27 Haziran 2011 Pazartesi

Bugün Dünya Şirinler Günü!

“Eğer iyi bir çocuk olursanız, belki Şirinler’i bile görebilirsiniz.” Milyonlarca çocuğun hayallerini süslemiş olan bu vaat, bugün gerçek oluyor. Temmuz ayından sonra tüm dünyada vizyona girecek ‘Şirinler’ filmi öncesi bir ilk de hayata geçiyor: Dünya Şirinler Günü! Bu da içinden ‘Şirinler’ geçen çeşitli etkinlikler demek…

Çizgi dizinin yaratıcısı Peyo’nun doğum günü olan 25 Haziran’da küresel çapta kutlanacak olan Şirinler Günü için İspanya’nın Malaga kentindeki 220 nüfuslu Júzcar da tamamen maviye boyanarak Şirinler köyüne çevrildi.
Filmin yapımcısı Columbia Pictures ve Sony Pictures Animation’ın fikri olan Dünya Şirinler Günü, zaten yıllardır var olan Şirinler çılgınlığıyla birleşince gün de renkleniyor. Örneğin etkinliklere herkesin Şirinler kostümüyle gelmesi isteniyor ki, yeni bir dünya rekoru kırılabilsin. Tüm dünyada aynı anda yapılması planlanan buluşmanın rekor olarak tescillenmesi için ez az 2 bin 511 Şirin’in toplanması gerek. Guinness hakemleri, bu rekoru kayıt altına almak için dünyanın 12 şehrinde hazır bulunacaklar. Merak ediyorsanız, Türkiye’den bir şehir yok listede. Bu sene kokusunu alanlar, belki gelecek yılki Şirinler Günü’nü değerlendirirler.

Rekoru kim kıracak?


Daha önce defalarca ‘En kalabalık Şirinler etkinliği’ düzenlenerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek için uğraşanlar oldu. Başta İngiltere ve İrlanda’da yapılan bu etkinliklerde rekor şimdilik 2009’da Galler’in Swansea şehrinde 2 bin 510 kişinin katıldığı ve Şirinler kılığına girdiği denemede.


Günün etkinlikleri arasında başka ne var derseniz. 19 santimlik Şirin figürlerinin, Paris, Cenevre, Zürih gibi dünyanın bellibaşlı şehirlerinde bulunan ünlü meydanları süsleyeceğini iletelim. Los Angeles ve Kopenhag gibi kentlerde ise gün boyu ‘şirin’ faaliyetler söz konusu.
1958 yılında Belçikalı karikatürist Peyo tarafından yaratılan ve o günden bu yana kültürel bir fenomen haline gelen Şirinler, 1981 yılında animasyon haline getirilerek sevenlerini ekranlara kilitledi. En sevilen çizgi filmler arasında yer alan Şirinler, ekranlarla sınırlı kalmayarak küresel bir endüstri yarattı ve birçok plak, CD ve oyuncak figürleriyle 3 binden fazla ürüne ilham kaynağı oldu.
Milyonlarca insan tarafından takip edilen, 2008 yılında 50. yıldönümü kutlanan Şirinler, UNICEF tarafından açılan bir kampanyaya özne oldu ve bu kampanya sayesinde Avrupa’nın birçok ülkesini kapsayan bir açık artırmayla muhtaç çocuklar için 124 bin euro toplandı.
Türkiye’de de yoğun bir hayran kitlesi bulunan Şirinler, ilk olarak TRT tarafından yayımlanmış, o mantar köyü uzun yıllar boyunca milyonlarca çocuğun hayallerini süslemişti.


Şirinler New York’ta


Peyo’nun küçük mavi ve insancıl yaratıkları çekimleri süren film sayesinde ilk defa CGI marifetiyle ete kemiğe büründü. Senaryoya göre, kötü büyücü Gargamel tarafından köylerinden kovulan Şirinler, büyülü bir kapıdan geçerek soluğu bizim dünyamızda, New York’ta alıyorlar. Boyları üç elma yüksekliğinde olan Şirinler’in, Büyük Elma (Big Apple) olarak bilinen New York’un merkezine düşmesiyle başlayan macerada, Gargamel onları bulmadan köylerine dönmenin yollarını arıyorlar.
Temmuz sonundan itibaren tüm dünyada, 5 Ağustos’ta Türkiye’de gösterime girecek olan ‘Şirinler’ filminin yönetmenliğini Raja Gosnell üstleniyor. Belçika-ABD ortak yapımı filmin başrolünde ‘How I Met Your Mother’ dizisinin Barney Stinson’ı Neil Patrick Harris ile Jayma Mays yer alacak. Orijinal seslendirme kadrosunda Şirine’nin, pop yıldızı Kate Perry’ye emanet edilmesi de yeni nesil ‘Şirinler’in bir başka sürprizi.


Şirin Baba, Karl Marx mıydı?


Uzun yıllar boyunca siyasi eleştirilerin hedefi haline gelen Şirinler, özellikle Soğuk Savaş döneminde komünizm propagandası yaptığı, çocuklara komünizm fikrini aşıladığı iddiasıyla karşı karşıya kalmıştı.
Bu iddialara göre, komünal yaşamın hakim olduğu ve ortak bir hayat tarzının hüküm
sürdüğü Şirinler köyü, Karl Marx’ın ‘ütopya’sına atıf yaparken, liderlik vasfı ve bilgeliğiyle Şirinler’e liderlik yapan Şirin Baba da Karl Marx’ı temsil ediyordu.
Özellikle Şirin Baba’nın kırmızı şapkalı ve sakallı oluşunun da bu iddiaları güçlendirdiği konuşuldu.
Bunun yanında görüşleri ve entelektüel birikimi Şirin Baba’ya yakın olan, ancak düşünceleri yüzünden köy sakinleri tarafından zaman zaman dışlanan Gözlüklü Şirin’in Troçki’yi andırdığı, Şirinler köyündeki düzeni yıkmak ve Şirinler’i altına çevirmek isteyen Gargamel’in de kapitalizmi temsil ettiği iddiaları mevcuttu.
Bunun haricinde, Şirinler köyünde para kullanılmaması, Şirinlerin beslendiği şirin çileği tarlalarının herkese ait olması, köyde ibadethane olmaması, Marksizm tartışmalarına yol açmıştı.
1992 yılında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden çizer Peyo, bu iddiaları garip ve gayriciddi olarak nitelendirirken, ölümünden sonra oğlu Thierry Culliford bir söyleşi vererek, babasının hiçbir zaman siyasetle ilgili olmadığını açıklamıştı.


Herkesin dostu mavi şahsiyetlerde kim kimdir?
Şirine:
Aslında Şirinler’i yok etmek amacıyla Gargamel tarafından yaratılan Şirine, Şirin Baba’nın yapmış olduğu büyü sonrası kötü ruhunu kaybeder. Beyaz etekli bir elbise ve yüksek topuklu ayakkabı giyen Şirine’nin sarı uzun saçları vardır ve olanlar karşısında diğer Şirinlere göre daha hassastır.
Şirin Baba: Büyü ve iksir yapımında oldukça başarılı olan Şirin Baba, diğerlerinden farklı olaran kırmızı kıyafet giyer ve beyaz sakalı vardır. Yaşlılığının vermiş olduğu bilgelik ile diğer Şirinlere önder olan Şirin Baba’nın Karl Marx’ı andırdığı düşünülüyor.
Gözlüklü Şirin: Kendini en zeki Şirin olarak gören Gözlüklü, Şirin Baba’dan sonra köyü yönetebilecek ikinci Şirin olduğunu düşünür. Sürekli iksir yapmaya çalışması sebebiyle kazalara yol açan Gözlüklü, hemen hemen her bölümden sonra fikirlerinden ve kibrinden dolayı köyün dışına atılır.
Şakacı Şirin: İçinde patlayıcı bulunan, sarı kırmızı renklerde hazırlamış olduğu paketi kurbanına vererek sulu şakalar yapan şakacı, kimi zaman Gözlüklü ile aynı kaderi paylaşarak köyün dışına atılır.


Sakar Şirin: Yaptığı sakarlıklarla sürekli düşen Sakar Şirin’in taş koleksiyonu vardır. Sürekli Gözlüklü Şirin’in yanında yer alır ve Gözlüklü’nün planlarına istemeden de olsa dahil olur.



Mehmet Sevinç'ten Sanat Dersleri

Gölge e-dergi editörü, karikatürist-ilüstratör Mehmet Kaan Sevinç yönetiminde gerçekleşecek sanat etkinlikleri tüm merkalılarını bekliyor:

SASAV- Sanatçılar ve Sanatseverler Vakfı

Sasav’da uzman eğitmenler yönetiminde, 7 den 70 bütün yaş gurupları için bütçenize uygun yaz dönemi sanat kursları devam ediyor.
RESİM:Hobi-GSF Hazırlık.


MÜZİK:Piyano-Gitar-Keman-Yan Flüt.


FOTOĞRAF:Fotoğraf Eğitimi-Çekim Teknikleri-Kompozisyon.


GRAFİK TASARIM: Photoshop-In Design-Baskı Hazırlık


DRAMA: Özgüven arttırıcı, kendini ifade etme yollarını arayan bir ders… Hayata hazırlık


KARİKATÜR-ÇİZGİ ROMAN-ÇİZGİ FİLİM


Daha geniş bilgi almak isteyenler vakıf işletmecisi Mehmet Kaan SEVİNÇ ile irtibata geçebilirler.


Maltepe sahil kesiminde 5 katlı binamızda sergi salonumuzdaki çeşitli sergileri gezip görebilirsiniz.


Çocuklarınız eğitim alırken ve yahut ders aralarında, deniz ve adalar manzaralı kafeteryamızda çayınızı, kahvenizi içerken, gazetenizi, kitabınızı okuyabilir, wireles internet bağlantısından yararlanabilirsiniz.


Adres:Yalı Mahallesi-Küçükyalı Caddesi- No:19 (Kız Meslek Lisesi Arkası) Maltepe


Tel:(0216) 370 31 62 Cep Tel: 0554 821 99 96

25 Haziran 2011 Cumartesi

Gene Colan 84 Yaşında Vefat Etti!

Ülkemizde özellikle Conan, Silver Surfer ve Süper Korku içinde yer alan Drakula gibi çalışmalarıyla tanına usta çizer geçen Perşembe 84 yaşında hayata veda etti.
1926'nın 1 Ekiminde hayata gözlerini açan usta kalemi 23 Haziran 2011'de kaybettik. Toprağı bol olsun.


Ölümsüz kahramanlarına katılmak...


Ümit Kireççi

Asterix Dosyası Son Haftasında

"Roman Kahramanları" edebiyat dergisinin Nisan/Haziran dosyalarından biri "Asterix" idi ve Temmuz ayıyla birlikte bu dosya yerini "Watchmen"e bırakacak. Ali Platin, Aşkın Güngör, Ceyhan Usanmaz ve Ümit Kireççi'nin yazılarını merak ediyorsanız işte kısa tadımlıklar:
Asterix’i Okumak

M.Ö. 50 yılı. Galya tamamen Roma işgali altındadır... Hemen hemen...


Yenilmez Galya’lıların yaşadığı küçük bir köy hala kendisini savunmaktadır.


Totoryum, Akvaryum, Toplantiyum ve Laudanyum kalelerine yerleşmiş olan Romalı lejyonerler için hayat hiç de kolay değildir.


Çizgi-romana meraklı herkesin çok iyi bildiği bu giriş cümlesi bizim hikayemizi özetliyor aslında.


Bu sevimli kahramanların hikayesi 1959 da başlar. Goscinny ve Uderzo, gençler için bir çizgi-roman


projesi ve nasıl bir dergi olması üstüne çalışırlarken Fransa tarihindeki önemli dönemlerini tartışırlar. Bu sohbet Roma dönemine odaklanır. Hemen projeyi geliştirmeye başlarlar ve Roma’nın başına bela olan bu küçük köy ve kahramanları doğar. 29 Ekim 1959 da Pilote dergisinin birinci sayısıyla Asterix okuyucularıyla buluşur. (...)



Ali Platin



***



Asterix: "Gözden Kaçırılmaması Gereken Bir Küçük Yıldız"


Ceyhan Usanmaz



ASTERİKS: BİR DELİ OĞLAN



Hayır, ciddi bir yazı bulamayacaksınız burada (Başlıktan da anladınız sanırım). Tek meselesi insanları eğlendirmek olan bir çizgi romanı zorlu terimlerle, ağdalı cümlelerle anlatmaya kalkışmayacağım. Çünkü bir: Akademik bir adam değilim ben (Tanrılara şükür). Ve iki: Asteriks hakkında yazmak isteyen içimdeki çocuk taraf; somurtkan, sıkıcı, ukala, “Herkesten çok ben bilirim,” diyen yetişkin taraf değil.


Her yağmurda çatısı akan gecekondumuza babamın elinden tutarak gelmişti Asteriks. Tercüman Çocuk adlı bir derginin arasına sıkışmıştı. Hopdediks’i de almıştı yanına (Hayır, Obeliks değil, onu o adla tanıdığımdan olsa gerek, dünyalar tatlısı o azman benim için hep Hopdediks oldu. Siz dilerseniz Obeliks ya da Oburiks demekte özgürsünüz). Asteriks’le ve Roma ordularına kök söktüren dostlarıyla böylece tanıştım. (...)


Aşkın Güngör



***



Asteriks’in “gök başına yıkılıyor…”



Yıllar öncesi. Uderzo tutmuş elinden Goscinny’yi, başlamışlar yürümeye. Goscinny 13, Uderzo 20 yaşında o yıllar girmişler bir yayınevinin kapısından içeriye… Yazarlık yeteneğini fark ettiği küçük kardeşi piyasaya sokan ağabey çizgi roman ve çocuk edebiyatına muhteşem bir kalem kazandırmış o gün. Ancak anlaşılan o ki “yazarlığın” bir yetenek olduğunu da yıllar geçtikçe unutmuş ve Goscinny vefat edince kendisi yazarlığa soyunmuş. Bu da Asteriks için sonun başlangıcı olmuş.


Bugün belki de Türk çizgi romanı diye bir şeyin gelişmemiş olmasının başlıca sebebi “stüdyo kurulmaması”dır desek yeridir. Avrupa ve Amerika’da imrenilesi bir sistem vardır. Kendi alanında uzmanlaşmış yazar, çizer, renklendirici, çinici, kaligrafist bir araya gelir bir tek yapıt üretmek üzere kolları sıvar ve herkes işinin ustalığını konuşturunca ortaya bir sanat yapıtı çıkar oralarda. Bizdeyse her biri başkaca uzmana ihtiyaç duyan alanların işlerini tek kişi üstlenir. Çizim yeteneği olan kişi aynı zamanda yazar, çiniler, renklendirir ve balonların içini yazar. Ortaya da haliyle balon işler çıkar. Çizgi kurgusu bozuktur, öykü ahenksizdir, dil beyliktir, özetle iş yetersizdir ve çizgi romana hizmet eden sanatçılarımız baş tacımız olmakla birlikte eksiklikleri de göz önündedir ve bunun değişmesini umarak gün sayarız. (...)



Ümit Kireççi


Yazıların Devamı - Roman Kahramanları Nisan/Haziran

24 Haziran 2011 Cuma

2012 Çizgi Roman Etkinlikleri Yılı Olacak Hazırlanın

Fransız Kültür Merkezi'nde süren "Parodiler: Çizgi Roman Kendini Hicvediyor!" sergisinin organizatörü Didier Pasamonik ile kısa bir söyleşi yaptık. Limonata, çay, kahve, çizgi roman ve sohbeti... Bir okur başka ne ister?Sayın Pasamonik'in anlattığına göre Fransız Kültür Bakanlığı bizimkilerin aklının ucundan bile geçmeyecek bir nedenle bütçe ayırmışlar ve demişler ki "Çizgi Romanımızı tüm dünyaya tanıtın!". Didier işte bu sebeple son bir kaç yıldır ülkemizde üst üste etkinlikler düzenlemiş: "Ülkenizde İtalyan ve Amerikan ağırlıklı bir pazar var, biz de kendimizi tanıtmak istiyoruz.". Geçen sene Uykusuz ekibiyle de işbirliği yapmış olan Didier sohbetimize "Ülkenizde çok yetenekli çizerler var ama onları dünya tanımıyor çok yazık" diye başladı. Yakında Galip Tekin ile Ersin Karabulut'un Fransa'dan gelecek bir yazarla işbirliği yapacağını, bu işbirliği sonucunda da ortaya çıkacak çizgi romanın dünyaya tanıtılacağını ekledi. Peki daha başka planlara geçmeden önce neler anlattı diye soracak olursanız hemen söyleyeyim: Fransa'nın büyük çizgi roman yayınevleri bizimkilerle tanışmak üzere temsilci göndermişler. 1001 Roman / Fuat Aktüre, Prestij / İlhan Yılmaz, Çizgi Düşler / İlker Özer, Marmara Çizgi / Erdem Aydoğan, Gerekli Şeyler /Mişel Simoni gittiğim gün ve sonrasında geleceğini duyduklarım arasındaki yayınevleri. Sabine Buschmann aracılığıyla iletişim kuran yayıncılarımız ileriye dönük çok ciddi teklifler aldıklarını ve sohbetler gerçekleştirdiklerini söylediler.


Gelelim önümüzdeki yıl yani 2012'de gerçekleşecek olan projelere. Didier Pasamonik, ülkemizde 2012 yılında 8 büyük Fransız çizerinin sergisinin gerçekleşeceğini söyledi. Bununla birlikte Haziran 2012'de dünya çapında bir çizgi roman şenliğinin yine İstanbul'da gerçekleşeceğini, bunun devamı olarak da Belçika'da bir türk çizgi roman şenliği düzenleneceğini ekledi.
Bunları duymak beni belli oranda sevindirdi desem yalan olmaz. Ancak Ülkemizde çizgi roman sanatına dair etkinlikler düzenleme işini Fransız Kültür Bakanlığının üstlenmiş olmasını yadırgadım o ayrı. Sanatçılarımıza değer vermeyi, onları desteklemeyi, dünyaya tanıtmayı beceremiyoruz... Olay bu kadar açık!


Neyse... Etkinlikler konusunda Didier ve ekibine başarılar dileyerek sergi izlenimlerimi paylaşmak isterim: Çok üzgünüm ama hiç bir özelliği olmayan son derece sıkıcı ve yaratıcılıktan uzak buldum sergiyi. Kesinlikle beğenmedim! Geçen sefer olduğu gibi irili ufaklı fotokopiler çerçevelenmiş ve duvarlara asılmış. Hani durum bu olunca "Bunu babam da yapar!" diyen herkese katılıyor "benim babam da yapar!" diyerek yanlarında yer alıyorum. Kızmaca darılmaca olmasın...


Bununla birlikte http://www.actuabd.com/ adlı çizgi roman sitesinin yöneticisi olan Didier'in "günde 100 bin ziyaretçimiz oluyor. Sadece ilk kez girenler... Tekrar girenlerle bu sayı üç katına çıkıyor!" açıklaması beni yedi bitirdi adeta. Az önce Alexa.com'dan baktım dünya sıralamasında 239, 860. sıradalar. Fransa'da ise 6, 096... "ağlamak istiyorum sayın seyirciler".... Meğer ne doğru bir sözmüş bu :)


Şaka bir yana görünen o ki Fransız - Belçika ekolünün en büyük çizerlerini dünyaya tanıtan ve onların editörlüğünü, yayıncılığını yapmış olan usta Didier Pasamonik ülkemizde son derece ciddi çalışmalar yaparak çizgi roman sanatımıza ufuklar açacak. Bir aksilik olmazsa önümüzdeki günlerde daha geniş bir röportajı okumanızı sağlamak üzere tekrar burada buluşana kadar, hoşçakalın!


Didier Pasamonik'in ajans çalışmaları: http://www.lagencebd.com/


Ümit Kireççi

23 Haziran 2011 Perşembe

Örümcek adam "azcık" öldü!

Tüm dünyada milyonlarca hayranı olan 'Örümcek Adam' (Spider Man) karakteri dün öldü.


Adün yayımlanan Brian Michael Bendis imzalı ‘Örümcek Adam’ın Ölümü’ isimli 160’ıncı çizgi romanda, ‘Örümcek Adam’ karakteri Peter Parker, başdüşmanı Green Goblin’in kollarında ölüyor.

Amerikan AP ajansına konuşan yazar Bendis, “Kahramanca veda edecek, ölümü boşa olmayacak. Bunu söylemesi utanç verici, ama size yalan söylemeyeceğim. Yazarken çok duygulandım, gözlerimden yaşlar aktı” dedi.


Amazing Spiderman serisinde yaşamaya devam Örümcek Adam hayranlarının ise endişelenmesine gerek yok. Çizgi romanın haklarına sahip Marvel Comic şirketi, ölen Örümcek Adam’ın ‘Ultimate Spider Man’ serisine ait olduğunu, ‘Amazing Spider Man’ serisinin ise devam edeceğini açıkladı.


Kaynak - Milliyet

Daha detaylı bilgi için : USA Today

Çizgi Roman Derneği Logo Yarışması Sonuçlandı!

Çizgi Roman Derneği aradığı logosuna kavuştu. Necmi Yalçın, Alişan Cengiz, Ümit Kireççi, Sinan Gürdağcık, Fuat Aktüre ve Talat Güreli'den oluşan jürinin oylarıyla adaylar arasından Şebnem Rukiye Güzey'in tasarımı sıyrılarak birinci oldu.


Tasarım - Şebnem Rukiye Güzey


Şebnem hanımı tebrik ediyor, Çizgi Roman Derneği'ne ilerleyeceği zorlu yolda başarılar diliyoruz!

22 Haziran 2011 Çarşamba

"Free Comics Day" Gon'da!

HERKESE MERHABA,

YENİ ÇİZGİ ROMANLARIMIZ GELDİ. AMA DAHA DA ÖNEMLİSİ, ARTIK BİR GELENEK HALİNE GETİRMİŞ OLDUĞUMUZ “FREE COMIC BOOK DAY” ETKİNLİĞİ, ÖNÜMÜZDEKİ PERŞEMBE [YANİ 23 HAZİRAN 2011] TARİHİNDE YAPILACAK OLMASI!!! DUYANLAR DUYMAYANLARA ANLATSIN.

BU SENE DE, “ABİ O GÜN HER ŞEY BELEŞ Mİ? İSTEDİĞİMİZİ ALABİLİYOR MUYUZ?” SORUSUNU SORAN OLURSA, BÜTÜN SOSYAL PLATFORMLARDA AFİŞE EDERİM ONU, PEŞİNEN SÖYLEYEYİM :) YENİ GELENLER ARASINDA DA ENTERESAN ŞEYLER VAR. BU SEFER, GİZEME VERİYORUZ KENDİMİZİ! GÖRÜŞMEK ÜZERE,

Emre Yavuz


Gon Çizgi Roman


+90 212 2459820


www.gonkit.com


www.rob389.com


www.twitter.com/goncizgiroman

21 Haziran 2011 Salı

Ve "Harakiri" Kapandı!

Bana bugün ulaşan bilgilere göre ülkemiz çizgisini yurt dışında başarıyla temsil eden başarılı çizgi roman çizeri Kutlukhan Perker yönetimindeki HARAKİRİ iflas etti!
1. sayısında gayri ahlaki şeyler (!) bulunan dergi "muzır kurulunca" poşete girmeye sevk edilmiş. Ancak bu arada ciddi ve yüklü de bir para cezası almış dergi. Bu poşete girme kararı kendilerine tebliğ edildiğinde de 2. sayı dağıtım kanalıyla ülkenin her yanına dağılmaya başlanmış. Bu şekilde poşete girememiş dergiye bir ikinci ceza kesilmiş. Dillerde dolanan rakam 100 bin TL'yi buluyor. Mahkeme masrafları, avukat ücretleri v.s. de buna ekleniyor...
Özetle Harakiri mizah dergisi 2. sayısında iflas etmiş bulunuyor.
Kutlukhan Perker ve ekibi çizgi romanımızı (!) yine yurt dışında temsil etmeye devam mı edecek yoksa inatla "sanat nedir"i mi anlatmaya çalışacak buralarda bilinmez ya geçmiş olsun... Haydi hayırlısı!
Ümit Kireççi

Brendon 2 Sayı Çıktı!

1001 Roman "Brendon"un 2. sayısını bastı duyurulur!

Kızıl Ordu'ya bu da oldu

20 yıl önce Bulgaristan'ın başkenti Sofya'daki bu heykele yaklaşmak dahi vurulma nedeniniz olabilirdi. Sovyet döneminin Kızıl Ordu heykeli şimdi çizgi roman kahramanlarının kimliğine büründü.


SOFYA
Bir graffiti sanatçısının elinde Süperman, McDonald restoranlarının maskotu, Noel Baba ve çizgi roman kahramanlarına dönüşen Kızıl Ordu askerleri, Sofya sakinlerinin bir hayli ilgisini çekti. Orta yaşın üzerindeki Bulgaristanlılar bundan 20 yıl önce heykele 2 metreden fazla yaklaşmanın dahi vurulma nedeni olabildiğini tebessümle hatırladıklarını anlatıyor.



SLOGAN 'ÇAĞA AYAK UYDURMAK'


Çalışmasını gece yaptığı tahmin edilen gizemli sanatçı, heykelin altına ise "çağa ayak uydurmak" yazmış. Sabah farkedilen 'artistik vandalizm'in soruşturulması beklenmiyor. Sovyetler tarafından Bulgaristan'ın 1944'teki 'kurtuluşunun' 10. yıldönümü anısına yapılan dev heykel ülkede sosyalist dönemden kalma onlarca unutulmuş anıttan sadece biri.


Kaynak - Yeni Şafak

20 Haziran 2011 Pazartesi

X-Men'de Türkiye'ye füze yerleştiriliyor

Bu cuma gösterime girecek 'X-Men: First Class'ta Soğuk Savaş döneminde Türkiye'ye yerleştirilen füze tartışmaları yer alıyor.

GAZETECİLER.COM - Matthew Vaughn'un yönettiği çizgi roman uyarlaması 'X-Men: First Class'ta 1960'ların Soğuk Savaş yıllarında ABD'nin savunma stratejilerinin konuşulduğu bir toplantıda Türkiye'ye füze yerleştirilip yerleştirilmesi konusu oylamaya sunuluyor.

Oylama sırasında bir Savunma Bakanlığı yetkilisi "3. Dünya Savaşı'na mı yol açacaksınız?" diyerek öneriye karşı çıkıyor. Bunun SSCB ile ilişkileri gerebileceğine dikkat çekilen toplantıdan çıkan sonuç, füzelerin yerleştirilmesi yönünde oluyor.

GERÇEKTEN DE YERLEŞTİRİLMİŞTİ
Sovyetler Birliğinin Küba'ya ABD'yi vurabilecek füzeler yerleştirmesi üzerine ABD Türkiye'ye de Nükleer Başlıklı Nike Füzeleri yerleştirmişti. Ayrıca Türkiye'deki Amerikan üslerinden kalkan U2 uçakları ile Rusya üzerinde yasa dışı uçuşlar yapmaktaydı.

Füze Krizi ABD'nin Küba'yı ablukaya alması ve gerilimli bir sürecin sonunda iki tarafında geri adım atmasıyla sonuçlanmış, füzeler hem Türkiye'den hem de Küba'dan kaldırılmıştı.

FİLMİN KONUSU X-MEN'LERİN GENÇLİK YILLARI

Yeni "X-Men" filmi, Magneto ve Profesör Charles Xavier'in çocukluk ve gençlik yıllarına dönüyor. Michael Fassbender'in canlandırdığı Magneto ve James McAvoy'un canlandırdığı Professor X'in bir grup genç mutanta liderlik yaptığı yeni X-Men, efsanenin başlangıcını anlatıyor ve tarihin akışını değiştiren küresel olayların arkasındaki sır perdesini aralıyor.


Mutantlar kendilerini dünyaya deşifre etmeden ve Charles Xavier ve Erik Lensherr, Profesör X ve Magneto isimlerini almadan önce, ikili, güçlerini yeni keşfetmeye başlayan iki genç adamdı. Birbirlerinin düşmanı haline gelmeden önce diğer Mutantlarla beraber çalışarak dünyayı tehdit eden en büyük tehlikeyi durdurmaya çalışan bu iki yakın arkadaş arasında zamanla patlak veren anlaşmazlıkla birlikte Magneto Kardeşliği ve Profesör X'in X-Men'i arasında süregelen ezeli savaşın temelleri atılır..

Altın Teks 107 ve Aylık Teks 147 çıktı!



18 Haziran 2011 Cumartesi

Çizgi Filmlerin Çocuklara Katkısı

Çocukların gelişimlerinde televizyonun özellikle de çizgi filmlerin yeri yadsınamaz. Farklı yaş grubundan her çocuk izlediği çizgi filmden dikkati doğrultusunda farklı şeyler öğrenir. Küçük bir çocuk ekrandaki renklere ve hareket eden görüntülere odaklanırken, daha büyük bir çocuk ise içeriğe ve olaylara dikkat edecektir.Günümüzde çizgi film izlemek artık çoğu çocuğun hayatının merkezinde yer almaktadır. Bu durum bazen evde huzurun sağlanması bazen de ebeveynlerin rahat etmesi için desteklenmektedir. Peki ama çocuğunuz hangi tür çizgi filmleri izlemelidir? Uzman Pedagog Nilçin Doyran Bengisu'ya çocukların hayatında çizgi filmlerin yerini, hayal
dünyalarına ve yaşamalarına katkılarını sorduk.

Eğlenirken Öğreniyorlar

Çoğu ebeveyn çocuklarına uygun çizgi filmin olmamasından veya çizgi filmlerin şiddet öğeleri içermesinden şikayet etmektedir. Fakat son zamanlarda çizgi film sektöründeki iyileşmeler ile birlikte eğitsel yönü olan çizgi filmler giderek çoğalmaktadır. Bunun için kurumlar pedagojik sansürden geçmiş çizgi filmler üretmeye çalışmakta veya yayınlamaktadır. Böylece çocukların televizyon karşısında geçirdikleri zaman zarfında eğlenmesi, eğlenirken öğrenmesi, hayal dünyasının geliştirilmesi ve yaratıcılıklarının artması hedeflenmektedir.

Hayal Dünyaları ve Yetenekleri Gelişiyor

Her çocuk kreşe ya da yuvaya başlamadan önce ilk eğitimi evde alır. Çizgi film, okul öncesi dönemde evdeki çocuğun kavram gelişimini, hayal dünyasını ve bilişsel yeteneklerini geliştirmektedir. Böylece çocuk okula başlamadan önce birçok bilgiye sahip olmaktadır. Yeni
şarkılar, renkler, sayılar, şekiller hatta yeni bir dil bile öğrenecektir. Çocuğun sözel becerilerinin gelişmesinin yanı sıra daha önce hiç görmediği şeylerle karşılaşacak ve onlar hakkında bilgi
sahibi olacaktır. Özellikle günümüzde belgesel niteliği taşıyan çizgi filmlerde çeşitli ülkeleri gezen, oradaki kültürlerin ve hayvanların tanıtılmasını sağlayan aynı zamanda yardımlaşmayı, paylaşmayı ve
dostluğu anlatan çizgi filmler de mevcuttur.

Yaratıcılıklarına Büyük Katkısı Var

Eğitsel çizgi filmler izlemek çocukların yaratıcılıklarını ve hayal dünyalarını zenginleştirir. Çocuk bir olaya tek bir bakış açısıyla değil farklı bakış açılarından da bakmayı öğrenir ve yeni şeyler keşfetmeye çalışır. Bu durum çocuğun oyunlarında ve derslerinde yaratıcı olmasını sağlar. Yaratıcı düşünceye sahip olan çocukların sanatsal faaliyetleri ya da derslerdeki öğrenme yöntemleri açısından değerlendirildiğinde daha başarılı olmaları kaçınılmazdır.

Onlarla Birlikte İzleyin

Yoğun çalışan ebeveynler, çocukları ile birlikte çizgi film izlerken ortak zaman geçirerek paylaşımda bulunabilirler. Böylece ebeveyn hem izlenen çizgi filmi kontrol etmiş olacak hem de olaylar hakkında açıklamalar yaparak çocuğun daha iyi anlamasını desteklemiş olacaktır. Ebeveyn ile birlikte geçirilen bir zamanın ardından çocuk kendisini mutlu ve güvende hissedecektir. Çocuk ebeveyni ile birlikte izlediği bir çizgi film karakterinin olumsuz davranışını taklit etmek yerine,
eğitici bir çizgi filmdeki onaylanan davranışı taklit edecektir. Burada duyarlı ebeveynler olarak çocuklarımızın seyrettiği çizgi filmleri kontrol etmek bizim elimizde.

Yaş Düzeyine Uygun Olmalı

Tüm bunların yanı sıra eğitsel çizgi filmlerin çocuğun yaş düzeyine uygun olmasına da dikkat edilmelidir. Unutmamak gerekir ki televizyon karşısında uzun zamanlar geçirmek ve tekrar tekrar aynı çizgi filmleri izlemek çocuklarda iletişim güçlüklerine yol açabilir. Çocuğun sağlıklı gelişimi için mutlaka eğitici çizgi filmler de olsa kısıtlandırmak ve ebeveynler ile birlikte anlamlandırılarak
seyredilmesi gerekmektedir.

Hazırlayan: Sedef Batı

Kaynak: www.hurriyetaile.com


17 Haziran 2011 Cuma

3. Kocaeli Kitap Fuarının Ardından

14-22 Mayıs 2011 tarihleri arasında Kocaeli İnterteks uluslararası Fuar Merkezinde düzenlenen 3. Kocaeli Kitap Fuarını çok güzel anılarla geride bıraktık. Resmi sitedeki beyana göre fuarı tam 260bin kişi ziyaret etmiş. Tamamiyle Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin bir organizasyonu olarak gerçekleşen fuar, akılda daha çok ekonomik boyutuyla yer etti. TÜYAPtaki fuarın aksine otoparkın, girişin ve standların ücretsiz olduğu fuarın, yerleşimi itibariyle de dikkat çekici özellikleri vardı.

Şener Yelkenci Fuarda - Foto: Aydın İleri
Üç büyük salonun birisi tamamiyle resim sanatçılarına ve sahaflara ayrılmıştı. Salonlardan birinin tamamiyle sahaflara ayrıldığı bir kitap fuarına ben ilk kez katıldım. Kocaeli ve İstanbul sahafları dizi dizi dükkanları ve son derece uygun fiyatlarıyla koleksiyoncular için şekerci dükkanındaki çocuk havası yaşattılar bize. Neler yoktuki. Çizgi romanlar, mizah dergileri, seriyal romanlar, osmanlıcalar, afişler, plaklar, çocuk dergiler, magazinler, eski gazeteler, hobi eşyalar, bilim kurgular ve daha neler neler... Hani insan başka hiç bir salona uğramadan tüm vaktini orada geçirebilirdi. Ben üç günümü fuarda geçirdim ve her gittiğimde bir çanta doldurup geldim. Aldıklarımın çoğunluğunun sahaf tarafından olduğunu söylememe gerek yok tabii. Fiyatlar da öyle sahaf dükkanlarındaki ya da netteki gibi değildi. 2TLden Milliyet Çocuklar, 2 TLden Tayın Zagorları, 2-3TLden Altın Kitapın hard cover klasikleri vs vs... Nette 40-50TLden satılan 33lük plakları birazda pazarlıkla 15-20 TLden alabildik. Belediye Kocaeli ve İstanbula ücretsiz düzenli seferler koymuş. Stant sahipleri günübirlik İstanbula gidip gelebiliyorlardı. Bazılarına aradığım bir şeyleri ısmarladım, ertesi gün getirdiler(keyfe bak).
Diğer salonlardan bir tanesi ağırlıklı olarak dini yayınlar yapan yayınevlerine, siyasi yayınlar yapan yayınevlerine ve sahaf salonunda yer bulamayan sahaflara ayrılmış. Burada da meraklısına kendi türünde ilginç eserlerin olduğu bir dolu dünya vardı. Eski ve Yeni Ahit, Sonraki İncil ve detaylı bir Kuran-ı Kerim setini birarada alıp sıkı bir inceleme ve araştırma yapmak mümkün.

Bir diğer salon genel yayıncılık yapan kurum ve kuruluşlara ayrılmış. NTV Yayınları, Leman, Uykusuz, Penguen yayıncıları, Tudem, TÜBİTAK ve tabiiki Prestij Yayıncılık çizgi roman ve benzerlerinin bulunabileceği bize daha çok hitap eden stantlardı. Bu arada TÜBİTAKta çizgi romanın ne işi var diye soracak olursanız, Gırgır-Fırt ekolünün efsanevi Zihni Sinir Proceleri nin derlendiği mükemmel bir albüm yapıp standa koymuşlar. Ayrıca popüler bilim kitapları babında Jules Vernein nispeten az bilinen çok değerli dört romanı var, hepsi hard cover ciltli, hepsi sudan ucuz fiyatlara. Burada bütün vaktimi çizgi roman dostu Arda Yaztıoğlu ve Prestij Kitap sahibi sevgili İlhan Yılmazla geçirdim. Çiçeği burunda mağazacı ve artık yılların diyelim yayıncısı İlhanla çaylı, simitli, açmalı muhabbet dolu saatler geçirdik. Standa uğrayan pek çok biz bunları okurduk ya diyen kişilere acayip muhabbet koyduk. Pek çoğu tanıdık olan misafirlerle çizgi roman muhabbetleri ettik. Bu arada bir şeyi farkettim. Halihazırda mevcut çizgi roman camiasının dışında olan ya da ilk kez çizgi romanları keşfeden insanlarla muhabbetin de bir başka tadı var. Bazı eski tüfeklerle sahaflardan aldıkları Pink Floyd veya Sting plakları eşliğinde Tommiks Teksas muhabbeti yapmak çok kıyaktı. Popüler konuk yazarların imza günleri ve söyleşileri oldu. Ece Temelkuran, Emre Kongar, Nilüfer, Turgut Özakman, İlber Ortaylı bunlardan hatırladıklarım. Ardanın katıldığı Ece Temelkuran ve Nilüfer söyleşilerini de katılmak istediğim halde kaçırmışım haberim yokken. O kadar bolluğun içinde insan nereye saldıracağını şaşırıyor doğrusu. Biz oradayken Swingin 74 numaralı cildi geldi. Analdığım kadarıyla 75. cilt te olacak. İlhanla hep aynı şeyi söyledik. Haşim bey sever bu işi, bırakmaz kolay kolay. Ne çizgi romanı ne de bizleri.

Fuar muhabbeti bu, anlat anlat bitmez. Daha detaylı bir dosyayı hazırlayıp Hipnozun yeni sayısında yayınlaması için sevgili İlhana söz verdim. Artık yeni Hipnozda okursunuz...
Selamlar,
Lami Tiryaki

16 Haziran 2011 Perşembe

Gölge e-dergi Paylaşımda!

Gölge e-Dergi Haziran 2011- Sayı 45
Gölge e Derginin bu sayısının kapağına farklı bir çalışma ile Emir YARDIMCI imza attı
.



Bu sayımızda keyifle okuyacağınız iki röportaj var.
Dergimizde başladığı günden bu yana hiç ara vermeden yazan Sadık YEMNİ ile genç yazarlara örnek teşkil edecek röportajı Ahmet YÜKSEL gerçekleştirdi.
Ve yine dergimiz yazarlarından İlke KESKİN ile editörlüğünü üstlendiği Marmara Çizgi Yayıncılık üstüne yaptığımız söyleşiyi okuyabilirsiniz.
Bu sayının sinema yazılarında-
Hasan Nadir DERİN-Geleneksel sinema maratonlarına devam ediyor.Bu sayıda 14. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’ni sizler için izleyip yazdı.
Masis ÜŞENMEZ-İntikam Film Listesi’ni bizlerle paylaştı..
Melahat YILMAZ- Usta Miyazaki’nin yazıp yönettiği,2001 yılında en iyi animasyon dalında Oscar kazanan ‘’Sıpırıted Away ‘’i yazdı.
Özlem KARADAĞ-Kadınlar Robotlara Karşı’yı okuyabilirsiniz.
Bu sayının Çizgi Roman İncelemesinde- Tunç PEKMEN –Stan Lee’nin Verdiği Kötü Kararlar’ı yazdı.
Oyun İncelemede-Kayra ‘’Keri’’ KÜPÇÜ-Fantastik bir dünyadan bizlere seslenmeye devam ediyor.
Bu sayıdaki Öyküler-
Genç Adam-Funda BAYKUŞ
İlaç Adam-Kağan TOBEL
Spatyoma Geçiş-Atilla BİLGEN
Kırmızı Fularlı Kız-Gökcan ŞAHİN
Küçük İnsanlar,Büyük Gölgeler-Onur SELAMET
Randevu-Oğuz ÖZTEKER
Sınavlar ve Potansiyeller-V.Levent SOYLU
Vakit Kıyımı-Sadık YEMNİ
Bu sayıdaki Öykü İllüstrasyonlarına-Yunus KOCATEPE,Coşkun KUZGUN,Erinç KAAN,Devrim KUNTER imza attı.
Bu sayıdaki Çizgi Romanlar-
Devrim KUNTER’in yazıp,çizdiği’’Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları’’nda İsmail’in Hikayesi yer alıyor
Fatih YÜRÜR-Berçem Gözde ÖLMEZ’den Rüyadam’ın yeni macerası-Sayı
Çapa Çizgi Roman gurubundan,Hakan TACAL’ın yazıp,çizdiği Taş Mafya kaldığı yerden devam ediyor.
Bu sayının Pin-Up çizimi Yunus KOCATEPE’den geldi
Grafik Tasarım- Gülhan D SEVİNÇ
Hazran 2011-Sayı:45 in oluşumunda,yazıp ,çizdikleri ile katkıda bulunan,emeği geçen bütün
arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.
Yeni sayıda tekrar görüşmek dileği ile,
Hepinize iyi okumalar…
Gölge e-Dergi Editörü-Mehmet Kaan Sevinç
Gölge e-Dergi ile ilgili her türlü görüş öneri ve yorumlarınızın yanı sıra,yazıp,çizdiklerinizide-
golgeedit@gmail.com - dan iletebilirsiniz.


Dergiyi pdf okumak için- http://www.mediafire.com/?y5pm4csg63o7f53


Gölge Dergiyi flash okumak için- http://issuu.com/golgedergi/docs/golge_e_dergi_may_s_2011_say__44


Gölge Blogu- http://golgedergi.blogspot.com

15 Haziran 2011 Çarşamba

Felaketlerin vurduğu ülkede 9. sanat: Manga


Adalardan oluşan bir ülke olmasına rağmen halkının çektiği acılar bitmek, tükenmek bilmeyen ülke Japonya; teknolojisinin üstünlüğü dışında -özellikle son yıllarda- çizgi romanında da dışa açılmasıyla büyük bir atılım gerçekleştirdi. Tabii çizgi roman piyasası dışa açılmadan önce kendi kültüründe yoğurarak oluşturduğu bu özgün sanatın okurları hiç de az değildi. Televizyonun günlük hayatta önemli bir yer tutmaya başlamasının ardından mangalar bu kez ekranlarda boy göstermeye başladı. Dünya çocukları Pokemon, Digimon, Bakugan gibi çizgi filmleri seyrederken, yetişkinlerse gerek yasal, gerekse korsan yollardan “anime” adı verilen dizileri takip etmeyi ihmal etmedi. Öyle ki Japon çizgi kahramanlar sayfalardan sonra ekranlardan da taşarak oyuncak, figür, tişört vb. ürünlere de malzeme teşkil eder oldular. (...)
Soru-cevap bölümünde manga ve anime hakkındaki sorularımı yanıtlayan kişiler şöyle:
Popüler kültür yazarı Ege Görgün, Karikatürist-araştırmacı Yener Çakmak, Uzun John'un yazarı Tunç Pekmen, Gerekli Şeyler'in sahibi Mişel Simoni, Altın Madalyon'dan Güneş Semerci ve Emre Özdamarlar, Kaan Comic'in sahibi Altan Gürdal...


Devamı için Kültürel Güncel

Fransız Kültür'de Çizgi Roman Karikatür Sergisi






Paylaşım - Sabine Buchmann

9 Haziran 2011 Perşembe

Pera Müzesinde Karikatür Atölyesi


Ümit Kireççi ve Necmi Yalçın yönetiminde gerçekleşecek Karikatür Atölyesi, çizgi roman tarihinin incelenmesiyle başlıyor, etkinlik, çizim ve teknik bilgilerin anlatımıyla sürüyor, karikatürde espri ve mizah üretme üzerine çalışmaların da yapılacağı atölye, karikatür tiplemeleri ve taslak çizimleriyle sona eriyor.


Resim Adresi
21, 22, 23 Haziran 2011


11.00-13.00
13.30 - 15.30


7-12 yaş grubu
30 TL
20 kişi ile sınırlı


İletişim -


İletişim Bilgileri


Meşrutiyet Caddesi No.65


34443 Tepebaşı - Beyoğlu - İstanbul


Tel. + 90 212 334 99 00


Fax. + 90 212 245 95 11


info@peramuzesi.org.tr

8 Haziran 2011 Çarşamba

Sandman Gecesi Etkinliği

Uyku ile uyanıklık arasında neler vardır bilir misiniz?
'Düş'ler...
Masallar...
Ve daha pek çok şey...

Laika Yayınevi ve Baykuş'un birlikte gerçekleştireceği organizasyonda
Sandman serisinden kitapları %50 indirimli alabileceksiniz. Can Gox ve Gökçe Duru'nun da bir performansla bizlere eşlik edeceği gecede "Destiny, Death, Delirium, Destruction ve elbette Dream (Sandman, Morpheus, Oneiros, Kai'ckul)'de bizlerle olacak.
11 Haziran Cumartesi · 20:00 - 23:00
Baykuş Bar
İstiklal Caddesi, Bekar Sokak, No:22, 34430 Taksim

Asabi ördek 77 yaşında

Walt Disney'in asabi ördek karakteri “Vakvak Amca-Donald Duck”, karakteri, 9 Haziran'da 77. doğum gününü kutlayacak.

Carl Barks tarafından 9 Haziran 1934'te yaratılan mavi gemici üniformalı ördeğin başarısızlık hikayeleri ve yaşadığı sinir krizleri yıllar boyunca izleyenleri kahkahaya boğdu. Maceralarında asabi, kimi zaman da kendine özgü kibirli davranışlarıyla yer bulan Vakvak, pencere açmaya çalışırken adeta cinnet geçiren, yeğenleriyle sık sık takışan, sadece Daisy Duck'tan korkan kimliğiyle izleyicinin sempatisini kazandı.

27 Mart 1901 tarihinde Oregon Amerika'da doğan Carl Barks,İlk olarak Donald'ı yarattı. Donald Duck'ın ilk çizgi filmi “The Wise Little Hen” 1934 yılında yayınlandı. Asabi ördek, bu filmde yardımcı rolde oynuyordu. Ancak izleyiciler bu tembel ördeği çok sevdi ve böylece Donald Duck, 1937 yılında solo kariyerine başladı. Şirin ördeğin Walt Disney ile tanışması, “Donald Duck ve Berber Koltuğu” adlı macerayla oldu.

Disney'in karakterlerinin çizgi roman hakkını Western Publishing adlı bir şirkete satmasıyla Donald, kendini bir çizgi roman kahramanı olarak buldu. Böylece, “babası” Barks da çizgi roman dünyasına yeniden adım attı. 

DONALD DUCK VE AİLESİ
Carl Barks, 1942 yılında Disney'den ayrıldı. Sebebi ilginçti, şirketin klimaları alerjisini ve sinüzitini azdırıyordu.

Kendi çizgi romanı üzerinde çalışmak isteyen Barks, Lebeck ile el ele verdi. Disney amblemi ile yeni bir dizi çizgi roman yayınlamak isteyen Lebeck ile Barks işe başladı. Bu sırada Vakvak Amca'ya çok sevineceği bir yol arkadaşı geldi; kız arkadaşı Daisy...

Daisy'nin yanı sıra, üç muzır yeğen Cin, Can ve Con da aileye katılınca renkli bir ördek ailesi yaratıldı. Büyükanne Duck, Varyemez Amca ve diğer karakterlerle aile büyüdü. Bu süre içinde Barks, hiçbir hikayeyi imzalamadı. Hikayeleri okuyanlar bir yerlerde iyi bir ördek çizeri olduğunu biliyordu ama kimse onu tanımıyordu. Ta ki Bill Spicer adlı bir Donald hayranı ilk kez onun “gizli ördek çizeri” olduğunu anlayana kadar.

İlk hayran mektubunu gönderen Spicer'ın bu mektubuna rağmen şirket Barks'ın kimliğini gizli tuttu. Bu durum 1960'ların başına dek sürdü.

30 Haziran 1966... Carl Barks artık ördek çizmeye son verdi ve yerini kendi stilini benimseyen genç çizerlere bıraktı. Ancak, çizmeyi bırakmayan Barks, değişik hikayelere imza atmayı sürdürdü.
Vakvak Amca'nın çizeri Carl Barks, 25 Ağustos 2000'de 99 yaşında gözlerini bu dünyaya kapatırken, arkasında onlarca şirin çizgi roman karakterini bıraktı. 

ÜNLÜLER BULVARINDA YILDIZ
İzleyiciler 75 yıl boyunca Donald Duck'ın pek çok tecrübesine gülerek şahit oldular. Bu zamanda Vakvak amca, birçok iş kolunu denedi ancak hiçbirinde başarı yakalayamadı. Başı sürekli evinden yiyecek kaçırmak isteyen sincaplarla ve karıncalarla derde girdi.

Asabi ördeğin, Hollywood'daki ünlüler bulvarında bir yıldızı ve hatta bir de Oskar Ödülü var. Beceriksiz, asabi ve tembel de olsa bu onun bir dünya yıldızı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Kaynak: Hürriyet

Demirbaş Yayıncılık'ın yayın öyküsü


Demirbaş Yayıncılık bu sene yayın sayısını hızla arttırıp, yeni bir atağa kalkıyor. Mandrake, Kızılmaske, Gordon gibi eskilerden tutun da Türk okuruyla ilk kez buluşacak Johnny Hazard gibi yeni yayınlara kadar büyük atak, ilk ürünlerini geçenlerde çıkan beş kitapla verdi. Ben de yayınevi sahibi Cem Demirbaş’a birkaç soru sordum. Beni kırmayarak, sorularımdan hareketle, bir yazı hazırladı. Kendisine çok teşekkürler. Cem Demirbaş’ın hayatı, yayın serüvenine başlayışı ve çıkardığı-çıkaracağı yeni yayınlar hakkında ayrıntılar bulacağınızı düşündüğüm yazısı aşağıda: 
Demirbaş'ın ve Demirbaş Yayıncılık'ın öyküsü

Cem Demirbaş kimdir?
1967 İstanbul doğumluyum. Çocukluğum Çamlıca'da geçti. 1984 yılında lise sonda annemin evdeki çizgi roman dağını atma tehdidiyle serüven başladı. 

O zamanlar salı pazarının yerinde cumartesi-pazar günleri kurulan Nostalji Pazarı’nda yere bir gazete sayfası açarak elimdeki Atlantis, Zagor, Mister No ve Tarkan serilerini satmaya başladım. Tabii bu dönemde çizgi romanı kimse hatırlamıyordu ve herkes “bana satamazsın” diyordu. Ama aksine insanlar benim sergime çok büyük ilgi gösterdi ve akşama elimde nerdeyse hiç kitap kalmadığı gibi ceplerim dolu bir şekilde eve geldim. Hem ticaret yapmanın, hem de çizgi romanı unutmuş insanlarla sohbet etmenin hazzını yaşadım. Akşama kadar herkes bir anısını anlattı ve akşam nasıl oldu anlamadım.
(...)

5 Haziran 2011 Pazar

Fuat Aktüre Röportajı

Fuat Aktüre

"Daha çok İtalyan ekolünden çizgi romanlar yayınlayan, güzel işler yapan 1001roman Yayınevi'nin sahibi ve Çizgi Roman Derneği'nin yeni başkanı Fuat Aktüre'yle röportaj yaptım. Zaman ayırıp, sorularımı yanıtladığı için kendisine çok teşekkür ederim. 
“İnsani hiçbir aktivitesi olmayan kahramanların sonunun geldiğini 
düşünüyorum.”

Kültürel Güncel: Öncelikle yaşantınızdan bahsedebilir misiniz? Nelerden hoşlanırsınız?
Fuat Aktüre: Kitap,müzik ve koleksiyon yapmak benim vazgeçilmezlerim. Mesela, Forklift model koleksiyonu yapıyorum ve yaklaşık 500 adetle dünyada ilk 10 içindeyim. Balık tutmak, fotoğraf çekmek gibi hobilerim de var.


K.G: En sevdiğiniz çizgi romanlar hangileridir? Okurken tür ayrımı yapar mısınız?
F.A: En sevdiğim çizgi romanlar Tex ve Zagor'dur. Ama yeni nesil Amerikan çizgi romanlar hariç tüm çizgi romanları okurum. Son zamanlarda "mini dizi"ler ve özellikle Yürüyen Ölüler favorim. Artık ölmeyen, hiç yaşlanmayan, insani hiçbir aktivitesi olmayan kahramanların sonunun geldiğini düşünüyorum. (...) "
Devamı Kültürel Güncel'de:

Linkler

Related Posts with Thumbnails