19 Aralık 2025 Cuma
Ümit Kireççi - Çizgi Düşler İmza Etkinliği TÜYAP'ta
23 Aralık 2020 Çarşamba
Bütün Tekniklerin Anlatıldığı "Önce yazı, sonra çizgi: Çizgi Roman Senaryosu" Kitabı Çıktı
Ümit
KİREÇÇİ
Resimleyen :
Necmi YALÇIN
Yayınevi :
Lal Kitap
“Anlatılan çizgi roman senaryosu teknikleri başta sinema olmak üzere drama yazımına rahatlıkla uyarlanabilir. Bu yüzden kitap daha da değer kazanıyor. Çizgi romandan tiyatroya, televizyondan sinemaya, içinde drama geçen herhangi bir alana ilgi duyanlar mutlaka okumalı.” Kudret Sabancı
“Bir çizgi roman, sadece bir çizgi roman mıdır? Sadece eğlence? Sadece zaman geçirmek? Sadece derinlik? Yoksa... Biraz bağımlılık? Biraz kimlik? Biraz sanallık? Biraz aidiyet? Biraz anonimlik? Veya... Biraz anlatı? Liste uzatılabilir ve farklı bakışların farklı perspektiflerden farklı yöntemlerle çizgi romanları tanımladığını göreceksiniz. Bir çizgi roman senaryosunu düşünmek ise olağanüstü bir deneyim. Gerçek bir ikinci dünya deneyimi. Bu işin gerçek üstatlarından Ümit Kireççi ise size sıra dışı standartlarda bir kitap sunuyor. Sanırım kendisinin görmemizi sağlayabilmeyi umduğu şey, kitaptaki yaklaşımların tümü ve daha fazlası ışığında bir çizgi roman senaryosunun asla sadece bir çizgi romandan ibaret olmadığını göstermek. Bunu da hakkıyla başarıyor doğrusu.” Prof. Dr. Uğur Batı
“İyi çizgi roman senaryosu yazmak (yani geçekten iyi) ardışık resimlerle anlamlı ve sağlam bir hikaye anlatabilme sanatıdır. Ümit Kireççi iyi bir çizgi roman senaryosunun nasıl yazılacağını, analitik bir altyapının üstünde sade, anlaşılır bir dille formüle ederek, bu işe gönül veren gençlere ışık tutuyor.” Enis Temizel
Ümit Kireçci’nin “Çizgi Roman Senaryosu” adlı eseri gerek çizgi
roman senaryosu yazmakla ilgilenenler gerekse de çizgi roman okurlarından işin
mutfağına da merak duyanlar için harika bir kaynak.
12 Mayıs 2020 Salı
Çocuklara Çizgi Roman Çizmeyi Öğreten Kitap: Sen De Gülümse
Çizgi Roman, Başvuru, 10 yaş ve üzeri
Yazan ve Resimleyen: Raina Telgemeier
Türkçeleştiren: Mert Batırbaygil
Kardeşim ve Ben, Hayaletler ve Gülümse
Sanatçının, ''Bir çizgi roman yaratmak için neler gerekir?'' sorusundan yola çıkarak hazırladığı Sen de Gülümse, kendi hikâyesini kâğıda dökmek isteyenlere yol gösterecek çeşitli ipuçları, küçük hileler ve ilham verici tüyolarla dolu, rengârenk bir kılavuz kitap olma özelliği taşıyor.
Çizgi roman yaratma sürecini, beş ayrı bölümde, kendi kitapları üzerinden etkileşimli bir anlatımla açıklayan Raina Telgemeier, bu kez gülümsetme işini okurlarına bırakıyor ve onları hayal güçlerini konuşturmaya davet ediyor.
İyi bir çizgi romana imza atabilmek için en çok ihtiyaç duyulan şey zaman, kendini adama ve hikâye anlatma güdüsü şüphesiz. Peki ya, hikâyenin esin kaynağı? Tabii ki hayatın ta kendisi. Ailemiz, arkadaş çevremiz, seyahatlerimiz, okuduklarımız,
Yazmayı ve resim yapmayı, hayalî hikâyeler ve karakterler oluşturmayı ya da başından geçen gerçek ve ilginç deneyimleri anlatmayı sevenler buraya! İyi bir fikir üretin, ufak eskizler karalayın, hikâyenizi bütünleyecek çeşitli resim kareleri, konuşma balonları ve diyaloglar oluşturun, basit renklendirme denemeleri yapın ve işte çizgi romanınız hazır! Evet, bu ilk denemeniz belki de yeterince ''iyi'' olmayacak ama önemli olan bir yerden başlamak. İçinizdeki çizgi romancı bir kez uyandı mı emin olun asla sizi yalnız bırakmayacak.
Bu kitabı okumayı bitirip, kalemi kâğıdı elinize aldığınızda kitap amacına ulaşmış demektir. Bırakın artık başkalarını okuyarak gülmeyi. Şimdi GÜLÜMSETME sırası sizde!..
16 Ağustos 2018 Perşembe
Atlas Tarih Dergisi "Çizgi Romanın Türkiye Macerası Dosyası" Bu ay Yayınlandı
22 Mart 2018 Perşembe
Ozan Ali Yıldız İmzalı "Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Çizgi Roman" Çıktı
Çizgi roman; daha çok okuyucusunun keyifli zaman geçirmesi amacıyla üretilen ancak bunun dışında eğitim veya propaganda gibi amaçlar için de kullanılmaya müsait olan ve ilk örneklerinin ortaya konduğu 19. yüzyıl sonlarından beri kültür hayatının önemli parçası olmuş bir popüler kültür ürünüdür. Çizgi romanın meydana getirilmesi süreci birtakım yaratıcı faaliyetler içerir. Dolayısıyla bu süreçte veya bu sürecin neticesinde ortaya çıkan ürünler fikir ve sanat eserleri hukukunun konusunu oluşturabilir. Bununla beraber Türk hukuk öğretisinde henüz bu konuda bir çalışma yapılmış değildir. Bu çalışma ile söz konusu eksikliğin bir nebze de olsa giderilmesi amaçlanmaktadır.(ARKA KAPAKTAN)
GİRİŞ
BİRİNCİ BÖLÜM
ESER KAVRAMI VE TÜRLERİ
I. ESER KAVRAMI
A. Genel Olarak
B. Eserin Tanımı
C. Eserin Unsurları
1. Bir Fikri Ürünün Varlığı
2. Şekle Bürünmüş Olma
3. Sahibinin Hususiyetini Taşıma
4. Bağımsız Eser Türlerinden Birine Dahil Olma
5. Değerlendirmede Dikkate Alınmayacak Hususlar
D. Eser Parçaları
II. ESER TÜRLERİ
A. İlim ve Edebiyat Eserleri
1. Dil ile İfade Edilen Eserler
2. Sözsüz Sahne Eserleri
3. Bedii Vasfı Bulunmayan Görsel Eserler
B. Musiki Eserleri
C. Güzel Sanat Eserleri
1. Genel Olarak
2. Unsurları
3. Türleri
D. Sinema Eserleri
1. Tarihi Gelişim
2. Tanım ve Unsurları
III. İŞLENME VE DERLEMELER
A. Genel Olarak
B. İşlenmeler
1. Tanım
2. Unsurlar
3. İstifade Edilen Eserin Sahibinin Haklarına Zarar Getirilmemesi
C. Derlemeler
İKİNCİ BÖLÜM
FİKİR VE SANAT ESERLERİ HUKUKUNDA ÇİZGİ ROMAN
I. ÇİZGİ ROMAN
A. Tanım
B. Tarihi Gelişimi
1. Çizgi Roman Türünün Doğuşu ve Gelişimi
2. Türkiye'de Çizgi Roman
II. ÇİZGİ ROMANIN İÇERDİĞİ FİKRİ ÜRÜNLERİN KORUNMASI
A. Genel Olarak
B. Senaryo
1. Senaryonun Oluşturulması
2. Senaryonun Eser Niteliği
C. Resimler
1. Resimlerin Çizilmesi
2. Resmin Eser Niteliği
D. Çizgi Karakterler
1. Genel Olarak
2. Unsurları
3. Çizgi Karakterin Korunması
E. Eser Adı
1. Genel Olarak
2. Eser Adlarının Korunması
III. ÇİZGİ ROMANIN ESER NİTELİĞİ
A. Genel Değerlendirme
B. Karikatür ile Benzer ve Farklı Yönleri
C. Çizgi Romanın Eser Türü
IV. ÇİZGİ ROMAN VE İŞLENME ESER İLİŞKİSİ
A. Genel Olarak
B. Çizgi Romanda Çeviri
C. Çizgi Karakterin Bir Başka Çizgi Romanda Kullanılması
D. Çizgi Romanın Sinemaya Uyarlanması
1. Genel Olarak
2. İstifade Edilen Eser Yönünden
3. İşlenme Eser Yönünden
E. İlim ve Edebiyat Eserlerinin Çizgi Romana Uyarlanması
V. ÇİZGİ ROMAN VE DERLEME ESER İLİŞKİSİ
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ÇİZGİ ROMAN ÜZERİNDE ESER SAHİPLİĞİ, ESER SAHİBİNİN HAKLARI VE HUKUKİ İŞLEMLER
I. ESER SAHİPLİĞİ
A. Yaratma Gerçeği İlkesi
B. Tek Kişinin Eser Sahipliği ve Ortak Eser Sahipliği
1. Tek Kişinin Eser Sahipliği
2. Ortak Eser Sahipliği
C. İşlenme ve Derlemeler Üzerindeki Eser Sahipliği
D. Çalışanların Yarattığı Eserler Üzerindeki Eser Sahipliği
1. Genel Olarak
2. Çalışanların Ürettiği Çizgi Romanlar
II. ESER SAHİBİNİN ÇİZGİ ROMAN ÜZERİNDEKİ HAKLARI
A. Manevi Haklar
1. Genel Nitelikleri
2. Türleri
B. Mali Haklar
1. Genel Nitelikleri
2. Türleri
3. Süre
C. Çizgi Roman Özelinde Hakların Sınırlandırılması
1. Genel Olarak
2. Parodi İstisnası
III. HUKUKİ İŞLEMLER
A. Genel Olarak
B. Yayım Sözleşmesi
1. Tanım
2. Sözleşmenin Konusu
3. Sözleşmenin Şekli
4. Sözleşmenin Tarafları
5. Sözleşmenin Hükümleri
C. Karakter Ürünleştirme
15 Ekim 2013 Salı
Bilinçaltını şekillendiren çizgi kahramanlar
H. BAHADIR TÜRK'ÜN KALEME ALDIĞI HAYALİ KAHRAMANLAR HAKİKİ ERKEKLER ÇİZGİ ROMANLAR VE FOTO ROMANLAR ÜZERİNDEN TOPLUMSAL BİLİNÇALTIMIZA İNİYOR.
Siz de benim gibi çizgi romanların dünyasına bugüne kadar uzaktan baktıysanız ve başkalarının çocukluk anılarını dinlerken Teksas, Tommiks hikayelerini öylesine kulak verdiyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. Bunu düşünmeme sebep olan kitap H. Bahadır Türk'ün kaleme aldığı Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler.Kitabı okuduğunuzda daha çok erkeklerin dünyasına hitap eden çizgi roman kahramanlarının aslında onları şekillendirmekte büyük etkileri olduğunu görüyorsunuz. Tüm kudretlerine rağmen bizim gibi yaşamak zorunda kalan ve bir yerde "toplumsal ucube"ye dönüşen çizgi roman kahramanları konuşma balonlarının içinde dünyayı kurtarmaya devam ederken, okurlarının hayatın her alanında onlardan aldıkları ilhamla arzı endam etmeyi sürdürdüğünü yüzünüze yayılan tebessümle birlikte görüyorsunuz. Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler, tarihi çizgi romanlardan örnekler sunup son bölümde İtalya'dan ithal ettiğimiz anti-kahraman Killing ile son buluyor.
KAHRAMAN TÜRK ERKEĞİ "BAHADIR"
İlk örneğimiz tarihi çizgi romanların popüler olduğu 60'lı yıllarda yayın hayatına başlayan ve Türk erkeğinin tipik özellikleri ile ilgili çok şey söyleyen Bahadır. Yeteneklerini aşırılık şeklinde gösteren yiğit Bahadır, her fırsatta taşıdığı Türk kanı ile övünen, karşılaştığı tüm kadınların vurulduğu, alaycı ve zeki, yerleşik hayatla işi olmayan bir kahramandır. Kadınları güvenilmez bulan Bahadır için hayat at sırtında maceradan maceraya koşulacak bir alandır. Yanında biten güçsüz ve komik tiplemeler ile erkekliğinin altı kalın çizgilerle çizilen Bahadır, kadınların ona olan ilgisini bir baş ağrısı gibi görür. Bütün erkeklere aşık olan kadınların "yabancı" olduğu çizgi romanda, "Türk" imgesinin yüceltilişi de hep "yabancı" düşmanlığı üzerinden verilir. Yazarın Bahadır'la ilgili önemli tespitlerinden biri de dönem olarak kendisine Orta Asya'yı seçmesidir. H. Bahadır Türk, bu durumun sebeplerini şöyle anlatıyor "Aslında bu zaman-mekan kompozisyonu sıradan bir tercih değildir, Osmanlı'yla arasına mesafe koymaya çalışan belli bir milliyetçilik anlayışının popüler kültürdeki yansımasıdır." Çinlilerin, Arapların, Rusların, Hintlilerin hep kötü ve çirkin olduğu çizgi romanda Bahadır, "mükemmel erkek" örneğinin çizgilerle vücut bulmuş halidir.
BABALAR VE OĞULLAR ARASINDAKİ BIYIK MESAFESİ
İkinci bölümde Türk tarihi çizgi romanlarında baba figürü üzerine gidiliyor. Burada karşımıza Battal Gazi, Tarkan, Tolga gibi örnekler çıkıyor. Babalığın bir erkeğin hayatında nasıl değişimlere yol açabileceğini anlatan çizgi romanlarda baba ile oğul arasındaki fark bir bıyık mesafesi olarak tasvir ediliyor. Annelerin oldukça silik anlatıldığı çizgi romanlarda olmayan ya da ölü babaların evlatları ile ilgilenen "eksik ve ikame" bir baba mutlaka bulunuyor. Kahramanların hikayelerinin özetlerine geniş yer veren kitap, Tarkan'ı "Yerli, milli hasletlerimize uyan, Türk ve erkek kimliği ile öne çıkan bir Tarzan'dır." şeklinde tarif ederken, Battal Gazi'yi baba figürünün kurucu rolünü anlatan iyi bir örnek olarak sunuyor. H. Bahadır Türk "babalar ve kahraman oğulları" ile ilgili verdiği örneklerle önümüze büyük bir resim çiziyor ve ekliyor "Süperkahramanların trajik yaşamı –belki de, babalarından duydukları hoşnutsuzluğun ya da onların kendilerine aksettirdiği büyük beklentilerin ve sorumlulukların, onların hayatlarında bıraktıkları izlerin bir semptomu olarak - "sağlıklı, normal, mutlu" aile kur(a)mamakla maluldür genelde.
ANTİ KAHRAMANLARIN PİRİ KİLİNK
Gelelim ithal kahramanımız Killing'e. İlk kez 1966 yılında İtalya'da Ponzani tarafından yayınlanmış olan anti kahramanımız Killing'in en önemli özelliği kötülüğü bilinçli olarak seçmesi ve teknoloji ile olan ilişkisidir. Türkiye'ye gelen Killing'in yayınlandığı ilk adres Son dergisidir. Arkasından Günaydın tarafından basılır. İtalyan çıkışlı Killing'in popüler olduğu iki ülke vardır dünyada Türkiye ve Arjantin. Fotoroman olarak ülkemizde büyük ilgi gören ve kötülükten beslenen Killing kısa zamanda yapımcıların dikkatini çeker. Killing ismi kendince yerlileştirilerek Kilink olur ve filmleri çekilmeye başlanır. Kitapta Kilink'in filmlerinin senaryolarına geniş yer veriliyor. Yaratılıcılıkta sınır tanımayan yapımcılar, ecnebi kötü kahramanımızın maceralarını olduğu gibi aktarmazlar filmlere. O'nun karşısına yerli, Müslüman, iyiliksever "Orhan"ı çıkarırlar. Orhan babası Kilink tarafından öldürülen bir Türk gencidir. Kilink'i öldürmesinin mümkün olmadığını düşünürken karşısına ak sakallı dede çıkar ve ona bazı güçler verir. Ki bu güçler şöyle sıralanır "Gizemli ihtiyar bunu üzerine ona Herkül'ün kuvvetini, Zeus'un dehşetini, Neptün'ün ölmezliğini, Jüpiter'in adaletini, Artemis'in hızını, Mars'ın uçucu kuvvetini verir." Kilink büyük işlerin peşinden koşarken Türk polisi de onun peşinden koşmaya devam eder. Bütün dünya polisi hatta Interpol'ü atlatan Kilink, Türk polisi tarafından ilk defa yenilgiye uğrar! Kilink absürt senaryosuyla bugünün insanlarına da hitap edecek bir matraklığa sahip. İddia ediyorum bu senaryoları okuduktan sonra ekranlarda gördüğünüz monoton, ağlak dizilerin hepsini izlemeyi bırakabilirisiniz.
ERKEKLİK ÜZERİNE FARKLI TEZLER
Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler, çizgi roman ve fotoromanlarla birlikte 60'lı yılların popüler kültürü, algıları ve zevkleri ile ilgili pek bilmediğimiz bir dünyanın kapılarını aralıyor. Dizilerin, televizyonun ve film endüstrisinin yaygın olmadığı o dönemlerde insanların bu kanallarla birlikte nasıl yönlendirildiğini görebiliyoruz. Kitabı okurken öğreneceğiniz detaylar size epey farklı gelebilir. H. Bahadır Türk'ün akıcı ve eğlenceli bir dille anlattığı Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler İletişim Yayınları'ndan çıktı.
Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler
H. Bahadır Türk
İletişim Yayınları
Kaynak - f5Haber
23 Şubat 2013 Cumartesi
18 Ocak 2013 Cuma
NTV Tarih - "EFSANE YAŞIYOR: KARAOĞLAN" Özel Sayısı
Bugün vizyona giren Karaoğlan filmini görmeden önce NTV Tarih’in Karaoğlan sayfalarına göz atın.
Ayrıca, günümüzün meşhur çizerleri, Suat Yalaz’ın unutulmaz karakterini çizgileriyle yorumladılar. Bahadır Baruter,Çağçağ, Latif Demirci, Cem Dinlenmiş,Ersin Karabulut, Oky, Kutlukhan Perker ve Memo Tembelçizer’in çizimlerinin bulunduğu 8 kartpostal derginin Ocak sayısıyla herkese hediye. Bahadır Baruter’in yorumuyla Karaoğlana
Karaoğlan'ın tarihî romanlardan esinlenilen maceraları 1962-1988 arasında yayınlandı. Bu maceralarda, 12. ve 13. yüzyılda yaşadığı farzedilen kahramana Balaban, Çalık, Bayırgülü ve Baybora eşlik eder. Emir altına girmeyen ve sözünün eri Karaoğlan kadınları çok sever ama bağlanmaktan hoşlanmaz.
(Karaoğlan, 25 Nisan 1984.)
14 Ağustos 2012 Salı
23 Haziran 2012 Cumartesi
"Çocuk Çizgi Romanında Çeviri Yanlışları" Bildiri Metni Basıldı!
22 Haziran 2012 Cuma
26 Kasım 2011 Cumartesi
Manga
Tür : İnceleme
Yayın Tarihi : 21 Kasım 2011
Yayın Evi : İletişim
Lisan : Türkçe
Sayfa Sayısı : 270
Detay :"Manga - Bir Kültürel Direniş Aracı" sadece konunun meraklılarına değil, iyi bir inceleme okumak isteyenlere de hitap ediyor. Japon çizgi romanı Manga, popüler kültürün yeni fenomenlerinden. Mangalar, dinamik çizgileri ve güçlü anlatılarıyla bütün dünyada şaşırtıcı genişlikte bir okur kitlesine sahip. Manga dendiğinde, hâkim çizgi roman anlayışından farklı bir şey kastedildiği hemen anlaşılıyor. Üslupsal duruşu, plastik kalitesi, çizgi romana özgü ilkelerin kullanılış biçimi, görsel ve yazılı öyküleme sürecinden, konu seçiminden, yöntem ve uygulamaya kadar pek çok alanda tamamen kendine özgü oluşu, böylesine kesin bir tanımlamanın yapılmasına sebep oluyor. Çok satıyor, gündemde yer tutuyor ve taklit ediliyorlar. Mangalardan çizgi film uyarlamaları yapılması, iyi örneklerinin genç kuşak sinemacıların beğenilerini ve üsluplarını etkilemeleri, farklı alanlarda tartışılmaları kimseye şaşırtıcı gelmiyor. Çünkü karşımızda güçlü, cazip ve bereketli bir mecra var... Mehmet Korkut Öztekin, manganın tarihine, takıntı, tepki ve beğenilerine odaklanarak, global başarısının nedenlerini irdeliyor. Bazen Japon tarihine, kimi zaman siber punk edebiyata ve diğer fantastik türlere değinen, hikâyeleri maharetle tartışan akıcı ve derin bir denge tutturuyor. Manga hakkında yazılmış iyi bir kitap...
28 Ekim 2011 Cuma
Ve Levent Cantek Ve Levent Gönenç Ve Şenol Bezci
Oturduğum yerde yanaklarımı avuçlamış, dirseklerimi masaya dayamıştım. Masamın üzerinde iki dergi duruyordu. Onlara korkarak bakıyordum. "Ben gene ne yaptım?" dedim kendi kendime. Tamam. Okumayı severim ama felsefe yapmak benim neyime? Bu taşralı ruhum bu kadar sıkleti çekmez bi kere... Bugün İstanbul'a gittiğimde kitapçıya uğramıştım gene. Marş marş ayaklarım beni dergiler bölümüne götürmüştü. Aradığım iki dergi vardı. Biri Birikim. Diğeri Hayâl. Niye? Duymuştum. Birikim Dergisi'nde Levent Cantek ve Levent Gönenç'in "Türkiye'de islami mizahın yükselişi" adlı bir makaleleri vardı. Okumalıydım. Hayâl Dergisi'nde ise Şenol Bezci'nin karikatürleri olmalıydı... Nasıl kaçırırdım? Her üçünü adım adım izliyordum bir kere. Memleketimin üç akademisyeni... Sadece akademik kariyer yapmıyorlardı ki. Hem mesleklerinde kariyer yapıyorlar hem popüler kültüre hizmet ediyorlardı. Sonra ben her üçünün yazılarını ve çizimlerini izlemeyi seviyorum. Levent Cantek'in Şehre Göçen Eşek adlı kitabı son günlerde epeyce meşgul etmişti beni. Yerli çizgi romanlarda kadın vaziyetleri hakkındaki yazısıyla başlamıştım kitabını okumaya. Şimdilerde ise merhum Adnan Menderes'in hayatıyla ilgili bilgiler edinmek gayretindeyim. Levent Cantek'in kitabında Menderes dönemi karikatürleriyle ilgili okunacak hoş yazılar var. Ziyadesiyle faydalanıyorum. Diğer kitaplarını piyasada bulamadım ne yazık ki. İlla bulup okumak niyetindeyim. Ayrıca bloğunun sıkı bir takipçisiyim.
Doçent Doktor Levent Gönenç'in Zamanın Çizgili Tarihi adlı kitabını maalesef henüz edinemedim. Fakat bloğu ve kişisel web sitesi benim için tam bir okul niteliğinde. Bir hukuk adamı Levent Gönenç. Ne yalan söyleyeyim, bir hukukçunun mizahla, edebiyatla ilgilenmesi memleketimin geleceğine umutla bakmamı sağlıyor. Kafamdaki kara bulutları dağıtıyor. Gülümsetiyor. Çok önemsiyorum Levent Gönenç'in düşüncelerini ve yazıp çizdiklerini. İlgiyle takip ediyorum.
Üniversitede öğretim görevlisi Şenol Bezci, akademisyenliği dışında önemli bir karikatürcü. Kişisel web sitesinden alıntıladığım karikatürleriyle o kadar çok yazı yazdım ki Hayal Kahvem'e... Şenol Bezci sözün bittiği yerin karikatürlerini yapıyor. Ve birer tablo tadındaki karikatürlerinin bazıları seyircilerinin sahiden canını yakıyor. Yakında karikatürlerini toparladığı bir kitap çıkaracağını ümit ediyorum.
Hayâl Dergisi'ni ilk kez okuyacağım. Üç ayda bir yayınlanan, kültür, sanat, edebiyat dergisiymiş. Şiirde felsefeye dalmak korkutuyor beni. Bünyeme ağır gelecek zannediyorum. Ama her başlığın yanında, üniversitede öğretim görevlisi olmasına rağmen karikatüristlik de yapan Şenol Bezci'nin çizimlerini görüyorum ya... Gülümsüyorum. Korkum dağılıyor. Yazıları okumaya başlıyorum. Birikim Dergisi ise, adı üzerinde dağarcıklarına külliyatlar biriktirenler için olmalı diye düşünüyorum. Zorlarsa beni diye endişeleniyorum. Sonra Levent Cantek'in ve Levent Gönenç'in ciddi birer akademisyen olmalarına rağmen, gülümseten yazıları aklıma geliyor. Endişem neşeye dönüşüyor. Önce hemen dergideki onların yazılarını okumakla başlıyorum. Hey! Okudukça anlayabiliyorum. Ve hissediyorum... Zenginleşiyorum ben. Seviniyorum.
Bazen mutluluk nedir diye sorarlar ya... Mutluluk nedir biliyor musun? Mutluluk, tanımasam da beni zenginleştiren ve geleceğe umutla bakmamı sağlayan insanlarla aynı memlekette yaşadığımı bilmektir.
4 Mayıs 2011 Çarşamba
Zagor’u roman halinde okumak!
30 Aralık 2010 Perşembe
Roman Kahramanları yeni sayısı çıktı!
26 Eylül 2010 Pazar
7 Eylül 2010 Salı
Çizgi Roman Okulu - 1 - Claudio Villa
1001 Roman Yayıncılık'tan bir ilk daha...Dünyanın en büyük çizgi roman ustalarından çizgi roman
ve çizim teknikleri hakkında bilgiler ve tüyolar...
Hiç bir yerde yayınlanmamış sayfalar, bir çok meşhur kapak
ve karenin eskiz çalışmaları, bu ustaların hayatları ve çalışma
tarzları hakkında bilgiler...
Gerek çizer adayları, gerekse çizgi roman sevdalıları için
eşsiz bir hazine olan "Çizgi Roman Okulu" serisi, ünlü
İtalyan çizer Claudio Villa ile başlıyor...
Büyük bir çizerden ders...Sırlarını, çalışma yöntemini, esinlenmelerini ve kullandığı teknikleri öğrenmeyi kim istemez? Bir kitap ve bir ders...Bu kitap, büyük İtalyan ve uluslararası çizgi roman çizeri ile yapılan uzun bir söyleşi içeriyor. Bu söyleşide ünlü çizer, çizim sanatına yaklaşımını, yaptığı ilk okumaları, ilk çalışmaları, mesleğe nasıl başladığını ve başarıya nasıl ulaştığını anlatıyor. Ayrıca çalışma yöntemini, kendi tarzını araştırmasını, sanatın hiçbir zaman salt tekniğin peşinde olmadığını, aynı zamanda bir düşünme süreci ve onun sonucunda yapılan bir seçim olduğunu, bir hikayeye başlamasını, kendi gelişmesinin aşamalarını anlatıyor.
Bu kitapta Claudio Villa, kendisini Martin Mystère'den Dylan Dog'a ve efsanevi Tex'e kadar serilerde Bonelli yayınevinin en önemli çizerlerinden birisi haline getiren tarzıyla ilgili arayışlarını ve çizgi roman tutkusunu anlatıyor. Aynı zamanda okyanusun öte yakasına, Amerika'ya ve oradaki süper kahramanlara göz atarak kendi tarzını ortaya koyan güçlü ve gerçekçi yanlarını ortaya koyuyor.
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Sekizinci sanat Varlık Dergisi'nde
Çizgi romanın "sekizinci sanat" olarak benimsenmesi kolay olmamış. Kosta Ceran çizgi romanı "..çizgi roman, 7. sanat sinemadan sonra (bazılarının savunduğu gibi 9. sanat değil) 8. sanat olarak kabul görmüştür..", diye kalın kalın altını çizerek tanımlıyor. Tüm yaygınlığına ve sevilirliğine karşın bu yaratı alanı uzun bir süre önemsenmemiş. Yaratıcıları küçümsenmiş, tarihsel gelişimi incelenmemiş, yapıtlar çözümlenmemiş. Hatta onları zararlı görüp yasaklanmalarını isteyenler bile çıkmış. Bu günümüzde artık böyle değil. Murat Menteş’in ikinci romanı Korkma Ben Varım’da bir çizgi bölüm vardı örneğin.Çizgi Romanın Özelliği
Öte yandan çizgi romanları önde gelen yayınevleri yayımlıyor, eskisine göre çok daha nitelikli kâğıda basılıyorlar, çevirilerine özen gösteriliyor, derlemeciler için eski örneklerin yeni baskıları yapılıyor. Bunun da ötesinde çizgi romanları, yaratıcılarını konu alan, onları tartışıp eleştiren, tarihinden düşünsel içeriğine kadar çeşitli yönlerine eğilen yazılar çıkıyor, kitaplar yayımlanıyor. Varlık dergisi de bu sayısında çizgi romana odaklanmış.
Çizgi romanın en önemli özelliği öyküyü anlatan çizimlerle yazılı metnin bir bütün oluşturacak biçimde kurgulanması. Başka bir deyişle, çizgiyle yazının iç içe kaynaşması, ayrılmaz bir bütün oluşturması.
Çizgili Edebiyat “Kılavuzu”
Çizgi roman üzerine kalem oynatan isimlerden Levent Cantek, dünyada ve ülkemizde çizgi romanın (tarihsel) serüveninin genel bir değerlendirmesiyle dosyada yer alıyor. Levent Cantek çizgi roman konusuyla ilgilenenlerin yabancısı olmadığı bir ad. Bu alanda önemli bir birikimi olan bir araştırmacı. Daha önce çeşitli zaman ve yerlerde çıkan yazılarının yanı sıra Türkiye'de Çizgi Roman adlı kitap olarak yayımlanmış bir incelemesi var. Derleyiciliğini yaptığı Çizgili Hayat Kılavuzu adlı kitabı da konuyla ilgilenenlerin görmezden gelemeyeceği boyutlarda bir yapıt. Dosyanın bu ilk yazısı, çizgi romanla ilgili yürütülen tartışmalar üzerine düşünmeyi ve çizgilerin dünyasına yaklaşmayı sağlıyor. Postmodern çizgi roman üzerine yazan Şenol Bezci’yse yazısında alıştığımız çizgi roman kahramanlarından farklı olan Corto Maltese’yi de ağırlıyor.
Eşik Cini dergisinde öyküleri çizgiyle buluşturan ve bu nedenle hem çizgi severlerin hem de öykü severlerin takipçisi olduğu Levent Gönenç, ülkemizde yakın zamanda dillendirilen grafik roman üzerine kapsamlı bir metin sunuyor. Dosyadaki bir başka eğlenceli çizgi dizi/çizgi karakter yazısıysa Özgür Kurtuluş’tan… Kurtuluş, yenilmez Galyalıların, yani Asteriks’in ve hemşerilerinin delidolu maceralarını özenle değerlendiriyor.
Serdar Kökçeoğlu’nun “İçinden Edebiyat Geçen Manga” başlıklı yazısı ise konuyu bu bağlamda ele alıyor. Varlık ayrıca dosya bağlamında bir de söyleşiye yer vermiş ve çizgi/roman ve de karikatür algısının çeşitlenmesinin ve daha geniş bir kitleyle buluşmasını sağlayan çizerlerden Piyale Madra’ya çizgi ve edebiyat üzerine sorular sormuş.
Sadece Çocuklar İçin Değil
Çizgi roman çoğu kez düşünüldüğü gibi yalnızca çocuklar ya da gençler tarafından sevilip izlenen, bir seferde tüketilip unutulan bir yaratı alanı değil. Büyükler arasında da izleyicileri, tutkunları var.
Hatta yalnız büyüklere seslenecek çizgi romanlar bile üretiliyor. Bu konuda son zamanlarda politik konular başta olmak üzere epey çizgi roman üretildi. Artık çizgi roman almak ve okumak ayıplanacak bir şey değil. Pek çok genç çizer onu bir anlatım, bir dışavurum, hatta bir başkaldırı aracı olarak kullanıyor, önemli bir sessiz çoğunluk da onları izliyor ve içinden alkışlıyor.
Bu nedenle onunla ilgili yapılan kuramsal çalışmalar önem taşıyor. Bu anlatım türünün çeşitli özelliklerinin yaratıcılarının, tarihsel gelişmesinin, anlatım tekniklerinin bilinmesi, etkilerinin daha iyi anlaşılıp yorumlanması için önemli birer araç. Varlık çizgi roman konulu sayısında bunları yapıyor.
26 Nisan 2010 Pazartesi
Lami Tiryaki'den Mart-Nisan Çizgi Roman Yayınlarına Bakış
2010 Mart-Nisan aylarının en belirgin hatırası, sanırım Hozcomics'siz aylar olması olacak. Neredeyse iki ay boyunca çizgi roman basmadılar. Süper Kahramanlarıyla sayfa sayısı koymadıkları için ilgilenmiyorum, o konuyu satın alanlar yazsın. Ancak fumetti açısından Hoz, karizmasını çizdirecek bir ara verdi. Bir tek Swing'le koca iki ay geçti gitti... Umarım ilerideki aylarda acısını çıkarırız.
Lal'lere gelince. Mister No, Martin Mystere ve Zagor'da 100. sayılara yaklaştık. Lalkitap'tan şanına yakışır 100. kutlama sayıları bekliyorum(böyle 100. sayı kutlamasını ben bir tek Conan Aylık Yeni Maceralar dizisinde Alfa yaptı diye hatırlıyorum. Kapağı filan hatırda kalır cinstendi). Büyülü Rüzgar bile 91. sayısına bastı. 9 sayı sonra Custer'lı renkli Lal-Bonelli 100. sayı olacak. "Özelin özeli" gibi bir sayı. E bekliyoruz artık... Edisyonlara bakacak olursak Lal'in yeni versiyonları raf dostu gibi duruyor. Ama sayfalar inceldiği için arkadaki resimler iyice belirginleşmiş durumda. Bir de sayfayı hafiften sert çevirmeye kalkarsanız çitos çerez gibi yırtılıp dağılma riski oluşmuş. Biraz kalın olsa da raf sorunu olsa keşke. Böyle, iş sakata binmiş biraz.
Red Kit 30. sayıya ulaşmış. İki tur daha atarsa seriyi bitirecek YKY. Ha gayret demek lazım. Bu ayki Demiryolu Haydutları da ilk dönem maceralardan. Benzer yayın Asteriks'in süper kahramanlı matrak 32. sayısı Gök Başımıza Yıkılacak çok sevimli duruyor. Özletmiş kendini bu Galyalılar!..
Klasiklerin çizgi roman uyarlamaları; NTV'den sonra Yeni Turkuvaz'ın yayınlarından üçünü aldım. Dünyanın Merkezine Yolculuk, Robin Hood ve Zaman Makinesi. Henüz okumadım ama hem boyut küçük hem de sayfa sayıları az. Beklentiyi karşılayacak kalitede olduğunu sanmıyorum. Arunas'ı da bir deneyeceğim. Bakalım. Yazılanlara rağmen ben yine de bu işe olumlu bakıyorum. İçeriğe bir şey demeyeceğim ama yayınevleri çizgi roman basmanın ne olduğunu ve önemini öğreniyorlar. Bu yayınlar raflardaki standart çizgi romanlarla yanyana duruyor. NTV yayınlarının yanında vatandaş, Teks'le de, Zagor'la da göz bağı kuruyor. Bunlar güzel şeyler. Zaten böylesi girişimler logaritmik gider. Çıkışı hızlı olur ama zamanla yavaşlayarak bir yerde 0'a yaklaşır. O zaman limite yaklaşırız ya da integralini alıp işi bitiririz Bu işlerin ağa babası Milliyet yayınlarıdır. Milliyet Çocuk'la başlayan klasiklerin çizgi romanları geleneği daha sonra aynı yayınevinin değişik girişimleriyle devam etmişti. Bu gün içeriğine bakılmaksızın o dergilerin ortasında verilen klasiklerin derlemeleri hala aranıyor. Yani böylesine herkesin kabullendiği malzeme stoğu her zaman popüler yayıncıların işahını kabartacaktır. Kimse alıp okumasa bile herkes, "klasiktir bu" deyip alacaktır. Aklıma 80'li yılların ansiklopedi çılgınlığı geliyor...
Ve Zener'in Laneti. Kağıt kalitesi, boyutu, baskı kalitesi vs ilk sayının yanından bile geçmiyor ama böylesi raf dostu kitaplar daha güzel. Hem fiyatı makul hem yer sorunu yok. Siz sormadan ben söyleyeyim ilk sayıyı yeniden almadım. Ne o kadar bütçem var, ne de yerim. Eski 1. sayıyla birlikte üçü yanyana rafta gayet güzel duruyor.Lallerin arka kapaklarında 1001 Roman diye bir reklam var. Sanırım Murat ve Altan'ların yeni girişimlerinden bahsediliyor. Birkaç yeni çizgi roman ve Galieno Ferri, Guido Nolitta gibi belgesel kitapların kapakları var. Bu tür belgesel kitaplar bence en az çizgi romanlar kadar önemli. Umarım Maceraperest'inki gibi komedi girişimi şeklinde değil de adam gibi literatüre yönelik bir yayın olur...
Heroes Bölüm 2'yi Özdilek gazete bayiinde görüp aldım. 15TL fiyatı varmış (üstünde yazmıyor). İndirimli bir yerlerden arayıp bulmadan aldığıma pişman olmakla birlikte aldım gitti. Panini her iki yılda bir sayı basıyor galiba. Bu cilt, ilkine göre biraz daha ince. Diziden çizgi roman yapıldığı için standart çizgi roman kategorisine koymamakla birlikte güzel bir şeye benzediğini söyleyebilirim.
Minik okuyucular için gazete bayilerinde 99, Winx, The Witch, Örümcek Adam, Marvel Kahramanları, Süper Macera, Ben10 vs pek çok çeşit sergileniyor. Arada bir bakmadan geçmeyin. İnsanın içi açılıyor.
Selamlar
Lami Tiryaki
18 Nisan 2010 Pazar
Tarkan, Altın Madalyon 2. Bölüm Yayınlandı
Aradan geçen yıllarda bir daha Tarkan'ımızı o güzel edisyonda yayınlanır umuduyla beklemeye başladık hepimiz. Şimdi elimdeki ikinci sayıya baktıkça bunlar geliyor aklıma. Mükemmel edisyonu, güzel kapağı, kaliteli baskısıyla Altın Madalyon'da ikinci adımı atmışız. Bu sefer adam gibi bir Tarkan koleksiyonu yapıyorum artık. Ne güzel... Bu sayı macerada bir tür ara dönem, bir tür geçiş. Macera tamamlanmadığı için henüz okumadım. Ancak şöyle bir baktığımda, 14-15. sayfalardaki tek aksiyon sahnesi adamı doyurmaya yetiyor. Ustanın kıvrak çizimleri eşliğinde Hera'nın kontrolden çkan arabasını Tarkan'ın kontrol altına aldığı kareler yeniden yeniden dönüp bakılacak kadar güzel. Editoryal sayfada ustanın yarım sayfalık bir resmi eşliğinde Sezgin Burak biyografisi yer alıyor. Sezgin Burak'ın hayatı ve eserleri hakkında bilgi edinmek isteyenler, özellikle görsel malzeme beklentisi olanlar için TASEYAD'ın üyelerine özel verdiği Türkay Burak imzalı kitabı bir kez daha tavsiye ederim. Doyumsuz tatlar alacaksınız.
Negatif yanlarına gelince, önceki maceranın bir özeti olsa iyi olacakmış. Macera başlangıcında bir karecik te olsa bir logo veya jenerik iyi gidermiş. Gelecek Macera sayfası yine içerikten yoksun, çizgi roman severlerin beklentilerini karşılamaktan hala uzak. Arka kapakta macera özeti vermek yerine gelecek sayı vs magazin ağırlıklı bir şeyler olsa daha eğlenceli olabilirmiş. Tüm bu eksiklerine karşın macera iyi baskılı, kaliteli kağıt üstünde kaliteli bir edisyonda muhafaza edilmiş. Bize de alıp onu saklamak arada bir çıkarıp yeniden sevmek düşüyor. Tan Burak, TASEYAD, Turkuvaz Yayıncılık, yolunuz açık olsun. Biz arkanızdayız. Tarkan serisinin ardından ustanın diğer eserlerini de bekliyoruz. Tarkan'ın TV kanallarında kuşa çevrilen güzel filmlerini kesintisiz versiyonları ve kalabalık bonuslarıyla DVD marketlerde görmek istiyoruz. Hatta serinin yanına her izlediğimde beni kahkahalara boğan Haldun Dormen'li, Ercan Yazgan'lı, İhsan Yüce'li Hüdaverdi Pırtık filmini de alıp arşive koymak istiyoruz...
Selamlar
Lami Tiryaki




















