
28 Şubat 2010 Pazar
ÇROP mu Çorap mı?
27 Şubat 2010 Cumartesi
İzmir Japon Filmleri Festivali 2010
PROGRAM:27 Şubat (Cumartesi)
12:30 Açılış Töreni
12:40 Tokyo Kulesi - Annem ve Ben, Bazen de Babam-
15: 40 Mahfuz Kılıç
18: 40 TEKKONKİNKREET
28 Şubat (Pazar)
11:00 Evimiz Hakkındaki Herşey
13:30 Coo ile Geçen Yazı
16:10 Herzaman -3.Cadde'de Günbatımı- 2
Tüm eserlerin detaylı tanıtımı için festivalin sayfasına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Tarih: 27-28 Şubat 2010
Yer: DESEM (Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi) - DEÜ Rektörlük Binası Cumhuriyet Bul. No.144 35220 Alsancak İzmir
Kroki için tıklayın.
Detaylar: Giriş ücretsizdir. Tüm filmler Japonca seslendirmeli olup Türkçe altyazılıdır.
Naruto'nun Yönetmeni İstanbul'da
Japon Animasyonu: Seminer ve Gösterim – Hajime KamegakiJaponya İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğiyle Japon Animasyonu üzerine seminer ve gösterim düzenlenecek. Japonya’nın Pöpüler Kültürü 'ANİME” nasıl yapılıyor?' NARUTO Shippuuden the Movie’nin yönetmeni Hajime Kamegaki bunu anlatacak. 1957 doğumlu Kamegaki animasyon yönetmeni olarak Tokyo Meslek Yüksek Okulu Grafikerlik Okulu ardından ilk eseri ‘Muteki Çoujin Zambot”u yaratır. Çok sayıda eserin yapımında rol oynamış olan Kamegaki 20 yılı aşkın bir kariyerle, günümüz anime dünyasında önemli bir eyere sahiptir. En iyi bilinen yapıtları arasında ‘Fushigi Yuugi’, ‘Sonic X’, ‘History’s Strongest Disciple Kenichi’ ve ‘NARUTO Shippuuden the Movie’ yer alıyor.18:30 Japon Animasyonu Seminer ve Gösterim
26 Şubat 2010 Cuma
Superman'i Solladı
Batman'in 1939 tarihli çizgi romanıi 1 milyon 75 bin 750 dolara satıldı. Superman'in 1938 tarihli ilk sayısı 1 milyon dolara satılmıştı (07.53, aa)
| Tepkiler: |
LEGION ve of SUPER HEROES
Bu ekipte çocukluğundan beri yanında gezinen bir de Durlan (biçim değiştirici uzaylı) vardır. Dostu, akıl hocası, desteği ve düşmanıdır. Derken bir gün anlaşılmadık bir şekilde bu Durlan kaybolur ve yerine hayalet bedene dönüşebilen ve hafızası yitik bir kız geliverir. Vril çıldırır ama olmuşa çare yoktur bunu sineye çeker.
Serinin tamamında karşımıza yıllar önce okuduğumuz ama gelecekte geçen öykülerdeki uzaylılar
kahramanların bazılarının kökeni bu seride ortaya çıkar. Bu gelecekte öyküleri geçen serinin adı "Legion of Super Heroes".DC comics ilginç bir olaya el atmış ve 30 ve 31. yüzyılda yaşanan kahramanlık öykülerinin kökenini 1989 yılı itibariyle oluşturmaya karar vermiş. 1958 yılından bir kaç on yıl sonra yani.
Brainiac 5 grubun beynidir ve en amansız düşmanlarından biri Stargrave'dir yani Colu'nun bedensellenmiş beyin takımının gelecekteki hali. Hayalet bedene girebilen kız bir öyküde aynı güce sahip bir grubu kurtarır. Bunlar daha sonra ataları olacaktır. Bayıldım buluşlara.
Seriyi okurken aldığım keyfi anlatmam mümkün değil Bu arada hemen dört noktayı hatırlatayım:
1. Legion-Rebels: LEGION olarak baslayan ilk seride DOX'un abuk bir şekilde oğlu doğdu. Uzun anlatmamayım ama durum harbiden abuk ama kendi içinde tutarlı. Bu oğul bir yaşında falanken polis örgütünü dehasıyla ele geçirerek babasını öldürmeye kalkışıyor. Baba da kendi organizasyonu tarafından kovalanıyor veledi alt etmeye çalışıyordu. Bu kaçma-kovalamaca kısmına REBELS adı verilmişti (17 sayı). Yeni REBELS serisi bu hikayeden uzak farklı bir konuyu ele alıyor.2. Kaybolan Durlan boyut zaman atlayarak geleceğe gitmiş ve orada tutunabilmek için insan kılığına girmiş. Hemen anladınız: Brade'nin kendisi LSH'nin bir özel sayısında (1980'lerde) Brande hastalanır ve yatağa düşer. Onu kurtaracak tek şey LSH içinde olduğu varsayılan akrabasıdır. Tüm insansılar elenir geriye Chameleon (Bukalemun) boy kalır. O zamanlar buna gerekçe olarak evi mecburen terk babalık gibi hikaye anlatılır... Bugün bu hikaye geliştirilmiş anlayacağınız üzere (yandaki sayı-kapak).
3. LEGION ve REBELS serilerini okurken yanlarındaki rakamlar dikkatinizi dağıtabilir. 89'dan başlayarak 94'de biten Legion ile 96'da biten Rebels'in yayınlandığı yıllar bunlar. Kaçıncı sayı olduklarını belirten rakamları takip etmeniz yeterlidir.
4. Şu anda REBELS serisi yeni bir öyküyle çıktı okuyunun karşısına. Muazzam gidiyor dersem yalan olmaz. denk gelirseniz kaçırmayın.
25 Şubat 2010 Perşembe
1 milyon dolarlık çizgi roman
Ayraç Sayı 5 Çıktı
Bu sayımızın kapağına kitabı ve kütüphaneleri koyduk ve bunun bize çokça yakıştığını düşündük. M.Seyfettin Özege ve Nurullah Pertevoğlu’ndan yola çıkarak ‘Kitaplar Kitabını Bulmak…’ için bir gayrette bizden olsun istedik. Bizi bu gayrete ortak ettiği ve vesile kıldığı için sevgili Ali Utku’ya ve arşivini bizlerle paylaşan kıymetli E.N.İşli Hocamıza teşekkür ediyoruz… Kitaplar kanatlarımız, Kütüphaneler kanat açtığımız gökyüzümüz. Ali Utku’ya İSAM’dan M.Birol Ülker ve Yakup Öztürk de katkılar yaptılar.
Feridun Andaç “Yazıdan Yoruma” isimli köşesinde “Calvino Bir Başlangıç Noktası Olabilir” başlıklı yazısıyla okuyucuyla okuma seyahatine devam ediyor. Abdullah Yavuz Altun J.M. Coetzee’nin “Kötü Bir Yılın Güncesi” kitabıyla alakalı yazdığı incelemesiyle, Yunus Emre Tozal J.Baudrillard’ın Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği ve Sessiz Yığınların Gölgesinde Toplumsalın Sonu kitaplarının tahliliyle, Ayşenur Acar J.Saramago’nun Görmek ve Körlük kitaplarından hareketle hazırladığı tahlille, Ulvi Ali Birkardeşler “Yazarın Okur Olarak Portresi” başlıklı yazısıyla aramızdalar. Furkan Arık “Üç Malcolm Bir X” yazısıyla, Himmet Uç “Felsefe ve Tasarım” yazılarıyla 5. sayımızın dikkat çeken yazarları arasındalar.
Bu sayımızın söyleşisini 14 yıl aradan sonra yeni şiir kitabını, Hudayinabit’i yayınlayan Süleyman Çobanoğlu ile yaptık. Ayrıca söyleşi öncesinde Furkan Çalışkan’ın Hudayinabit’e dair analizini okumanızı tavsiye ederiz.
Mukadder Erkan’ın William Golding’in Sineklerin Tanrısı kitabından yola çıkarak yazdığı tahlil yazısı, İbrahim Tüzer’in “Eski Yunan ve Lâtine Dönüş Fikrinin Panoraması ve Bir Eleştiri Olarak Ömer Seyfettin’in Boykotaj Düşmanı” başlıklı yazısı, Sadık Yemni’nin Stephen King incelemesi 5. sayımızın özellikle dikkat çeken yazıları. Cemil Üzen Tolstoy’un Sevginin Yasası & Şiddetin Yasası kitabını, Cenk Özkömür Hayalet Oğuz lakaplı Oğuz Halûk Alplaçin’in O Pera’daki Hayalet kitabını, Murat Durmaz Edebiyat ve Patates Turtası Derneği kitabını, Zeynep Elbasan The Writing of the Disaster kitabını tahlil etti.
Ali Görkem Userin rahmetli Cahit Zarifoğlu’nun meşhur Okuyucularla başlıklı köşesinden mülhemle hazırlanan Okucularla kitabını, Mehmet Akif Ertaş Thomas Mann’in önemli kitabı Tonio Kröger’i, Ahmet Edip Başaran Furkan Çalışkan’ın ilk şiir kitabı olan Kabahatler Kanunu’nu, Suavi Kemal Yazgıç Oğuz Atay İçin Bir Sempozyum kitabını yazdılar. Ayşenur Gönen üç önemli yönetmenimizle ilgili çıkan kitaplar olan, Nuri Bilge Ceylan, Derviş Zaim ve Zeki Demirkubuz kitaplarını, Petek Sinem Dulun Mahir Karayazı’nın Beş taş kitabını, Cemal Şakar Çöl Deniz – Hz. Hatice kitabını tahlil etti. Ümmügülsüm Tat “Limon Ağacı”na dair, Teodora Doni “Omuzumda Hemençe”ye dair, Nurullah Turan “Sorun Çağının Anatomisi Çağımızın Felsefece Teşrihi” kitabına dair gözlemlerini yazdılar.
Özlem Yaşar bu sayıda Picasso’yu yazdı. Gelecek sayılarımızda yavaş yavaş Türk ressamlarına da geçeceğini şimdiden duyurmuş olalım. Kapanmış Dergiler Antolojimizde, Selçuk Küpçük “İnsan Saati” dergisini yazdı. Şeyh Hacı Mustafa Efendi ve Kallâvi Efendi bir önceki sayıda siyaset üzerine yaptıkları muhabbette kaldıkları yerden devam ediyorlar.
Demiş ki Kavafis; “…Gideceğim başka bir yer yok, gidecek olsam kitaplığımın sokakları peşimden gelecektir…”
Şahin Torun
Genel Yayın Yönetmeni / sahin.torun@ayracdergi.org
Yunus Emre Tozal
Editör / editor@ayracdergi.org
24 Şubat 2010 Çarşamba
Çiko Senaristler İçin Ne İfade Eder?

23 Şubat 2010 Salı
Çakma bir Tenten İstanbul'da

Avrupa çıkışlı çizgiromanlar içinde en popülerlerinden biri olmasının yanı sıra; maceralarındaki inanılmaz gelecek öngörüleriyle, faşizmi çağrıştırdığı iddia edilen özellikleriyle, hatta kendi ülkesinin senatosunda bu konuda siyasi bir tartışmaya sebebiyet vermesiyle ve Tenten Kongo’da adlı macerasının yakın geçmişte İngiltere’de ırkçı bulunarak yasaklanmasıyla tanınan ve yaratıcısına ömrünü de aşan bir şöhret hediye eden Tenten’i eminim bilmeyeniniz yoktur.
Peki ya, Tenten’in bir zamanlar İstanbul’u ziyaret ettiğini duymuş muydunuz?
Evet, yanlış okumuyorsunuz. Ünlü çizgiroman kahramanı Tenten, 1960’lı yıllarda çizgiroman karelerinde İstanbul’u ziyaret etmişti, hem de iki kez...
İki ziyaretinde de korsandı Tenten. Yo, o bildiğiniz tek gözü kara bir bantla kapatılmış, takma tahta bacağı ve siyah, kurukafalı bilinen bayrağı ile bir korsandan bahsetmiyoruz. Tenten’in buradaki korsanlığı sadece korsan baskılı maceralardan ibaret. Yani, ortaya çıktığı ve yaratıcısının elinden hayat bulduğu yasal ve resmi maceralarından ayrı -ve izinsiz- olarak hazırlanmış maceralar bunlar. Korsanlığı işte buradan kaynaklanıyor.
ÖYKÜ ŞÖYLE:Burhan Yayınlarından salı günleri yayınlanan haftalık bir mecmua olan Tenten, o döneme kadar yayınlanan orijinal maceralarının oluşturduğu ‘stok’ maceralar tükendiğinde iyi giden satışlarından dolayı sona erdirilmek istenmez. Varolan 23 macerasına ilave edilecek olan yeni Tenten maceraları Türkiye’de üretilmeye başlanır ve 17. Tenten cildi, bu ilk müstesna maceraya ayrılır (sadece bununla da yetinilmez ve birazdan aktaracağım diğerleri de seriye eklenir). Maalesef elimde yalnızca bu haftalık mecmuanın fasikül kapaklarının kopartılıp ciltlenmiş versiyonları mevcut olduğundan kesin baskı tarihi giremiyorum. Ayrıca bu ‘korsan’ Tentenleri kimin çizdiği de hâlâ bir sır. Ancak seneler önce Yapı Kredi Yayınları Tenten maceralarını Türkiye’deki en kaliteli baskısıyla yeniden hayranlarına sunarken, bu vesileyle benimle ropörtaj yapan Sayın Ragıp Duran’a da belirttiğim gibi, dönemin bu tarz çizimlerinden bazılarına imza atan karikatürist Erdoğan Bozok’un ismi rivayet şeklinde bu Tentenlerle birlikte anılagelmekte.
Tenten İstanbul’da’nın senaryosuna göre Kaptan Hadok’a eski arkadaşı ‘Denizler Kurdu’ Kaptan Badi Nuri’den bir gemi miras kalır. İstanbul’dan, bekçi Çatana Hayri’den bir davet mektubu alan Kaptan, Tenten’le birlikte mirasını almaya İstanbul’a gelir. ‘Yol Verin Aslana’ isimli gemi Haliç’de demirlidir. Paspal görünüşlü ve iyice dökülen hurda bir şilep olan bu geminin miras bırakılması Tenten’i işkillendirir. Ardında yatan sırrı araştırmaya gemiden başlarlar. Gemiyle birlikte miras kalan bir papağan onları Badi Nuri’nin eski kamarasında karşılayacaktır. Papağan sürekli, "Abidik, gubidik! Öztürk, Yeşşeee!" çığlıkları atmaktadır. Hatırlanacağı gibi bu ifadeler Yeşilçam’ın unutulmaz komedyen aktörü Öztürk Serengil’in bir nevi sesli kartvizitidir.
22 Şubat 2010 Pazartesi
Çakma Tenten yine işbaşında
“Saint Tin” adı altında yaklaşık iki yıldır ünlü çizgi roman kahramanı Tenten’le dalga geçen çizgi roman ciltleri yayınlayan Gordon Zola takma adlı karikatürist Eric Mogis, Tenten’in yayın hakkı sahiplerine yüklü tazminat ödemeye mahkûm olmasına rağmen bugün Saint Tin’in yeni bir macerasını piyasaya çıkarıyor.
21 Şubat 2010 Pazar
Nişantaşı İlköğretim Çizgi roman Okulu'ndaydı
Ümit Kireççi ile Rıdvan Şoray'ın Beykoz Doğa Koleji'nde süren çizgi roman okuluna Nişantaşı İlköğretim konuk oldu.ÇROP Atölyesi Çocuk Şenliğindeydi
Türk çocuk edebiyatının emek verenleri, Türkan Saylan anısına ÇYDD’ne yardım için 9 Haziran Çocuk Şenliği’nde buluştular. Bir yayıncı dostumuz da bu etkinliği İyi Kitap için kaleme aldı.
“…
Katılım beklediğimizin çok üstündeydi; o kata sığamayacağımızı anladık. Ümit Kireççi ve Rıdvan Şoray, çevrelerini sarmış hayran kitlesini peşlerinde sürükleyerek üst kata çıktılar, çizgi roman atölyelerine orada devam ettiler.…”
Hande ANAPA - http://iyikitap.net/post.php?id=18
20 Şubat 2010 Cumartesi
Suat Gönülay'dan "Ben Yaşarım"
19 Şubat 2010 Cuma
Maltepe Ü.'de Çizgi Film Atölyesi
Maltepe Üniversitesi Çizgi Film - Animasyon Bölümünde 20 Şubat 2010 ve 27 Şubat 2010 tarihlerinde Öğr. Gör. Burak Şahin ile Murat Başol'un çizgi film atölyeleri gerçekleşecektir duyurulur.“Karikatür Okuma Atölyesi” gerçekleşecek!.
Tudem Yayınları Darüşşafakalı öğrencilerle “Karikatür Okuma Atölyesi” gerçekleştirecek!..
İzmir Saat Kulesi Karikatürcüler Grubunun hazırladığı, Nasrettin Hoca Karikatür Sergisi Tudem Yayınları sponsorluğunda 12 Şubat tarihinde Kadıköy Belediyesi Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde açıldı.
Sergi, 26 Şubat Cuma akşamına kadar ziyaret edilebilir.
Nasrettin Hoca Karikatür Sergisi’nin 21 Şubat Pazar Günkü Konukları Darüşşafakalı Öğrenciler... 21 Şubat Pazar günü saat 11.00-12.30 saatleri arasında Darüşşafaka Eğitim Kurumları öğrencileri Tudem Yayınları ve Halis Kurtça Eğitim Merkezi’nin konuğu olarak sergiyi ziyaret edecekler.
Özel Bir Etkinlik…
Sergi ile paralel olarak “Karikatür Okuma Atölyesi”
Karikatür Okuma Atölyesi, oyuncu-yazar Ümit Kireççi’nin yönetiminde gerçekleştirilecektir.Atölye çalışması sonrasında katılımcılara çeşitli ikramlarımız olacak.
Detaylı bilgi için Aydın İleri ile irtibata geçebilirsiniz.
Tel: 0(530) 874 87 31
Not: Bu atölye çalışmasının TRT Çocuk Haberin Olsun programı tarafından değerlendirilebileceğini düşünüyoruz.
Bilgilerinize,
TUDEM YAYINLARI
Efsane Geri Döndü: MIRNAV
Kitaplığınızda Mırnav Ve Dostlarına Yer Açın! Küçük Büyük Herkesin Sevgilisi Mırnav tamamen renkli özel albümleriyle çizgi roman satış noktaları ve seçkin kitapevlerinde sizi bekliyor.

Türk Mizahının efsane çizeri Sinan Gürdağcık’ın bir eğitimci titizliğiyle hazırladığı Mırnav maceraları ilk defa özel albümler halinde sevenleriyle buluşuyor. Mırnav, küçük büyük her yaş grubunun büyük keyifle okuyacağı heyecanlı maceralarında bazen sıkı bir dost, bazen hızlı bir maceraperest, bazen iyi bir baba olarak karşınıza çıkacak. Onu bazen ormanın iyi kalpli hırsızı, bazen suç dünyasının korkulu rüyası, bazen Alaaddin’in sihirli lambası, bazen uzayın korkusuz savaşçısı olarak göreceksiniz.
Mırnav albümlerini çocuklarınıza, kardeşlerinize, çizgi roman seven, mizahtan hoşlanan dostlarınıza gönül rahatlığıyla tavsiye edebilir, alıp hediye edebilirsiniz. Ya da belki ilk siz okumalısınız. Mırnav albümlerini eğlenerek okuyacak, argosuz mizahın keyfine varacaksınız. Mırnav ve sevimli dostlarıyla tanışmaya hazır mısınız?
Mırnav Koleksiyonunda Yer Alan Kitaplar;
1-Mırnav Ve Dostları, 2-Mırnav Ve Oğlu, 3-Robin Mırnav, 4-Alaaddin’in Mırnavı, 5-Şerlok Mırnav, 6-Mırnav Uzayda18 Şubat 2010 Perşembe
DC Comics'in Katil Kürtleri
Büyükelçi Hill, bu ziyaretinde altı çizilmesi gereken mesajlar verdi.
“Halepçe şehri, Kürtlerin, başta ABD olmak üzere diğer tüm uluslarla güçlü ilişkiler kurmasında önemli bir köprü rolü oynamaktadır. ABD, Kürt halkının yıllardır uğruna birçok kurban verdiği tüm amaçlarının gerçekleşmesi konusunda destek vermeye devam edecektir” Christopher Hill'in açıklamaları böyle... ( Odatv.com) Evet, Türk medyasının öyle uzun uzun üstünde durmadığı bu haber ocak ayının son haftasında ajanslara geçildi. 1. ve 2. emperyalist paylaşım savaşlarında ve peşisıra “soğuk savaş” yıllarında ve günümüzde Irak işgali v.b. şekillerde müdahalelerle, ABD ve şimdiki AB ülkelerinin,Rusya’nın ortadoğuya ve buraların halklarına ilgisi bilinirdi. Kendi çıkarlarına göre bu bölgedeki parti, kral, şeyh, şıh, aşiret, v.s destekleyerek çıkarları neyi gerektiriyorsa yapmaktan, söylemekten çekinmediler. Mesela Amerika’nın bu bölgedeki Arap yönetimlerle petrol ve cukkalı işleri söz konusu olduğunda can ciğer kuzu sarması ilişkilerini; 1950’li yıllardan itibaren ne ABD’nin İsrail’e olan sınırsız desteği, ne Suriye’nin işgali ve Mısır’ın bombalanması, ne Lübnan’ın karışması, ne Filistin katliamları, ne Irak işgali ve katliamları bozmadı, bozamadı. Aslında Amerika “Büyük Şeytandı”, bunun karşısında ise “kötü, sinsi, çıkarcı, kandökücü ve nihayet terörist” şeklinde tanımlanan Arap ve Ortadoğulu imajı tüm Amerikan ve batı popüler kültüründe yerini aldı. Üretilen kitaplarda, çizgiromanlarda, dizi ve filmlerde “kötü” ve “kandökücü” bir Ortadoğulu tipi sıkça işlendi. "Arabs in Hollywood: An Undeserved Image" adlı denemesinde Scott J. Simon Hollywood filmlerindeki çizilen etnik grupları ele alır ve "En çok Arap kültürü yanlış anlaşılmış ve en kötü klişelerle desteklenmiştir" şeklinde bir iddia öne sürer Thomas Edison'un patentini aldığı "Kinetoscope" cihazıyla 1897 yılında yaptığı kısa bir filmde "Arap" kadını erkek izleyicileri tahrik edici giysilerle dans ederek tahrik eder şekilde resmedilir. Daha sonra göbek dansçısı klişelerinin ilk örneği olan bu kısa filme "Fatima Dansları" denilmiştir. Bu eğilim yıllar içinde değişmiş ve özellikle yetmişli yıllardaki petrol krizi sırasında Araplar "trilyonerler" olarak resmedilmeye başlanmıştır. Ancak son 30 yıldır Araplarla ilgili hakim klişe "Arap bombacıları" olmuştur. Rudolph Valentino'nun "The Sheik" (1921) ve "The Son of the Sheik" (1926) filmlerindeki rollerinde Hollywood filmlerinde negatif Arap portreleri sergilenir. Sözkonusu iki filmde de Arap karakterler, hırsız, şarlatan, cani, ve vahşi olarak betimlenir.
Yazının başındaki haberde kısaca alıntılanan Amerikalı yetkilinin Ortadoğu halklarından “Kürtlere”olan ilgisi aklıma Amerikalı bir çizgi-roman dergisinde yer alan bir öyküyü getirdi. Batman adlı süper kahramanımız bundan 70 yıl kadar önce, Detective Comics adlı bir Biliyorsunuz bu yıllar bir başka süper kahramanın,kahramanların en süperi olan “SUPERMAN"in bir başka dergide, Action Comics’te çoktan ünlendiği yıllardı. Fakat hayat zordu ve “anlı şanlı” Süpermen’in yaratıcıları olan Jerry Siegel ve Joe Shuster bu Batman’in ilk gözüktüğü çizgi-roman dergisinede iki ayrı kahraman tipini çiziyorlardı: SPY ve bir diğer kahraman SLAM BRADLEY. Aynı dergide 4-5-6 v.s. sayfa uzunlukta bir çok çizgi öykü bulunuyordu. Bunlardan biri de Speed Saunders isimli detektifin maceralarının işlendiği serialdi. Mart 1937 tarihli ilk sayıdan beri bu dergide maceraları yayınlanan bir kahraman detektif tiplemesiydi. Aslına bakarsanız piyasaya çıktığı ilk iki sene boyunca bu derginin baş kahramanlarından biri idi. Fred Guardineer tarafından hazırlanan bu öykünün adı ise “Ace Investigator and the Killers of Kurdistan”dı. Çizgi-roman dergisinin, Mayıs 1939’daki 27’inci sayısında yer almıştı.
Macera ufak bir Arap ülkesinde başlıyordu. ”Kızıl bir hilal” sembolüne sahip ,azılı ve kandökücü bir tarikatın fedaileri ve cinayetleri anlatılıyordu..İsimleri de buydu; “Killers of Kurdistan”. Büyük ihtimalle o yıllarda bir “dost!” olarak görülmüyordu, Kürtler. O yılların Amerikalı çocuk ve ilk gençleri “meşhur” kahramanların yanında bu öyküde hem de bir-çok yerde ısrarla vurgulanarak bu Ortadoğu halkıyla tanışacaklardı. “İnatla Kurdistan'li katiller denmesinin bir sebebi "Haşşaşi-Hasanilerin" aynı coğrafyada yaşamış olmalarından kaynaklanabilir. Biliyorsun Hasan Sabbah'ın adamlarına Hasani de denirmiş ve bu kavram cinayet işleyen bir tarikat olduğu için avrupa'da "assasin"e dönüşmüş ve yerleşmiş.” Bu büyük ihtimalle en büyük “imaj” oluşturucu tarihsel-toplumsal “mit”lerden biriydi. Öyle ya Dan Brown’da “en çok satan” serisi kitaplarında profesyonel kandökücü olarak bir "assasin" figürü kullanmıştı. Katil Kızılderili, katil Çinli, sonra Arap ve sıra Kürtlerdeydi. Bu öyküdeki farklı sayfalardan kareleri görüyoruz.
Amerikalı yazar-çizerler popüler kültür ürünlerinde bu ve benzerlerini yapmaya devam etti,ediyor. Tabii ki Amerika’da bu işler bugün planlı bir şekilde de yürütülüyor… Geçmişte de bugünde bizzat hükümet eliyle yaptırılan ve yayılan filmler, kitaplar, diziler ve çokça çizgi-romanlar olsa da çoğunlukla ülkenin hakim siyasi ve kültürel atmosferi bir çok yazarı,çizeri,yapımcıyı Amerika’nın veya diğerlerinin kendi büyük ve çokça gelişmiş ülkelerinin “yüksek ve tartışılmaz” çıkarları doğrultusunda üretmeye yönlendiriyor… Ama iş çoğunlukla böyle bitmiyor… Şöyle ki; popüler kültür büyük devletin büyük şirketlerinin pazarladığı bir “mal” olarak da dünyanın geri kalanına yayılıyor, taraftarlar, hayranlar buluyor, moda oluyor, moda yaratıyor. Hani bahsetmiştik ya, ”Büyük Şeytan” Amerika ve onların hiç hazzetmediği “kötü” ortadoğulular, Araplar arasında, nedense ve bilhassa da elitleri, yöneticileri ve şirketleri arasında “cukkalı” işlerde tam bir anlayış ve uyum vardır, diye. Bakın bu konuda ilginç bir dergi var arşivlerde. ARAMCO WORLD MAGAZINE”. Yok, bu bir çizgi roman dergisi değil. ARAMCO, Arabistan ve Amerika'nın ortak petrol arıtma şirketi. Kral Abdullaziz El-Suud ve Amerika Başkanı Franklin Delano Roosevelt tarafından ortak olarak kuruldu. Hem “suud” ailesine, hem de Amerika şirketine çokça “dünyalık” kazandırdı.
NEBİL FEVZİ.. O bir, o biir, oo biiiir…. Evet aslında o bir her şey, Nebil Fevzi (bkz. "Karşınızda Arap Superman")
Dergide zaten bu konuyu dosya konusu yapmış. Bugün “Büyük Ortadoğu Projesi”olarak tanımlanan coğrafyada Amerikan popüler kültürünün etkisini, hayranlarını ve Süpermen’in “Nebil Fevzi” olacak kadar benimsenmesini anlatıyor. Sadece onu mu, Batman’i, Lone Ranger’i, Tarzan’ı ve Bonanza’yı da Fas’tan Suudi Arabistan’a kadar uzanan bir coğrafyadaki Amerikan çizgi-romanlarının ve kahramanlarının, yani “Büyük Şeytanın” hayal dünyasının 1960’larda, 17 ülkede 2.700.000 kopya satıldığı notuda yer alıyor derginin sayfalarında..
17 Şubat 2010 Çarşamba
Altınmadalyon Logosunu Arıyor
Forumu merak edenler http://www.altinmadalyon.com/smf/index.php adresinden girerek forumu inceleyebilirler. Eminiz çizgi romana sahip çıkan ve ayrım yapmadan her türüne sanat olarak yaklaşan okur, sanatçı ve emekçilerinin yer aldığı bu foruma çizim yeteneği olan çizgi roman okurları destek olmak isteyeceklerdir. Olmadı çizim yeteneği olan olmayan üye olacaktır :) Öğrenmenin sonu yok ve bilgilerinizden faydalanmayı bekleyen çizgi romancılar paylaşım bekliyor.Logo tasarımlarınızı gönderdiğinizde tasarımınız seçici kurul incelemesinin ardından genel oylamaya sunulacak. Bu şekilde her üyenin demokratik bir şekilde sürece katkı sağlanmasına olanak verilerek kazanan ve kurul hariç kimse çizerinin kim olduğunu bilmeyecek. Bu şekilde bu karşılıksız ve destek amaçlı tasarım çalışması seçimi gereksiz bir polemik ve rekabete dönüştürülmeyecektir.
16 Şubat 2010 Salı
Türk Fantazya Birliği Konsept Hikaye Yarışması - Kış 2009 Sonuçları
Merhaba arkadaşlar,Değerlendirmelerimiz tamamlandı. Katılım her geçen gün daha da artıyor ve öykü kaliteleri de aynı oranda yükseliyor. Birbirinden güzel ve etkileyici 50 öykü ulaştı elimize. Bunların 10 tanesi kadarı dereceye girmek için kıyasıya çabaladı ve bazı öyküler maalesef bir kaç puanla kaçırdı sıralamaya girmeyi. İlk 3'e giren öyküler de birbirine çok yakın puanlardaydı. Bu kadar çok güzel öykünün gelmesi oldukça sevindirici tabii ki.
İsterseniz uzatmadan ilk 3'ü açıklayalım...
Sıralama şu şekilde gerçekleşti:
1 - Tutulma (Hasan Eroğlu)
2 - Zulumât: Kara Topraklar (Meliha Tila Sadık)
3 - Kader Defterinden Bir Kaydın Hikayesi (Erdem Şimşek)
Arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz. Kalemlerine kuvvet. Umarız bu yarışmadan sonra profesyonel yazım hayatında da arkadaşlarımızı görürüz.
Öyküleri Görmek İçin Buradan Geçiş Yapabilirsiniz
''Sinema, Edebiyat ve Tiyatro'da ÜTOPYA ve DİSTOPYA''
Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM)ÖKM, İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin sanat ve kültür ile uğraşabilecekleri alanlar, mekânlar, oluşturmak düşüncesiyle 1990 yılında kuruldu. Her geçen gün biraz daha güçlenerek sanatsal ve kültürel çalışmalarını sürdürmektedir.
ÖKM, İstanbul Üniversitesi'nin ne kadar ayrıcalıklı bir üniversiteolduğunun en önemli göstergelerinden biridir.
Bugün ÖKM, aracılığıyla öğrenciler, ilgi ve beceri alanlarına göre boş zamanlarını değerlendirme, yeni ilgi alanları bulma, sanatsal yeteneklerini geliştirme, güzel sanatlarla ilgili faaliyetleri izleme ve bu faaliyetlere aktif bir şekilde katılma olanağı bulmaktadırlar.Şu adreste de Ökm'nin web sitesini: http://www.istanbul.edu.tr/okm/
Şu adreste Ökm'nin bir krokisini bulabilirsiniz:
http://www.istanbul.edu.tr/okm/krk.jpg
İstanbul Üniversitesi Bilim Kurgu ve Fantezi Kulübü (İübkfk)
2005'de kurulan İübkfk , 5 yıldır ÖKM'nin aktif kulüplerinden biri olmuştur. İübkfk genel anlamda Rol Yapma Oyunlarının oynandığı, oynatıldığı bununla beraber üyelerini eğitmek için fantazi ve bilimkurgu edebiyatı hakkında önde gelen yazarların davetiyle seminerler verip bu alanda her sene kendini daha da geliştiren bir hobi klübüdür.
İübkfk Facebook
15 Şubat 2010 Pazartesi
Tenten'e Sigara Cezası
RTÜK, 81 yıllık çizgi roman karakteri Tenten’in filmine, ‘’Sigara içtiler’’ diye, 50 bin lira para cezası verdi.
Dizi ve kliplere ‘’Müstehcen’’ diyerek ceza veren RTÜK, şimdi de çizgi filmlere el attı. Tam 81 yıldır bütün dünyada beğeniyle izlenen çizgi roman karakterlerinden Tenten’e de ‘’Sigara içtiler’’ diye 50 bin lira para cezası uygulandı. Ceza, çizgi filmin gösterildiği TV 8’e verildi.RTÜK’ün son toplantısında TV 8’de gösterilen Tenten adlı çizgi film değerlendirildi. Filmde Tenten’in mücadele ettiği mafya üyelerinin ‘’Sigara içtiği’’ ve bu durumun da, Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanuna aykırı olduğu kararına varıldı.
Bu karara RTÜK üyelerinden Hülya Alp karşı çıkarak ret oyu verdi. Vahap Darendeli ise çekimser oy kullandı. Ret oyu veren Hülya Alp, ‘’Animasyonlarda, mutlaka kötü bir karakter ve olumsuz davranışlar olur. Bu karakterler ve olumsuz tavırlar, çocukların kötüyü örnek almaması ve eğitimi içindir. 81 yıllık bir çizgi roman karakteri dolayısıyla ve tütün mamulleri yasası gerekçe gösterilerek ceza verilmesine karşıyım’’ dedi.
81 YILDIR PİPO İÇİYOR
Tenten karakteri, Belçikalı sanatçı Herge tarafından 1929'da yaratıldı. Önce izci, sonra asker, ardından da gazeteci olan Tenten, ilk çizgi romanında Sovyetlere karşı mücadele etti. Entellektüel ve politik mesajlar veren Tenten, golf pantolonu giydi, Uzaydan, Ant dağlarına kadar, birçok yere gitti ve kötülerle mücadele etti..
Tenten’in sadık dostları arasında yer alan Kaptan Haddock ise eski bir denizciydi. Kaptan şapkası ve göğsünde çıpa amblemi bulunan balıkçı yaka kazak giydi. Ağzından da piposu eksik olmadı. Tenten karakterleri arasında melon şapkalı Profesör Turnusol ile, Tenten’in sadık köpeği Boncuk da yer aldı.
Mynet Haber
Paylaşım - Şener Yelkenci
Zombi 2066 Söyleşisi
İspanyol Kültür Merkezinde gerçekleşen söyleşide "Zombi 2066" ekibi çizgi romanın yaratım sürecini anlattı. Projenin beyni Mery Cuesta ile Türk çizerler Ceren Oykut, Tan Cemal Genç ve Emir Yardımcı okurlara kısa bir tanışma, çalışma ve öykü özeti aktardılar.Hınca hınç dolu salonda oturacak yer kalmayınca salonun kapı önü ve dış koridora taşan ziyaretçiler söyleşi sonunda 10 T'ye satılan çizgi romanla karşılaştı. Bu söyleşiye katılanlar arasında Karikatürist- Creativ direktörü Erkin Ergin, Marmara Çizgi Çevrimeni-editörü Emre Yavuz, Hoz Comics Çevirmeni-editörü İlke Keskin de vardı.
Bir barda başlayan tanışmayla yola çıkılan proje bugün basılı olarak meraklılarına ulaştırılmış. Yukarıda da göreceğiniz üzere Zombi 2066 kahramanı aynı zamanda projenin beyni olan Mery'ye benziyor. Beyin demişken... Zombilere dikkat Mery, Zombilere dikkat :)
14 Şubat 2010 Pazar
Kemal Urgenç Sergisi Sürüyor
Kadıköy-Beşiktaş iskelesinin tam karşısında, inşaatların arasında sıkışmış olan tarihi ve güzel binada bir sergi salonu olduğunu bilmek güzel bir şey. Ama sergilerden haberdar olmamak ve tesadüfen denk gelmek üzücü.Çizer Erkin Ergin'le yolumuz Kadıköy'e düşmeseydi bu sergiye rastlamayacak, usta çizere merhaba diyemeyecektik.
40 kadar eserini sergileyen, Urgenç 14. sergisini açmış. Küçük bir merhabanın ardından başlayan kısa sohbette usta biraz geçmişten biraz günümüzden çizgi romanın birdenbire gördüğü yoğun ilgi zamanlarını karşılaştırdı önce. Ardından da "kurumsallaşmanın" olmamasının çizgi sanatlarına verdiği zararı anlattı. ÇROP projeleri hakkında bilgi verince de eksikliğin giderilmesinde ilk adımların atılmış olduğunu söyleyerek bize şans diledi.
Sergi 12-19 Şubat 2010 tarihleri arasında devam ediyor.
13 Şubat 2010 Cumartesi
Galactus On My Carpet :)
Bu defaki konu biraz farklı...
Kısacası bu dev karakter gezegen falan yutuyor bilmem ne ama asıl yaşadığı yer ayaklarımın altıymış :)

İşte bizim evin salonunda serili olan kilimin üzerindeki Galactus. Bu aralar bizim oğlan emekliyor üzerinde ya artık kusurumuza bakmasın :O)
12 Şubat 2010 Cuma
Süper Adam
Superman Tarihçesi
Superman’ın yaratıcıları Jerry Siegel ve de Joe Shuster adında iki tane göçmen Yahudidir. Superman, 1932 yılında yaratılmış ve 1938 yılında ÇR formatında yayınlanmaya başlamış bir karakterdir. Superman , Kripton gezegeninden dünyaya bir bebek olarak gelmiş bir uzaylıdır ve büyüdükten sonra Metropolis şehrinde çalışmaya başlamıştır. Kripton’lu ismi Kal-El’dir ve insan kimliğinde kullandığı isim Clark Kent’tir.

Superman ilk ortaya çıktığında uçmak, yenilmez olmak ve de süper güçlü olmak dışında gücü yoktur. Zaman içinde, hikayeler geliştikçe güçleri artar ve eldeki güçlerine süper duyu, x-ray ışınları, ısı ışınları, soğuk nefes vs... gibi güçler de eklenir. Güçleri arttıkça yazarlar kendilerini köşeye sıkışmış hissetmeye başlarlar, çünkü Superman o kadar güçlenmiştir ki, ona karşı koyacak düşman bulmada zorlanırlar. 1986 yılında DC ÇR firması elindeki eski kahramanları revize etmek, mevcut okuyucu kitlesini silkelemek ve yeni okuyucu kitlesi çekmek için tüm karakterlerinde büyük bir değişikliğe gider.
Superman’ı daha gerçekçi yaratma işini, o zamanın efsanevi yazar-çizerlerinden olan John Bryne’a verirler. Bryne Superman destanını tekrardan yazar, güçlerini ciddi anlamda azaltır ve Superman’a daha inandırıcı bir kimlik kazandırmayı başarır. Superman daha sonra 1990 yılında Doomsday adlı canavar tarafından öldürülür, aradan zaman geçince tekrar diriltilir, Lois Lane ile evlenir ve bu esnada eski güçlerini tekrardan yavaş yavaş kazanmaya başlar.

Superman, çok çabuk göze çarpan ve uzaktan bile tanınabilen, oldukça görsel ve ikonik bir kostüme sahiptir. Bu kostüm ÇR tarihinde bir nirengi noktasıdır. Ondan sonra yaratılan çoğu süper kahrman kostümü, göğüs kısmında bir amblemle ve uzun bir pelerinle yaratılmıştır. Superman, bunlar dışında ÇR kahramanları içinde en dürüst, en temiz ve en onurlu kahraman olarak görünür. Superman, DC evreni içinde bazı karakterler tarafından “büyük izci çocuk” diye dalga geçilse de , diğer adları arasında “çelikten yapılma adam”, “Kripton’un son oğlu” ve de “yarının adamı” bulunur.
Superman’deki Musevi esintiler.
Superman’ın insan kimliğinde kullandığı isim Clark Kent , Kriptonlu ismi yani doğum ismi ise Kal-El’dir. Superman’ın yaratıcıları Jerry Siegel ve de Joe Shuster adında iki tane göçmen yahudidir. “El” kelimesi , İbranice “Tanrı’ya ait” anlamına gelir ( Melekler de Tanrıya ait olduğundan onlarda da bu takı bulunur ... Azazel, Gabriel, Azrael vs... olduğu gibi) ve Kal-El aslında İbranice “Tanrı’nın sesi” demektir. Superman aynı zamanda Tevrat’ta adı geçen meleklere de benzetilmek istemiştir, çünkü meleklerde uçabilen ve insan üstü gücü olan varlıklardır.
Siegel ve Schuster’in Superman’ı kullanırken Tevrat’ta geçen başka hikayeleri örnek aldıkları da açıktır. Esintiler arasında Hz. Musa ( Hz. Musa , Yahudileri Mısırlılardan kurtarmıştır, Superman’in o zamanki ana amacı Amerikalıları Nazilerden kurtarmaktır) ve de Tevratta adı geçen mistik yaratık Golem vardır ( Golem Prag şehrinde Yahudileri kurtarmıştır, Superman’da Metropolis’te Amerikalıları) Hz. Musa ve Golem’in de aynı Superman gibi insanüstü güçleri vardır.
Superman’in Sembolü
Superman, kostümünün göğüs kısmında, kendisini tanımlayan bir sembol taşıyan ilk karakterdir.Bu diğer kahramanlar için bir örnek teşkil etmiştir, ve ondan sonra yaratılan çoğu karakterin de göğüs kısmında sembol olmuştur ( Batman’da Yarasa , Flash’de şimşek, Fantastic Four’da 4 işareti, Örümcek Adam’da örümcek sembolu gibi…)
Superman’in ilk sembolu bir kalkana benzeyen , fakat aslında bir polis rozetinden esinlenmiş bir çerçeve içinde basit bir “S” harfiydi. Bu çerçeve ile halkı koruduğu açık açık belirtiliyordu. Kısa bir süre sonra, bu çerçeve kaldırıldı ve bait bir ters üçgen içinde “S” harfi kullanıldı. Superman’ın ilk çizgi filminde , çerçeve ilk defa üçgenden bir pentagon’a çevrildi, çok beğenildiği içinde ÇR’e aktarıldı. Sembol zaman içinde sürekli şekil değiştirdi, renkleriyle , şekliyle oynandı ve “S” harfi daha stilize bir hal aldı.

Superman’ın sembolune bir kaç farklı anlam yüklenmiştir. Şu anda DC evreninde kabul gören anlamlar şunlardır. “S” hem Superman’in “S”si anlamına gelir, hem de Kal-El’in Kriptondaki aile sembolüdür. Bu aile sembolu aynı zamanda Kripton’ca “umut” anlamına gelir.
Yahudi inancında , Golem denen varlıklar vardır. Bu yaratıkların alnına İbranice bir şeyler yazınca o konutu yerine getirdiklerine inanılır. Siegel ve Schuster’in Yahudi olduğu bilindiği için, ve Superman’ı yaratırken Golemlerden de esinlendiklerini söyledikleri için, bu sembol, belki de Golem’lerin alnına yazılan yazılarla bağdaştırılabilir.
Superman Kostümü
Superman’ın, Kırmızı-mavi-sarı kostümünü bilmeyen yoktur. Bu kostüm de ikonik bir kostümdür, ve özellikle dalgalanan kırmızı pelerin, ve de yüksek kırmızı çizmeler, ondan sonra gelen bir sürü kahramanda da kendini yinelemiştir. Çoğu uçan kahraman ( özellikle de kendine güvenen kahraman ) pelerin kullanmıştır, yüksek bot/çizme ise standart kahraman kıyafetinin bir parçası olmuştur.
Kostümünde kullanılan renklere zamanında çok farklı anlamlar yüklenmiştir, ama işin gerçeği, o zamanın ilkel baskı tekniklerinde , 3 ana rengi kullanmanın kolaylığı ve bu şekilde basılan kahramanın öne çıktığıdır.
Superman arkasında yatan ideoloji
Siegel ve Schuster , Amerika’da doğmuş olsalar da , aslen göçmen olduklarından ve o tarihlerde yapılan ayrımcılıktan dolayı , kendilerini tam anlamıyla hiçbir zaman rahat hissetmemişlerdir. Superman’da bu duyguyu çok rahat görürüz.Superman bir uzaylıdır, dünyalı değildir, ve üstün güçlerini halk yararına kullanır. Bunları halk yararına kullanmasının altında , halk tarafından kabullenme isteği de yatar. Siegel ve Schuster , hep dışlandıkları için, Superman’ de kendini dışlanmış hissetmekte ve kendini kabul ettirmek isteğindedir. ÇR’nin ilerki bölümlerinde halk tarafından kabul görüldüğü ve tüm ÇR kahramanlarının arasından bir ikon gibi sıyrıldığı için, ( Uzaydan gelip Amerika’da yaşaması ve Amerika’da kabul görmesi ) “Amerikan Rüyası”nın da sembolüdür. O zamanın çoğu göçmeninin Amerikan Rüyası , Superman’da gövde bulmuştur.
Bunun dışında trajik bir olay daha söz konusudur. Siegel bundan hiçbir zaman bahsetmese de , babası Superman’ın yaratılmasından 1 sene evvel, kendi dükkanında bir hırsız tarafından silahla öldürülmüştür. Siegel’in de babasını çok sevdiği bilinmektedir. Kurşun geçirmez ve süper güçlü bir adamın , bu trajediden esin bulmadığını söylemek, yanlış olur.

Üstteki fotoğrafta Schuster’in ilk yayınlanan macerasını görüyorsunuz. Siegel’in ölen babasının katilini durduracak br Süper –İnsan.Kostüm o zamanki baskı teknikleri göz önüne alınınca gayet göz alıcı.
Sonuç
Superman’ın arkasında derin bir tarihçe yatmaktadır. Şu anda tüm dünya tarafından bilinen , çok güçlü bir karakterdir, ve de süper kahraman modasını başlatmış, bu konuda bir öncü, bir ikon olmuştur. Şu ana kadar 5 tane Hollywod filmi çekilmiştir, ve sayısız şekilde Hintliler, İtalyanlar hatta Türkler tarafından da taklit edilip filmi çekilmiştr. ( Bu filmleri forum sayfamızda çizgi roman köşemizde bulabilirsiniz…Link…)
Şu ana kadar da onun kadar görkemli bir kahraman daha çıkmamıştır.Ara sıra revize edilse de ( Güçlerinin değişmesi, saçlarını uzatması vs…) , genelde hep aynı kalmıştır.
Umarım Superman’in maceralarını, ilerde de zevkle izlemeye devam ederiz.

http://www.derki.com/sayi36/1983-super-adam.html
| Tepkiler: |
11 Şubat 2010 Perşembe
"Çizgi Roman Okulu" Haber Oldu
Çizgi roman çizeri ve sanatçısı olmasa da sanatsever, çizgi roman sever yaratmayı hedefleyen Çizgi Roman Okulu hakkında yazar ve çizerin görüşleri bu iki sayfada yer almakta. Merak edenler yazıyı Acıbadem Dergisi'den okuyabilir.Haberi yapmak üzere bize teklif getiren sayın Nalan Fidan'a teşekkür ediyoruz.
Zombi 2066 ÇR Etkinliği
İSTANBUL ZOMBİ 2066
Mary Cuesta
Istanbul Zombi 2066 es un cómic bilingüe (turco/castellano) realizado en colaboración con 5 dibujantes turcos. Aborda algunos mitos culturales que desde España se tienen sobre Turquía y esboza una visión de futuro sobre las estructuras culturales en Estambul. Además es un experimento inusual en cómic: el desarrollo de una misma historia con 6 estilos de dibujo diferentes./ İstanbul Zombi 2066 5 Türk çizerin katılımıyla hazırlanmış ve iki dilde yayımlanmış (Türkçe/İspanyolca) bir çizgi roman. İspanya'da mevcut bazı Türkiye mitlerine değinen film, İstanbul'daki kültürel yapının geleceği hakkında da bir vizyon sunuyor. Bu özelliğinin yanı sıra, altı farklı çizerin elinden çıkmış olması da söz konusu romana bir sıradışılık ka zandırıyor.
Lugar / Yer: Instituto CervantesHora/Saat: 19:30
Instituto Cervantes EstambulTarlabaşı Bv. / Zambak Sk. 2534435 Taksim - Estambul
Yaşadığın ülkenin resmi dili anadilinden farklı. Bu dilde konuşmayı sonradan öğrendiğin için okulda zorlanıyorsun. Öğretmeninin sorularına cevap veremiyorsun. ‘Yaşadığım ülkenin resmi dilini daha iyi öğrenmeye çalışırım o zaman’ diye bir karar mı alırsın, ‘Neden ben de anlayabileceğim bir dilde eğitim alamıyorum?’ diye mi sorarsın? Ya da boş zamanlarında çizgi roman okumayı seviyorsun. Baban zamanını boşa harcıyorsun diye kızıyor. ‘Ah be babacığım, boş vaktimi istediğim gibi geçireyim bari!’ mi dersin, ‘Bana kızarak sen vaktini boşa harcıyor olabilir misin babacığım?’ diye mi sorarsın? Bu sorulardan bir mülakattan değil bir kutu oyunundan alıntı... Oyunun amacı ise çocuklara eğlendirirken aynı zamanda haklarını da öğretmek...
Yazıın Tamamı - STAR
Büşra'nın Müzikleri Tamam
Büşra'ya Teoman eli değdi Özlem ESMERGÜL/SABAH
Bahadır Boysal'ın çizgi karakterinden sinemaya uyarlanan 'Büşra' filmi, türban sorununa farklı bir açıdan bakıyor. Filmin müzikleri ise Teoman ve Cahit Berkay imzası taşıyorÜnlü karikatürist Bahadır Boysal'ın, aynı adlı çizgi roman kahramanı 'Türbanlı kız Büşra'dan yola çıkarak, beyazperdeye uyarlanan 'Büşra' isimli filmin çekimleri devam ediyor. Senaryosunu Boysal ve filmin yönetmenliğini de üstlenen Alper Çağlar'ın yazdığı 'Büşra'nın müziklerine ise Teoman ve Cahit Berkay imza attı. İki ünlü müzisyen, filmin senaryosundan çok etkilendikleri için ekibin içinde yer almak istediklerini, filmin de son derece başarılı olacağına inandıklarını belirtti. 19 Mart'ta vizyona girecek olan filmin başrollerinde Mine Kılıç, Tayanç Ayaydın, Coşku Cem Akkaya ve Çiğdem Batur yer alıyor. Çağlar'ın aynı zamanda uzun metrajlı ilk filmi olan 'Büşra' için şimdiden sinema eleştirmenleri, 'Türk Sineması'nın türban açılımı' yorumunu yapıyor. Filmde, başörtüsü takan 'Büşra' isimli genç kız ile liberal görüşlü gazeteci Yaman'ın yaşadığı aşk anlatılıyor. Filmde, karekterlerin içine düştüğü yalnızlık sorgulanıyor. Bahadır Boysal filmde, 'öteki'nin hikayesini farklı bir dille anlattıklarını belirtiyor: "Büşra', İslami hassasiyetleri yoğun zengin bir ailenin tek kızı. Zeki ve inançlı bir kız olan 'Büşra' alışkın olduğu değerleri sorgularken birtakım çelişkiler yaşıyor."
10 Şubat 2010 Çarşamba
Yaşayan Tenten
Art By Chance 2010
Dünya filminle karşılaşmaya hazır!
ART BY CHANCE Ultra Kısa Film Festivali 2009 yazında Mayıs-Temmuz ayları arasında 13 ülke, 70 şehirde yer aldı ve 1 milyardan fazla insanla buluştu. Herkese ulaşma ve onları sanatla buluşturma iddiası taşıyan festival aynı anda farklı coğrafyalarda milyonlarca insanla buluşarak içerik ve büyüklük anlamında bir ilki gerçekleştirdi.
ART BY CHANCE 10 Mayıs 2010'da birçok ülke ve şehirde yer alacak. ART BY CHANCE katılımı 30 sn uzuluğunda ZAMAN temalı filmleri bekliyor.
ART BY CHANCE 2010’da bu senenin teması ZAMAN. Metropollere yayılacak filmler modern insanın en büyük dertlerinden birinin şehir yaşamının kurgusunu nasıl değiştirdiğini ve zaman kavramının farklı belleklerde nasıl yer edindiğini keşfe çıkıyor. Kurmaca, belgesel, animasyon ve video art‘ın her örneğine açık olan festivalde katılımcılardan zaman kavramını 30 sn’de işlemeleri bekleniyor.
9 Şubat 2010 Salı
DALTONLARIN NAMUS SÖZÜ
kaçırılmayacak bir fırsat.Morris-Goscinny ortak çalışmasında, yeni yasa tasarısının denenmesi amacıyla ülkenin en azılı haydutlarının Red Kit gözetiminde salıverilmesi, bir ay suç işlemedikleri taktirde geçmiş suçlarının affedilmesi söz konusu. “İyi vatandaş” Daltonların maceraları gerçekten müthiş!
Çeviriye temel alınan baskı: 1965 / Dupuis.
Red Kit - Daltonların Namus Sözü
46 sayfa
"Okuldaki Sır" Çözülüyor…
Okulun haricinde bu doğaüstü gizemi oluşturan farklı şeyler de mi var? Bu kızların geri dönme sebebini ve ölümlerine yol açan şeyi serinin son kitabında bulacaksınız.
OKULDAKİ SIR 3
Queenie Chan
Resimleyen: Queenie Chan
Türkçeleştiren: Elif Yalçın
Tel: 0 232 444 90 90 Faks: 0 232 464 11 73
8 Şubat 2010 Pazartesi
Enki Bilal "Animal-z" Sergisi
Sergiyi yaklaşık 11500 kişi gezmiş.Bu sergilenen eserler yine aynı yerde Eylül'de düzenlenen bir müzayedeyle satışa çıkarıldı..Çoğu eser toplam 930 bin euroya alıcı buldu.
olan ve kapağını tasarladığı (George Orwell) dergiyi de kendisine imzalattım. Daha sonra eşi Fabienne'in de katıldığı bir yemek yedik. Yemekte İstanbul sergisini ve Animal'z sergisini de konuştuk. Istanbul'a gelmesinin ve Istanbul sergisinin kendisi için çok önemli bir yeri olduğunu yineledi. Istanbul sergimizi yaklaşık 13 bin kişi gezmişti. Her iki serginin süresi hemen hemen aynıydı. "Animal'z sergisinin yaza raslaması daha az kişinin gezmesinin sebebi" der Enki. Paris'teki sergi ücretliydi ve bu paranın bir kısmı bir hayır kurumuna bağışlandı. Gerek Enki gerek Artcurial sergiden çok memnunlar. Enki müzayede de satılan eserlerin çoğunun amatör koleksiyoncular tarafından ilk kez satın alınmasından da çok memnun. Çoğu orijinal cazip fiyatlara alıcı buldu.
İlgilenenler için. Enki önümüzdeki günlerde Angouleme 'de filmlerinden yaptığı derleme 'Cinemonstre'ı Goran Vejvoda'nın müziği eşliğinde gösterecek. Gösteride Enki de 'live' olarak bilgisayarda filmlerinden kareleri resimleyecek! | Tepkiler: |
7 Şubat 2010 Pazar
DOĞAN KARDEŞ’İN 25. SAYISI YAYIMLANDI
25. sayıda Komançi, Red Dust ve arkadaşları bir kere daha 6 6 6’yı felaketten kurtarmaya çabalıyor. Aynı anda Okko ve ekibi de karga armalı kötücül bir tarikatın peşinde, dağları aşıyor. Tengiz, imparatorluğun başına gelen büyük felaketler, kendisini bekleyen büyük tehlikelere rağmen hayat arkadaşını seçmenin mutluluğunu yaşıyor. Haçlı Seferi, Arkos’lu Syria’nın dehşete düştüğü anda ilk albümün sonuna ulaşırken Kırmızı Kuşak’ta Borç adlı öykü bitiyor. Genç Blueberry’de ise Çifte Oyun için macera sonu ama Mavi Süvari albümüne devam. Samuray ile Cartland’da heyecan dozu yine çok yüksek.Doğan Kardeş 25 – Şubat 2010
6 Şubat 2010 Cumartesi
Densüz sayı 2 çıktı!
5 Şubat 2010 Cuma
Lami Tiryaki Baba Oldu







