Sayfalar

31 Mart 2010 Çarşamba

Superman uçtu!

Kendi rekorunu yine kendisi kırdı
Hollywood filmlerinin de katkısıyla ölümsüzleşen kahramanların çizgi romanlarının ilk sayıları birbiri ardına rekor kırmaya devam ediyor. Batman ile başlayan milyon dolarlık satış hikayelerinde Superman en yüksek rakamı alarak rekoru eline geçirmişti. Bugün yapılan yeni bir satışla Superman'in ilk baskılarından olan çizgi roman 1,5 milyon dolarla hem kendi rekorunu kırdı hem de "uçuk" fiyatıyla rakibi Batman'a ciddi bir fark attarak arayı açtı. Dünyada yaklaşık 100 adet olduğu tahmin edilen Action Comics No.1 adlı ilk baskıların bir sonraki satış hikayesinde nasıl bir fiyata el değiştireceği merakla bekleniyor.
Selin Kunt
skunt@haberturk.com
Kaynak - Habertürk

Evrenin Çizgi Tarihi

Çizgi roman ve karikatür işlevi son derece büyük sanat dallarıdır ve bir çok işe yararlar. "Evrenin Çizgi Tarihi" bunun ıspatı.
Evrenin Çizgi Tarihi
Yazan – Çizen: Larry Gonick
Çeviren: Şirin Okyayuz Yener
Derin Kitap

Bilgiyi kafaya kakarak aktarmaya çabalayan kitaplara inat “bilgiyi eğlenceyle aktarmayı hedefleyen” bir kitap Evrenin Çizgi Tarihi. Amerikalı karikatürist, profesör ve matematikçi Larry Gonick bu amaçla hareket ederek bir seri kitap yazmış ve her birinde farklı bir döneme ışık tutmuş. Bunu yaparken de Einstein’ı andıran ama kendisi gibi meraklı olan bir profesör tiplemesi yaratmış. İlk kitapta profesör zaman makinesini icat eder ve yolculuğa çıkar. Sonra…? Sonrası kitapta. Okuma yazması ve öğrenme hevesi olan her yaşa uygun bir eser.

03 Nisan 2010 tarihinde yayınlanacak olan Birgün Gazetesi Kitap Eki'nde Ümit Kireççi'nin hazırladığı DÜŞEVİ adlı sayfası tanıtım metninden alınmıştır.

30 Mart 2010 Salı

Zeki Bulut Galeri

6 adeta çizgi romana imza atmış olan Zeki Bulut kendi blogunu hazırlama çalışmalarına girişmiş. Şimdilik Picasa'da sergilediği bir kaç resmi görücüye sunan çizer meraklıları bekliyor.

29 Mart 2010 Pazartesi

Sahafara.com

Yeri geliyor çizgi roman da bulamıyoruz kolaylıkla. İşte bir yol-yordam: www.sahafara.com
Sahaflardan kitap aramanın yeni ve pratik bir yolu var: www.SahafAra.com
Aradığınızı bulmak için tek tek sahaflarla iletişime geçmenize gerek yok. SahafAra'dan yollayacağınız tek bir mesajla arama talebiniz aynı anda 40'ı aşkın sahafa yollanır, onların bizzat verdikleri cevaplar da size geri döner. Aradığınızı bulmakla kalmayıp, sahafların bilgilendirici cevaplarından da faydalanırsınız.

SahafAra.com -- "Sahaflara soralım, aradığınızı bulalım."

Alper

Cehennemde İnsaf Protestosu

Hellstorm - Prince of Lies Marvel comics'in kısa serilerinden biri ve Başşeytan Satan'ın insan anneden doğmuş oğlu Daimon Hellstorm'un macerasını anlatıyor.
Ghost Rider'ın vol. 2 1. sayısında Ekim 1973 yılında ilk kez ortaya çıkan Hellstorm kısa bazı öykülerde yer almasının ardından John Warner'ın yazdığı "Son of Satan" adlı kısa seriyle kendi serisinde yer almış, "Hellstorm: Prince of Lies" ile de hayli farklı bir "öte dünya" sorgulaması sunmuş okurlara.
Daha çok "Defenders" adlı grubun bir üyesi olarak tanınan ve şeytani-büyü güçleri olan bir tipleme olarak bilinen Hellstorm hayli farklı bir görünüme büründü. İnsanı, kötülüğü, iyiliği, öte dünyayı ve cehennemi sorgulayan "Hellstorm, Prince of Lies" serisi sıradan comics çizeri olmayan ustaların da katkılarıyla nefis bir çizgi roman sunuyorlar meraklısına.
Üstteki sayfa serinin 11. sayısının 16. sayfası. Çizen: Peter Gross yazan: Len Kaminski
Bu sayıda cehenneme giden Hellstorm işkenceleri, sorguları, kötülük yapanlara uygulanan acıları, gerekçelerini ve hatta hayvan ruhlarına yapılan cehennem işkencelerini gördükten sonra yukarıdaki protestoyu öğreniyor. İşkence gören insanlar "insaf" protestosunda bulunurken iblis ve şeytan polisler onları copluyor.
Yenilerde "Max" ibaresi altında yetişkinlere yönelik kısa bir serisi de yayınlanan Hellstorm klişe bir comics olmaktan çıkıyor gibi.

Paylaşım - Ümit Kireççi

28 Mart 2010 Pazar

Marmara Çizgi'den bir Enki Bilal daha

Marmara çizgi Enki Bilal serisini basmaya devam ediyor. Yeni albüm raftaki yerini aldı, kaçırmayın.

27 Mart 2010 Cumartesi

Star Wars ve Iron Man Çizgi Dizileri başladı

Bu kuşak sadece çocuklar için... Star Wars: Klon Savaşları ve Iron Man, her hafta sonu Türkçe dublajlı olarak CNBC-e'de.
İSTANBUL - Televizyon tarihinin efsane yapımları her hafta sonu Türkçe dublajlı olarak çocuklarla buluşuyor.
CNBC-e ekranında tüm bölümleri yayınlanan Star Wars efsanesi şimdi de çizgi dizi olarak devam ediyor. Anakin Skywalker ve diğer Star Wars karakterleri, daha önce hiç görmediğiniz maceralarıyla Klon Savaşları’nda.
Diğeri ise Iron Man/ Demir Adam. Çizgi roman kahramanı Demir Adam’ı hiç böyle izlemediniz. Bu Demir Adam, henüz 16 yaşında ve süper kahramanlık göreviyle özel hayatı arasında bir denge kurmaya çalışıyor.
Her Cumartesi 14:00 -14:30
Her Pazar 12:00-12:30
Kaynak -ntvmsnbc

Quasar ve Demi Moore

Demi Moore bu pozu verip Vanity Fair dergisine kapak olduğunda 7 aylık hamileydi ve yıl Ağustos 1991 idi. Aralık 1991'de de aşağıdaki kapak ortaya çıktı (29. sayı kapak). Marvel Comics'in "Cosmic Avenger"i Quasar hayli ilginç bir kapak pozu vermiş. Bu kapağa neden gerek duyulduğunu bilmiyorum ancak popüler kültür'ün tüketici ve her unsuru keyfe keder kullanım örneği olarak paylaşmak istedim. Merak edenlere söyleyeyim, kapağı devamında, hikayede herhangi bir hamileliğin olmadığına şahit olacaksınız.
Yazan - Mark Gruenwald
Çizen - Greg Capullo (ve kapak)
Paylaşım - Ümit Kireççi

26 Mart 2010 Cuma

DC Comics’in kahramanları yakın çekime hazırlanıyor!

Çizgi Roman (ÇR) yayınevlerinin, Medya şirketlerinin ana planlarındaki değerli yerlerini takdir etmek için Lex Luthor’un katı, hesapçı kalbine sahip olmanız gerekmez.
Yazan: Dave Itzkoff
Yayın tarihi: 19 Şubat 2010
Yıllardır DC yayınevinin süper kahramanları, müşterek kuruluş Warner kardeşlerin gişe rekorları kıran filmlerine temel oluşturdular. Yakında da, Marvel yayınevi Walt Disney Şirketinin bir parçası haline geleceğinden, Örümcek Adam da Mickey Mouse ile kumanyasını paylaşacak.
Tayt ve deri kıyafetlerinin altında, bu cesur karakterler aslında, kişisel Kriptonitleri yaratıcılık ve şans edinme olan idareci takımları tarafından yönetilen eğlence malzemeleridir. Tüm bunlar Süperman, Batman ve Wonder Woman yayıncısı DC Yayıncılığın Yarasa Mağarasının anahtarlarını en tanınan yaratıcı takımına vermesiyle daha da dikkat çekici oldu.
Perşembe günü, Time Warner’in DC Eğlence bölümü, DC Yayıncılıkta popüler bir çizer olan Jim Lee ile emektar editör Dan DiDio’yu derginin yardımcı yayıncıları olarak atadı. Ayrıca, hayranların çok sevdiği Geoff Johns da, DC Eğlence’nin karakter panteonunu, hem sinema hem de televizyon bölümlerini içeren Warner Brothers Eğlence’nin film ve televizyon projelerine yönlendirmesi amacıyla Baş Yaratıcılık Sorumlusu oldu.
Bu hamlelerden, sadece süper güçlü tiplerin medya ortamında oynadıkları kritik rolü görmekle kalmıyor, aynı zamanda onların uzun süreli kaderlerinin de gittikçe daha çok çizgi roman maceralarını yaratıp çizenler tarafından yönetileceğini de ortaya koyuyor.
“Biz, DC’nin ilerlerken yeteneği anlayan ve onunla işleyen bir şirket olduğu mesajını vermek istiyoruz” diyen Warner Brother Pictures Grubun başkanı Jeff Robinov, “Geleneksel bir idari yapı olmasa da çok ilginç bir yaklaşım” diye ekledi.
Yeni idareciler farklı yollardan DC’nin yönetim kademesine geldiler. 45 yaşındaki bay Lee, 1998’de DC tarafından satıl alınan kendi stüdyosu Wildstorm Productions’ı kurmadan önce Marvel Yayıncılık için X’Men’lerin uyumsuz mutantlarını çiziyordu.
37 yaşındaki bay Johns, DC yayınlarından The Flash ve Teen Titan’ların yazarlığını üstlenmeden önce kısa bir süre Marvel için çalışmış ve Superman filminin yönetmeni Richard Donner’e bir defalık yardımcılık yapmış. 2002 yılından beri de, önceleri televizyon animasyonlarında yazarlık yapan 50 yaşındaki bay DiDio, DC’de ayda doksana yakın yayını inceleyen idareci editör olarak görev yapmakta.
Yeni görevlerinin hedefi olarak bay DiDio en az hayran olanların, süper hayran olmaları kadar kolayca hayran olmayanların hayran olmalarını sağlayacak işler yaratmak olduğunu söyledi.
Bu göründüğünden zor bir hayal olabilir. 2008 yapımı, Christopher Nolan tarafından yönetilen Batman filmi “The Dark Knight”, dünya çapında 1 milyar dolar hasılat getiren dev bir başarıyken, daha yakın zamanlı Superman Returns ve Watchmen daha başarısız olup, çizgi romanlarını yeni okuyucu kitlesi ile buluşturma şansını kaçırmış oldular.
DC evrenine yeni adım atan okuyucular esrarengiz bir ortamda bulacaklar kendilerini. Superman ve Batman gibi karakterler merkez sahneden uzak ve diğer kahramanlar, içerisinde ölmüş müttefik ve düşmanların zombileri tarafından eziyet edilmekte oldukları, şirket çapında bir dizi olan “Blackest Night” (bay Johns tarafından yazılıyor) macerasına bulaşmış durumdalar.

Bu arada DC Yayıncılık Eylül ayında, başkanı ve yayıncısı Paul Levitz’in editör danışmanlığına getirildiği ve yerine Warner Brothers için “Harry Potter” imtiyazını yönetmiş olan idareci Diane Nelson’un yeni oluşturulan DC Eğlence bölümüne başkan atandığı bir kurumsal yeniden yapılanma geçirdi.
Bu görevde birkaç ay geçirdikten sonra bayan Nelson “Tarihsel olarak, DC’nin editörlüğü ile işin diğer kısımları arasında olabilecek kadar işbirliği veya bağlantı olmamış” diyerek, “sadece karakterlerin ve hikayelerin daha kolay erişilir olmasını sağlamak değil, kitaplarda olanlarla diğer ortamlarda olanlar arasında daha büyük bağlantılar da oluşturmak istiyoruz” diye ekledi.
Son iki yıldır Warner Brothers Pictures bay Johns, Grant Morrison ve Marv Wolfman gibi DC yazarlarını film projelerine danışman olarak kullandı. 2011 yılı için planlanan başrolünü Ryan Reynolds’un (The Proposal) üstleneceği ve Martin Campbell’in (Casino Royale) yöneteceği “Green Lantern” filmi için bay Johns kostümlerden, özel efektlere, dövüş sahnelerine varana kadar bilgi verdi.
Önümüzdeki aylarda bay DiDio, şirketin e tanınan karakterlerini içeren yeni bir dizi grafik romanların (bay Johns onlardan birini de yazıyor) yayınına odaklanacak.
Bay Lee, web sitesinden, sosyal ağlara, DC evreninin rol yapma oyunlarına kadar tüm dijital ortamları kontrol edecek. Özellikle Apple’in iPad’i için “dijital yayıncılığın geleceği için çok önemli” diyen bay Lee, “biz de orada olacağız” diye ekledi.
Sinema filmlerinin çok önemli arenasında DC, iyi tanınan Iron Man, Captain America ve Thor gibi kahramanlarına filmler hazırlamakta olan stüdyolarıyla Marvel’in güçlü rekabeti ile karşı karşıya. Kısa vadede yeni bir Superman veya Batman filmi olmaksızın, DC’nin film tabağı daha az tanınan dizilerinden Jonah Hex ve The Losers gibi yapımlar ile dolu. (DC idarecileri Marvel’in hamleleri hakkında yorum yapmaktan kaçındılar, aynı şekilde Marvel temsilcileri de rakipleri hakkında yorum yapmadılar).
Son yıllarda şirketin ÇR dünyasında gittikçe öne çıkan bir rol üstlenen Green Lantern (Yeşil Fener) için DC’nin stratejisine dikkat çeken bay Johns, basılı eserlerin film ve diğer projelere nasıl ilgi arttırılabileceğine bir emsal olduğunu söyledi.
“Bu bir tesadüf değil” diyerek, “nereye doğru gittiğimizin bir örneğidir” diye ekledi.
Bu film daha perdelere yansımadan bay Johns “Blackest Night” için, Peter J. Tomasi ile beraber yazacağı, 26 sayılık “Brightest Day” isimli bir devam düşünüyor ve sonrasında 2011 için hakkında aşırı ketum davrandığı iddialı bir seri planlıyor.
Bay Lee ile bay DiDio yaratıcı görevlerinin bir kısmını idari sorumluluklar ile takas ederken, bay Jıhns aynı anlaşmayı yapmadığını belirtti.
“Bu hem işin hem anlaşmanın bir parçasıydı” diyerek, “ÇR yazmayı seviyorum ve buna devam etmememin hiç imkanı yok” diye ekledi.

Çeviri - Ömer Kalaycı

25 Mart 2010 Perşembe

Darth Vader Türkiye'ye Geliyor

Orijinal üçlemede Darth Vader rolü ile gönüllere taht kuran Dave Prowse 28 – 30 Mayıs Tarihleri Arasında Türkiye’de.

Jbc Yayıncılık Tarafından ve Dünya’da İlk Defa Ülkemizde Yayınlanacak Olan Darth Vader Özel Çizgi Romanı için 28 Mayıs’ta Ankara , 29-30 Mayıs’ta ise İstanbul’da imza günleri düzenlenecek
Gelişmeler için - Darth Vader Türkiye'de Facebook
http://blog.starwars.gen.tr/
www.DarthVaderTurk.com
www.jedbang.com
www.jbccomics.com

Tolkien’in Mirası: World Of Warcraft

Hayatta hiçbir şey yoktan var olmuyor elbette. Hele ki sanat ürünleri ne kadar devrimci, yenilikçi ya da avangard olursa olsun, kendinden öncekilerle illiyet bağından kurtulamaz, aslında tek ve büyük bir geleneğin devamıdır. Gerekli Şeyler‘in yayımladığı World of Warcraft çizgi romanını elime aldığımda bunu düşünmemiştim. Evet, öncelikle bir bilgisayar oyunundan doğan bir çizgi roman, ama daha da ötesinde Tolkien ve masaüstü FRP oyunları gibi uzak akrabaları/kaynakları var. Çizgi romanı incelemeden önce bunları kısaca hatırlamaktak isterim.
Tolkien’in açtığı çığır
Özellikle Peter Jackson‘ın sinema uyarlamasından sonra J.R.R. Tolkien‘i ve Yüzüklerin Efendisi kitaplarını tanıtmaya gerek yok. Halk efsanelerine dayanan peri masalı formunu özgün bir biçimde kullanarak sadece edebiyat tarihine geçmedi, fantastik dünya yaratımının önüne dev kapılar açtı. Uydurma dünyalarda, gerçekte var olmayan canlıların yaşadığı hikâyeler daha öncede yazılmıştı, ama hiçbiri Tolkien gibi diliyle, kültürüyle, coğrafyasıyla bütünlüklü bir evren yaratımı seviyesine ulaşmamıştı. “Kaçış edebiyatı” suçlamaları bu kapıların kapanmasını sağlamadı, çeşitli sektörlerde milyarlarca dolarlık pazar yaratan bir akımın karşısında kim durabilirdi ki?
Fantaziyi yaşamanın yeni yolları
Çocukluğumuzda hepimiz etkilendiğimiz kahramanlara ya da tiplere bürünerek mahalle aralarında arkadaşlarımızla oynamışızdır. Bu rol yapmaya dayanan oyunların en basit ve naifi herhalde “evcilik”tir; anne ve baba rollerine bürünen çocuk gördüğü hayatı kendine göre yeniden canlandırır, geçici bir süre de olsa farklı bir karaktere bürünmenin hazzını yaşar. Oyun sadece kişinin kendini tanımasını değil, becerilerinin gelişimini de sağlayan bir etkinlik olarak pedagoglar tarafından elzem bir öneme sahip görülür. Çocukluktan çıktıktan sonra bile oyunlar eğitim amacıyla kullanılmaya devam eder. Örneğin 1800′lü yıllarda Prusyalı subaylar bir harita üzerindeki piyonları kullanarak savaş stratejileri çalışmışlar. Masa üstündeki figürleri kullanarak kararlı, cesur ve muzaffer bir kumandan yerine geçmenin hazzı daha sonraki yıllarda çeşitli şirketlerin ürettiği oyunlarla yaşanmaya devam etmiş.
Oyuncuların belli kurallar dahilinde birbirleriyle girdikleri bu mücadele 1974′de Gary Gygax ve Dave Arneson isimli iki arkadaşın kurduğu Tactical Studies Rules, Inc. (TSR) şirketi ile yepyeni bir boyuta taşınır. TSR‘ın piyasaya sürdüğü Dungeons & Dragons (Zindanlar ve Ejderhalar) oyunu eski savaş oyunlarından bir kaç açıdan farklıydı. Birincisi, oyuncular orduları değil, sadece tek bir karakteri yönetiyorlardı. İkincisi, oyuncular bu karakteri sadece yönetmiyorlar, o karakterin hüviyetine bürünüp rol yapıyorlardı. Üçüncüsü, oyuncular Tolkien‘in açtığı bir kapıdan geçerek, hemen her şeyi titizlikle tasarlanmış, var olmayan bir dünyada, var olmayan ırkların mensuplarını canlandırıyorlardı. Bu farazi dünyada insanlar da mevcuttu elbette, ama Yüzüklerin Efendisi‘nde ete kemiğe bürünen Elfler, Cüceler ve Orklar gibi ırklar da apayrı bir renk katıyordu. Oyunu Dungeon Master (Zindan Efendisi) isimli bir oyuncu yönetiyor, diğer oyunculara (bunların oluşturduğu topluluğa parti deniyor) bulundukları mekânı tasvir ediyor, oyuncuların hareket ve hamlelerine göre gelişmeleri yönlendiriyor, kuralların uygulanmasını sağlıyordu. Oyun bir nevi doğaçlama tiyatro şeklinde devam ediyordu.
Fantasy Role Playing (Fantastik Rol Yapma/FRP) denilen bu oyun tarzı sadece masaüstü olarak kalmadı. Bilgisayar oyunları çağı başlamıştı ne de olsa.
Eğlenceli elektronik
İlk dönem bilgisayarlar çok düşük kapasitelere sahip olduğu için FRP gibi geniş datalar isteyen oyunların oynanması için müsait değildi. Bilgisayardaki FRP, kendi tarihini tekrar yaşadı. Önce stratejik savaş oyunları üretildi. Oyuncu bilgisayara karşı askerlerini, teçhizatını konumladırdıktan, saldırılarını belirledikten, yani hamlesini sonlandırdıktan sonra düşmanın hamlesini yapmasını bekliyordu. Turn Based (Sıraya Dayalı) bu oyunların zirvesi Sid Meier‘ın tasarladığı Civilization (1991) isimli oyundur.
Bilgisayar oyunları tarihinde açılan yeni çığır ise Frank Herbert‘ın şaheseri Dune kitaplarına dayanıyor. 1991′de aynı isimle yaratılan oyun, bilmeceleri çözmeye dayanan Adventure (macera) ve Strateji türlerini aynı anda ihtiva ediyordu. Ama asıl hamle döneminin çok beğenilen bu oyunundan sonra gelen Dune II isimli oyundu. Çünkü bu strateji oyununda oyuncu hamlelerini yapmak için sırasını beklemek zorunda değildi; birliklerini, ekipmanlarını idare ederken, binalarını inşa ederken düşman da faaliyet gösteriyor, oyunun akışı hiç kesilmiyordu. Sadece taktik zekâyı değil, çabuk karar verme ve uygulamaya geçme becerisi de isteyen bu oyun türüne Real-Time Stategy (birebir çevirisi Gerçek Zamanlı Strateji, ama Eşzamanlı Strateji demek daha uygun gibi geliyor bana) ismi verildi. Bu yepyeni oyun türü daha sonra Command & Conquer ve Warcraft: Orcs & Humans oyunları ile en popüler seviyesine ulaştı.
Warcraft: Orcs & Humans 1994′te Blizzard firması tarafında piyasaya sürüldü. Renkli dünyası, eğlenceli oynanışı ve basit kullanım şekli ile bütün rakiplerini geride bıraktı. 1995′te Warcraft II: Tides of Darkness, 1996′da Warcraft II: Beyond The Dark Portal üretildi. 2004′te ise World of Warcraft oyunu ile Blizzard eşzamanlı stratejiden Massively Multiplayer Online Role-Playing Game (Devasa Çokoyunculu Çevrimiçi Rol Yapma Oyunu, MMORPG) türüne geçti. MMORPG yukarıda bahsettiğim Dungeons & Dragons oyununun bilgisayara en geniş haliyle uyarlanmış halidir, diyebiliriz. Temelde aynı prensipler geçerli: Seçtiğiniz karakterin çeşitli özellikleri belli sayısal değerlerle ifade ediliyor. Üstesinden geldiğiniz işlere göre experience point (tecrübe puanı) alıyor, bu puanlar arttıkça level (seviye) atlıyorsunuz; böylece karakteriniz gittikçe güçleniyor ve rakiplerinize karşı avantaj sağlıyorsunuz. Bilgisayar versiyonunun temel farkı Zindan Efendisi görevini bilgisayarın yerine getirmesi. Fakat MMORPG’yi devasa bir endüstri haline getiren şey dünyanın her tarafından oyuncuların internet vasıtası ile bu oyuna bağlanabilmesi ve eşzamanlı olarak oynayabilmesi. Böylece İzlanda’daki bir oyuncu İsveç’teki bir oyuncu ile dostluk kurabiliyor, yanlarına birkaç kişiyi daha katıp bir parti oluşturabiliyorlar. İnsanların müptelası olduğu, gece-gündüz kavramlarını yok eden bu oyun türü bugün yaklaşık 1,5 milyar dolarlık pazara sahip. Pazarın lideri ise Blizzard ve oyunu World of Warcraft.
Soyağacı
Bu uzun bilgiler silsilesi bize yazımızın asıl konusu olan çizgi romanın kökenlerini yeterince gösteriyordur umarım: Tolkien fantastik dünyalar yaratmanın temellerini atıyor. Dungeons & Dragons bu dünyada yaşama hissini insanlara veriyor. Dune II bilgisayarda oyuncuların ordularını eşzamanlı idare etmesini sağlıyor. Blizzard bu türe Warcraft adlı, Tolkien ve Dungeons & Dragons kökenli bir dünya katıyor. Daha sonra bu dünyayı strateji türünden çıkarıp internet üzerinden binlerce kullanıcıya açarak herkesin kendi karakterini yaşamasını sağlıyor. Wildstorm firması bu markayı, bu dünyada geçen hikâyeleri çizgi romana uyarlıyor. Gerekli Şeyler bu çizgi romanı Türkçe’ye kazandırıyor.
Yeter artık, çizgi romana gel!
World of Warcraft, Azeroth isimli bir dünyada geçiyor. Evrende yaşamı ve dengeyi kuran Titanlardan Sargeras’ın iblislerle mücadeleyi anlamsız bulduktan sonra kendini kaosa adaması ile yok olma tehlikesine giren bir dünya bu. Warcraft evreninin, Titanların, Sargeras’ın ve Azeroth’un tarihçesi çizgi romanın başında anlatılıyor. Ancak “DEVAMI WWW.GEREKLISEYLER.COM.TR ADRESİNDE” ibaresiyle kesiliyor bu tarih.
Çizgi roman bir gladyatörün cenazesi ile başlıyor. Hikâyemizin iki kahramanı ile burada tanışıyoruz: Broll Bearmantle isimli bir Gece Elfi, Valeera Sanguinar isimli bir Kan Elfi. Gladyatör kervanı dövüşlerin yapılacağı şehre giderken sahilde baygın bir insana rastlıyorlar. Timsahlara yem olacakken kendini ustalıkla savunması gladyatörlerin sahibini etkiliyor ve insanı esir alıp ekibe dahil ediyor; ona Timsah Yemi ismini uygun görmeleri bizi şaşırtmıyor. İlk başta birbirleriyle sürekli didişen bu üç gladyatör zamanla bir ekip ruhuna kavuşuyor ve dövüşlerde şampiyon oluyorlar. Daha sonra özgürlüklerine kavuşan üç kafadar geçmişlerindeki hesapları kapatacakları ve kendilerini bekleyen kaderlerine yol alacakları maceralar yaşıyorlar.
Kitap en başta baskı kalitesi ile kendini gösteriyor. Gerekli Şeyler çizgi roman yayımcılığında bizi dünya standartlarına iyice alıştırmıştı zaten. Çizimler ve renklendirmeler kitabın cazibesini daha da arttırıyor. Manga esintili, ama fotogerçekçiliğe de yakın çiniler zengin bir boya paleti ile renklendirilmiş, çok başarılı. Her bölümde bu görselliğin gerisinde kalmayan kapaklar var, üstelik bu kapak çizerlerinden biri efsanevi Jim Lee. Ancak orijinal olarak fasiküller halinde yayımlanan çizgi romanın her birinde ikişer adet bulunan kapak ilüstrasyonları, kitabın içinde her bölümün başında tek sayfaya sığdırılmış. Bu yüzden çok ufak kalıyorlar, detaylarının keyfine varılamıyor.
Bütün bu görsel zenginliğe rağmen, işin hikâye kısmı çizgi romanın en büyük zayıflığı. Diyalogların yapaylığı, aksiyona dayalı anlatımın ve kurgunun basitliği hitap ettiği yaş grubunu oldukça düşürüyor. Zaten bu çizgi roman bilgisayar oyunu ile popülerleşen bir markanın farklı sektörlerde kazanç sağlaması amacıyla üretildiği için, bu durum yadırganmayabilir. Türkiye’de oldukça fazla miktarda World of Warcraft fanatiği var, ama bunlardan ne kadarı çizgi romanı satın alır, işte orasını bilemiyorum. Bana çizgi roman satmak için oldukça güvenilmez gelen bu kitlenin boşluğunu hakiki çizgi roman severler kapatır diyeceğim, ama hakiki çizgi roman severler Amerikan anaakımında standart haline gelen görselliğe tav olmakla yetinmeyecekler, hikâyenin de aynı seviyede olmasını bekleyeceklerdir, diye düşünmekten de kendimi alıkoyamıyorum.
Ülkemizde çizgi romanların satış rakamlarının yükselmesini çok istiyorum. Bu sayede çok daha fazla çeşitliliğe sahip olur, dünyada klasik haline gelmiş eserleri Türkçe okuma keyfine sahip olabiliriz. Yayınevlerinden her zaman kaliteli ve seviyeli eserleri yayımlamasını bekleyemeyiz, elbette ki popüler ürünleri arz edecekler, ki ekonomik yaşamlarını sürdürebilsinler. Bu yüzden Gerekli Şeyler‘in World of Warcraft‘ı yayımlaması anlaşılır bir durum, ama isabetli bir hamle olduğundan şüpheliyim. Çizgi roman sever olarak beni tatmin etmeyen bu ürünün yine de satmasını istiyorum, çünkü Gerekli Şeyler gibi kaliteli baskıdan taviz vermeyen yayınevlerine ihtiyacımız var.

Yazıyı ÇROP'a pas eden-yazan
Deniz Akhan

Türk Sanat Kuruldu

ÇROP olarak çizgi ve sanat adına girişilen her tür oluşum ve organizasyonu sonuna kadar destekliyoruz: Türk Sanat

Devianart'ta yenilerde kurulan Türk Sanat son derece önemli bir boşluğu dolduracak gibi. Kendilerine başarılar diliyoruz.
"Merhaba Türksanat üye ve çalışma arkadaşlarım.
- Grubumuz sizlerin değerli katılım ve paylaşımları ile 1000 üyeye ulaşmıştır.
- Emek ve iştiraklarınızdan dolayı sizlere teşekkürü bir borç biliyoruz.
- Sizlerden bir isteğimiz daha var arkadaşlar. DA da 10.000 türk varmış ve bunların hepsine ulaşmak ve bir çatı grup altında toplamak mümkün değil. Biz yönetici arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmalarda 1000 üye sayısına ulaşmış bulunmaktayız.
- Şimdi sıra siz değerli katılımcılarımızda. Efendim imza ve sayfalarınıza grubumuzun Link ve İkonunu yerleştirirseniz sizlere şükran duyarız. Teşekkür ederiz .

24 Mart 2010 Çarşamba

Doc Samson ve İsrail

İsrail Gazze'yi önce kışkırttı şimdi de bombalıyor. Bu nereye kadar sürer ki? Aklıma nedense milli kahramanları SAMSON geliverdi.

Bir çok çizgi roman uyarlaması olsa da çizgi romanda en bilineni Marvel Comics'in "Doc Samson"u olsa gerek. Dikkatli okurlar onu Hulk serisinden hatırlarlar.
İlk kez 1971 yılında Incredible Hulk'un 141. sayısında ortaya çıktı. Yaratıcıları Roy Thomas, Herb Trimpe. Gamma radyasyonuna maruz kalan Dr. Leonard Samson bir bilim adamı. Bu şekilde saçlarının yeşile dönüşmesinin yanı sıra olağanüstü güçlere de kavuştu. Sonra da düzenli olarak Hulk'un maceralarında yer almaya başladı. 2008 yapımı Incredible Hulk filminde süper güçleri olmadan kenardan görünen Doc Samson kısa serilerin dışında özel olarak pek görünmedi.
Bilka yayınlarının ülkemizde yayınladığı bir Örümcek Adam sayısında Doc Samson orjinal öyküye sadık kalınarak ele alınmıştı. Sevdiği kadın, Delilah tarafından tuzağa düşürülen Doc Samson'un güçleri elinden alınıyor, iki sütun arasına zincirleniyordu. Orjinal efsanede saçlarının kesilmesi güçlerini kaybetmesine neden oluyordu. Bu defa bilimsel bir bir şeydi ama sonuçta gücünü yitirerek iki sütun arasına geriliyordu. Derken son bir çabayla kahraman bir kez daha güçlerine kavuşuyor, çizgi romanda yaşasada da orjinalde sütunları ve tapınağı devirerek düşmanlarıyla birlikte ölüyordu.
Dedim ya, aklıma bunu getiren İsrail'in icraatleri. Dilerim sağduyu galip gelir İsrail'in sonu milli kahramınınkiyle aynı olmaz.

Ümit Kireççi
"Çizgi Roman Hayatın İçinde"

Anilogue Çizgi Film Fesivali

Türk çizgi romancılar için büyük fırsat: Anilogue Fesivali
Viyana ve Budapeşte'de yapılmakta olan ANILOGUE Canlandırma Filmleri Festivali için, Türkiye'den kaliteli canlandırma filmleri beklenmektedir. Canlandırma filmi sanatçılarımızın, internet üzerinden filmlerini gönderebilecekleri bu festivale katılmalarını tavsiye ederim. İlgilenen arkadaşlarımızın, aşağıdaki iletişim bilgilerinden, doğrudan doğruya MUSTAFA DARAS ile temasa geçmeleri gerekmektedir: http://www.anilogue.com/retroscope/index.php
Festivale filmlerini gönderen arkadaşlarımızın, leventelpen@gmail adresinden tarafıma da (gönderdikleri filme ilişkin ana bilgileri içeren e-mail kopyaları) bilgi vermelerini rica ederim. Ayrıca, gönderecekleri filmleri e-posta kutularına sığdıramayacak arkadaşlarımız, ftp hizmetinden yararlanmak için benimle temasa geçebilirler. Sunucularımda kullanmış olduğum ftp hesapları yolu ile filmlerinizi ulaştırabiliriz.

Levent Elpen

Radyo'da Çizgi Roman Reklamı

Aşağıdaki kombinasyon doğal olarak oluşmuş. Görünce hemen objektife sarıldım. Eskici Gaspar'ın raflarındaki afiş, kitap, plak ve çizgi romanlarının en tabii etkileşiminin ürünlerinden.


İsmet abi (Kızılsu) ne yaptığımı görünce ilgilendi ve aklına 1968 senesi geldi: "Bir gece evde oturmuş radyo dinliyoruz gene. Başka da bir meşgalemiz yok. Birden reklamların tam orta yerinde Vraouurrr gibi bir çığlık yükseldi yerimizden fırladık. Daha kendimize gelemeden radyodan şu spot cümleler duyuldu:
Korku Magazin çıktı! Bayinizden ısrarla isteyiniz!
Artık çizgi roman reklamı verilmiyor."
Aradığınız eskice çizgi romanlar varsa bir uğrayın. Dün gördüm eline DC Comics'in eski Mary Marvel'larıyla korku serileri geçmişti.
Eskici Gaspar
İsmet Kızılsu
Adres: Kadıköy Pasajı en alt kat
0 216 348 10 19


Fotoğraf-Haber: Ümit Kireççi

23 Mart 2010 Salı

Türkiye'de Çizgi Romanın Seyri

Uzun zamandır Didim'de yaşayan Hakan Alpin İstanbul'a geliyor, ama ne geliş.

Hakan Alpin, "Türkiye'de Çizgi Romanın Seyri" adını verdiği ve 1920'lerden 2000'lere kadar uzanan süreçte yayınlanan çizgi roman dergilerinden yaptığı seçkiye ait sergi, 3 nisan cumartesi günü, saat 19:00'da yapılacak açılışla Küçükçekmece Belediyesi'ne ait Halkalı Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecektir.
Nisan ayı sonuna dek açık kalacak olan sergi, çizgiroman dostlarını bekliyor olacak.
Adres: Küçükçekmece Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi Atakent mah. Halkalı Toplu Konutları, 2. etap girişi, Küçükçekmece.
bilgi için tel: 693 0816

Tan Burak TV'deydi

Çizgi roman haberine bir kanalda uzun uzadıya yer verilmesi oldukça hoş. Tan Burak konuk olduğu programda yakın zamanda tekrar basılan Tarkan'ı ve babası Sezgi Burak'ı anlatıyor. Okuyanınız bol olsun.
Foto - Ümit Kireççi

22 Mart 2010 Pazartesi

Smallville'de Türkiye

Sanki biraz da sevgili Ümit'le pişti olacağız bu haberle, ama değinmeden geçmek de olmayacak. Street Fither'daki Türk kahramanı bir nebze olsun kabul ediyor bünye de, Smallville dizisinde Türkiye haritası görmek, hele ki o haritada Kal-El'in Krypton aile simgesinin yer aldığını fark etmek tatlı tatlı gülümsetiyor insanı. Gülümsetmiyor mu yahu? İşte, bakın, hemen aşağıda:



Olasılık ki dizinin Türk hayranları bu ayrıntıyı çoktan fark etmiş, üzerinde de uzun uzun konuşmuştur. Çünkü söz konusu sahne Smallville'in 9. sezon "Rabid" adlı 3. bölümünde yer alıyor ve Amerika'daki yayın tarihi 10. 10. 2009.

"Rabid", Smallville'in dudak uçuklatan bölümlerinden biri değil. Örneğin, Clark'ın Lana'ya gerçek kimliğini açıkladığı, ardından Lex'ten kaçan Lana'nın öldüğü, her şeyi düzeltmek isteyen Clark'ın zamanı Jor-El'in yardımıyla geri aldığı ve dünyalı babası Jonathan Kent'in ölümüne neden olduğu bölüm kadar sarsıcı değil; ya da bir kurşunla kalbinden vurulan Lex Luthor'un alternatif bir dünyada kendini dünyalar iyisi bir aile babası olarak bulduğu bölüm kadar çarpıcı da değil. Gene de "Rabid" zombilere Smallvillevari bakış atarak farklı bir bölüm olduğunu kanıtlıyor ve zombiye dönüşen Lois Lane'i izlemek her durumda keyifli (Sadist miyim neyim?).

İşte Lois'in zombi olduğu, Metropolis sokaklarında zombilerin fink attığı bu bölümde yukarıdaki sahne yer alıyor. Bu, nihayet yerküreye gelme şansı bulan General Zod'la adamlarının dünyaya yayıldığını ve El ailesine ait üyelerden birinin (olasılık ki Kal-El'in tatlı kuzeni Kara'nın ya da terbiyesiz babası Zor-El'in) Türkiye'de (ve hatta nokta atışı yaparsak, Konya'da) olduğunu ortaya koyuyor.

Hoş ve ilginç değil mi?

Son Not ve Düzeltme (ya da Tarihe Not Düşme)

İmdiii... Diyelim ki aradan yıllar geçti ve bu blog da, bu yazı da hala yerinde. O zamanın okurunun, 'Şu Aşkın Güngör denen zat da amma zihin kekemesiymiş' dememesi için bu bilgi notunu girmeye karar verdim ki, vaziyeti biraz olsun kurtarabilelim.

Efendim, durum şu: Yukarıda yer verdiğim Türkiye görüntüsünün üzerinde Kal-El'in aile simgesinin yer aldığını ve muhtemelen Konya'ya Zorel ya da Kara'nın indiğini söylemiştim ya, durum öyle değilmiş. 9. sezon 8. bölümde ortaya çıktı ki, güzide Konya'mıza inen kişi Jor-El'in klonuymuş.

Orası tamam da, asıl ilginç olan, pekçok Amerikalı aklı evvel gibi Smallville'in senaristleri ve yapımcıları da cahil cesaretine sahip belli ki. Tutmuşlar, Anadolu'nun en verimli topraklarını Arap çölleri gibi yansıtmışlar, yetmemiş, kum fırtınalarından göz gözü görmeyen bir çöl olarak tasvir etmişler Türkiye'yi.

Ben de diyorum ki o zaman, bu Clark uçmayı öğrenir, bu senaristler araştırma yapmayı öğrenemez arkadaş. Hiçbir şey yapamıyorsan, aç Google Earth'ü, o bölgeye bir zum yap bre melun.

Street Fighter'da bir Türk

9 Mart 2010 tarihinde piyasaya çıkan Street Fighter IV oyununda yeni bir karakter var: Yağlı Güreşçi HAKAN
Yağlı güreşçi olan Hakan bir Türk karakteri. Saçı Turkuaz, cildi kırmızı olan Hakan'ın altında kıspeti var. Hayatta en değer verdiği şey karısı ve 7 kızı. En sevmediği şeyler de ateş ve sigara. Street Fighter'a katılmış olmasının sebebi de eğlence. Yağ şirketi yöneticisi ve Yağlı Güreş ağası kendisi.
Ayrıntılar - Street Fighter Hakan

Atalar Lions Çizgi Roman Yaptı

Rıdvan Şoray ile Ümit Kireççi'nin yönetiminde gerçekleşen "Çizgi Roman Okulu" Beykoz Doğa kolejinde sürüyor. Atalar Lions Kulübü üyelerinin çocukları da kendi çizgi romanlarını ürettiler.
Kendi öykülerini yaratan sonra onu çizen çocukların bu kez yarattığı öykü şöyle:

Uzaydaki üssünden dünyayı izleyen Süpermen kötüleri aramaktadır. Kedi Kadın teleskoba dil çıkartarak onu kızdırır. Çekici ışınla onu yakalamaya çalışan Süpermen yanlışlıkla Keloğlan'ı yakalayarak hapseder. Keloğlan şaşkındır.

Diğer çizim ve eserler - Atalar Lions Çizgi Roman Atölyesi

21 Mart 2010 Pazar

Demlik Dergisi Çizerlerini Arıyor

Demlik Dergisi yayına hazırlanıyor.2000 yılında mersin üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan Demlik Dergisi yeniden profosyonel olarak dünyaya dönüyor.
İlk 4 sayısı web'de yayınlanacak olan dergi daha sonra ulusal yayına açılacak. Çizer kadrosunda yer almak isteyen demlikcilere de yer vermek isteyen demlik dergisi'nde siz de yer almak isterseniz kendinize ait karikatür, çizim, çizgi roman v.s örneklerini iletisim@demlik.org adresine gönderebilirsiniz. Web site : http://www.demlik.org/ Ayrıca foruma üye olup konu açabilir, paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Ankara'da Fanzin Sergisi

Fanzin sanattır! Eserlerinizi sergileme fırsatı var, kaçırmayın.
2010 yılına dek çıkmış olan ulaşabildiğimiz tüm fanzinlerden bir sergi bu. Elinizdeki fanzinlerin kapaklarını ya da kendi fanzininizin kapağını, kısa bir tanıtıcı metinle birlikte anlasilamamak@hotmail.com ya da dusunkarafanzin@gmail.com'a gönderebilirsiniz. İlkini Ankara'da yapmayı düşünüyoruz. Hem tüm fanzincilerin buluşması için bir vesile hem de fanzin nedir bilmeyenlere bir görsel şölen hazırlamış olacağız.
Buna ek olarak "YERALTI" temalı görsel iş (fotoğraf/çizim/karikatür vs) inizi de aynı adreslere gönderebilirsiniz.
Aynı sergide bunlar da sergilenecektir.Yeraltı temasıyla yapılan işe sadece fanzinciler değil herkes katkıda bulunabilir...

Kaynak - http://fanzinsergisi.blogspot.com/

20 Mart 2010 Cumartesi

World of Warcraft Çıktı!

AZEROTH
Okyanusta bir damlanın hikayesidir bu…
Herşeyin bir başlangıcı ve bir de sonu vardır. Ancak bazen başlangıç da, son da ölümlü olsun olmasın yaşayanların gözlerinin göremeyeceği denli uzakta olabilir....

Devamı - M. Berker Güngör

WORLD OF WARCRAFT CİLT 1
GEREKLİ ŞEYLER
Yazar: WALTER SIMONSON
Çizer: LUDO LULLABI
Kapak Çizeri: JIM LEE
Tüm bayiilerde!

KAZU KIBUISHI’yle İSTANBUL’DA SÖYLEŞİ

Japon asıllı, dünyaca ünlü ABD’li çizgi roman sanatçısı Kazu Kibuishi, 25 yılını kutlayan Tudem Yayınları’nın çizgi roman markası Desen Yayınları’nın davetlisi olarak 15 Mart’tan beri İstanbul’daydı.
Geçtiğimiz aylarda Desen Yayınları’nın yayımladığı Tılsım kitapları (Taşmuhafızı ve Taşmuhafızı’nın Laneti) ile ülkemizde kendisini tanımayan okurlar arasında da büyük beğeni kazanan Kazu Kibuishi, bir haftalık İstanbul ziyareti süresince 10 ilköğretim okulu ve lisenin yanı sıra iki üniversite ve iki de kültür merkezinde, okurları, meslektaşları ve basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirdiği atölye çalışmalarında Kazu Kibuishi, kişisel asistanı ve desenlerinin renklendiricisi olan Jason Caffoe ile birlikte katılımcıların görme, yazma, algılama, sorgulama, analiz etme ve eleştirme yetilerini geliştirmelerine yardımcı olup ve katılımcıların yaratıcı yönlerini açığa çıkarmaları için olanak sağlayan metodlar sunuyor.
Kazu Kibuishi ve Jason Caffoe, 20 Mart Cumartesi günü saat 14.30’da İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Çizgi Roman Okurları Platformu’nun işbirliği ile Santralİstanbul kampüsünde hayranlarıyla buluşacak. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek ve halka açık olacak. Bu büyük buluşma öncesinde Kazu Kibuishi’nin bir atölye çalışmasına katılıp, özel bir röportaj yaptık! (Oynakbeyi)

KADINLARI HEP GÜÇLÜ KAHRAMANLAR OLARAK GÖRÜYORUM
Çocuk denecek yaştan beri çizim yapıyorsunuz. O günlerde, bugünkü gibi ünlü bir çizgiromancı olmak hayalini kurar mıydınız?
Hayır, böyle bir şey beklemiyordum. Ancak üniversiteye geldiğimde başarılı olabileceğimin farkına vardım. Atölye çalışmasında da söylediğim gibi, yetenekli olup olmadığım benim için önemli değildi. Okul hayatım boyunca çizim derslerinde hiçbir zaman en iyisi ben olmadım, hep bir başkası vardı birinci veya ikinci olan. Ben en iyi üçüncü olurdum, ama bugün buradayım. Bunu da çalışmaya ve odaklanmaya borçluyum. Dolayısıyla o zamandan buralara geleceğimi tahmin etmem biraz güç, ama görünen o ki çalışmalarım sonuç veriyor…
Birçok ülkeye, şehre gidiyorsunuz ve atölye çalışmaları yapıyorsunuz. Aynı zamanda üretmeye de devam ediyorsunuz. Bunu yapmaya iten şey nedir sizi, evinizde oturup üretmek varken, otellerde çalışmak…
Seyahat etmek ufkumu genişletmeme yardımcı oluyor. Ve bu da yazmama yardımcı oluyor. Jason’ı bu geziye getirmemin sebebi de buydu. Böylece beraber çalışırken aynı frekansta olabileceğiz. Bunun haricinde, her zaman söylediğim bir şey var; karmaşık bir zihnimiz olabilir ama çizimlerimiz basit olmalı. Okul yıllarımdan beri çizim veya diğer işler haricinde aklımda kalan şey, çok iyi öğretmenlerim olduğu. Onlar bana çok iyi çizer olmayı, büyük yazar olmayı önemli işler yapmayı öğretmediler. Onların bana öğrettiği tek şey, iyi bir öğretmen olabileceğimdi. Bir nevi öğretmenlik yapıyorum bu atölye çalışmalarında, böylelikle hem pratik yapmış oluyorum, hem insanların ne istediğini, neye ilgi duyduğunu çok daha iyi gözlemleyebiliyorum. Sürekli bir şey öğreniyoruz ve arada öğretiyorum, sanırım bu.
Yine atölye çalışmalarınızda yetenekten ziyade çok çalışmanın ve odaklanmanın önemine değiniyorsunuz. Peki ilk yaptığınız günden bugüne hayatında değişme olan gençlerden biri oldu mu?
Asistanım Jason’ı söyleyebilirim. Jason atölyelerimin birinde öğrencimdi. Jason, şu an kitaplardaki birçok arka planının çizimini yapıyor. Asistanlarımın çoğu eski öğrencilerimin içinden gelmiştir. Ve öğrencilerimden çoğu animasyon, sinema ya da çizgi roman sektöründe çalışmaya devam ettiler. Yani biri değil birçoğu var, siz Jason’ı tanıdınız…
Gezdiğiniz yerlerden hareketle, ülkelerin çizgi romana bakışlarını değerlendirir misiniz? Size en ilginç geleni hangisi olmuştu?
Şu ana kadar farklı bir yaklaşıma sahip olduğunu gördüğüm tek yer Japonya. Fransa’ya hiç gitmedim, bu yüzden onun üzerine bir yorum yapamam. Ama sanırım Fransa’daki çizgi roman kültürü de çok gelişmiş bir düzeyde. Diğer ziyaret ettiğim ülkelerde ise daha çok Amerika, Japonya ve Fransa’dan çizgi romanlar okuyorlar. Muazzam okur kitlesi sayesinde Japon çizgi romanı çok canlı. Japonya’da bulunduğum sürece çizgi roman yaratma süreci hakkında çok şey öğrendim
Tılsım’a gelecek olursak. Hem yazıp hem çiziyorsunuz, bunun sizi zorlayan tarafları oluyor mu?
Hayır, daha kolay buluyorum. Resimlerin ve kelimelerin birlikte etki etmesini seviyorum ve bu ikisi aynı akıldan geldiğinde daha kolay oluyor. Atölye çalışmasında bulunmuştunuz, orada sürekli söylediğim şey, çizimi basit tutmak yönündedir. Belki karışık düşünebiliriz, ama çizimlerde bunun tam tersini yapmaya çalışıyorum, maceralarda anlatılanlar birçok şeyi barındırıyor olabilir ama bunu basit çizgilerle anlatmak gerekiyor, dolayısıyla kelimelerle çizim birbirini dengeliyor.
Tılsım bir ölüm üzerine kuruluyor. Yani önceden ölmüş bir baba hatırasından farklı olarak ölümüne tanık oluyoruz ve her şey öyle başlıyor. Ölümle başlayıp, temel hikâyeyi ölüm üzerine kurgulamak son zor değil mi?
Evet, çok zor. Aslında bu ilk sahneyi başta çıkarmıştım. Çünkü okurlar için çok zor olduğunu düşünmüştüm. Ama kitap ilerledikçe, karakterlerin babalarının ölümü hakkında konuşmalarının gerçekçi olmayacağının farkına vardım. Okurların karakterlerin neler hissettiğini anlamaları için bu kazayı göstermek zorundaydım.
Tılsım’da asıl kahramanımız küçük bir kız, Emily. Şimdiye kadar “seçilmiş kişi” olan kahramanlar Hz. İsa’ya öykünme dolayısıyla erkek olmuştur. Daha önceki fantastik roman öykülerinden birkaçında kadın kahraman karşımıza çıkar. Zorlu görevi bir kadına vermekteki amacınız neydi?
Ailemde her zaman kadınlar güçlü olmuştur. Bizi anneannemin yetiştirdiğini söyleyebilirim. Ayrıca Hayao Miyazaki’nin büyük bir hayranıyım. Onun kahramanları da kadın. Aslında bu benim için çok doğal bir şey. Kadınları hep güçlü kahramanlar olarak görüyorum. Ayrıca beslendiğim kaynaklarda kadınların önemi büyüktü.
H.G. WELLS’in ZAMAN MAKİNESİ ROMANINI ÇİZMEK İSTERİM
Manga’ya dair düşünceleriniz neler? Bilhassa dünyadaki son 10 yıllık ilgi artışını nasıl değerlendiriyorsunuz / neye bağlıyorsunuz?
Manga kelimesi aslında Japoncada çizgi roman demek. Diğer anime işler dolayısıyla yıllardır bilinen, takip edilen, ilgi duyulan bir şey oldu. Japonya’da çizgi roman o kadar popüler ki geniş bir okur kitlesi için yazılıyorlar. Bu yüzden manganın diğer ülkelerde okur kitlesi bulması kolay oldu. Yani sadece belli bir kültür seviyesi veya yaşa hitap etmiyor. Mümkün olduğunca geniş bir kitleyi içerecek çizimler, metinler kurgulanıyor, dolayısıyla daha geniş bir kitleye hitap etmiş oluyor. Amerika’da ise çizgi romanlar özel bir okur kitlesi için yazılıyor. Umarım bunu değiştirebileceğiz.
Türkiye’de son birkaç yıldır, dünya klasikleri olan eserlerin çizgi roman uyarlamalarına yoğun bir ilgi var. Bu elbette dünyada da rastlanan bir uygulama. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bunu? Böyle bir teklif gelse hangi eseri uyarlamak isterdiniz?
Buna Amerika üzerinden cevap verebilirim, orada yaşıyorum ve orayı daha iyi tanıyorum. Diğer ülkelerde genellikle kısa süreli bulunuyorum. Bence klasik eserlerin adaptasyonları Amerika’dan ziyade Türkiye gibi ülkelerde daha başarılı oluyor. Çünkü Amerika’da birçok öğrenci bu klasikleri orijinal halinde okumak zorunda. Çizgi roman bu kitapları basitleştirme eğiliminde oluyor. Amerikalı öğrencilerin buna ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Bu tarz uygulamalar risklidir de, uyarlamayı ne kadar başarılı yaptığın her zaman tartışılabilir. Ama olmalı elbette, ayrı bir dal gibi de değerlendirilebilir. Bana teklif gelse Zaman Makinesi’ni uyarlamak, çizmek isterim. Açıkçası düşündüğüm zaman, teklif almasam bile yapmak istiyorum.
Röportaj - Oynakbeyi
15 Mart 2010 - Özel basın atölyesinde yaptığı söyleşi
Paylaşımı için teşekkür ediyoruz

19 Mart 2010 Cuma

Marvel Comicsin "Yeniçeri"si

DC Comics'in kadın YENİÇERİ karakterinden yıllar önce bir başka "Janissery" Marvel Comics'in Avengers'inde ortaya çıkmış. Ama bu defa kahraman değil kötü adam olarak. Tek sayılık bol silahlı 3. sınıf karakter aşağıda görülebilir:
Avengers vol 1 sayı 376 sayfa 4

Ümit Kireççi

Bülent Düzgit'i yitirdik

Türk karikatürünün önemli ismi, uzun yıllardır Hürriyet'teki "Bülent Çiziyor" köşesiyle bize ulaşan Bülent Düzgit geçirdiği ağır hastalık sonrası hayata veda etti.
Hani eskiler der ya,Mart ayı dert ayı diye;Mart ayı Karikatür dünyası için gerçekten dert ve acı ayı oldu. Mart ayı Türk Karikatür dünyasının büyük ustalarını kaybettiği bir ay ne yazıkki. Nehar Tüblek, Mustafa (Mim) Uykusuz, Nemci Rıza Ayça ve birkaç gün önce yitirdiğimiz bir diğer büyük ustamız Turhan Selçuk.
Büyük usta Turhan Selçuk'un içimizdeki acısı henüz daha tazeyken, az önce bir başka büyük usta, dünyanın en iyi insanı, tanıyan herkesin çok sevdiği, değerli ağbimiz, doktorumuz, Bülent Düzgit’i kaybetmenin acısını yaşadık. Her ölüm için erken derlerdi ama Bülent ağbi için gerçekten de çok erken oldu. Karikatür dünyasının, sevenlerinin, ailesinin hepimizin başı sağolsun. Allah rahmet eylesin, nur içinde yat sevgili Bülent ağbi, seni gerçekten özleyeceğiz.

Paylaşım - Mehmet Kaan Sevinç

18 Mart 2010 Perşembe

Kaan Comic

Kaan Comic yeryüzünde okurlara ulaşıyor. Kadıköy pasajının derinliklerinde çizgi roman dünyası oluşturan sahaflardan Altan Gürdal işin başında pasajdan ayrıldı.

Kaan Comic Shop
Caferağa Mah. Moda Cad. Caferağa Mescidi sok. 2/A
Kadıköy - İstanbul
Tel: 0 216 418 72 66





















Fotoğraflar - Ümit Kireççi

"Tılsım"lı Bir İstanbul Buluşması

Japon asıllı, dünyaca ünlü ABD'li çizgi roman sanatçısı Kazu Kibuishi, 25 yılını kutlayan Tudem Yayınları'nın çizgi roman markası Desen Yayınları'nın davetlisi olarak 15 - 21 Mart tarihleri arasında İstanbul'da olacak.
"Kazu Kibuishi TUDEM'in katkılarıyla ülkemize ekibiyle birlikte geliyor. Geleceğin çizgi roman okurunu ve sanatçısını yetiştirmek için gayret eden sanatçıya ÇROP olarak, çizgi roman okurları olarak, çizgi roman severler olarak gereken desteği vermek boynumuzun borcu. Hem zaten aynı kafada olduğumuz birini karşılamayacağız da ne yapacağız? Kazu bizden biri!"
Kaynak - Haberler.com

Son Hava Bükücü Çıktı

Gerçek Avatar Aang çizgi romanıyla aramızda
Avatar / Aang’in Efsanesi
1- Buzdağındaki Çocuk

Yazar: Michael Dante Dimartino – Bryan Konietzko
Çeviren: Zübeyde Abat
Beyaz Balina
Mart 2010

Televizyon’da yayınlandığında izleme rekorları kıran ve tekrar yayınları da çok sevilerek izlenen Hava Bükücü Aang (Eng)’in kitabı görücüye çıktı. Temmuz 2010 tarihinde vizyona girecek olan sinema filminden önce bu kitaba bir göz atmakta fayda var. Çizgi film, kitap, sinema versiyonları arasındaki farkları incelemek ve gözlemlemek için kaçırılmayacak bir fırsat.

17 Mart 2010 Çarşamba

Çiftlikköy Belediyesi’nden Okullara ÇR'li Çevre Eğitimi

Çiftlikköy Belediyesi, geri dönüşüm ve çevre bilincini geliştirmek amacıyla ilçedeki ilköğretim okullarında eğitim kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında minik öğrencilere “Artık Uyanma Vakti” adlı kitap dağıtıldı.
Bir süre önce geri dönüşüm uygulamasına başlayan Çiftlikköy Belediyesi, çevre konusundaki aktivitelerine devam ediyor. Özellikle küçük yaştan itibaren çocuklara çevre bilincini aşılamak, geri dönüşümün önemini anlatmak amacıyla ilköğretim okullarında çevre eğitimlerine ağırlık verilmeye başlandı. Bu kapsamda Gemi Sanayicileri Derneği (GESAD) ile işbirliği içinde “Artık Uyanma Vakti” adlı kitap bastırıldı. Toplam 2 bin adet bastırılan ve çizgi roman tarzında çocuklara çevre bilincini aşılayan kitap ilçedeki ilköğretim okulu öğrencilerine dağıtıldı. Çiftlikköy Belediye Başkanı Metin Dağ, kampanyanın startını GSD Çiftlikköy İlköğretim Okulu’ndan verdi.
Okulu ziyaret eden Çiftlikköy Belediye Başkanı Metin Dağ, Okul Müdürü Ali Karslı ile birlikte öğrencileri ziyaret etti. Çiftlikköy’ün çevre ve doğa açısından son derece harika bir yer olduğunun altını çizen Başkan Dağ, “Ancak doğal güzellikleri korumak çok önemli. Günümüzde artık ne yazık ki çevre kirliliği her geçen gün artıyor. Denizlerimiz, havamız, ormanlarımız, toprağımız yine biz insanoğlunun yaptıklarıyla kirleniyor. Bu yüzden artık buna dur demek gerekiyor. Biz çevre bilincinin küçük yaşlarda başlayacağına inanıyoruz. Sizler Çiftlikköy’ün, Yalova’nın ve tüm Türkiye’nin geleceğisiniz. Geleceğin politikacıları, yöneticileri, öğretmenleri, doktorları sizlerin arasından çıkacak. Siz çevreye ne kadar önem verip, ne kadar onu korursanız geleceğimizde de o kadar güzel ve yaşanabilir bir çevreye sahip oluruz” dedi.
Başkan Dağ, ilçedeki okullarda kaynağında ayrıştırma ve atık pillerin toplanması faaliyetlerine başladıklarını ifade ederek şunları söyledi: “Artık Uyanma Vakti adlı kitap öğrencilerin zevkle okuması, okurken de çevre konusunda bilinçlenmesi için çizgi roman tarzında hazırlandı. Kitabın hazırlanmasına emeği bulunan Gemi Sanayicileri Derneği’ne çevre ve eğitim konusundaki hassasiyetlerinden ötürü teşekkür ediyorum. Dilerim bu faaliyetle öğrencilerimizi çevre konusunda bilinçlendirir ve temiz bir toplum yolunda önemli bir adım atmış oluruz.
”Başkan Dağ daha sonra öğrencilere kitaptan bazı bölümleri gösterdi. 2 bin adet basılan Artık Uyanma Vakti adlı kitap, Çiftlikköy’deki GSD İlköğretim Okulu, Gaziabdurrahman İlköğretim Okulu, Şehit Baçerettin İlköğretim Okulu, Kılıç İlköğretim Okulu, Çukurköy İlköğretim Okulu ve Namık Kemal İlköğretim Okulu’nun 8-11 yaş arası öğrencilerine dağıtılacak.


Kaynak - Yalovamız

Pecos Bill Çıktı

Hoz Comics Pecos Bill'i yeni nesil okuyucularla buluşturdu.
Pecos Bill'in ilk sayısına bu gün sahip oldum. Tom Braks gibi bir hediye kapak bekilyordum ama hevesim kursağımda kaldı 1964-1965 yılı maceraları yer alıyor. Bendeki iki sayfa siyah beyaz iki sayfa renkli versiyonları bildiğim için tamamı siyah beyaz format bana biraz tuhaf geldi. Orijinaller eski olduğundan sanırım baskı kötü gibi duruyor (dikkatli bakıldığında baskının iyi olduğu görülebilir aslında).
Gene editoryal kısmına değinmeden edemeyeceğim. Bu gibi arşivlik eserler yayınlanırken sıradan bir çizgi roman yayınlar gibi macerayı basıp yayınlamak olmaz bence. Eski, çok eski bir eseri reprint ediyorsunuz madem, eskinin aynısını basıp yeniden piyasaya vermek çok bi marifet değil. Haşim Bey'în yarım sayfalık editoryal yazısı da hiç bir şeyi kurtarmıyor maalesef. EsseGesse Magazin'i gerçekleştirmiş böyle bir yayınevine yakışan Pecos Bill gibi tarihi önemi olan bir eseri yeni ve eski okurlara yeniden kazandırırken içine sıkı belgeseller koymak olmalıydı. Ama zerresi yok maalesef. Nahif mi nahif, eskilikten dolayı kötüymüş gibi duran bir baskı ve modası geçmiş western temalarıyla örülü fiyatı gençler için cep yakan bir kitabı yeni okuyucu niye alsınki? Ne bulacak içinde? Bu eserin yayınlanmasının amacı madem yeni bir arşiv yaratmak o zaman arşivlik bilgiler eklenmeli resimler konmalı. Hatta ve hatta röportajlar, eski resimler bulup konmalı ki yarım asır önce basılmış bir efsanenin neden yeniden basıldığı anlaşılsın ve piyasada uzun yıllar tutunma şansı olsun. Pecos Bill çok güzel edisyonuna, güzel kapağına ve kaliteli baskısına rağmen bu şansı kucaklayamayacak gibi duruyor. Umarım ileride ben yanılırım.
Selamlar,
Lami Tiryaki

Kazu Kibuishi Maltepe Üniversitesi'nde

TUDEM/Desen davetiyle ülkemize gelen Kazu Kibuishi 15 Mart'ta başlayan çizgi roman maratonunu bugün Maltepe Üniversitesi Animasyon Bölümünde sürdürecek. Özel davetiye ve afişini hazırlamış olan bölüm öğrencilerine bol keyifler diliyoruz.

16 Mart 2010 Salı

MERCAN "Sana Değil X-Man"e

Pop müzik dünyasına "Sana Değil Kardeşine" klibiyle hızlı bir giriş yapan Mercan'la çizgi roman üzerine kısa bir sohbet ettik. Kim bilebilirdi ki, Mercan çizgi roman okuruymuş.
Ümit - Mercan kimdir onu tanısak önce.

Mercan - Mercan kedilerin çatılarda gezdiği bir mart günü doğmuş. Sonra da önüne gelen tüm kapılardan geçip her alemi gezip kolaçan etmiş en sonunda da kendi alemini yaratmış orda takılan insanoğlu görünümlü bir yaratık. İnatçı, bir miktar idealist, anarşist ruhlu, bedenen minyon, renkleri, notaları, evrendeki sesleri merakla dinleyen ve kucaklayan bişey.

Ümit - Albüm yeni çıktı ama arabalardan avm'lere kadar her yerde çalıyor, satışları nasıl bari?

Mercan - Hiçbir fikrim yok. Hiç sormuyorum. İnsanların tepkileri albümün kaç sattığımdan daha çok ilgilendiriyor beni açıkçası.

Ümit - Çizgi romana geçmeden merak edecekleri bilgilendirelim, konserler olacak mı, olacaksa nerelerde olacak?

Mercan - Eskişehir, İzmir, Amsterdam ve İstanbul'da konserlerimiz olacak. Hazırlıklarımız sürüyor. Tarihleri ve yerleri duyuracağız. Fakat şunu söyleyebilirim ki süprizler aleminden kopup gelmiş bir sahne performansına hazırlıklı olsun herkes.

Ümit - Mercan çizgi romanı okudu mu hiç? En çok hangisini okudu?

Mercan - X-Men'i okudum... Mutant olmak isterdim

Ümit - Kadın karakterleri nasıl buluyor

Mercan - Çok seksiler :) Fakat yeterince kadın karakter olmadığını düşünüyorum…

Ümit - Kadın kahramanlardan örnek aldığı oldu mu, neden

Mercan - X-Men'den Jean Grey. Çünkü o herşeyi kontrol edebiliyor ve beşinci seviyede bir mutant. Onun şizofrenliğini seviyorum.

Ümit - Erkek kahramanlardan en sevdiğin kim?

Mercan - Wolverine elbette… Adama hiç birşey olmuyor yahu ve hakikaten çok rrrrrrr’li bir erkek :) Ayrıca dünyada iyilerin varolmasi icin savaşıyor ve bir asi yanı da var elbette. Hep kalbini dinliyor… Ve kimseye geri vites yapmıyor. Alayına gider yani :)

Ümit - Wolverine'in gerçek olmasını ister miydin?

Mercan - Kendim de utant olmak isterken onun gerçek olmamasını ister miyim sence? İsterdim tabii yaaa

Ümit - En sevmediğin kahramanlar

Mercan - Şirinler….. Hele yeni dini bir kanalın tekrar dublaj yaptığı versiyonundan sonra iyice nefret ettim...

Ümit - Şu "Selamün aleyküm"lü selamların verildiği "Nerdeydin Şirin baba?" sorusuna "Cumadaydım" diyen Şirin Babalı versiyon sanırım bahsettiğin. Selam neyse de...

Mercan - Evet tastamam o.

Ümit - Son olarak ne söylemek istersen :)

Mercan - Merak ettigim seyler var.

Ümit - Çizgi romana dair mi?

Mercan - Evet.

Ümit - Sen sor, bildiğim kadarıyla ben yanıtlarım.

Mercan - Spiderman'in ölçüleri ne? Günde kaç öğün yer ve ne yer? Magneto boş zamanlarında ne yapar? Superman niye tayt'ın üstüne slip giyer? Biz giyince ayıp oluyo da o giyince kahraman mı oluyor? Nasıl mutant olabilirim? Sizde Ben10 saati var mı? Nasıl bulabilirim? Samuray Jack hiç yenilmez mi? Storm’a toplanıp söyleyelim de havaları düzeltsin gökten çamur yağıyor. Suya hasret mi kalacağız? Kıyamet mi geliyor, Apocalypse mi? Geliyorsa bu nasıl bir geliş? Yeşil Hulk olur da pembe Hulk olmaz mı? Çok mu karizması sarsılır? Mercan, "Hepsi Gay" şarkısını Şirinlere yazmış olabilir mi? Kovboy şarkısı gençlik marşı olsa olmaz mı? Bütün kahramanları bir arada göreceğimiz bir çizgi roman olsun diliyorum çünkü Şeker kız Candy’nin Wolverine’i gördüğünde ne yapacağını merak ediyorum.... Sorular bitmiyor biri beni durdursun...

Ümit - Bu sorular duracak mı bilmiyorum ama galiba yanıtları olmayacak, bağışla beni.

Mercan - Adios!!!

http://www.mercanonline.net/home.html
Mercan Facebook Fan Page
Sana Değil Kardeşine



Mercan MySpace Müzik Videoları


Ümit Kireççi

Müge İplikçi ve Çizgi roman

MEDYATAVA RÖPORTAJ-Yazar Müge İplikçi'yle bir çok konu arasında çizgi roman konuşulmuş.
...
Bütün çocuklar gibi, hayalle gerçeği bir arada yaşayan Sibel’in en çok yapmak istediği şey uçmak. Siz kendi çocukluğunuza döndüğünüzde daha çok neyi hayal ederdiniz?
Uçmak benim hayallerimden biriydi. Zaman içersinde yolculuk yapmak, dahası ışınlanmak da çok ilgimi çekerdi. Bunda elbette Uzay Yolu hastası olmamın bir rolü var. Dünyaya dışardan bakmak, farklı gezegenlere gitmek de hayallerimin arasındaydı. O dönemlerde okuduğum Red Kit de beni farklı yerlere çekmedi değil. Çizgi roman okumayı o zaman da çok severdim. Zagor vazgeçilmezlerimdendi. Bunu farkeden annem beni benzer ama başka bir yöne sevketti. Milliyet Çocuk Dergisi o dönemde çağdaş klasikleri çizgi roman olarak yayımlıyordu. O derginin benim kuşağıma kattıklarını asla göz ardı edemem. Çizgi roman olarak yayımladıkları o klasik eserler, benim bugünkü edebiyata duyduğum sevginin temellerini atmıştır. Dostoyevski’yi, Balzac’ı bu çizgi romanlarla tanıdım ilk. Kendiliğinden gelişen bir süreçti. Ve sonra bu yapıtların hafifletilmiş olanlarını, derken asıllarını okumaya başladım. Sonra ‘tamam’ dedim ‘ben yazar olacağım.’ Sırası gelmişken söyleyeyim: Şimdilerde çizgi roman sektöründeki gelişmeleri görüyor ve mutlu oluyorum. Kuşaktaşı birçok çocuk gibi kitap okumaktan pek haz etmeyen oğlum geçen gün benden çizgi roman halinde basılmış olan Dracula’yı istedi ve biraz zorlansa da kitabı okudu. Annemin yolundan gidip bu işin takipçisi olacağım; bakalım nereye varabileceğiz.
...

Günışığı kitaplarıyla nasıl çalışmaya başladınız? Mine Soysal hakkında neler söylemek istersiniz?
Yazdığım çocuk kitapları Günışığı Kitaplığı ile günışığına çıkacak! Büyükler için yazdıklarım ise yine Everest’ten. Ülkemizdeki çocuk kitapları ve bu kitaplara yönelik bakış açısı yavaş yavaş değişiyor. Günışığı Kitaplığı bu işi gerçekten profesyonelce yapan ilklerden. İşlerini ciddiye alıyorlar. Beni Müren Beykan ve Mine Soysal ile tanıştıran Semih Gümüş’tür. Gümüş’ün editörlüğünü üstlendiği gençlere yönelik Köprü Kitapları serisi için bir kitap hazırlamamı istiyorlardı. Bunu konuşurken elimde ‘hazır’ bir çocuk kitabı olduğunu söyledim Müren Beykan’a. O da ‘tamam’ dedi ‘getirin bakalım.’ Süreç böylece başladı. Mustafa Delioğlu’nun muhteşem desenleriyle eşlik ettiği gerçek bir ekip çalışmasından sonra Uçan Salı canlandı. Müren ve Mine’ye hem okur hem de yazar olarak teşekkür ediyorum. Yaptıkları iş çok kıymetli: Çocuk edebiyatı!

...
SAYIM ÇINAR
sayimc@superonline.com

Son derece keyifli söyleşininin tamamı

15 Mart 2010 Pazartesi

Kazu Kibuishi’yi karşılarken...

Tudem Yayınları’nın çizgi roman markası Desen Yayınları, ülkemizde yeni tanınmaya başlayan, Amerika’da ise efsane olma yolunda ilerleyen çizgi roman yazarı ve karikatürist Kazu Kibuishi’yi Türkiye’ye getiriyor.
Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) adına Kazu Kibuishi ile ilgili bir yazı yazmam istendiğinde “acaba nasıl bir başlık atsam?” diye düşündüm. Yazının içeriği belki başlığı da yönlendirebilirdi ya bu defa da içeriği düşünmeye başladım. Kibuishi, yalan olmasın benim de çok tanımadığım bir sanatçıydı. Ancak biraz araştırma yapınca anladım ki oralarda, Amerikalarda bir yerlerde ÇROP’la aynı düşünen biri yaşıyordu ve bize düşen de bizden birini 'karşılamaktır'. Kazu Kibuishi eserlerini Amerikalı okurların ne kadar sevdiğini anlatmanın belki de en iyi yolu The New York Times gazetesi ve internet sitesi Book Review’in en çok satan listesine bir göz atmaktır. 20 Ekim 2009 tarihli listede “Tılsım, Taşmuhafızının Laneti” Alan Moore’un dünyaca ünlü; sinema filmi de çekilen, “Watchmen”inden hemen sonra ikinci sırada yer alıyor.
Ama biz Türk çizgi roman okurlarının sevdiği yanı satış rakamları değildi tek başına. Elbette türkçede ikinci cildi de basılan eserin içerik ve çizgisel gücü de olağanüstü bir beğeni kazandı. Bunun yanı sıra çocuklarla bilgimizi paylaştığımız interaktif çizgi roman atölyelerimizde Kazu’nun Tılsım’ını anlattığımızda çocukların kitapçılara hücum ettiğini de yakından biliyoruz. Bu bakımdan çocuk ve çizgi romanı yan yana koyan ve iç içe geçirebilen sanatçının geleceğin çizgi roman okurunu hazırlama becerisi belki de en çok hayranlık duyduğumuz yanı oldu. Ancak Kazu Kibuishi’nin çocuklara çizgi roman atölyeleri düzenlediğini öğrendiğimizde çok daha fazla mutlu olduk. Çizim becerisini ve sanatsal birikimini kendine saklamayan, eserleriyle okur kazandıran ama atölyeleriyle de çizgi romana sanatçı yetişmesi noktasında bir kapı açan sanatçının bu özverili çalışması bizi kendisine daha da hayran bıraktı.
İşte şimdi bu sanatçı ülkemize geliyor ve üniversitelerde ve liselerde atölyeler açacak. Elle çizen ve çizgi roman ruhunu kaleminden uzak tutmayan, Kibuishi renklendirmeleri bilgisayarla yaptırıyor. Atölyelerinde karakterlerini, öykülerini, yaratımlarını ve tekniklerini anlatan Kibuishi çizim yaptırmanın yanı sıra bilgisayar tekniğiyle renklendirme yapmanın inceliklerini de ekibindeki sanatçılara bırakıyor. Bizde de bu süreç işleyecek şanslı çizgi roman okurları ve çizim meraklıları da bundan faydalanacak.
Kendi kısır çizgi roman dünyamıza kapanarak dünyaya açılmaya çalışmamızın artık nafile olduğu anlaşılmış gibi dünyaca ünlü çizerler ülkemize davet edilmeye başlandı. Dünya çizgi romanını sadece kağıt üzerinde takip etmek yerine sanatçısından doğrudan bilgi edinme fırsatları doğuyor artık. Başarılı ve örnek sanatçılar yeni ufuklar açmak üzere bize, adeta ayağımıza geliyorlar. Bize düşense taşın altına elini sokan yayınevlerine destek olmak, bu etkinliklerden azami faydalanarak çizgi romanımıza kaliteli katkı yapmanın yollarına düşmektir.
Kazu Kibuishi TUDEM’in katkılarıyla ülkemize ekibiyle birlikte geliyor. Geleceğin çizgi roman okurunu ve sanatçısını yetiştirmek için gayret eden sanatçıya ÇROP olarak, çizgi roman okurları olarak, çizgi roman severler olarak gereken desteği vermek boynumuzun borcu. Hem zaten aynı kafada olduğumuz birini karşılamayacağız da ne yapacağız? Kazu bizden biri!..
Ümit Kireççi
"Çizgi Roman Hayatın İçinde"

14 Mart 2010 Pazar

Karikatürlü Ev

Çocukların ve her yaştan gençlerin, karikatür sanatıyla ilgili, ürettikleri, düşünceleri, etkinlikleri gibi birbirleriyle ortak duygu ve paylaşımlar yaratabilecekleri çalışmalar için destek ortamı.
2008 yılı sonlarında, üstat Kamil MASARACI'nın fikir babalığı ile gündeme gelen çalışma, değerli Konak Belediye Başkanımız Muzaffer Tunçağ ve Eşlerinin sponsorluğunda, Belediye Başkanımız Serdar YASA tarafından 6 Aralık 2008 tarihinde yapılan açılışla kuruluşunu gerçekleştirmiştir.Eğitim sisteminde, diğer sanatların yanında, karikatürün de artık yerini alabilmesi inancını kanıtlayabilmek için desteğini esirgemeyen
"ÇROP Çizgi Roman Yapalım Atölyesi"nde de çocuklara bir çok kez çizgi romanı anlatmış olan başarılı çizgi sanatçısı Hande Dilek Akçam yine tahta başında.

Artefact'ın Ölüm Konulu 6. Sayısı Çıktı!

İstanbul Üniversitesi öğrencisi bir grup öğrencinin gayretiyle çıkmaya başlayan dergi çığ gibi büyüyen katılımlarla kendini aşmaya doğru gidiyor.
"Ölüm konulu 6. sayımız uzun bir bekleyiş sonunda sizlerle! Şimdilik Taksim Mephisto ve Simurg'ta bulabileceğiniz Artefact, ilerleyen günlerde diğer illerdeki temsilcilerimiz sayesinde Türkiye'nin birçok bölgesine ulaşmaya başlayacak. Diğer satış noktalarının duyurusu hafta içi yapılacaktır.
İyi Okumalar"
Simay Aydın

İTÜFEST 2010

İTÜFEST 2010 geliyor ve bir de ödül töreni düzenliyor
İTÜFEST' 2010 organizasyonu kapsamında açılış gecesi gerçekleştirilecek ödül töreninde İTÜ öğrencilerinin belirlediği ünlü isimlere verilecek olanaltın arı ödülünün tasarımında Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümündeeğitimine devam eden ve bu konuda başarılı olan arkadaşlarımızdanyardım bekliyorum.
İlginize şimdiden çok teşekkür ederim...Kolay gelsin, iyi çalışmalar...
Yunus KAYAİTÜ İnşaat Fakültesi
İTÜFEST'2010 Yönetim Kurulu Üyesi
Mail : yunus_kaya@live.com

facebook paylaşım - Ufuk Gürgenç

Red Sonja: Kılıçlı Dişi Şeytan 1 Çıktı!

“Şunu bilin ki Prensim, Kimmeryalı’nın Hyboria Krallığını kasıp kavurduğu günlerde...onunkine karşı koyabilen çok az sayıda kılıçtan biri, Hyrkanialı kadın savaşçı Red Sonja’nınkiydi. Kraliçe olmayı kabul etmek yerine Kralı öldürmeyi tercih ettiği için yurdunu terketmek zorunda kaldı. Batıya, Turania bozkırlarına ve karanlık efsanelerin kucağına doğru sürdü atını.” --
Nemedia Günlükleri
Vahşi ve medeniyetten uzak bir dünyada yaşıyordu; erkeklerin yönettiği, kılıcın yönetimde söz sahibi olduğu bir dünya. Ona, ateş kırmızısı saçları ve kor alevi gibi kızgın gururu yüzünden Red Sonja diyorlardı. Bu gururu, çok az erkeğin sahip olduğu ve kimsenin altedemediği bir güç sağlamıştı ona.
Dün Enki Bilal'in "Dört? - Son Perde" albüm baskısını gördüm, "Yürüyen Ölüler"in baskıya gidişine şahit oldum ve elimde tuttuğum Red Sonja cildinin öykü, çizim ve baskısının ne kadar başarılı olduğu yakından inceledim. Dark Horse Conan'dan daha başarılı bir seriye imza atmış Red Sonja'da. Marmara Çizgi de hakkını vermiş ve muhteşem basmış. Red Sonja'yı çok önceden sevmiş idiyseniz şimdi aşık olacaksınız.
Ümit Kireççi

Linkler

Related Posts with Thumbnails