31 Ocak 2010 Pazar

Türk Telekom Marvel İle Kapsamlı Lisans Anlaşması İmzaladı

Iron Man, Spider-Man, Hulk ve X-Men gibi ünlü çizgi roman karakterlerinin yayın haklarını elinde bulunduran Marvel Characters BV şirketi Türk Telekom ile kapsamlı lisans anlaşması imzaladı
Türk Telekom yetkililerinden edinilen bilgilere göre, anlaşma ile Marvel'in karakterleri için oluşturduğu kitap, oyun ve web sitesi gibi ürünler Türkçe'ye çevrilecek. Yine sözleşme kapsamında Türk Telekom'un oyun şirketi Sobee kendi geliştirdiği oyunlarda Marvel karakterlerini de kullanabilecek.
Anlaşmanın mali detayları ise henüz açıklanmadı.
Kaynak - Haber FX

Eski usül vampirler geri dönünce: 30 Gün Gece – 30 Days of Night

30 Days of Night, ta 2002’de basılmış. Hiç haberim olmadı. Benim elime rastlantı eseri geçtiğinde de ne böyle muhteşem bir çizgi roman okuyacağımdan ne de Hollywood’un onu beyazperdeye taşımak için kolları sıvamış olduğundan haberim vardı. Net hatırlayamıyorum, ama 30 Days of Night’ı 2005-2006 civarlarında ya Brüksel’de ya da Hollanda’daki bir çizgi roman dükkanından satın aldım sanırım.
İndirimli çizgi romanların olduğu kolinin içinden -bütçem anca onlara yetiyordu- sırf diğerlerinden daha kalın olduğu için seçildi üstelik. Daha sonra okuduğumda kendimi ne kadar şanslı hissettiğimi hatırlıyorum. Elime geçtikten yaklaşık bir sene sonra internette bir sinema filminin çekileceğini okuduğumda gururla karışık bir sevinç duymuştum. Gurur, Türkiye’de çok az kişinin bildiği bir çizgi romanı çoktan okumuş olmamdandı.
İkinci sahne. Giovanni Scognamillo’nun evindeyim. “Usta” beni evinde ağırlıyor. 2007 ortaları muhtemelen. Tatlı bir sohbet tutturmuşuz. Daha önce birkaç kez görüşmüşlüğümüz vardı kendisiyle. Ben onu zaten biliyordum, o da beni bir süre editörlüğünü yaptığım Martin Mystere, Zagor gibi çizgi romanlardan tanıyordu.
Çizgi romanlara gelince konu, 30 Days of Night’dan söz ediyorum Usta’ya. Bu başarılı vampir hikâyesinden haberdar etmek istiyorum onu da. Ama Scognamillo boşuna Usta değil, çizgi romandan da haberdar, filme çekileceğinden de. Çizgi romanı Amerika’dan birileri çoktan yollamış ona. Ne kadar iyi bir hikâye olduğundan konuşuyoruz biraz.

Yazının Devamı - Ters Ninja
Ege Görgün - Deniz Akhan

30 Ocak 2010 Cumartesi

Twilight Çizgi Roman Oluyor

Romandan filme, filmden çizgi romana... Stephanie Meyer'in yazdığı ve sinemaya da uyarlanan 'Twilight/ Alacakaranlık' şimdi de çizgi romana uyarlanıyor.

ANKARA - Stephanie Meyer'in tanınmış roman serisinden beyaz perdeye aktarılan 'Twilight/Alacakaranlık', çizgi roman olarak sevenleriyle tekrar buluşacak.

İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, iki bölüm olarak hazırlanması öngörülen eserin 350 bin adetlik ilk baskısı Amerikan Yen Press yayınevi tarafından İngilizce olarak 16 Mart tarihinde piyasaya sunulacak.

Koreli çizer Young Kim'in kaleminden çıkan eser, sonbahar aylarından itibaren 16 dile çevrilecek.

Kaynak - ntvmsnbc

29 Ocak 2010 Cuma

HOZ Comics Toplantısı Yarın

HOZ Comics'in açtığı "Hoz Comics çizgi roman sokağı"nda büyük buluşma
Fatih Okta ve Haşim Öz'ün davetlisi olarak 30 Ocak Cumartesi saat 12:30 da Üsküdar'da buluşacağız, orada bizi bekleyen isimler ise;
Arslan Şükür, Fatih Okta, Ahmet Sekendiz, Süleyman Turhan, Mehmet Sevinç,
Sinan Gürdağcık, Ömer Muz, Ragıp Derin, Mehmet Dal, Hakan Alpin
olacak...

http://www.hozcomics.com/
Hakimiyet-i Milliye Cad. Kançal İş Merkezi 158/66
ÜSKÜDAR -İSTANBUL -TURKEY
34660
site@hozcomics.com
0 216 532 46 80

Kaynak - çizgili forum
not - Ben kesin katılacağım :) Ümit Kireççi

Raptiye Fanzin

Üniversiteli çizgi roman-karikatür severlere muhteşem bir örnek: Raptiye
Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsünde Raptiye Mizah Grubu - ÇROP işbirliğiyle düzenlenen "Çizgi'de Mizah" etkinliğiyle tanışmıştık kendileriyle :)

İşte o gençler şimdi bir de Raptiye fanzin dergiyi çıkarıyorlar.

"Uzun zamandır beklenen Raptiye Fanzin sonunda elde edilebilir düzeye indirgendi, okulun stratejik noktalarına konumlandırıldı. Eğer derginin basılı haline ulaşamadıysanız aşağıdaki linklerden PDF olarak sahip olma ihtimaliniz hayli yüksek. Herkese keyifli okumalar.
"

Dergiye ulaşmak için:
http://raptiyemizah.blogspot.com
http://tr.im/raptiye
http://twitter.com/raptiyemizah

Bonanza'nın Son Kahramanını da Kaybettik

Bonanza dizisinin yaşayan son kahramanı Adam'ı canlandıran Pernell Roberts'ı da 81 yaşında kaybettik.
Cartwright ailesini ve Panderosa çiftliğini unutmak mümkün mü. Çocukluğumuzda izlediğimiz zamanlarda en sevdiğimiz en sempatik bulduğumuz karakter "Has"(Hoss)' tı. O çok bilindik jenerik melodisini mırıldanır dururduk. Hoss'ın ilk ölen karakter olduğunu bilmiyordum, içimi başka bir burukluk daha sardı şimdi. Adam, içlerindeki en jön, en "abi" karakterdi. Hepsinin ruhu şad olsun yaşadığımız müthiş çocukluk günlerimizin baba kahramanlarıydı lar. Allah'tan Tay Yayınları zamanında bir güzellik yapmışta Bonanza'nın çizgi roman dizisini yayınlamış. En azından kitaplığımızda Panderosa çiftliğini ve ahalisini yaşatmaya devam ediyoruz. İlk sayıların arka kapaklarına Aslan Şükür'ün yaptığı portreler şimdi daha da anlamlı bence.

Bir ara eski dizi ve filmleri yayınlayan Amerikan kanallarından birinde görmüştüm Bonanza'yı. Bir kaç bölüm de izledim hatta. Sonra o kanal paralı hale geldi ve izleyemedim. Bir zamanlar eski dizi ve filmler bol keseden yayınlanıyordu bizde de. Şimdilerde pek görmüyorum. Pazar günleri TRT'nin westernleri ve Kocaeli TV'nin nostalji kuşağında bir şeyler oluyor o kadar. Umarım yurt dışındaki gibi bizde de bu tür vintage yayınlar "abonelik" usulüne döndürülmez.

Selamlar
Lami Tiryaki

28 Ocak 2010 Perşembe

Mehmet Duru TV'de

Karikatürist Mehmet Duru Kanal t ekranlarında Pazartesi günleri saat: 16.15 de canlı yayınlanan Cemal Bilge'nin sunduğu "Haberin Gerçeği" adlı programda her hafta canlı karikatür performans sergiliyor.

Canlı İzlemek isteyenlere: http://www.kanalt.com.tr/


Cihan Demirci, MEHMET DURU, Ümit Kireççi (Kaynak - Mizahhaber)

'İFADE FESTİVALİ' - Words up!

''aidiyet, kimlik, varoluş, rüya, hayal, bunaltı''
bu kavramlara dair bilinçaltında yer alan düşünce, his ve imgeleri
dışarı yansıt!
bunu aşağıdaki ifade biçimlerinden istediğini kullanarak yapabilirsin.
(yazı, ses, fotoğraf, video, resim, illüstrasyon, grafik vb.)
süreç sonunda bu argümanlar d...eneysel-dvd içeriğinde yerini alacak ve sergilenecek.
evet sahne senin. words up!
'words up' bir güncel sanat-deneysel dvd projesidir, hazır ya da yeni işlerle katılabilirsin.
http://facebook.com/wordsup

gönderiler için mail: words.up@hotmail.com

Çağlar Kaya

27 Ocak 2010 Çarşamba

Sosyal Sorunlar ve Comics Alemi

1963 yılında Stan Lee’nin Marvel’a geçmesiyle birlikte DC comics’in neredeyse tek başına hüküm sürdüğü comics alemi ciddi bir değişiklikle karşı karşıya kalmıştır: Masalsı kurgu ve alt yapılı kahramanların yerine karakter derinliği olan kahramanlar çıktı okuyucunun karşısına.


Artık bireysel sorunların ön plana çıktığı gerçekçi öyküler ve karakterler söz konusuydu. Ancak yine de comicslerde sosyal sorunların ele alındığını söylemek çok zordu. Özellikle büyük yayınevlerinin karakterleri Toplumsal sorunlara belli bir mesafeden bakmayı tercih etmişlerdi. Kıyaslarsak o dönemde de şimdilerde de Türk çizgi romanının çoğunlukla sosyal sorunlara, yoksulluğa, çaresizliğe mizahla odaklandığını, daha fantastik konulara eğilemediğini de görürüz. Ancak ele aldığım konu bu olmasa da her iki tarafın bir takım deneyler yaptığını söylemek mümkün.

Almanca’dan çevirdiğim alttaki yazı işte 1970’lerde ortaya çıkan başarılı bir denemeyi aktarıyor okuyucularına. Comics aleminde ilk defa Toplumsal Sorunlar ele alınıyor bir seriyle.
Hemen altında da bu deneysel serinin sayılarının özetini koydum. Orjinallerinden özetlediğim öyküler yazının içeriğini daha da anlaşılır kılacaktır.

Bahsi geçen seri Green Lantern / Green Arrow serisi. Bu iki süper kahramanı kısaca tanıtmam, muhtemelen kahramanlarla tanışmamış olanların deneyin önemini anlamalarında yardımcı olacaktır:
Green Arrow – Oliver Queen: Hileli ve özel oklar atan yayıyla ortada dolanan Robin Hood kılıklı bir kahramandır. Justice League of America grubundaki üyeliğini saymazsak tek çalışır çoğunlukla.
Green Lantern – Hal Jordan: Green Lantern aslında bir tür uzay polisi teşkilatının genel adıdır. Gardiyan adı verilen mavi tenli bir ırkın kontrolünde çalışmaktadır. Bu teşkilatta görev alan her polis yeşil bir enerjiyle çalışan ve zihinde canlandırılan cisimleri şekillendiren bir güç yüzüğü taşımaktadır parmağında. Her polis belli bir uzay sektörünün en kahraman veya asil kişisidir ve o bölgeden sorumludur.

“Hard Travelling Heroes”
Yeni bir Kahraman kuşağının başlangıcı
Yazan: Christian Heiss

“Çiçek Gücü”nün zirve yaptığı 1970’li yıllarda insanların sosyal değişikliklerce kuşatıldığı bir zamanda DC comics’in Green Lantern serisinin editörü Julius Schwartz her zaman yaptığı gibi Dennis O’Neil’i bürosuna davet etti. İkili o zamanlar Green Lantern serisi üzerine yaptıkları o konuşmanın comics dünyasında köşe taşı oluşturacak bir değişiklik yapacağını tahmin edemezlerdi.


Schwartz, O’Neil’den jübile niteliğindeki 75. sayıda Green Lantern serisine yeni bir soluk getirmesini rica etti “Doğrusunu söylemek gerekirse serinin neden hala yayınlandığını anlamıyordum, satışı o kadar azdı ki” diyor O’Neil “ancak bu durum bize yeni bir şeyleri uygulama, deneme imkanı verdi. Seri, ölü kadar diriydi, başarısız olursak bahanemiz elimizden geleni yaptığımız olurdu.”.
Çizgi roman yazarlığının yanında gazetecilik de yapan, O’Neil farklı bakış açılarınca irdelenen ağır sosyal konuları dile getirmek niyetindeydi. Ancak farklı bakış açılarını sunabilmek için Green Lantern’in düz mantığının karşıtı olabilecek bir görüşe ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu şekilde Yeşil Gladyatör’ün sayfalarına kendisi gibi yeşil olan biri katıldı: Green Arrow. O’Neil “O tarihe kadar onun kişiliği hakkında detaylı hiçbir şey yazılmamıştı. Arrow, hileli (ilginç özellikli) oklar kullanan ama bunun dışında tabula rasa (boş levha)’ydı. Bu koşullar altında onunla ne istersek yapabilirdik.”
Green Arrow, Ollie Queen, iyi-kötü ve hak-haksızlık konularını sorgulayan ve sık sık onlara karşı çıkan biri olarak Green Lantern, Hal Jordan’ın daha duygusal, daha isyankar karşıtı oldu. Böylece Mayıs 1970’de Green Lantern/Green Arrow’un 76 sayısıyla iki kahramanın Odysseevari “memleket yolculukları”, gerçek “Amerika arayışı” ve sadece yoksulluk, sosyal adaletsizlik, ırkçılık, uyuşturucu bağımlılığı ve çevre kirliliğine şahit oldukları “zor yolculuk” başlamış oldu. Serinin başarısının ve New York Times’da bile haberinin yapılmasının bir sebebi de 70’li yılların yıldız çizerlerinden gerçekçi ve dinamik çizgilerin sahibi Neal Adams’ın kalemidir. Hangi Superhero comics’inde birbirinden parlak iki kahramanın sosyal konular sebebiyle tartıştıkları, gerektiğinde birbirlerine girdikleri görülmüştür ki?

Bu yeni başlangıç bir problemi de beraberinde getirdi: Comics okuyucusu, kahramanlarını kazanırken görmek istiyordu. Ancak sihirli bir yüzüğe sahip olmakla veya muhteşem bir okçu olmakla yoksulluğa çözüm bulunabilir miydi? Bulunamazdı. Bu yüzden de Hal ve Ollie okuyucunun hiç hoşuna gitmeyecek şekilde, her öykünün sonunda çaresizlik içinde kaybedenler olarak kalakalıyorlardı. Böylece bu dönem “13” sayıda noktalandı.

“gerçekçi” süper kahraman yaratmayı amaçlayan bu deneme yine de yol göstericiliği, öncülüğü bakımından kilometre taşı olma özelliğine sahiptir. DC, bu alt yapıyı kullanarak o dönemlerde Hawk and Dove ile Brother Power, the Geek adlı iki seri yayınlamışsa da başarılı olamamıştır. Bu şekilde iki kahramanın ortak bir vicdanı paylaştığı tüm çağların en başarılı deneyi “Hard-Traveling Heroes” dönemi var  olmuştur.


Yaşlıca bir zenci Green Lantern’a soruyor: “Senin hakkında okudum… Mavi tenliler için nasıl çalıştığını… Ve bir yerlerdeki gezegende yaşayan Turuncu tenlilere yardım ettiğini… Mor tenlileri önemsediğini! Ancak hiç önemsemediğin bir deri rengi var… Siyah tenliler! Bilmek istiyorum… Nasıl oldu? Bana bunu yanıtla, bay Green Lantern!”

Green Lantern: “Ben… Yanıtlayamam…”

Kaynak: JLA SPECIAL Green Lantern / Green Arrow – Dino Comics
Orijinal sayılar: Legends of The DC Universe “Peacemakers” sayı 7, 8, 9 – DC comics (1998)

Green Lantern / Green Arrow Özetler (76-89):
# 76…
Yine adaleti uygulama peşinde olan Green Lantern, sokakta iyi giyimli birine saldıran genci yakalar. Bu durumu protesto eden mahalle halkı onları şişe ve çöp yağmuruna tutar. Olaya karışan, Arrow iyi giyimli adam gidince mahalle halkının yoksulluğunu gösterir Lantern’a. İyi giyimli o mahalledeki yoksulların evlerini ellerinden almak isteyen işadamıdır. Gardiyan’lar yasalara karşı çıkmamış olan İyi Giyimli’nin cezalandırılmasına karşı çıkarlar. Ancak sonradan cinayet işlenmesi için para ödediği gerçeği ortaya çıkınca Gardiyanlar “yasaların” nerede başladığını, nerede bittiğini sorgulayarak aralarından birini iki kahramanın yanına vererek insanlığı öğrenmesi için dünyaya gönderirler. İyi Giyimli… Tutuklanır.

# 77… Ekip yanlarındaki Gardiyan’la Amerika’yı gezmeye başlar. Gardiyan sürekli olarak insanlıkla ve dünyayala ilgili raporlar göndermektedir. Dağ nedir, hava nasıldır, insanların şiddete eğilimi… Bu sayıda yerel madencileri kovarak işlerini emeklerini ellerinden almak isteyen bir başka işadamıyla mücadele edilir. Arrow, her zamanki asidir, Lantern, yüzüğü olmadan mücadele etmeyi, Gardiyan ise küçük bir kıza sarılınca duyguyu öğrenir.
# 78… Black Canary bu sayının konuk ismi (2008’de Arrow’la evlendi). Kızılderili arazilerinde dolaşırken motorlu çetece bayıltılan Canary bir tarikat liderinin hipnozuyla dindarlaşır. Bu sırada bölgeye ulaşan ekip küçük bir lokantanın Kızılderili işletmecisinin tarihle yüzleşme çağrısını dinlerler. Daha sonra Canary’yi kurtarmak üzere harekete geçen ekip barışçı havalarında gezen tarikat liderinin aslında bölgedeki Kızılderilileri yok etmek üzere yobaz bir terör grubu toparladığını anlarlar. Tarikat lideri elindeki silahla kazara kendini vurarak ölür. O yolda ilerlemek yok oluşa götürür teması işlenmiştir (tarihle yüzleşme çağrısıyla).
# 79… Kızılderililer bölgesinde tarihi yüzleşme sürüyor. Beyaz şefle yapılan anlaşmanın belgeleri arşivlerde yanınca bazı uyanık beyazlar Kızılderililerin ellerindeki son topraklara göz dikerler. Arrow, Kızılderilileri kışkırtarak mücadeleye çağırırken Lantern Washington’dan getirdiği uzmanla işi çözer ve fırsatçı beyazları tutuklattırır.
# 80… Köprüde kamyonla karşılaşan arabaları nehre uçan kahramanlar bir yük gemisince kurtarılırlar. Gemi, zehirli atık taşımaktadır. Makinelerde meydana gelen bir arıza Lantern’i bayıltınca Gardiyan onu hastaneye taşır ama bu arada gemidekiler daha büyük bir tehlikeyi engellemek için mecburen tüm atıkları nehre dökerler. Bu da Gardiyan’ı suçlu durumuna düşürür. Yargılanmak üzere başka bir gezegene giden üçlü orada duygu ve mantığa sahip yaratıkları pasifize ederek robotlardan kurulu ordusuyla polis devleti kurmuş olan adamla mücadele eder, kazanırlar.
# 81… Gardiyanı savunan Arrow, Canary ve Lantern onu kurtarırlar. Birlikte bir gezegene giden dörtlü burada çok ciddi bir yoksullukla karşılaşırlar. Kendisi çocuk doğuramadığı için sapıtan kadın lider cinsiyet ayrımcılığını körükleyerek eksikliğini gidermeye çalışmıştır. Gardiyan, gezegeni düzeltmede yardımcı olabilmek için onunla kalır.
# 82… Lantern’in ezeli düşmanı Sinestro mitolojik karakterleri kandırarak saldırtır. Özellikle Amazon savaşçıların aşırı feminist duygularından faydalanan Sinestro kazanmanın eşiğindeyken Canary’nin cinsiyet ayrımcılığı karşıtı söylevleri ve öğretileriyle yenilgiye uğratılır.
# 83… Bir başka kasaba. Eski kafalı bir dede torununun üstün güçlerini kullanarak kendi eğitimini kullanarak çocukları adeta zombileştirmiştir. Yeniliğe kapalı ve aşırı disiplinli bu dede sonunda insanlara zarar vermeye zorladığı torunu tarafından öldürülür. Bu arada Lantern aşık olduğu kadına gerçek kimliğini ve aşkını itiraf eder.
# 84… Aşk dolu günler kesintiye uğrar. Black Hand adlı düşmanı Lantern’a tuzak kurar ve onu plastik dolu, havanın fabrikalarca zehirlendiği kasabaya çekerek bir tür paranoya havası yaratarak linç ettirmeye kalkışır. Ama kaybeder.
# 85… Duyarsızlaşan insanlar ve modern uygarlık… Green Arrow yaralanır ve zengin insanlar ona yardım etmez, Polis ilgilenmez, Hastanede Hemşire umursamaz, tesadüfen müşahede altına alınır. Bu arada onu yaralayanların peşine takılırlar ve Speedy’nin (Arrow’un oğlunun) da uyuşturucu müptelası olduğunu öğrenirler.
# 86… Zenginleşen ve lüks içinde yaşayan, bazı bürokrat, senatör ve yargıçla dostluk kurmuş olan uyuşturucu tüccarlarının içyüzleri işleniyor bu sayıda. Ailelerin ve toplumun gençlere karşı tutumu ve onların itildiği yalnızlık sorgulanıyor.
# 87… Hal Jordan’ın yedeği olarak seçilmiş olan Guy Gardner yaralanınca yeni bir yedek bulma zorunluluğu doğar. Gardiyanlar John Stewart adlı zenciyi önerirler ve o da kabul edince yeni Green Lantern bir zenci oluverir. “Ben zencilere karşı değilim ama bilim onların aptal ve beyinlerinin küçük olduğunu söylüyor” konuşması yapan bir senatörü Stewart ölümden kurtarır.
# 88… Eski iki öykünün tekrar basımı.
# 89… Isaac (İsevi tip ve kapak) adlı genç havayı kirleten bir havayolları şirketini küçük sabotajlarla yola getirmeyi ummaktadır. Ancak insanlık uğruna ettiği mücadeleyi kaybeder, ölür. Kahramanlarımız bir kez daha kaybetmiştir. Lantern o sinirle “9 milyon dolarlık” bir uçağı yok eder, şirket sahibi isyan edince “bana fatura gönderirsin” der, öykü biter. Sosyal içerikli seri biter, ekşın geri döner

Ümit Kireççi
"Çizgi Roman Hayatın İçinde"

26 Ocak 2010 Salı

Star Wars Hediyesi Kazanın

Sinema tarihinin en büyük efsanelerinden 'Star Wars' serisi CNBC-e'de başladı. Efsane filmin çizgi romanları da JBC Yayıncılık tarafından yayımlanıyor. Bu efsanenin hediyelerini ise ntvmsnbc okurlarına hediye ediyor...JBC Yayıncılık size ‘Star Wars Klon Savaşları’ çizgi roman serisi ve Star Wars Classic Bust’lerini kazanma fırsatı sunuyor. Aşağıdaki soruya doğru cevabı veren 30 Kişi ‘Klon Savaşları’ çizgi romanları, 5 kişi de Star Wars Classic Bust kazanabilir.
Toplam 9 ciltten oluşan 'Klon Savaşları', George Lucas'ın yönettiği epik filmler 'Bölüm 2: Klonların Saldırısı' ile 'Bölüm 3: Sith’in İntikamı' arasında geçiyor.
'Klon Savaşları' serisi, filmlerde sadece başlangıcı ve bitişi gösterilen uzun savaş dönemi boyunca yaşanmış olaylara ışık tutuyor.
Ayrıca filmlerde sadece geri planda gözüken ya da hiç gözükmeyen çok sayıda karakterin bu savaşlarda oynadıkları roller de ön plana çıkarıyor.

Yarışma sorusuna ulaşmak için: http://www.ntvmsnbc.com/id/25048568/

25 Ocak 2010 Pazartesi

Haitili: Süper güç sorunu

12 Ocak 2010 tarihinde gerçekleşen 7.0 ölçekli Haiti depremi 150 bin civarında cana mal oldu. Bu ülkenin adını çok önceden "özel güçleri" olanların güçlerini kullanmalarını engelleyen bir karakterden biliyoruz: Haitili
NBC Kanalında 25 Ekim 2006 tarihinde gösterime giren "Heroes" dizi filminin bu kurgusal karakteri onlarca süper gücün kullanılmasını engelliyordu. Haitili engellerken deprem Haiti'nin süper güçlerin kullanılmasını sağlamasını sağlamalıydı ama... Yok... İnsanlık ölmüş gibi...

Ümit Kireççi

Robin HOOD pozları

Öyle durumlar var ki heykelde, resimde, çizgi romanda, grafikte en doğru vurguyu, en etkili anlatımı belirgin bir poz verebiliyor. Mısır hiyerogliflerinde olduğu gibi: Göz karşıdan güzel görünür, göğüs kafesi karşıda, çehre profilden, bacaklar-kollar yandan... Gerçi örnek biraz ilkel bir örnek ama mantığı anlamışsınızdır.
İşte bazı okçu çizgi roman kahramanları ve son çekilen bir filmin afişi:
Green Arrow (Oliver Jonas "Ollie" Queen) neresinden bakılırsa bakılsın DC Comics'in Robin Hood kökenli modern bir okçu kahraman. 1941 yılında "More Fun Comics sayı 73"de ortaya çıkan Green Arrow bugün hala comics aleminin ilk okçu kahramanı olma özelliği taşıyor. Kalanların hepsi ondan türemiştir. Yaratıcıları Mort Weisinger ile George Papp. İlk zamanlar kişiliksiz bir okçu, sonra JLA'nın basit bir üyesi olarak başlayan çizgi hayatı sosyal konuların ele alındığı "Green Lantern" işbirliğiyle 60 gençliğinin asi temsilcisi oluverdi. Bugün Black Kanary ile evli.

Gerçek adı Clint Barton olan Hawkeye, Marvel Comics karakteri. İlk kez "Tales of Suspense sayı 57" (Ekim 1964)'de okuyucuyla tanıştı. Yaratıcıları Stan Lee ve Don Heck. Stan Lee kaynağının bir üstteki kahraman olduğunu söylemektedir biline. Ortaya ilk çıktığında sirk gösteri elemanı olmasının yanı sıra basit bir suçluydu da. Avengers'in bugün adeta daimi elemanı gibi olan Hawkeye bir zamanlar Demir Adam'la ha bire mücadele eden biriydi.
Ridley Scott'un yönetmenliğini yaptığı Russel Crow'un baş rolde oynadığı "Robin Hood" tekrar beyaz perdede. 14 May 2010'da gösterime girecek olan filmin kadrosunda Cate Blanchett, Vanessa Redgrave, Mark Strong, Scott Grimes, Kevin Durand, Alan Doyle, Oscar Isaacs, Lea Seydoux ve William Hurt yer alıyor.

Ve Robin Hood himself:
Defalarca sinemaya aktarılmış olan kahraman aslında bir roman kahramanı. Daha doğrusu "zenginden alıp fakire veren" bu karakter hakkında şiirler okunan, şarkılar söylenen folklorik bir İngiliz karakteri. Robin Hood Halk hikayelerini derleyen ve onu 1883 yılında bir romanla ölümsüzleştiren çizer-yazar Howard Pyle. Romanın orjinal adı The Merry Adventures of Robin Hood of Great Renown in Nottinghamshire .
Şimdi bakınca... Bizde de var böyle karakterler ama gailab bizde onu modernleştirerek çizgi romana aktaracak bir şey eksik... Pozları bilsek ne olacak içi boş olacaksa... Neyse.

S. Ozan Sarı

24 Ocak 2010 Pazar

Hasbihal

Bazan bloğa yazı yazıyorken, senle oturmuşuz da karşılıklı muhabbet ediyormuşuz gibi hissediyorum. Şimdi kış ya…Mis gibi kokan sahleplerimiz ellerimizde mesela. Ben oturuyorum büyük battal koltukta... Ayaklarımı göğsüme toplayıp, kollarımla ayaklarımı kucaklamışım hatta. Bilirsin ayaklarımı toplamadan duramam, muhabbet ederken bile ayaklarımın yerden kesilmesi gerekir illa. Sen ise tekli koltukta, ayaklarını sallaya sallaya, her zamanki gibi anlattıklarıma şaşıra şaşıra beni dinliyorsun. Bu kez, eski günlerden bahsetmiyorum. Paşa çayları, pötibör bisküviler, annemin çamaşır yıkama ve kabul günleri gelmiyor aklıma. Bilmediğini düşündüğüm bir konuyu usulca anlatmaya başlıyorum.

“Hani Flash Gordon diye bir çizgi roman vardır. Duymuşsundur. Hani 1930’ların ünlü çizgi romanıdır. Hayali bir kahramanın uzay maceralarını anlatır. Hatta sonra filmleri de çevrilmiş. Gazete okudum. Tekrar sinemaya uyarlanıyormuş. Yapımcılar, galiba Avatar’da baş rolde oynayan Sam Worthington’u bu filmde oynatacaklarmış.” diyerek anlatmaya devam ediyorum. Öyle boş boş bakıyorsun yüzüme. “Nerden girdim söze, değil mi? Böyle karlı bir günde, elimizde mis gibi tarçın kokan sahleplerimizle romantik romantik konuşacakken, şimdi Flash Gordon’un muhabbetimizin içinde yeri ne, diyorsundur.” Söylediklerimi duymamazlıktan geliyorsun. Uzanıp camdan dışarı bakıyorsun. “Bak şimdi.” diyorum. Bak, dinle beni. Acele etme. Bizim memlekette de çok meşhurmuş o yıllarda Flash Gordon. Hatta daha sonra, sinemalara filmi de gelmiş.” Benden farklı ilgilerin olduğunu, sözgelimi çizgi romanları pek sevmediğini biliyorum. Bildiğim halde… Yüzünü astığını gördüğüm halde, konuşmama bu minvalde devam ediyorum.

“Bana haksızlık yapıyorsun!.. Acele edip, sözüm nereye gidecek beklemiyorsun da, surat asıyorsun. Lütfen, yapma böyle!” diyorum. Elimdeki sahlebi kokluyorum önce... Hımm! Nasıl mis gibi tarçın kokuyor!.. Efsunlu tarçın kokusu sanki başımı döndürüyor. “Bak… Şimdi hayal kuralım mı birlikte?”diyorum. “ İzmir-Karşıyaka’dayız. Çöp gibi bir oğlanı aklımıza getirelim. 13-14 yaşlarında.. İpince bir şey. Bayılıyor Flash Gordon çizgi romanlarına. Sonra filmi gelince, koşa koşa sinemaya gidiyor. Filmden o kadar etkileniyor ki, hayatının ilk romanını yazıyor. Bir bilimkurgu roman bu. Sonraları memleketimizin en ünlü yazarlarından biri oluyor. Adı neymiş bu ilk kitabının, biliyor musun?” diyorum. “ Adı Merih’e Seyahat’mış… Bu romanında Türkiye’den insanların, uzaya gidişini hikaye etmiş. 1938’li yıllar. Ne hoş değil mi? Ben de Flash Gordon sebebiyle araştırınca öğrendim. Duyduğunda yazarın ismini inan ki şok olacaksın!” diyorum. Merakla yüzüme bakıyorsun. Gözlerini koca koca açıyorsun. Devam etmiyorum anlatmaya. Elimdeki sahlepten usulca bir yudum içiyorum. Koltuktan kalkıyorum. Camdan dışarıya bakıyorum. Karanlıkta bulutlar parçalanıyor. Sokak lambaları birden yanıyor. Kaldırımlarda yağmur kokusu... Yok.. Yok..Bu kez kaldırımlar kar kokuyor. Sen sessizce bir sigara yakıyorsun. Kirpiklerini eğip bakıyorsun. Üşüyorum, sanki içim ürperiyor. Eğer biraz daha surat asarsan... Felaketimin olacak ve ağlayacağım... Biliyorum. Birden yüzün mum gibi oluyor. Aslında konuşacaksın ama tereddüt ediyorsun. “Evet, “diyorum. “Yaa… Dinlemek istemedin beni. Sana anlatmak istediğim, Flash Gordon çizgi romanlarının ve filminin müdavimi, ilk romanını bir çizgi roman kahramandan esinlenerek yazan o ünlü yazar, senin en sevdiğin şairdi oysa. Attila İlhan!”

Vildan Ceyhan
http://hayalkahvem.blogspot.com/2010/01/hasbihal_23.html

Ehbab 3 Çıktı!

ÇR ve Fanzin Öyküler bir arada.
Nerelerde var;
İstanbul; Mephisto (istiklal), Kırkambar (anabala pasajı-beyoğlu)
Ankara; Kitap Kurdu Kafe (Selanik 48/7 Kızılay), Ardıç Kitabevi (Turhan Kitabevinin üstü 2.kat)Turhan Kitabevi
Bolu; Bizbize kitap evi (barok)
Fiyatı: 2 tl
İsteyene kargoyla, postayla da ulaştırıyoruz.

Japon Yarasa Adam

Geçtiğimiz günlerde Sinematik, Türk Betmen’in fragmanına yer verdi sayfasında. Ben de bloglar arası etkileşimin güzelliğine inandığımdan “Türkün bile Yarasa Adamı olur da, Japonun olmaz mı?” diyerek, Japonya’nın ilk süper kahraman hikayesi Ôgon Batto’yu(Golden Bat) inceleyeyim dedim.
Japon çizgiromanı manganın atası olarak bilinen Kamishibai formatında ilk defa 1931 yılında seyirci karşısına çıkan Ôgon Batto-Altın Yarasa, aslında dünyanın da ilk süper kahramanlarından biri (Kamishibai’ye şurada azıcık değinmiştim zamanında ya da doğrudan Wikipedia’ya alayım sizi). Takeo Nagamatsu tarafından yaratılan Ôgon Batta, yıllarca kamishibai olarak çizildikten sonra 1948’de mangaya, 1966’da birazdan yazacağım Ôgon Batto adlı filme (‘72’de bir kere daha) ve 1967’de de 52 bölümlük animeye uyarlanmış.

Devamı - Ninja'nın Kung Fu İle İmtihanı

23 Ocak 2010 Cumartesi

Çizgi roman Okulu Tatilde Sürüyor


15 günlük tatilde çizgi roman çiziyoruz:

Şimdi Tatil Zamanı;
Beykoz Doğa Anaokulu Sömestr Tatilinde
tüm çocukları buluşturuyor!!!

3-6 Yaş Arası Sanat ve Sinema Günleri Beykoz Doğa Koleji’nde…

Doğa Konseptli Eğitim Modeli’nin çıkış noktası olan Beykoz Doğa Koleji’nde anaokulu öğrencileri yarıyıl tatilinde de okullarından kopamayacaklar. Bir sene boyunca çok çalışıp güzel bir tatili hak eden minikler 25 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında hafta içi her gün 11.00-13.00 ve 13.00-15.00 saatleri arasında Beykoz Doğa Koleji Konferans Salonu’nda düzenlenecek "Sinema Günleri"nde buluşuyor. Her gün birbirinden farklı ve eğlenceli animasyon filmlerinin gösterileceği "Sinema Günleri"ne sadece Doğa Anaokulu öğrencileri değil 3-6 yaş arasındaki tüm öğrenciler davetli.

Doğa Koleji, bir hafta boyunca Doğa Koleji Sinema Günleri’nde bir araya gelecek minikler için çok çeşitli sürprizler de hazırladı. 27 Ocak Çarşamba ve 3 Şubat Çarşamba günleri Sanat Yönetmeni Ümit Kireççi ve Karikatürist Rıdvan Şoray ile "Çizgi Roman Atölyesi" 11.00 - 13.00 saatleri arasında Beykoz Doğa Koleji "Sanat Stüdyosu"nda çocuklarla buluşuyor. Çizgilerin ve sinemanın büyülü dünyasına keyifli bir yolculuk yapacak olan minikleri eğlence ve sanat dolu bir tatil haftası bekliyor.

Ayrıca, Doğa Koleji Artline Sanat Stüdyosu, minik sanatseverlerin yaratıcılıklarını keşfedebilecekleri Ebru, Kum Sanatı, Resim gibi birçok etkinlikle Sömestr Tatilinin ilk haftası boyunca kapılarını tüm çocuklara açıyor.

Anneler de Beykoz Doğa Koleji’ne…
Çocuklar eğlenirken, anneler de boş durmayacak elbet. Çocuklar için organize edilecek Sinema Günleri’ne anneler de “Mutfak Keyfi”yle eşlik edecek. Beykoz Doğa Koleji Şefi Niyazi Atban eşliğinde düzenlenecek "Mutfak Keyfi"ne tüm annelerimizin katılımını bekliyoruz.

Bilgi ve kayıt için;
Aylin Düzel
Beykoz Doğa Anaokulu Yöneticisi
0216 320 52 00
Adres;
Fener Caddesi No:6 Dereseki-Akbaba
Beykoz/İstanbul


22 Ocak 2010 Cuma

Erdil Yaşaroğlu İstanbul Modern'de



http://twitpic.com/z2i0f

HOZ Comics'de Muhteşem Buluşma



Hava muhalefetinden dolayı bu toplantı ertelenmiş bulunuyor! ÇOK ÜZGÜNÜZ

***
HOZ Comics'in açtığı "Hoz Comics çizgi roman sokağı"nda büyük buluşma


Fatih Okta ve Haşim Öz'ün davetlisi olarak 23 Ocak Cumartesi saat 12:30 da Üsküdar'da buluşacağız, orada bizi bekleyen isimler ise;
Arslan Şükür, Fatih Okta, Ahmet Sekendiz, Süleyman Turhan, Mehmet Sevinç,
Sinan Gürdağcık, Ömer Muz, Ragıp Derin, Mehmet Dal, Hakan Alpin
olacak...


http://www.hozcomics.com/
Hakimiyet-i Milliye Cad. Kançal İş Merkezi 158/66
ÜSKÜDAR -İSTANBUL -TURKEY
34660
site@hozcomics.com
0 216 532 46 80


Kaynak - çizgili forum
not - Ben kesin katılacağım :) Ümit Kireççi

21 Ocak 2010 Perşembe

Makara Eğitici Çizgi Romanlar

Yıllarını çocuklara çizgi romanlar çizemeye adamış olan Ertuğrul Özdemir çalışmalarını bir internet sitesinde toparlamaya başladı. Şu sıralar Eğtim Gönüllüleri Vakfı'nın çocuklara ücretsiz dağıttığı çizgi romanları çizen sanatçı eserlerini paylaşmayı uygun buldu. Çocuklara eğlenceli ve eğitici çizgi romanları internet üzerinden ücretsiz sunan sanatçı "internet ve çizgi roman çocuklar için zararlıdır" önyargılarını da bu yolla kırıyor.
"Makara Eğitici Çizgi Romanlar" sitesinde şimdilik sadece "Samuray Papağan" ve "Tamirci" çizgi roman serileri mevcut. "Mavi Gezegen" yakında paylaşıma açılacak. Ertuğrul Özdemir'in açıkladığına göre daha başkaları da yoldaymış. Çocuklar için internet ve çizgi roman bir arada...
Samuray Papağan - Ertuğrul Özdemir
http://www.makara.web.tr/index.html

20 Ocak 2010 Çarşamba

Çizgi Roman Gazeteden Çıkamıyor

Çizgi Roman gazetelerden çıkarıldı çıkarılmasına ama çok şükür birileri çizgi romanı sözel de osla her alanda yaşatıyor sayfalarda:
USTALARINI UNUTMADILAR
OĞUZ ARAL’ın Çiçeği Burnunda Karikatürcüleri, 3. kez buluştu Adana’da.
Buluşmada, Cihan Demirci’nin, “Mizahımızın Alayköşkü: GIRGIR Dergisi” isimli Gırgır Dergisi’nin tarihini anlatan sunumuyla başlamışlar.
Karikatürcüler Mizah Festivali’nde daha sonra Gırgır Dergisi’nde Oğuz Aral’ın sekreterliğini yapmış Mevhibe Turay, dergiye dair anılarını anlatmış.
Bu yılın “Onur Ödülü” Gırgır’ın usta çizeri, çizgi roman ustası İlban Ertem’e verildi.
Bir meslekten olanların ustalarını unutmaması, onu her zaman yazdıklarıyla, çizdikleriyle gündeme getirmesi, sanatta kuşaklararası devamlılığın sağlanması açısından her zaman yapılması gereken bir davranıştır.
Yazının öncesi ve kaynak - Doğan Hızlan
***
Çizgilerin gücü adına
'Okumuyorsan tartışmayalım' diyen duvar yazısını oldum olası sevmişimdir. Son günlerde her ne kadar kitap ve dergi satışlarımız artsa da ne yazık ki biz öyle çok okuyan bir toplum değiliz. Belki de bu sebepten ötürü çizgi romanları seviyoruz. NTV Yayınları'nın, edebiyatı sevdirme hedefiyle başlattığı klasik romanları çizgiyle anlatma işi, okumayı sevdirme çabasına katkı sağlayacaktır. Gençlerin klasiklerle tanışması için çizgi romanlar iyi bir başlangıç olabilir. Diğer yandan reklamlarda da zaman zaman çizginin gücü kullanılıyor. Bir adaptasyon olmasına rağmen başarılı bulduğum enerji içeceği Red Bull'un çizgi filmleri serisi ikinci turda yeni versiyonlarıyla devam ediyor. Yardımcısını uçuran sihirbaz, kırmızı başlıklı kız hikâyesinin yeni versiyonunu başarılı bulduğum iki Red Bull adaptasyonu.
Çizginin gücünü bu kez eğlendirmek için değil de, işsizlik problemine atıfta bulunarak kullanan Garanti Bankası'nın yatırım kredisi reklamları hem derdini anlatıyor hem de başkalarının derdine tercüman oluyor. Çocuk çizgilerin çocuk sesinden seslendirdiği filmde sosyal bir probleme parmak basılırken, çözümü de sunuluyor. Ekranlarda sık frekansta yayınlanan, 'Başka bir arzunuz' sloganlı Garanti reklamı son dönemin ayağı yere basan başarılı işlerinden.
Yazının başı ve kanak - Günseli Özen Ocakoğlu
***
‘Cost killer’ ikna etti
Aynı anda “kurtarıcısı” olduğu Nissan’la Fransa’nın iki numarası Renault’nun başkanlığını yürüten “Cost Killer” (Maliyet Katili) lakaplı Carlos Ghosn, Clio IV konusunda Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi de ikna etti. Bunu, Clio gibi bir modelin, rekabetçi fiyatlarla üretilmesi gerektiğini anlatarak yaptığı tahmin ediliyor.
Nissan’ı hayata döndürdüğü için Japonya’da kendisine nişanlar verilen, bir çizgi roman kitabı çıkartılan, araştırmalarda her 4 Japon kadınından birinin çocuğunun babası olarak görmek istediği Ghosn, zorluklara bağışıklık kazanmış bir yönetici. Kendisine takılan lakaplar ise birden fazla: Tamir edici, maliyet katili, (iki şirket arası mekik dokuduğu için) 7/24 gibi...
Yazının başı ve kaynak - Sabetay Varol
***
Müslüman Mahallesinde Salyangoz Satmak
Ülkemizde çok bilinen Kızılmaske adlı çizgi roman, Amerikalı çizer Lee Falk tarafından 1936’da yaratılmıştır. Bu çizerin 1999’daki ölümünden sonra da hâlâ sürdürülen bu çizgi romanın kahramanı, asıl adıyla Phantom, Bengali adındaki hayali bir Afrika ülkesinde, 400 yıldan bu yana, atadan oğula kendi adaletini kendi sağlayan bir süper-adam’dır.
Bu süper-kahraman’ın maceralarından birinde, Bengali’deki Müslüman hükümdarlardan biri evlenir. Bunun gösterildiği karede, bir hoca, yüzü bize dönük olarak ayaktadır, önünde küçük bir kürsü vardır ve elinde kitap (Kuran) tutmaktadır. Nişanlılar ise (kız peçeli), arkaları bize dönük, ayakta ve her birinin ellerinin ayaları birbirine bakar şekilde kavuşmuştur. Oysa Müslümanlar ellerini iki yana açarak dua ederler, Falk, bu iki Müslümanı tam Hıristiyan dua pozisyonunda resmetmiştir ve zaten nikâh da tamamen Hıristiyani bir şekilde kıyılmaktadır.
Batılı bir çizerin Müslümanlığı, Hıristiyanlığın bir çeşidiymiş gibi görmesi, farklılığı sadece kıyafetlere indirgemesi, o kişinin araştırma eksikliğini gösterir, ama anlaşılır bir şeydir. Bütün çizgi roman yaratıcılarının, Tenten’i çizen Herge kadar titiz araştırmalar yapması beklenemez.
Ama Müslüman kanaat önderlerinin bir kısmı ile bazı siyasetçilerin, Lee Falk’un hatasını tekrar ederek, yani Müslümanlığı kısmen olsa da Hıristiyanlığın aynasında resmederek siyaset üretmeye kalkışmaları kabul edilemez. Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos’un Heybeli Ruhban Okulu’nun...
Yazının Devamı ve Kaynağı - Mehmet Ali Kılıçbay
***
Romanın Saltanatı Düştü
Yine bol romanlı bir yıl geçti. 2009'da yayımlanan 427 romandan 238'i ilk romandı. Ama aklımızda kalanların sayısı fazla değildi. Dünya klasiklerinden uyarlanan çizgi romanlar ilgi gördü. Şiir ve öyküde ise geçen yıllara göre düşüş vardı.
Yazının Devamı ve Kaynağı - Metin Celal
***
Kovboy filmleri çok işlenen bir konu değil zaten.
Evet çok fazla değil. 70'lerin ortalarında vazgeçtikleri, çizgi roman kahramanı olan kovboylarla ilgili filmler yapılmış, bir de kurgu olarak benzerleri yapılmış. Meksikalı bir kahraman vardır, güneyde maceralar yaşar gibi. Herhalde bir Zagor filmi yapılmamıştır ama bizde vardır; Salih Güney'in oynadığı Zagor.
Kaynak ve Devamı - H. Salih Zengin CemYılmaz Röportajı

19 Ocak 2010 Salı

Avatar’daki Türk, Coşku Özdemir

Daha önce ‘Buz Devri’ , ‘Horton’, ‘Karayip Korsanlari’ gibi pek çok filmde görev alan Coşku Özdemir tüm dünyada gişe rekorları kıran, Altın Küre ödüllü, Holywood'un son dönemine damgasını vuran filmi Avatar’ın da görsel efektlerine imza attı. Coşku Özdemir ile başarılarla dolu yaşamını, yolunun nasıl Amerika'ya düştüğünü, sinemayı köklü bir devrime uğratacağı iddia edilen Avatar'ı ve gelecekle ilgili hedef ve planlarını konuştuk.

Türkiye’de malzeme mühendisliği okudunuz, neden film sektörü?

Film sektörüne ve animasyona olan ilgim ortaokulda başladı. O dönemde “Toy Story” bu teknoloji ile neler yapılabileceği konusunda gözlerimizi açan ilk yapıt oldu. İleride animasyon filmlerinde çalışmanın ne kadar keyifli olacağının hayalini o zamanlar kurmaya başlamıştım, ama günün birinde gerçekleştireceğimi de pek tahmin etmiyordum doğrusu./_np/8904/9658904.jpg

Neden görsel sanatlarla ilgili bir bölüm okumadınız?

Armut dibine düşermiş! Bütün ailem, yani annem, babam ve ablam da ODTÜ mezunu oldukları için doğal olarak ben de ODTÜ'de okumak istiyordum. Küçüklüğümden beri bilgisayara olan ilgimden dolayı bilgisayar mühendisliğini okumak istedim, ama ÖSYM kurbanı olarak malzeme mühendisliğine girdim.

Türkiye’den ABD’ye yerleşme fikri nasıl ortaya çıktı?

ODTÜ'de yanlış meslek seçimi yaptığımı fark ettim. Fakat önümde iyi bir
örnek vardı: Ablam makina mühendisliğini bitirdikten sonra avukat olmaya karar verip kendine yeni bir kariyer çizmisti. Ailem aynısını yapma şansını bana da sununca Amerika'ya gelip çocukluğumdan beri yapmak istediğim animasyon/görsel efekt dalında okumaya karar verdim.

/_np/8905/9658905.jpgAvatar’dan önce hangi filmlerde görev aldınız?

Sırasıyla “Fantastik Dörtlü” , “Buz Devri 2” ve “Horton”da calistim.
"Karayip Korsanlari 3" filminde görev aldım. Sonrasında "Madagascar 2" ve "Monsters vs Aliens" filmlerinde çalıştım. En son olarak ise Transformers 2, Avatar, Ironman 2 filmlerinde görev yaptım. Şimdi ise "The Last Airbender" (Son Hava Bükücü). filminde çalışıyorum.

Siz tam olarak ne iş yapıyorsunuz ve Avatar filmindeki göreviniz neydi?

Amerika'da sizden spesifik bir alanda uzmanlaşmanız bekleniyor. Benim alanım "efekt animasyonu". Her türlü ateş, su, patlama, duman gibi efektleri simulasyonlar yardımıyla sıfırdan yaratıyorum.

Avatar’ın bu kadar ilgi görmesini neye bağlıyorsunuz?

James Cameron'ın usta yönetmenliği ve bu filmde sinema tarihi adına attığı büyük adımların yanında, filmin tanıtımı için dünya çapında harcadıkları 150 milyon dolar.

/_np/8906/9658906.jpgAvatar’ın görüntü teknolojileri bakımından sinema tarihindeki önemi nedir?

Avatar,3 boyutlu çekilen ilk uzun metraj film. Bu teknoloji uzun yıllardır var, fakat yapımcılar üçüncü boyutun büyüsüne kapılıp ekrandan üzerimize fırlayıp gelen nesnelerden ibaret sandılar. Bu da genelde hem filmin akıcılığına zarar verdi hem de gözleri çok yorup baş ağrısına sebep oldu. Avatar, 3D'nin sizi filmin akıcılığından koparmak bir yana, sizi filmin içine daha da çekecek bir araç olarak kullanıldığı ilk film oldu.

Hollywood’u genelde Amerikan’ın yumuşak gücünü yansıtan, Amerika’nın resmi propagandasını yapan bir araç olarak okuduk. Bu filmde anti-Amerikan, anti-emperyalist bir duruş var. Siz kişisel olarak bu muhalif tavrı paylaşıyor musunuz?

Evet, ama daha fazla detaya girmeden bu soruyu gecelim :-)

Avatar, “Sıradan bir senaryonun görsellik ustalarıyla bir sanat eserine dönüştürülmesidir, ortada orijinal bir senaryo yoktur” dersem bana ne cevap verirsiniz?

Günümüzde artık sinemada işlenmemiş konu kalmadı. Çok orijinal bir konusu olduğu söylenen filmler de genelde daha önce işlenen konuların farklı yorumlarıdır.

Avatar'ın da daha önce yapılmış bir takım filmlerin senaryolarıyla benzerlik içerdiği doğrudur. Fakat bir filmin başarısı konusunun orijinalliğinde değil, nasıl işlendiğiyle ilgilidir..

Filmdeki orduyu ABD’nin vahşi kapitalizmiyle özdeşleştirenler oldu, bazıları da ABD’yi işgal edip Avrupalılarla yerliler arasındaki tarihi anlattığını savundu sizin bilginiz ya da fikriniz?

Eğer filmin altında böyle bir mesaj olsa bile bunu James Cameron'in açıkça söylemesini asla bekleyemeyiz. Bu kadar çok para yatırılan ve dolayısıyla bütün dünyanın izleyip beğenmesi beklenen bir film, kitlelerle ılımlı gitmek zorundadır.
Daha açıkça muhalif tavrı olan filmlerin ancak düşük bütçeli olmalarının sebebi de budur.

Filmde izleyicilere dağıtılan gözlüklere kimileri alışamadı, kimileri çok beğendi. Endüstri ileride tamamen gözlüklü sisteme geçebilir mi?

Yapımcılar 3 boyutlu filmlerin herkese ulaşamayacağının farkındalar. Kimileri gözlüklere tamamen karşı, ayrıca 3D filmlerinin sinemalarda gösterilebilmeleri için sinema sahiplerinin büyük yatırımlar yapmaları gerekiyor. Bu nedenle 3D olarak çıkan her filmin mutlaka normal (2 boyutlu) versiyonlarının da yayınlanacağını söyleyebiliriz.

Türk sinemasındaki görsel efektleri nasıl buluyorsunuz?

En son AROG'u izleyebildim. Görseller konusunda ellerindeki bütçeye ve
zaman darlığına rağmen çok iyi bir iş çıkardılar diyebilirim. Türk sinemasında buradaki kalitede işlerin görülmemesinin en büyük sebebi bütçelerin küçüklüğü.

/_np/8902/9658902.jpgKarşılaştırmalı bir örnek verebilir misiniz?

Transformers 2'de uçak gemilerine robot-meteorların düştüğü sahneler yapmıştım. Bunların 2 tanesi yüzde100 bilgisayar ürünü ve maliyetleri birer milyon doların üstünde. Türkiye’de ise bütün bir filmin bütçesi bir milyon dolara geldiği zaman büyük film sayılıyor.

Türkiye’de çalışmak istediğiniz yönetmenler var mı?

Kafamda belirli bir yönetmen yok, yalnız "İstanbul Kanatlarımın Altında" tarzı tarihi bir filmi günümüzün bilgisi ve teknolojisi ile tekrar hayal edebilmek güzel olurdu.

Bundan sonraki planlarınız?

Şu anda San Francisco bazlı bir şirket kurma aşamasındayım. 1-2 sene içerisinde de İstanbul'da bir şube açmayı hedefliyorum. Bunun sayesinde de bir ayağım Amerika'da, bir ayağım da Türkiye'de olacak. Bunun yanında Türkiye'de çeşitli eğitim kurumlarında dersler de vermeyi planlıyorum. Bunların nedeni tabii ki Türkiye'yi ve ailemi özlemem. Her ne kadar burada sucuk, şalgam, bisküvi, kolonya vs bulabilsek de, insanın bir yanı boş kalıyor.

Efe Sıvış / esivis@hurriyet.com.tr

KAYNAK: Hürriyet

JBC'den Yeni ÇR'ler

JBC yayıncılık yeni yayınlarla çizgi romanımıza farklı lezzetler sunma hazırlığı yapıyor. İşte Ertan Ergil'in yenilere dair açıklamaları:
Ümit - Yeni yayınlara girmeden önce çizgi roman vizyonunuzu anlatır mısınız? Neden o çizgi romanları tercihe diyorsunuz? Var mı belirgin bir kriteriniz?
Ertan - Jbc Yayıncılık olarak vizyonumuz aslında Türkiyede uzun zamandır bir hayran topluluğu olupta okuyucusu ile buluşamamış yayınları basmaktır. Genelde tercihlerimizi bunu kıstas alıp sonra kendi beğenimize göre belirliyoruz. Star Wars olsun 30 Days Of Night olsun önce bizim beğenimizden geçip yayın perioduna eklenmiş romanlardır. Ve evet çizim kalitesi bizim için bir başka önemli kıstastır.
Ümit - Okur kitlesi hedefiniz var mı? Kimlere hitap ediyor yayınlarınız daha çok sizce? Bu hedeflediğiniz kitle mi?
Ertan - Kitlemiz aslında belirli bir kalıba bağlı değil. Yer geliyor 10-12 yaşındaki çocuklar da kitaplarımızı okuyor. Ama 30 days of Night tarzı romanlarımız esas alındığında , genelde yetişkin bir topluluğa ulaşmak istiyoruz.
Ümit - Yeni yayınlar hakkında bilgi alabilir miyiz biraz? Kim çizmiş, kim yazmış, kim yayınlamış, kim yemiş, kim pişirmiş?
Ertan - Yeni yayınlardan Umbrella Academy benim en favorim. Muhteşem bir akıcılığa sahip bir çizgi roman. Zaten daha çok yeni , geçen sene yayınlanmış bir çizgi roman. My Chemical Romance grubunun vokalisti Gerard Way tarafından yazılmış , Gabriel Ba tarafından çizilmiş bir seri. Ve son 2 senedir Eisner ödülleri dahil pek çok dalda ve kategoride ödüller almış bir eser. Okumaya başlayınca elinizden bırakamıyacaksınız :)
2010 da basılcak diğer çizgi romanlarımız ile alakalı yeni bilgileri kesinleştikçe sizler ile paylaşacağım. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim , çok şaşıracaksınız :)
Ümit - Bu yayınların kısa konuları, özetleri...
Ertan - Dünya genelinde bir anda daha önce hic gebelik belirtisi göstermeyen 43 kadın aynı anda doğum yapar. Milyarder bir mucit bu çocuklardan 7 tanesini evlat edinir. Ve kendisine neden diye sorduklarında ' Dünya'yı Kurtarmak ' için der. Ve bu 7 çocuk yetiştirilmeye başlanır. Bu çocukların farklı özellikleri vardır. Bir tanesi zamanda yolculuk edebilirken diğer bir tanesi ise söylentileri gerçek kılabilir.
Ümit - Çizgi romanımıza ne katar bu seçtikleriniz sizce?
Ertan - Valla hiç bir fikrim yok ama inşallah Türk Çizgi Roman Alemine hayırlı olurlar.
Ümit - Ne zaman katmaya başlayacaklar, basım tarihleri nedir?
Ertan - Hali hazırda Star Wars Klon Savaşları serisi devam ettiği için , arada bir yerde UA 1.nci cildi basmayı düşünüyoruz. Onun dışında Star Wars yeni serileri için Klon Savaşlarının bitmesini bekleyeceğiz. 2010 yılı içersinde basmak istediğimiz pek çok yeni çizgi roman var , kimisi korku kimisi drama ama çoğu kesinlikle Star Wars olacak.

Başarılar dilerim JBC, okuyanınız bol olsun
Ümit Kireççi

18 Ocak 2010 Pazartesi

Yıldız Savaşları : Klon Savaşları Cilt 4

Star Wars : Klon Savaşları Cilt 4
Aydınlık Ve Karanlık
Bazen karanlıkla mücadele etmek için karanlığı kullanmalısınız.
Jedi Ustası Quinlan Vos için tüm hayatını bu ilkeye göre yaşamaktadır. Jedi Düzeni'nin en usta casuslarından biri olan Vos hayatının en zor görevini almıştır: Ayrılıkçılar'ın yönetim kademesine sızmalı ve Ayrılıkçı Hareket'in lideri Kont Dooku'ya yakınlaşmalıdır. Zekası, etkileyiciliği ve bir o kadar da tehlikeli kişiliği ile ünlü Kont Dooku'dan gerçek kimliğini gizlemeye çalışırken tüm ustalığını sergilemek zorundadır. Fakat zaten Cumhuriyet'in yozlaşması hakkında şüpheleri olan Vos için bu çok tehlikeli bir adımdır, daima karanlığa yakın bir yolda yürümüş olan Vos için aydınlığa geri dönüşün olamayacağı bir duruma düşme tehlikesi vardır.
Başka bir yerde ise Jedi Ustaları Aayla Secura, Tholme ve Karanlık Kadın kılık değiştirerek Devaron gezegenine sızmaya ve Ayrılıkçılar'ın kurmuş olduğundan şüphelendikleri gizli bir üssün yerini tespit etmeye çalışırlar. Fakat galaksinin en tehlikeli kelle avcılarından biri olan Aurra Sing'in olaya dahil olmasıyla üç Jedi ustası bir anda kendilerini bir ölüm-kalım mücadelesinin içinde bulacaklardır.
Klon Savaşları serisinin bu cildinde hikaye bu sefer savaşın geri planında kalarak gölgelerde hareket eden ve yaptıkları gizli planlarla savaşın kaderini değiştirebilecek, casus rolüne bürünen Jedi'lara odaklanmaktadır.
----------
140 Sayfa
135 Gr Kuşe Kağıt
İplik Dikiş
Ön Sipariş Veren Müşterilerimize 5 TL Extra İndirim.
www.jedbang.com
JBC Facebook sayfası (Tüm kapakları görün, üye olun)
Not - 24 Ocak 2009 Pazar günü itibariyle cnbc-e'de Star Wars film serisi başlıyor. Kaçırmayın!

17 Ocak 2010 Pazar

Tenten Batman'e karşı

Herge'nin mirasçıları yeni Tenten yayınlanmasına müsade etmedikleri için böyle ilginç değişik lisanssız yayınlar yapılıyor. Kim bilir mirasçılar ne gibi deli paraları red ediyorlardır?
Yazan ve çizen: "Hergi" (Bournazel)
"Tenten Batman'e Karşı" (Tintin Contre Batman)

28 sayfa ve lisanssız olarak bir hayran tarafından 1990 ların başında yayınlanmıştır.
Konusuna gelirsek; Tenten Gotham City'ye gelir ve başlangıçtaki kötü karşılaşmalarına rağmen Batman ile ortaklaşa Fındık'ı fidyecilerden kurtarırlar.
Herge'nin ilk dönem çalışmalarından etkilenen hiciv niteliğinde bir yayın olmuştur.

Bir de aşağıdaki örnek var:
Hasan Anac
Bu yazıyı ilk kez altın madalyon çizgi roman forumunda paylaştım.

16 Ocak 2010 Cumartesi

"Çağla'nın Sanal Sergisi" devam ediyor

7 yaşındaki Çağla resimlerini ve çizgi romanlarını üretmeye devam ediyor. Eğer hala bu yaratıcı sergiyi gezmediyseniz çok şey kaçırırsınız.İşte profili'nden çizer Çağla: "Merhaba! Ben Çağla, resim yapmayı, kitap okumayı, çizgi film seyretmeyi, dans etmeyi, kardeşim Mete'yi ve oyuncak kedim Şeker'i çok seviyorum! Şu anda evde bir dolap dolusu, binlerce resmim birikti. Babam resimlerden sadece küçük bir bölümü bilgisayara aktardı, onlardan da küçük bir bölümü blog'a yükleyebildi. Tembel babam..."
Sergi az biraz yavaş gelişirse sebep belli :) "Babamın eserlerimi blog'uma aktarma hızı, benim resim yapma hızımdan çok daha düşük... Yine de siz sık sık ziyaret edin, güncellendikçe haber vermeye çalışırım!"

15 Ocak 2010 Cuma

Çizgi Roman Okulu Açıldı!

"ÇROP Çizgi Roman Atölyeleri" olarak çıktığımız yolda hayli iş yaptık. Bir çok arkadaşımız yüzlerce çocuğa ve anne-babalarına, öğretmenlerine çizgi romanı anlattı onlara kendi çizgi romanlarını çizdirdi. Belki hiç çizgi roman sanatçısı yaratamadı daha atölyelerimiz ama çizgi romanın sanat olduğunu ve emekle, yaratıcılıkla üretildiğinin farkına vardırdı katılanları. Bir ümit belki de çizgi roman okuru kazandırdı bu atölyeler kim bilir?
Atölyelerimize Beykoz Doğa Koleji sahip çıktı ve projemizi bir adım ileriye taşıyarak "Çizgi Roman Okulu"nu açtı!
İlk etapta 4-6 yaş kreş öğrencileriyle Anaokullarına yönelik Çizgi Roman Atölyeleri başladı. Şu sıralar Ümit Kireççi - Rıdvan Şoray ikilisinin sürdürdüğü atölyelere zamanla Tayyar Özkan, Erkin Ergin, Necmi Yalçın gibi alanlarında uzman çizerler de katkı sağlayacak.
Bu seneyi bu şekilde tamamlamayı düşünen Çizgi Roman Okulu aksilik olmazsa yine bu sene başlamak üzere panel, söyleşi, karikatür, çizgi film ve çizgi bant çalışmaları da yapacak çocuklarla. Atölyelerle başlayan çalışmaların düzenli okul haline dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu şekilde belli bir programa göre aşama aşama ilerleme sağlanacak katılımcılarla.
Atölyeye katılmak isteyen Kreş ve Anaokulları (216) 320 52 00’dan sayın Aylin Düzel’e ulaşabilir bilgi alabilirler. Talep olması halinde ilköğretime de atölyeler de başlatılacaktır.

14 Ocak 2010 Perşembe

W.İ.T.C.H. Dergisine mesaj var

Okurlarından W.İ.T.C.H. yayıncılarına mesaj var...
Witch 2003 yılından beri ülkemizde yayınlanıyor. Önce dergi sonra da çizgi filmi çıktı. Konusu biraz daha basit olan çizgi filmi 2 yıl sonra hayranların itirazlarına rağmen son buldu. Derginin de sonu bitişe doğru gidiyor gibi... Hayranları tarafından İngilizce olduğu ve İtalya'ya yakın olarak ilerlediği için yurtdışından bile sipariş alan Filipinler dergiyi Ragorlang sezonunun sonunda, 74. sayıda bitirdi. Hollanda 64, Amerika 16, İngiltere'de 3. sezondan dergiyi kaldırdı.
Ülkemizde de Witch karışmaya başladı. "Sadece Bir Çicek" adlı sayının ikinci bölümü bir hata sonucu yayınlanmamıştı. Fakat böyle bir hata gene oldu. Ocak 2009 sayısından, "Gizli Basın"dan önce, "Yeni Sınırlar" adlı, Kahin'in kızlara görevlerini verdiği bir sayı yayınlanmalıydı ve bu önemli bir sayıydı...
Ama asıl önemli olan derginin artık 3 ayda bir çıkıyor olması. Bu, yıl da ancak 4 sayı ilerleyebileceğimiz ve atlanan sayılar düzeltilmezse, 2010'da New Power'a geçebilecegimiz, 3 yılda bir sezon ilerleyebileceğimiz anlamına geliyor. Şu an 94. sayıda olan İtalya'nın 100. sayıda dergiyi bitirdiğini varsayarsak, onlara 9.5 yılda yetişeceğiz. Witch'i zaten 3 ayda bire düşürmüşlerken, 9.5 yıl devam ettirmeyeceklerdir.
Çağdaş Engin Kırlangıç

Dünyanın sevgilisi Winx Perileri Türkiye’ye geliyor…

Çizgi film, çizgi roman derken WINX Club şimdi de sahnede...
Yaratıcısı: IGINIO STRAFFI
Yönetmen: TOTO VIVINETTO
Müzik ve Sözler: FABIO SERRI – DANIELE LUPPINO
Koreografi: ALBERTA PALMISANO
Tüm dünya çocuklarının sevgilisi Winx Club Müzikali, 22 Ocak’tan itibaren, yarıyıl tatili boyunca İstanbul, Ankara ve İzmir’de gösterilerini sunmak üzere Türkiye’ye geliyor.
HİKAYE
Melissa, kendini hayatının kötü bir döneminde bulmuş ve etrafındaki dünyayla sorunlar yaşayan sıradan bir genç kızdır. Sihir dünyası ile ilgili kötü düşüncelere ve sihir dünyasına dair endişelere sahip olan Melissa, sonunda sihir ve perilerin olmadığına kanaat getirmiştir. Bu endişeler onun sesiyle Magix’e ulaşır ve Winx tarafından duyulur.
Bloom “bu mümkün değil!” diye haykırır; “böyle zarif ve hassas bir kızın sihire ve bizim var olmadığımıza inanmasına izin veremeyiz!”
Böylece Bloom, Stella, Flora, Tecna, Musa ve Layla ile birlikte Melissa’yı korumak ve onun düşüncelerini değiştirmek için dünya’ya doğru bir yolculuğa çıkarlar.Yalnız dikkat edin çünkü kötülüğün gücü onları beklemektedir… Kızın sesi, kötü Valtor ile işbirliği içinde olan hain Trix’ler tarafından da duyulmuştur ve Melissa’ya güçlerini kullanarak bir tuzak hazırlamak istemektedirler.
Gerçek macera; işte bu sihirli yolculukla,sihirli diyarlar, efsunlu ağaçlar ve ejderhalara doğru başlıyor.Winx perileri ve cesur arkadaşları; Uzmanlar (The Specialists), Melissa’yı kurtarmak için çıktıkları bu yolculukta; savaşların ve kovalamacaların ardından son kavga için Valtor Kalesi’ne ulaşırlar.Fakat sonunda kim kazanacak?Ve hangisi Mellissa’nın kaderi olacak?

13 Ocak 2010 Çarşamba

Eskişehir'de Mortalına Kombat!

Eskişehir'de bir market animasyonu. Mortal Combat ve Steampunk karakterleri gelenleri karşılıyor onlarla fotoğraf çektiriyor :)
Kaynak - Emrah Çıldır

12 Ocak 2010 Salı

2009 Sonu 2010 Başı, Yeni Yayınlar

Hafta içi Kadıköy'e uğrama şansım oldu ve iki aylık birikmiş eksiklerimi aldım. Henüz hiç birini okuyamadım ama şöyle bir göz atarsak:
-Bence ayın kitabı, edisyon bazında kesinlikle Hoz yayını Gözler ve Karanlık. İlginç kapak tasarımı, güzel çizimleri, uzun süredir hasret kaldığımız
- Her ne kadar tamamı çeviri de olsa-8-10 sayfalık muhteşem bir editoryal giriş, 300 civarı sayfa sayısı ve dibine kadar siyah beyaz fumetti tadıyla müthiş bir şeye benziyor. Serinin diğer kitapları gözü kapalı alınır gibi geliyor insana...
- Swing 60 numara. Serinin bitmesine iki kitap kaldı. Yayınevinin bunu bir şekilde kutlaması "son yaklaşıyor" babında editoryal bir şeyler karalamasını bekliyor insan. Ama tık yok maalesef. 322 sayfa 5 macera arka arkaya o kadar. Editoryal kısımlar olmadan, böyle ara kapaklar olmadan kitap ruhsuz gibi duruyor. Türkiye'de 21. yüzyılın en uzun serisini bitiriyorsunuz yahu biraz bir şeyler katın kitabın içine. İlla son sayıyı beklemek gerekmiyor. Bir de Dylan Dog'la birlikte gözümü iyiden iyiye rahatsız etmeye başlayan macera isim bandının kapağı ikiye bölmesi durumu var. Şu bant yerine şeffaf macera ismi filan yapılsa daha temiz iş olacak bence. Her şeye rağmen Swing serisini ülkemizde ilk kez olarak bitirecek olan yayınevini kutluyorum. ,
- Dylan Dog 23. Kapak eleştirim, Swing'teki gibi. Hele Dylan gibi her biri Dali tarzı muhteşem sürrealist yaklaşımlı kapaklar bu şekilde biraz heba oluyor diyelim. Ayrıca ön kapağa sayı numarası yazılmıyor ve kanımca büyük eksiklik. Ancak cildin editoryal kısımları güzel. Yazılar eğlenceli ve güncel. Dylan'ımız hala bizimle ya, bu bile yeter laf aramızda.
- Mister No Efsane 6. Maceraperest bu ciltle Mister No Maxi-Speciale serisini tamamladı. Uzun süredir İtalya'da yeni bitmişp bir seri ilk kez bizde de bitmiş oluyor. Kapak katliamının gölgesi altında iyi bir edisyonla ancak editoryal sayfaları olmayan "ruhsuz kitap" anlayışıyla bu seriyi bitirmiş olduk. Maceraperest'i tebrik ediyorum. Gönül isterdiki bir kutlama eki olsun, veda yazıları olsun olsun vs vs... Yok işte... Yayınlanmamış tek seri olan Almanak'ları ise umarım belgesel sayfalarını atlamayacak bir yayınevi yayınlar diye umut ediyorum.
- Mister No aylık, Zagor aylık, Büyülü Rüzgar aylık, klasik maceralar vs vs... Lal kitap yayınları için epey yazacak malzemem vardı ama o berbat basklıarı görünce vazgeçtim. Suskunluk en iyi eleştiridir diyorum.
- Red Kit Örümcek Ayak. İki sayıdır Red Kit'imiz iki tam macera birden yayınlanıyor. Fosur fosur sigarası ancak eski çizimleriyle hala bizleri güldürmeye devam ediyor. Teşekkürler YKY.
- Totally Spice toplama sayı. Gazete bayilerinden edinebileceğiniz bu dergi kızınız için muhteşem bir hediye olabilir. Eski maceralardan üçünü bir arada barındıran kalın bir sayı olmuş. Hediye olarak muhteşem bir okul hazırlık seti veriyor. Hani dergiden daha fiyatlı gibi bir şey.
- Örümcek Adam aylık sayı(Hoz'unki değil). Bu seri başlarda pek bir gereksiz geliyordu bana ama biriktikçe rafta muhteşem görünmeye başladı. İki sayı 24 sayfa halinde tek sayı ediyor ve maceralar çok gırgır.
- The Witch. Cadılarımız üç aylık yayına döndüğünden bu yana kendilerini özleterek geliyorlar raflarımıza. Ben bu dergiyi severek okuyorum. Sanki büyüklere de hitap ediyor gibi. Yine kız çocukları olanlara özenle tavsiye edilir.
- Winx Club 64: Zehir. Zehir gibi bir macera. Enfes renkler, güzel moda sayfaları vs vs... Kız çocukları için. Kızım olacak ya bunlar artık gözüme daha bir albenili gelmeye başladı. Ayrıca bu dergiler biriktikçe raflarda çok şenlikli duruyor arkadaşlar...
- Doğan Kardeş 24. YKY bu işi güzel götürüyor. Manga eki yok bu sayıda. -Diabolik. Güzel edisyon. Editoryal bir şeyler var en azından ve çizimler güzel.
- Tom Braks. Beş macera birarada, ara kapaklar yok. Dergi içinde verilen hediye kartta da Alsan Şükür eski çalışmalarından birinin maalesef çok kötü bir reprintini yapmış. Ustayı eleştimek haddimize düşmez ama kötü olmuş hakikaten. Büyük beklentim vardı ama olmadı. Derginin kapağını, ilk sayı olması itibariyle daha bir posterlik, daha şenlikli olur diye bekliyordum ama bana sıradan geldi. Yine de güzel. Tom Braks'ta umduğumu bulamadığım için ben seriyi almamaya karar verdim. Tabii elimde maceraların üstün baskılı Tay versiyonları olduğu için bu kararım. Yoksa almayı düşünen arkadaşlara bizzat tavsiye ederim. Derli toplu bir edisyon, ve 5 macera bir kitapta tam koleksiyonluk güzel iş çıkarmışlar sonuçta.
- Teks Atlın Seri 72'ni kapağı sanki poster gibi. Teks ve Karson'u böyle poz verirken göremezsiniz her zaman. Alın büyütün poster yapın duvara asın. Müthiş... Daha var bi şeyler ama vakit geç oldu ve bir şeyler yazmak yerine okumak istiyorum. Herkese iyi geceler...
Selamlar
Lami Tiryaki

Linkler

Related Posts with Thumbnails