Çeviri: Sibel SÖKEL

ARKA KAPAK YAZISI: 

DEV TİTAN’IN VE ZIRHLI TİTAN’IN KİMLİKLERİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR. EREN VE YMİR ONLAR TARAFINDAN KAÇIRILIRLAR. İKİSİNİ KURTARMAK İÇİN KEŞİF BİRLİĞİ HAREKETE GEÇER ANCAK, EREN VE YMİR ARASINDA ANLAŞMAZLIKLAR ÇIKACAKTIR...!!

HİKAYELER 8 Çıktı

KATLİAM ÇİÇEKLERİ / FRIEDRICHSTRASSE

Yazarlar: Roberto Recchioni / Alessandro Bilotta
Çizerler: Andrea Accardi / Matteo Mosca

Çevirmen Adı: Fatih Okta
Orijinal Adı: Le Storie 15 - 16
Yayın Editörü: Murat Sevgikuranlar
Görsel Uygulama: Hakan Aysal

Kitap Tanıtım Yazısı :

KATLİAM ÇİÇEKLERİ (No 15; Yazar: Roberto Recchioni; Çizer: Andrea Accardi)
Jun adlı soylu bir genç kadın hayatının en zorlu kararını almakta duraksamayacaktır: Hiçbir şey, onurunu korumak için intihar eden babasının intikamını almak onu alıkoyamazdı. Bunun için her türlü aşağılanmaya razıydı; ama hesaplayamadığı bir şey vardı: İntikam almaya giden yoldan geri dönülemez…

FRIEDRICHSTRASSE (No 16; Yazar; Alessandro Bilotta Çizer: Matteo Mosca)
Soğuk Savaş’ın kasvetli günlerinde Doğu Berlin… Stasi’nin kurduğu terör imparatorluğu şehrin her yanını sarmıştı… Derken bu örgütün içinde büyümüş, bir gizli ajan beklenmedik

22 Ağustos 2016 Pazartesi

TEKS ÖZEL SERİ 3 Çıktı

HAYALET SÜVARİ

Yazar Adı: Mauro Boselli
Çizer Adı: Fabio Civitelli

Çevirmen Adı: Zeynep Akkuş
Orijinal Adı: Tex Speciale 27
Yayın Editörü: Murat Sevgikuranlar
Görsel Uygulama: Hakan Aysal

Kitap Tanıtım Yazısı :

HAYALET SÜVARİ (No. 27; Yazan: Mauro Boselli; Çizen: Fabio Civitelli)
Kamp ateşlerinin etrafında ısındıkları yalnız ve karanlık gecelerde kovboylar
birbirlerine korkutucu öyküler anlatırlardı. Kafası kesilmiş ve intikam peşinde bir
komançero olan Arturo Videla’nın tüyler ürpertici hikâyesi de bu tür akşamların
vazgeçilmez konularından biriydi. Derken Meksikalıların “hombre muerto” (ölü
adam) diye isimlendirdiği bu efsanevi yaratık gerçekten de intikamını almaya ,
düşmanlarının kafalarını kocaman bir bıçakla kesmeye başladığında neler olabilir
dersiniz.

Kahramanlarımız El Morisco’nun davetiyle gittikleri güneybatının çöllerinde hiç ummadıkları bir gizemle boğuşmak zorunda kalacaklardı…

Cehennem çıkmış gibi simsiyah bir aygırın üstünde çayırlarda fırtına gibi at süren bir Hayalet Süvari,
bu güzelim Teks macerasından büyük keyif almanızı sağlayacak…

ZAGOR MAXİ 13 Çıktı

VERYBAD’İN YENİ ÇILGINLIĞI
Yazar Adı: Roberto Altariva
Çizer Adı: Marcello Mangiantini

Çevirmen Adı: Elif Kahyaoğlu
Orijinal Adı: Maxi Zagor No. 25
Yayın Editörü: Murat Sevgikuranlar
Görsel Uygulama: Hakan Aysal

Kitap Tanıtım Yazısı :

Umut Yolculuğu (Maxi Zagor no. 25; Yazan: Roberto Altariva ; Çizen: Marcello Mangiantini)
Kötülükler dâhisi konumundaki Hellingen’in projelerinden biri, yine o şeytani yollarda yürümekte olan Prof. Adolf Verybad’in eline geçmişti. Verybad o karanlık zekâsının kullanarak, ölümsüzlüğü arayan insanoğlunun en çılgınca düşlerini süsleyen bu projeyi geliştirip inanılmaz bir silah haline sokmayı başarır. Üstelik işin içine bir de yapabileceklerinin sınırı olmayan Blake adında uğursuz ve zalim bir silah tüccarı da karışmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’ni, hatta dünyanın her yanını alt üst edebilecek bu adamın karşısındaki tek engel de kahramanımız Zagor’du…

Mens Projesi: Suç işlemekten çekinmeyen bir zihnin avuçlarına konulmuş şeytani bir icat…

19 Ağustos 2016 Cuma

Inhuman 2: AXIS Çıktı

Yazar: Charles Soule
Çizer: Pepe Larraz
Çeviri: Tulgan Köksal 

Dünya’nın çoğu Black Bolt’un, Infinity’de olanlar sırasında öldüğünü sanıyor ama ağzı sıkı
kral, herkesin sandığından çok daha ortalıkta. Black Bolt ve Maximus, aylardır gizlice New
Avengers’ın yaptıklarına katılıyorlar ama bu, neden ortadan kaybolduklarının esas sebebi
değil. Boltagon kardeşlerin başı belada -- ve bu durum, içlerinden birisi için oldukça kötü
şekilde sona erecek! Bu sırada, Axis’te olanlar yüzünden Medusa’nın yaşadığı değişim,
Attilan’ın hükümdarının bambaşka birine dönüşmesine sebep olacak! Ennilux Şirketi nedir
ve Inhumanların geleceğinde nasıl bir rolü var? Attilan uçuruma sürükleniyor... Peki ama

tahtına kim oturacak?

Avengers: Ultron’un Öfkesi Çıktı

Yazar: Rick Remender
Çizer: Jerome Opeña
Çeviri: Tulgan Köksal 

DÜNYA’NIN EN KUDRETLİ KAHRAMANLARI, YİNE GÖRKEMLİ BİR ZAFER KAZANMIŞTI.

Soykırımcı android Ultron, bir daha geri dönemeyecek şekilde uzaya gönderilmişti... en azından
Avengers böyle sanıyordu. Şimdi yani zaferden yıllar sonra, cinayete meyilli yapay zekâ kendine
fethedecek yeni bir dünya buldu... üstelik bu dünyanın kendine ait korkunç bir geçmişi var. Vatanı
olan Titan’ı kurtarmak isteyen Thanos’un kardeşi Starfox, eski müttefiklerinden yardım istemek zorunda
kalacak... ancak bulduğu Avengers, bir zamanlar bıraktığı ekipten tamamen farklı halde. Bu ekipte
Ultron’un yaratıcısı Giant-Man de var... ve Hank yine görkemli bir zafer kazanmıştı. Pym, artık
gezegen boyutunda olan “oğluyla” yüzleştiğinde, babalık sorumlulukları daha önce hiç olmadığı

kadar artacak.

16 Ağustos 2016 Salı

Inhuman'lar Türkiye'den Geçiyor

Inhuman 2 cildinde yeni ortaya çıkan ve baş role soyunan iki karakterin Türkiye'den geçtiği görülüyor. Dizinin yazarı memleketi öyle yakından incelemiş ki Ege'den insan kaçakçılığı yapıldığını bile işlemiş. Arşivde bulunması gereken bir cilt.

Not - Ortaya çıkan yeni bir Inhuman'ın kod adı "nur" yani ışık oluyor :) Birileri bu yakaya hayli yakından bakmaya başlamış gibi.

Inhuman 2 / Axis
Gerekli Şeyler





Hürriyet Gazetesinden 20 Teksas-Tommiks Kampanyası

Paylaşım - Aydın İleri

a

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Avengers "Zaman Tükeniyor" 2. Kitap Çıktı

Her şey buraya dayandı... Son aşım! Yazar Jonathan Hickman, iki sene boyunca dikkatle geliştirdiği dehşet verici hikâyesini, büyük sonu için -- yani Son Aşım için, sekiz ay ileri alıyor! İlluminati'nin umutsuz, dünya yok eden davranışları ortaya çıkınca, Avengers parçalara ayrılacak. 

Bir grup, yaptıklarının hesabını vermesi için İlluminati'yi ararken, diğeri ise yeni Cabal'la savaşmaya başlayacak! Tony Stark'ın... ve Dr. Strange'in neye dönüştüklerini keşfedin! O kadar savaşa ve o kadar fedakârlığa rağmen... kimse kaçınılmaz an olan zamanın tükenmesi için hazır olmayacak. Jonathan Hickman'ın efsanevi öyküsünün muhteşem ikinci perdesi karşınızda!

Avengers "Zaman Tükeniyor" 1. Kitap Çıktı

İlluminati, bir dünyayı öldürdü. Sırada kendilerininki var. Jonathan Hickman'ın iki yıldır inşa ettiği dehşet verici efsane, epik sonuna doğru ilerliyor. 

Dünya'nın En Kudretli Kahramanları ve İlluminati, sonunda... Son Aşım'ın olacağı güne geldi! Original Sin'de olanlardan sekiz ay sonra... ve İlluminati'nin umutsuz, dünya yok edici hareketlerinden sonra... Avengers için çok şey değişti. Günahlarından nasıl sağ çıktılar? Bu esnada Cabal, yeni ve çok daha ölümcül bir kadroya sahip oldu ama niyetleri fedakârlık, zamanın herkes için tükeneceği ana onları hazırladı mı?

11 Ağustos 2016 Perşembe

Manfredi: Büyülü Rüzgar Aracılığıyla Yaşlıların Sesi Olmak

Ümit Kireççi
---
Büyülü Rüzgar (Magico Vento), “Aynalar Dağı” (La montagna degli) adını taşıyan 73. sayısında çizgi romanlarda görmeye alıştığımız klişe western çizgi romanı kalıbını kırarak hemen hemen her zaman gözden kaçan basit bir konuyu ele alıyor: Yaşlılar!

Ve bilmem doğru mu gördüm ama galiba bunun için de Bremen Mızıkacıları temel alınmış.

Büyülü Rüzgar, okurlarının da fark edeceği gibi yazarı Gianfranco Manfredi aracılığıyla her tür sömürüye, dinin oyuncak edilişine, iktidar mücadelelerine ve paraya tapınmaya onlarca defa gönderme yapabilme olanağı yakalamış güçlü bir çizgi roman dizisidir. Ancak bence asıl gücü bu değildir. Bence asıl gücü ezilen, toplumca yok sayılan ve ataerkil düzeni devam ettiren kadın ve erkeklerin egemen bakış açılarıyla silikleştirilen çocukların, kadınların, eşcinsellerin, aykırıların, alt kültürlerin ve yaşlıların sesi olunmaya gayret edilmesi çabasıdır. Manfredi’nin kaleminin yetkinliği bir bakıma sorgulansa da iyi niyeti çok büyük bir alkışı hak ediyor bence.

Belki diziyi takip edenler hanım hanımcık, zengin, iyi eğitim görmüş, ev kadınlığı yapan onlarca kadının bir kenara bırakılarak hayat kadınlarının kahramanın yanında daha çok göründüğünü fark etmişlerdir. Hatta kahramanımız Ned Ellis dizinin sonunda alışılmış erdemli, iffetli, namuslu kadın tiplemelerini elinin tersiyle iterek bir süre hayat kadınlığı yapmak zorunda kalmış bir kadınla birlikte olmayı seçerek inzivaya çekilir.
Manfredi toplumun yaftaladığı ve kişiliklerini görmezden geldiği insanları kahramanının yanında göstererek bir farkındalık yaratmaya çabalamış gibidir hep. Elbette sıradan bakış açılarına sahip tiplemeler üzerinden de gösterir o kişileri. Bu gün gelir azgın bir erkek olur, gün gelir bağnaz bir dindar, gün gelir kendini üstün gören bir asilzade, kıskanç bir koca... Ama ne olursa olsun içindeki iyi niyeti ve saflığı taşıyan hayat kadınları/kadınlar kahramanla ön plana çıkarak kötülükleri durdururlar her daim.

Bu bana Giancarlo Berardi’nin ölümsüz eseri Ken Parker (Alaska) dizisinde yer alan “Kibar Hanımlar” – “Hafifmeşrep Kadınlar” adlı hikayeyi anımsatır. Elbette Büyülü’de ele alınan “ezilenler” teması Ken Parker’da hemen her sayıda yer almaktadır. Ancak bahsettiğim öykü Manfredi’nin tüm sayılarına yansıyan bir temel olmuş gibidir. Ken Parker’da kahraman medeniyete uzak bir askeri kaleye içinde hayat kadınları olan bir kervanı götürmek durumundadır. Böylece askerlerin morali düzelecektir. Daha önce Red Kit’de de okuduğum ve “evlenmek üzere rehberlik edilen nişanlı kadınların” taşınması naifliğinden farklı olarak hayli sert bir mesajı ve kurguya şahit olmuştum burada. İşte bu hikayede kahraman kadınları “et” olarak değil de birey olarak görür, hikayelerini dinler, her adımda yeni ve üzücü başka bir hayat tokadıyla yüz yüze gelir, yine de işini yaparak kadınları kaleye ulaştırır. Hikaye öyle etkileyici ele alınmıştı ki dün gibi hatırlıyorum önce hikayenin ortasında bir yerde sarsılmış, sonra da finalde göz yaşlarıma engel olamamıştım. İlk sarsıldığım yer bir apaçi savaşçısının kadınlardan birine karşılık at teklif etmesi olayıdır. Ken Parker savaşçıya “Beyazların kadınları satılık değildir” der. Kadınlardan bir de ”Ağzına sağlık ne güzel söyledin” gibi bir sözle ona destek olur... İkinci ve finaldeki sarsılmam ise kaledeki askerlerden birinin “Bu kadınlar ancak yastıklarının altına para konunca mutlu olurlar” demesi üzerine “Ön yargılı olunmasını sevmem” diyen kahramandan yumruk yemesidir. İşte bu iki sarsılma noktam nedense Büyülü Rüzgar’ın 132 sayısını okurken hep beni takip ettiler.

Biliyorum konuyu dağıttım ama eni konu mesele bir tür iktidar meselesidir ve yetişkin, güçlü erkekler toplumu istedikleri gibi şekillendirirken kadınları, çocukları ve yaşlıları görmezden gelmekte diledikleri gibi kullanmaktadırlar. Bir de buna çanak tutan gelenekler, dinsel uygulamalar ve alışılmış davranış kalıplarına boyun eğmiş olan düşünmekten aciz kadın ve yaşlıların da eklenmesiyle bir tür hak sömürüsü geniş lanlara yayılmaktadır. Toplumsal normlar bu anlayışa göre belirlenmekte, norm dışı kalanlar da dışarıya itilerek iktidardan pay almaları veya iktidar olmaları engellenmektedir. Çizgi romanlardaysa; üzülerek söylüyorum, bu konulara el atan çok az esere rastlıyoruz.

Aynalar Dağı” neyse ki yaşlıları konu alarak son derece hüzünlü ama son derece üzerinde durulması gereken bir mesajı iletme kaygısı taşıyor. Bu mesaj da yaşlı insanların aşklarını sürdürebileceklerini, hayal kurabileceklerini, hayattan kopup kenarda oturmayı istemeyebileceklerini, ölümü beklemek yerine yaşam mücadelesini sürdürmeye ısrar edebilecekleri gerçeğidir.

Aynalar Dağı”nda kahramanımız Büyülü Rüzgarın dört yaşlı insandan oluşan bir kafileye denk geldiğini görürüz. Karşılaştıkları yer aşılması son derece zor, karla kaplı, buzla örülü dağ zirvesidir. Hüzünlü, ölgün, savunmasızlığı çağrıştıran, yaşam sevincini yok eden bir ortamdır bu. Büyülü Rüzgar’ın yaşlılar kafilesini karşılayan davetkar minik ateşi ve onun üzerinde kızaran tavşanı bu hikayenin ilk hayata tutunmayı ve umutsuzluğa kapılmamayı öğütleyen sıcaklık noktalarıdır.

Bu dört yaşlı kızılderili kabileleri ve kendi çocuklarınca geride bırakılmışlardır. Kabile kışı daha kolay geçirebilmek için göç etmiş, ancak yük olacakları kaygısıyla bu dört yaşlı insanı doğanın insafına bırakmıştır. Onlarsa gururlu bireylerdir ve geride kalıp ölümü beklemek yerine zor yoldan da olsa kabileye ulaşmayı kafalarına koymuş, hala mücadele edebileceklerini göstermek üzere dağlara tırmanmışlardır.

İşte tam burada aklıma Bremen Mızıkacıları masalı geliveriyor. Evlerinden yaşlandıkları için kovulan ve savunmasız bir şekilde açlığa mahkum edilen dört hayvancağızın masalı. İnatçı Eşek, dominant Kedi, eğlenceli Köpek, uçarı Horoz... Sağlıklı ve güçlü oldukları dönemde toplumca kabul gören ancak yaşlanınca bir kenara atılan canlılar... Tıpkı dört kızılderili gibi. Yerini daha genç rehbere kaptıran inatçı ve azimli rehber Sağlam Bacak, eğlenceyi hiç bırakmayan Samur Kürkü, eşine ölümüne aşık olan uçarı İnleyen Flüt ve onu idare etmesi gereken sağlam iradeli dominant Sudaki Halka.

Masalla olan benzerliklerden de anlaşılacağı üzere bu dört yaşlı insan Büyülü Rüzgarın yardımıyla hem doğayı hem de karşılarına çıkan haydutu yenerek başarılı olacak kabilenin takdirini kazanacaklardır. Dağları aşan dört yaşlı insan. Ancak bu takdire hepsi şahit olabilecek midir, yoksa aralarında asıl hedefi başka bir şey olanlar mı vardır, onlar hayallerine ulaşabilecek midir? Yanıt “Aynalar Dağı” macerasında. Bu sayıyı okumamış olanların keyfini kaçırmak istemediğimden ayrıntılara girmek istemiyorum.

Yalnız bu sayıdaki kötü adamın kimliğini bilemeyiz hiç. Adı bir efsanedeki avcıyla aynıdır o kadar. Efsanedeki karakter yaşamı temsil ederken bu avcı daha kötücüldür ve kaptan Kanca’nın bacağını yiyen, midesindeki saatle her şekilde ölümün yaklaştığını hatırlatan timsahla aynı işlevi görür gibidir. Yaşayan bir varlık için hangisi daha tehditkardır? Ölüm mü, zaman mı? Ölümün zamanlaması mı?  

Ölümün zamanlaması... Belki bu öyküde en çok vurgulanan şey de bu oluyor. Kaçınılmaz ölümü nerede karşılayacağını bireyin seçebileceği gerçeği. Ya pes eder sürpriz yapmasını bekleriz ölümün ya hayal kurup onu gerçekleştirir gönül rahatlığıyla karşılarız onu ya da mücadele ederken savaş meydanında gelmesini isteriz.

Bunun yanı sıra Manfredi, bu hikayesinde okurlarını yaşlı insanlara karşı duyarlı olmaya çağırırken yaşlanacaklarını da unutmamaları gerektiğini vurgular gibidir. Orson Welles’in dediği gibi “I know what it is to be young, but you don’t know what it is to be old”...
Barbatı Giuseppe’nin çizdiği bu sayının ülkemizdeki basım tarihi Ekim, 2008, Lal Kitap.
...
Not – Birileri akademik tez yazacaksa “Ken Parker’ı konu almalıdır” derdim hep. Ona “Dampyr” eklenmişti zamanında. Şimdilerdeyse her okuduğumda yeni bir yanını keşfettiğim “Büyülü Rüzgar”ı da bu listeye almış bulunuyorum. 

8 Ağustos 2016 Pazartesi

TEX KLASİK SERİ 25 Çıktı

KADERİN ELİ / OTLAK SAVAŞI
Yazar: Gianluigi Bonelli
Çizerler: Giovanni Ticci/ Ferdinando Fusco

Çevirmen Adı: Ay Barka
Orijinal Adı: Tex 217-218
Yayın Editörü: Murat Sevgikuranlar
Görsel Uygulama: Hakan Aysal

Kitap Tanıtım Yazısı :

KADERİN ELİ (No 217; Yazar: Gianluigi Bonelli; Çizerler: Giovanni Ticci, Ferdinando Fusco)
Cardenas Kardeşler’in ölüme terk ettikleri genç rahibin intikamına dair heyecanlı serüvenimiz bu sayıda sona eriyor ve yepyeni bir macera başlıyor: Bir zamanların kafaderisi avcısı Paul Balder, namı diğer El Carnicero, zaman içinde topladığı kanlı paraların yardımıyla Nogales yakınlarında kendisi ve berbat dostları için büyük bir çiftlik kurup yaşamına devam etmektedir.

OTLAK SAVAŞI (No 218; Yazar: Gianluigi Bonelli; Çizer: Ferdinando Fusco)
Ama elbetteki geçmişten kazandığı zalim alışkanlıklarını da sürdürüyordu. Balder’ın kaderinin inişe geçtiğinin ilk işareti Teks ve Carson’un onun yeni hayatını fark etmeleri ve geçmişteki zalimliğinin bedelini ödetmeye karar verişleri olacaktı…

TEX 27 Çıktı

GÖLGEDEKİ KATİL / WINNIPEG
Yazarlar: Tito Faraci, Mauro Boselli
Çizerler: Rossano Rossi, Alfonso Font

Çevirmen Adı: Zeynep Akkuş
Orijinal Adı: Tex 657-658
Yayın Editörü: Murat Sevgikuranlar
Görsel Uygulama: Hakan Aysal


Kitap Tanıtım Yazısı :

Uzun zamandır özlediğimiz Kanada maceralarından biri daha başlıyor…

GÖLGEDEKİ KATİL (No 657; Yazar: Tito Faraci; Çizer: Rossano Rossi)
Geçen sayıda başlayan heyecanlı maceranın sonu geliyor. İşlemediği suçlar
yüzünden kaçak durumuna düşmüş olan Timothy Russell, tam her şeyin
sonunun geldiğine inandığı bir anda Teks ve Carson tarafından kurtarılmıştı.
Derken olayların arkasına gizleniş küçük bir aşk hikâyesinin varlığı da
anlaşılmıştı… Kahramanlarımızın asıl çözmesi gereken meseleyse, bu
delikanlının başına tüm bu sorunları kimin ve neden açtığıydı?

WINNIPEG (No 658; Yazar: Mauro Boselli; Çizer: Alfonso Font)
Bir süre önce başları yasalarla derde girmiş olan Dallas ve Kid Rodelo
kardeşler, geçmişlerinden kurtulmak için kendilerini Kanada’nın Manitoba
bölgesindeki sakin Winnipeg şehrine atmışlardı; ya da en azından öyle
görünüyor ve Kanada Atlı Polisi’nden eski dostumuz Jim Brandon da bir
gözünü onların üzerinde tutmaya devam ediyordu. Derken o sakin Winnipeg
şehrinde cinayetler işlenmeye başlayacak ve Jim Brandon

Linkler

Related Posts with Thumbnails