Sayfalar

30 Kasım 2009 Pazartesi

Türk Fantazya Birliği Konsept Hikaye Yarışması - Güz 2009 Sonuçları

Teknik bazı sorunlardan dolayı sonuçlarımızı maalesef 1 hafta geç açıklayabildik ama sonuçta size iyi haberi vermek için buradayız.
Değerlendirmeler sonunda birbirine çok yakın sonuçlar çıktı, bazı öyküler maalesef okunamayacak kadar özensiz yazılmıştı, bazıları ise dereceye girmeye çok yakın puandaydılar. Elimize 30'un üzerinde öykü ulaştı fakat dereceye ancak sadece 3 tanesi girebiliyor yarışma kuralları gereği. Bu 3 öyküyü seçerken kıl payı puanlarla sıralama belirlendi.
İşte sıralama şu şekilde gerçekleşti:

1 - Hamam (Funda Özlem Şeran)

2 - Tanrıça O Gün İşinin Başında Değildi (Deniz Kaptanoğlu)

3 - Kıyamet Hakkında İzafi Gerçekler (Emre Çanayaz)

Arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz. Kalemlerine kuvvet. Umarız bu yarışmadan sonra profesyonel yazım hayatında da arkadaşlarımızı görürüz.


Öyküleri indirmek ve Türk Fantazya Birliği hakkında bilgi edinmek isteyenler: www.turkfantazya.net/yarisma/
Kış yarışmasının da eli kulağında, kaleminize kuvvet.

29 Kasım 2009 Pazar

Levent Elpen Tv Söyleşisi

Çizgi Film yapımcısı ve çizeri Levent Elpen çizgi filmciliğimiz, geleceği ve teknikleri üzerine görüşlerini bir tv kanalındaki söyleşide paylaştı.
İzlemek isteyenlere:
http://canlandirmacilar.net/airporttv.html

CANLANDIRMACILAR MESLEK BİRLİĞİ'NE
KATILIN, FİLMLERİNİZ ÖMÜR BOYU
GARANTİNİZ OLSUN
Canlandırmacı, canlandırma filmi (çizgi film) sanatını icra eden kişidir. Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'nda "animatör" sıfatı ile yer almış ve ürettiği filmlerde, senarist, yönetmen ve müzik bestecisi ile birlikte, canlandırma filminin dört eser sahibinden biri olarak kabul edilmiştir. 1995'den beri, sinema alanında üretilen hiç bir filmin eser sahibi, filmin yapımcısı değildir. Dolayısıyla, üretmiş olduğunuz ve yapımcı tarafından tekrar tekrar satılan ve gösterilen her filminizde, "eser sahibi" olarak telif hakkı payınız bulunmaktadır. Yıllardır, biz canlandırmacıların ürettiği filmleri, bize sormadan, bizden muvafakatname almadan yasadışı biçimde pazarlayan ve telif hakkı vermeyenlerden hak alacaklarımız mevcuttur. Bu hakkımızı aramak ve gelecekte fikir ve sanat eseri sahibi (telif) haklarımıza yapılabilecek muhtemel tecavüzleri önlemek için, Canlandırmacılar Meslek Birliği oluşumumuza katılın.
Meslek birliğimize katılmak için, lütfen, önce, aşağıdaki belgeleri bilgisayarınıza indirin ve yazıcıdan çıktı alın.
Üyelik bilgileri (word belgesi).
Asıl üye sorumluluk belgesi (word belgesi).
Tüzüğün okunup onaylandığına ilişkin taahhüt (word belgesi).
Bu belgeleri doldurup, gerekli yerleri ıslak imzanız ile imzaladıktan sonra, lütfen,
Levent Elpen, P.K. 85 Üsküdar / İstanbul adresine, normal posta yolu ile gönderiniz.

http://www.canlandirmacilar.net/

28 Kasım 2009 Cumartesi

Kurban Bayramınız Kutlu Olsun

Jim Shooter'ın editörlüğünde adeta devrim yapan Acclaim Vaillant Comics bir kaç sene önce yayın hayatına son verdi. Beyaz veya beyaz gibi yaşayan azınlıktan insanlarla ideal vücutluların yerine şişmanları, çocukları, azınlıkları, metalcileri ve hatta bir keçiyi kahraman yapan yayınevi maalesef tutunamadı. Amerikan okuyucusu bu kadar aykırılığı kaldırmadı. Dahası Shadow Man gibi satış rekorları kıran bir oyunun kahramanı bile okunmadı layıkıyla.
Reklamlarda da aykırı davranan yayınevi Hz. İsa'nın son yemeği, doğumunda takip edilen yıldız gibi öğeleri kullanmıştı.
HAEDUS, The Goat, zaman-boyut atlayan bir keçinin kahraman olduğu tek sayılık bir hikaye. Heavy Armored Espionage Deadly Über-Sheep (Ağır silah donanımlı öldürücü casus über-üstün- küçükbaş) :O)

Ne diyorduk?

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

25 Kasım 2009 Çarşamba

"Üç Kardeş" Çizgi Bant Sizlerle

ÇROP üyesi ve yazarı Ümit Kireççi ile ÇROP üyesi çizer Rıdvan Şoray Birgün gazetesi kitap ekine çizgi bant üretiyorlar.
Ümit Kireççi'nin hazırladığı "Düşevi" adlı sayfasında çocuk edebiyatı inceleme ve tanıtım yazıları 15 günde bir okuyucuyla buluşuyor. Bu sayfada yayınlanan çizgi bant'ın adı "Üç Kardeş". Üç küçük kardeşin komik ve çocuksu dünyasını ele alan seri şimdiden övünç dolu mailler almaya başladı.

Rıdvan on Deviantart

24 Kasım 2009 Salı

Yeni Justice League Çizgi Filmi: Justice League: Crisis on Two Earth



DC Comics veWarner Bros.muhteşem çizgi roman uyarlamalarına bir yenisini ekliyorlar "Justice League: Crisis on Two Earth". 2010 şubatında vizyona girecek filmde kötü adamlar: Superman, Batman, Wonder Woman, Flash ve Green Lantern... Daha doğrusu 3. boyut dünyasındaki versiyonları olan CSA üyeleri (Crime Syndicate of America): Ultraman, Owlman, Superwaman, Johnny Quick, Power Ring. Lex Luthor da o boyutta iyiler arasında...

Crime Syndicat of America

Haberi

Depremdeki İlk 72 Saat, Çizgi Romanla Çocuklara Anlatılacak

Sayın çizgi roman okurları, lütfen aşağıdaki haberi okuyun ve en alttaki soruya yanıt verin:

İstanbul Valisi Muammer Güler, Deprem Olduktan Sonraki İlk 72 Saatin Çok Önemli Olduğunu Belirterek, Bu Konuda Toplumun Eğitilmesi Gerektiğini Söyledi. Güler, Çocukların Konuyla İlgili Eğitimi İçin Depremle İlgili Çizgi Roman Hazırlattıklarını, Bu Kitapları Yarından İtibaren Okullarda Öğrencilere Dağıtacaklarını Açıkladı.

İstanbul Valisi Muammer Güler, deprem olduktan sonraki ilk 72 saatin çok önemli olduğunu belirterek, bu konuda toplumun eğitilmesi gerektiğini söyledi. Güler, çocukların konuyla ilgili eğitimi için depremle ilgili çizgi roman hazırlattıklarını, bu kitapları yarından itibaren okullarda öğrencilere dağıtacaklarını açıkladı.

12 Kasım 1999 depreminin 10. yıl dönümü nedeniyle İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nde bir tören düzenlendi. Tiyatro ve sinema sanatçılarının katılımlarıyla destek verdiği etkinlikte, "Güvenli Yaşam İçin Bir Adım Atalım" projesi hakkında bilgi verildi. Düzenlenen törende bir konuşma yapan İstanbul Valisi Muammer Güler, depreme hazırlık çalışmaları hakkında bilgi verdi.

İstanbul'daki okulların depreme karşı güçlendirilmesi kapsamında 220 okulu yıkıp yeniden yaptıklarını söyleyen Güler, 400 okulun ise güçlendirildiğini dile getirdi. Güler, ayrıca 100 okulu yıkıp tekrardan yapma hazırlıklarının sürdüğünü söyledi. Afetlere hazırlığın bilgilenmek ve bilinçlendirmekle başladığını anlatan Vali Güler, bu amaçla bireye, aileye, kurumlara yönelik pek çok eğitim çalışmaları yürüttüklerini söyledi.

Güler şunları söyledi: "Birey ve aileye yönelik ilk 72 saat dediğimiz önemli bir çalışmamız var. Bugün eğitimle ilgili bir faaliyetimizi sizlere duyurmak istiyoruz. Afete hazırlıkla ilgili eğitim kitaplarımız yarından itibaren okullarımıza dağıtılacak. Çizgi roman konseptinde sunulacak 'Tehlike avı' adında bir çizgi roman hazırladık. Bundan daha da önemlisi depremde ilk 72 saat isimli bir kitabı çocuklarımıza ve tabiî ki onların ailelerine yönelik hazırladık. Çocuklarımızı eğitirsek onlar vasıtasıyla da ailelerine ulaşacağız. Yarından itibaren 1 milyon 36 bin 'Tehlike avı' kitabımız, 2 milyon 165 adet 'Depremde ilk 72 saat' kitabımız ilk ve orta dereceli okullarımıza dağıtılacak. Bu kitaplarda yer alan bilgileri uygulamaları olarak öğrenmek isteyenler, veliler, sevgili İstanbullular sizleri gönüllü olmaya ve güveli yaşam eğitimine katılmaya davet ediyorum."

"Güvenlik Yaşam İçin Bir Adım Atalım" konulu eğitimlere, tanıtımının yapıldığı 14 Ağustos'tan bu yana 15 bin kişi başvuru yaptı. Başvuranların bir kısmının eğitiminin tamamlandığı, geri kalanların ise önümüzdeki günlerde eğitime tabi tutulacağı bildirildi. Eğitim için 12-15 Kasım tarihleri arasında İstanbul'daki 5 büyük alışveriş merkezinde tanıtım stantları kuralarak, gönüllülerin başvuru yapması sağlanacak. Başvuru yapan yeni gönüllülerin eğitimi ise bağlı oldukları ilçelerde gerçekleştirilecek.

Güvenli yaşam gönüllüsü projesine Levent Üzümcü, Ayşe Kökçü, Taner Barlas, Serpil Tamur, Selçuk Uluergüven, Deniz Gökçer, Erhan Yazıcıoğlu, Mazlum Kiper, Hüseyin Köroğlu, Metin Serezli, Nevra Serezli, Tomris İncer, Betül Arım, Hakan Bilgin, Aykut Taşkın gibi sanatçılar da destek verdi. Bu sanatçılara kısa süreli eğitim verilerek güvenli yaşam gönüllüsü olmaları sağlandı. Sanatçılara sertifikalarını Vali Güler verdi. (CİHAN)

SORU - Çizgi romanın gücü anlaşılmış ve çocuklara güçlü bir sanat dalının iletişim olanaklarıyla önemli bir konuda bilgi aktarılmak istenmiş. Bu çizgi roman projesiyle ilgili haber yapılırken projeye destek veren bir çok oyuncunun adı verilmişken eseri kaleme alacak olan çizer, yazar, renklendirici, kaligrafist gibi sanatçıların adları neden verilemmiş? Ajans üzerinden de olsa, Valilik ekibinden de olsa bu çizgi romanı birileri yazmıyor, çizmiyor mu? Eser üzerinden haber yapılırken sanatçılarına saygısızlık edilmesinin amacı ne olabilir ki?

23 Kasım 2009 Pazartesi

THORGAL Sayı 3

Ödüllü çizgi roman Thorgal'ın üçüncü cildi Çizgi Düşler yayınları tarafından satışa sunuldu.
Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayın

21 Kasım 2009 Cumartesi

April'den Jack London Çizgi Romanı

‘Klasik, herkesin okumuş olmayı istediği, ama kimsenin okumak istemediği şeydir.’
Mark Twain
April Çizgi Klasik, serinin üçüncü kitabı Jack London ve 13 öyküsüyle sürüyor.
Amerikan Edebiyatı’nın iz bırakmış ismi, çocukluk ve gençlik yıllarımızın unutulmaz hikâyelerinin yazarı Jack London farklı çizerlerin kaleminden bilinen ve bilinmeyen öykülerini bir kez daha anlatacak.
“Porportuk’un Hakkı”, “Yakışıklı Kamarot”, “Meşum Leke” ve daha birçok öyküyü bambaşka bir formatta, dünyaca ünlü çizerlerin uyarlama ve çizimleriyle okumaya hazır mısınız?
April Çizgi Klasik H. G. Wells ve H. P. Lovecraft’in öyküleriyle meraklılarıyla buluşmayı sürdürecek.

18 Kasım 2009 Çarşamba

"Semboller"de Çizgi Kahramanlar

Halil Gökhan'ın Dharma Yayınlarından çıkan kitabı "Semboller" yaklaşık 20 sayfasını çizgi roman kahramanlarına ayırmış. Çizgi roman eksenli olmamakla birlikte kahramanlarla ilgili kısa bir derlemede çizgi roman kahramanlarına yer verilmesi ilginç olmuş. Bazı kahramanları tanımak isteyenler için hoş bir kaynak.
"Dünya, bilgi ve keşif çağını geride bırakalı çok oldu. Bugün neden bildiğimiz, ne bildiğimizden çok daha önemli... Dharma ansiklopedi yeniden bütün disiplinlere ve konulara soruyor: Neden biliyoruz?
İnsanoğlunun soruları uzadıkça uzuyor ve dünya daha da küçülüyor, ansiklopedi kavramı bilgi dünyasında giderek daha da belirsizleşirken Dharma ansiklopedi, bilgi'nin sınırlarını yeniden çiziyor... Neden bildiğimizi, bilmenin anlamını, bu ansiklopedinin ciltlerinde bir kez daha hatırlayacağız. Neden bildiğimizi bilmek, bizi ve bilgilerimizi daha anlamlı ve değerli kılacak..."

17 Kasım 2009 Salı

Vertigo Comics'de İstanbul

5 Aralık 2007 tarihinde okuyucuyla buluşan ve o günden bu yana 21 sayıya ulaşan Vertigo Comics yayını "Northlanders" serisi İstanbul açıklarında başlıyor:
Sene 980, yer Boğaz, İstanbul önü
Northlanders Sayı 1 sayfa 1


Yukarıda da bir zamanların Constantinople'nin Higia-sofia'sı (Ayasofya)
Northlanders sayı 4 sayfa 20


Ümit Kireççi

16 Kasım 2009 Pazartesi

Emre Yerlikhan'ı Kaybettik

Gerekli Şeyler'in ilk çizgi roman uzmanı çalışanlarından, bugünün Resif yayınları Yayın Koordinatörü Emre Yerlikhan'ı kaybettik.

6 gün önce ateşlenen ve hastaneye kaldırılan, Yerlikhan yoğun bakımdan çıkamayarak hayata gözlerini yumdu. Arkadaşımız, dostumuz, sevdiğimiz insan "hastalığı belirlenmeden" dün, 15 Kasım 2009 Pazar günü defnedildi.
Olayı tüm çizgi romanseverlerle ve dostlarla paylaşan Şener Yelkenci "Hafta sonumu mahveden haber" olarak duyurdu. Devamında da "daha bir çok hafta sonu" diye not düştü.
En son kendisiyle TÜYAP Kitap Fuarı 2009'da görüştüğüm Emre'yle Frank Schaetzing'in "Sürü" adlı romanını çizgi roman yapmayı planlamış, bu haftadan sonra kitabı okumaya başlayacağımı ve yakında toplantı yapabileceğimizi konuşmuştuk. Capcanlı ve dipdiri, enerjik ve her zamanki sevimliliğiyle karşımdaydı o gün. Gözlerinin içi parlıyordu...

Klişe bir sözdür, kullanacağımı hiç düşünmezdim "Ölüm sana yakışmadı be Emre!"...
Allah gani gani rahmet eylesin. Dostlarına, arkadaşlarına, ailesine başsağlığı dilerim.

Ümit Kireççi

15 Kasım 2009 Pazar

Batman - Hush Grafiti

Muazzam bir Kadıköy grafitisi. Yapanın eline sağlık.
Fotoğraf - Ümit Kireççi

14 Kasım 2009 Cumartesi

"Çağırış" bir türk çizgi romanı

Yeni bir türk çizgi romanının okurlarla buluşacağı haberi ulaştı elimize.
Yazar: Erdinç ERKENEZ
Çizer: Erdinç ERKENEZ & Dilek ŞAHİNBu eserin kronolojik öyküsü gerçek zaman değerinden değil,şimdiki, geçmiş ve gelecek zaman baz alınarak yazılmıştır. Hikayedeki zaman kavramı çeşitli olayların gelişiminde ve önemli sonuçlarda detaylı olarak gösterilmiştir. Her olayın sebebi ilerleyen sayfalarda çeşitli sorunların ve çözümlerin başlangıcı olarak sunulmuştur.
Hikayenin konusu, 1944 yılında Fransa’da uzman psikiyatrist arayan bir takım türk bilim adamlarının,Ankara’da gizli bir deney yapmasıyla başlar. Bu kitapta bilim adamlarının zihin kontrol deneyi sonrasında deneklerin bağlandıkları tüm bilgisayar sistemlerini istediği gibi yönlendirmesinden kaynaklanan ve kimsenin bugüne kadar bulamadığı bilgisayar programlarını ( örneğin bir gün sonrasını gösteren gizli kameralar gibi), bilgisayarlar yardımıyla bulan bu deneklerin teker teker öldürülmesinden sonra hayatta kalan bir kişinin seri katil haline gelmesi ve Konya Yolu’nda dehşet saçmasını anlatan ilk bölümdür. İstihbaratın, emniyetin ve ordunun bu kişiyi sadece bir seri katil olarak görmesi ve ona yakalamak için çeşitli yollar deneyen bu emniyet mensuplarının stratejik çalışmalarınınyetersiz kaldığı anlatılır. Bu katilin sadece bir seri katil olmadığını ve değişik insanüstü güçleriolduğunu bilen sadece bir grup vardır. Bu grup, katili emniyet mensuplarından önce yakalamak için çeşitliçabalar sarfeder.
ÇOK YAKINDA

Resmi İnternet Sayfası - http://z-k-d.tr.gg/Ana-Sayfa.htm

13 Kasım 2009 Cuma

Kuran da çizgi roman oluyor

Amerikan çizgi roman-karikatür dünyasının en yetenekli isimlerinden bir olarak bilinen Robert Crumb, tartışmalar yaratan son kitabı "Kitab-ı Mukaddes"den (The Book Of Genesis) sonra , Kur'an-ı Kerim'i çizgi roman haline getireceğini açıkladı.
Yeraltı çizgi roman hareketinin yaratıcısı olan Robert Crumb, kısa bir süre önce çıkardığı İncil projesinden sonra şimdi Kur'an-ı Kerim'i çizgi roman haline getireceğini belirtti.
Çizer, Eski Ahit’in Yaratılış bölümünün, müstehcen resimli kitap halini kasım ayında piyasaya çıkardı. Kitapta, karakterlerin birbirileriyle cinsel ilişkiye girdiği resimleri ve romanın bazı karelerinde abartılı şiddet sahneleri bulunuyor.
Hıristiyan alemini ayağa kaldıran tartışmalı sanatçı Robert Crumb,”Kitab-ı Mukaddes’in Tanrı’nın kelamı olduğuna inanmıyorum. Ben bunun, baştan sona, tarihsel gerçeklikle zayıf bir ilişkisi olan mitolojik bir hikâye olduğunu düşünüyorum” şeklinde açıklımlar yaptı. 60’larda çizmeye başlayıp, 70’lerde popüler olan Crumb, hemen hemen herkesle (hippiler, kadınlar, yaşlılar, ordu, polis, vs.) dalga geçen karikatürleriyle ünlü çizimlere sahip.
Kaynak - Hürriyet

Çizgi Roman Cafe Geliyor

Her yanınızda çizgi roman tabloları ve heykelleri, çay içiyorsunuz, sohbet ediyorsunuz... Bodrum'da yakında!

12 Kasım 2009 Perşembe

Tayyar Özkan Çocuklara Çizdi

Ülkemizi "Caveman" çizgi romanıyla başta amerika olmak üzere bir çok ülkede başarıyla temsil etmiş olan Tayyar Özkan BU yayınlarından çıkan çocuk kitabıyla okurlarına sesleniyor.

11 Kasım 2009 Çarşamba

mit'in "Anahtar" öyküsü

ÇROP Blog okuru ve yorumcusu, Şansal'ı ve Erman'ı mit; nam-ı diğer M. İhsan Tatari, Kayıp Rıhtım'a öykü yazmış. İşte girişi:

Anahtar
Akşam üzeriydi. Güneş yavaş yavaş şehrin üzerinde alçalmaya ve caddeleri kızıl ışıkları ile yıkamaya başlamıştı. İnsanlar günün yorgunluğu ile kendilerini sokaklara atmış ve bir an önce evlerine ulaşabilmek için kalabalık kaldırımlarda birbirleri ile yarışıyorlardı. Kahverengi takım elbiseli, uzun boylu, genç sayılabilecek bir adam bu kalabalıktan sıyrılıp ağır adımlarla daha tenha olan ara sokaklardan birine girdi. Dalgalı açık renk saçları ve yeşil gözleri vardı. Oldukça düzgün ve tıraşlı bir yüze sahipti. Eğer yüzünü sürekli böyle asmasaydı yakışıklı bile sayılabilirdi. Sıra sıra binaların önünden geçerken bir eliyle kravatını gevşetti. “Şu merete de bir türlü alışamadım.” diye mırıldandı kendi kendine. Apartmanının önüne geldiğinde, açık olduğunu umarak bir eliyle ağır demir kapıyı ittirdi. Kapalıydı. Her zamanki gibi… Derin bir iç çekip elindeki evrak çantasının içini karıştırmaya başladı. Sonunda anahtarlarını iki dosyanın arasına sıkışmış vaziyette bulup çantasından çıkardı ve asabi bir şekilde kapıyı açtı. Ağır adımlarla dairesine çıkan merdivenleri tırmandı. O kadar yorgundu ki bacakları kendisini zor taşıyordu. Sıcak bir duş hayali ile dairesinin kapısından girdi ve çantasını bir köşeye fırlatıp attı. Kravatını da hızla çözüp az önce çantasını attığı köşeye fırlatıverdi.

Bu polisiyenin devamı - http://oyku.kayiprihtim.org/anahtar-mit/

"Fahrenheit 451" Çizgi Roman Oldu

Yıllar önce sinema filmi de büyük ilgi görmüş olan "Fahrenheit 451" yakın zamanda ülkemizde tiyatro oyununa da uyarlanmıştı. Mars gezegenini ve kitabı çok seven Ray Bardbury'nin günümüz sisteminin gidişatından duyduğu endişeyi dile getiren roman TV'nin yükselişini, insanlar arası iletişimin yok oluşunu, trendlerin hayatımızı yönlendirişini ve gerçek sanatın gözden düşüşünü irdeliyor. Romanın yıllarca yakılmış ve kovalanmış çizgi roman sanatına uyarlanmış olması da bu arada ayrı bir ironi.
Fahrenheit 451
Yazan: Ray Bradbury
Çizen: Tim Hamilton
Guy Montag bir itfaiyecidir. İşi, bütün mutsuzluğun ve uyuşmazlıkların kaynağı olan yasaklanmış kitapları yakmaktır. Buna rağmen Montag mutsuzdur; evliliğinde uyuşmazlık vardır. Yoksa o da mı evinde kitap saklamaktadır? İtfaiye İstasyonu’nun, öldürücü bir iğne taşıyan Mekanik Tazısı, ona eşlik eden helikopterlerle birlikte, toplumun kitap okumaya ve saklamaya devam eden muhaliflerinin izini sürmeye hazırdır ve Montag’in acilen bir plan hazırlaması gerekmektedir.
Bradbury’nin güçlü ve şiirsel eserinin, Tim Hamilton tarafından çizgiye dökülmüş bu hali, ilk yayınlanmasından bu yana elli yıl geçmesine rağmen eserin hâlâ ne kadar büyüleyici ve sarsıcı bir gücü olduğunu kanıtlıyor.

10 Kasım 2009 Salı

Çocuk Kitapları Haftası'nda ÇROP

GA Grup, ‘Dünya Çocuk Kitapları Haftası’nda Carousel’de
Ülkemizde 1947 yılından beri kutlanan Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri 14-15 Kasım tarihlerinde Carousel Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde...
GA Grup tarafından Bakırköy Carousel Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da tam bir şenlik havasında geçecek... Kurumlar arası bir sosyal sorumluluk projesi olarak tasarlanan etkinlikler, “Okusun da Büyüsün!” temasıyla kitap okuyarak büyümenin önemini tüm çocuklarla paylaşmayı hedefliyor...
14 Kasım Cumartesi
11.30 – 12.00 Sara Şahinkanat ile Masal Saatler
12.00- 12.30 Özlem Seller ile Denizaltında Yaratıcı Drama
12.30 – 13.30 Halley ile Tatlı Saatler Atölyesi
13.30 – 14.30 Suat Veral ile Karagöz- Hacivat Yapım Atölyesi
14.30 – 15.30 Didem Aksun ile Heykel Atölyesi
15.30 – 16.30 Yalvaç Ural Kitaplarını İmzalıyor
16.30 – 17.30 Origami Atölyesi
17.30 – 18.30 Ümit Kireççi ile Sihir Atölyesi (Lila Düşler Tiyatrosu)
18.30 – 19.30 Özlem Seller ile Colour Ball
15 Kasım Pazar
11.30 – 12.30 Ayşe Lebriz Berkem ile Masal Saatler
12.30 – 13.30 Alp Türkbiner ile Karikatür Atölyesi
13.30 – 14.30 Suat Veral ile Karagöz- Hacivat Yapım Atölyesi
14.30 – 15.30 Görkem Yeltan Kitaplarını İmzalıyor
15.30 – 16.30 Didem Aksun ile Heykel Atölyesi
16.30 – 17.30 Ümit Kireççi, Filiz Tosyalı ve Rıdvan Şoray ile Story Telling - Mutluluğun Resmi
(Çizgi Roman Okurları Platformu - Lila Düşler Tiyatrosu)
17.30 – 18.30 Yaşar Morpınar ile Ritm Atölyesi
18.30 – 19.30 İbrahim Ulutaş ile Dans Atölyesi
Yayınevleri & Kitap Stantları: Tudem Yayınları - Çizmeli Kedi Yayınları - Deniz Feneri Yayınları - Timaş Yayınları – Marsık Yayınları - Çitlembik Yayınevi - Alfa Yayınevi
* Resim / Boyama Atölyeleri, etkinlikler boyunca tüm gün faaliyette olacaktır.

Star Wars Gümbür Gümbür

JBC'nin yayınladığı Star Wars "Klon Savaşları" serisi Anakin Skywalker'in karanlık tarafa ilerleyişine tanık olmaya devam ediyor. Görkemli ve keyifli çizimin yanı sıra bu seriyi özel kılan ustaca yazılmış senaryosu.

İşte 3 cildin ironi dolu harika özeti:

"Ben... Birisinin tüm hayatını bir maskenin ardında nasıl geçirebileceğini anlamıyorum." diyor yıllar sonra Darth Vader olacak olan Anakin.

Okuyunuz, okutunuz :)
Ümit Kireççi

8 Kasım 2009 Pazar

Çıldırırım namaz kılarım çıldırırım Leonard Cohen çalarım

Hürriyet Gazetesi'nin aykırı kalemi Ayşe Arman çizgi roman karakterlerine benzettiği tesettürlü bir bayanla röportaj yapmış. Böylece, içinde çizgi roman geçen bu ropörtaj "Her Alanda Çizgi Roman" bölümümüze girmeye hak kazanıverdi. Buyurun, iyi okumalar:

Biliyorum... Bu da kim diyeceksiniz! Nereden çıktı diyeceksiniz? Çünkü görmeye alışık olduğunuz tiplerden biri değil.

Kapalı ama isyancı. İnançlı ama aykırı. Örtülü ama anarşist. Sadece içi değil, dışı da farklı. Haber7.com’un yazarı ve Marmara FM’in yayın yönetmeni Esra Elönü, kendini çizgi roman kahramanı olarak tanımlayabiliyor. "Sürü"nün bir parçası olmak istemediği için, kıyafetlerini kendi çiziyor, bir arkadaşı da dikiyor. Ve ortaya bu görüntü çıkıyor. Ucu kesik eldivenleriyle, botlarıyla, kalın kemeriyle, siyah matrix pardösüsüyle Blade Runner filminden fırlamış gibi. O, İslamcı genç neslin yeni sesi olarak kabul ediliyor.../_np/2399/9202399.jpg
Ahmet Arsan sayesinde tanıdık sizi. Ama hálá bir meçhulsünüz. Kimsiniz, kimlerdensiniz?
- Radyocuyum, edebiyatla haşır neşirim. Farklılığını çok erken yaşta fark eden ama yaşadığı çevre itibariyle bunu çok fazla dile getiremeyen fakat sonra... Çok büyük bir tazyikle fışkıran biriyim!
Nasıl bir çocukluk?
- Dünyadaki pembeliklerle, Pollyannalar’la hiç işim olmadı benim. Çok fazla sorup, sorgulayan bir çocuktum. Annem ev hanımı, babam imamdı. Hani marangozlar, çocuklarına ahşap oyuncak yapıp getirir ya, babam da bize hep en güzel tekbirleri getirirdi. Hiçbir zaman baskıcı, dışlayıcı ve dayatmacı olmadı.
Olay nerede geçiyor?
- Beşiktaş’ta doğdum ama sonra babam Gaziosmanpaşa’daki bir camiye tayin oldu.
Kaç kardeşsiniz?
- 6 kız! Ben 4 numarayım, bir de benden beş dakika önce doğmuş bir ikizim var. Dünyaya yalnız gelen insanlardan değilim! Çok iyi gitar çalar, ben de öyle. O gitarı da eve, imam olan babam getirmiştir. Yani ben, muhafazakár ailede doğan, o yüzden çocukluğunu yaşayamadığını söyleyenlerden değilim. Cahilliğin, muhafazakárlık diye yutturulması da sinirimi bozuyor! Benim yazma nedenim de bu noktada başlıyor. Derdi olan insan yazar, benim de var. Yazmaya, şiirle başladım. Çekirdek yiyordum, sesi çok hoşuma gitti, o sese uygun bir söz yazdım, derken o sözü tetikleyen başka sözler geldi, bu da şiire dönüştü. Şair İbrahim Tenekeci, şiirlerimi fark etti ve çeşitli dergilerde yayınlandı. Sonra metin yazarı olarak Marmara FM’e girdim, 8 yıldır buradayım. Bu radyoda aklınıza gelebilecek her işi yaptım, şimdi genel yayın yönetmeniyim.
Eğitim?
- İmam Hatip. Bundan da gurur duyuyorum. Dramaturg olmak istedim, başörtüsü yüzünden olamadı. Bir dönem de konservatuvara girme hayalim vardı, o da gerçekleşmedi. Ama ben yılmadım, fışkırmak için kendime başka yollar buldum.
İmam Hatip dışında düz bir liseye gitme şansınız var mıydı?
- Çok dürüstçe söyleyeyim, yoktu. Babam o kadar da geniş değildi. Ama orada severek okudum. Bu, benim örtü tanımımla ilgili. Kimse, benim başımı zorla kapatmadı. Örtüyü ben kendim sorguladım. Yazdıklarımdan, şundan bundan esinlenerek, kendime bir masal kahramanı yarattım ve ona kıyafetler çizdim.
Bu üzerinizdeki kıyafetler sizin kendi çizdiğiniz şeyler mi?
- Evet. Elimden dikiş gelmiyor ama bir terzi arkadaşıma götürüyorum; o da kahkahalar atarak dikiyor. Ben de giyip sokaklara çıkıyorum. Çok içselleştirdiğim için de emanet gibi durmuyor.
Kaç yaşında örtündünüz?
- 10.
10 yaşındaki bir çocuk, "Allah emretti, kafamı örtmem lazım" diyebilir mi?
- Diyemez. Zaten o başörtüsü değil, "saç örten bir kapatıcı." Zamanla, yerli yerine oturtuyorsun. 10 yaşında kapandım ama 13 yaşındayken saçma gelseydi, kafamdan çıkartıp atabilirdim.
Ama bütün kardeşleriniz örtülü öyle değil mi?
- Evet, başörtünün çekirdeğinden gelmeyiz!
Ailede, sizin kadar eksantrik ve farklı örtünen bir başkası var mı?
- Yok ama bu da normal. "Benden bir tane daha"ya kimse tahammül edemez! Kaç yaşındaydım bilmiyorum ama örtülü insanların genellikle tek tip giyindiğini fark ettim, firmaların ürettiği bazı kıyafetler var, herkes onları giyiyor ve birbirine benziyor. Ben de dedim ki, "Sürüye dahil olmayacağım. Kapanacağım ama kendi istediğim gibi..."
Çizgi roman kahramanı gibi duruyorsunuz. Onların böyle kostümleri vardır...
- Evet, çünkü ben kafasında çizgi roman sekansları olan biriyim. Gerçeğin de, çizgi romanlar olduğuna inanıyorum. Ama tabii kolay oldu zannediyorsanız yanılıyorsunuz, annem hálá, "Sen 40 yaşına gelince de böyle mi giyineceksin?" diyor.
Babanız peki? O ne diyor?
- Bir gün olsun, "Bu ne hal!" demedi. Örtülü olmam onun için yeterli, sesini çıkarmıyor.
Kıyafetlerinizle, makyajınızla güzelliğinizi ön plana çıkarıyorsunuz. Bence şahane de... Örtünmenin esasına aykırı değil mi?
- Değil.
Muhafazakárlar itiraz ediyorlardır...
- Etmez olurlar mı? Eldivenlerim, aksesuvarlarım hep eleştiri konusu...
"Blade Runner" filminden çıkmış gibisiniz. Ama eğreti de durmuyor...
- Çünkü bu, benim. Kendimi ne kadar saklayabilirim ki? Benim gibi bir insanı, kalıba nasıl sokabilirsiniz ki? Masamın üzerinde ağzı açık bir konserve kutusu var. Kapağında, "Ağzımı açtırmayın demiştim!" yazıyor, içinde de 1982 Anayasası var. Bu, absürt bir şey. Çünkü ben öyleyim. Fıtratım böyle. Allah’ın da beni böyle istediğini, böyle sevdiğini düşünüyorum.
Kendinizi hangi sıfatlarla tanımlıyorsunuz?
- Özgür, özgün ve çılgın. Çılgınlık yaparım, giderim namazımı kılarım, çılgınlık yaparım Leonard Cohen dinlerim, sonra da Rahman Suresi...
Bu tür şeyler söylediğinizde, sizi dışlamaya çalışanlar olmuyor mu?
- Oluyor, "Sen bizden değilsin, içimize almayız!" diyorlar, ben de, "Zaten hiçbir zaman içinizde değilim ki!" diyorum. Benim Allah’la olan randevularımı kim engelleyebilir? Ben Allah’ı kızdırmamak adına yaşıyorum. Onu kızdırsam da, o bana "Gel" diyor, ben de giderim, kimse karışamaz. O yüzden bugün sözü edilen muhafazakárlık kalıplarında kendimi göremiyorum. Mesela makyajıma da takmışlar ama ben kimseyi bir şeye teşvik ettiğimi düşünmüyorum.
Demek istiyorsunuz ki, "Yaptığım makyajla kimseyi ne helale ne de harama teşvik ediyorum..."
- Aynen. Karşımdaki insanların zaaflarını tetikleyecek ya da frenleyecek insan değilim. Sürme çekmeyi çok seviyorum o kadar. Fakat şuh olmak adına yapmıyorum. Kadınlığını çok fazla erkeklerin başına vuran kadınlardan olmadığım için de Allah’ıma şükrediyorum.
İnsanın şöyle bir açıklaması oluyor mu: "Benim nefsim bu kadarını yapabiliyor, bu kadar örtünebiliyorum!"
- Yooo. Ben yanlış örtündüğümü asla düşünmüyorum ki. Bir sürü insan, "Tesettüre uygun değilsin" diyebilir ama ben onları dikkate almıyorum. Ben, insanların beni şekillendirmek istediği biri değilim...
Diyorsunuz ki, "Herkes nasıl örtünmek istiyorsa öyle örtünsün..."
- Evet. Ben bugüne kadar kimseye, "Yanlış örtünüyorsun!" demedim, bu laf ağzımdan çıkmadı. Kimse de bana demesin...
Kesik eldivenler size biraz da rocker havası veriyor...
- Evet, eldiven sevdiğim bir şey. Bu eldivenlerle camide elinizi açın ve Allah’a dua edin, insanlar orada sizin dua etmenizle değil, bu eldivenlerle dua etmenize takarlar...
Yaptınız mı?
- Yapabilirim de. Ama gelecek tepkileri biliyorum. Tekrar ediyorum, ben bunları farklı olayım diye yapmıyorum. Bunların dine aykırı olduğunu da düşünmüyorum. Allah’ın beni böyle sevdiğine inanıyorum.
Siz, her gün, radyoda bir sürü evlenme teklifi de alıyorsunuzdur...
- Evet ama ilgilenmiyorum. Yapmam gereken çok daha önemli şeyler var.
İnsanlar özgürce Allah’a gitsinler
İslami genç kuşağın sesi olduğunuzu söyleyenler var...
- Benim böyle bir iddiam olmadı ama evet ben de bir sesim. Hem çok anarşist ve aykırı bir sesim. Üstelik, sesim yüksek de çıkıyor.
Size, "İslami kesimin uzaylısı" da deniyor.
- Sonuçta, uzayda da namaz kılınabiliyor!
Radyoda Leonard Cohen çalınca rahatsız olmuyorlar mı?
- Geleneksel dayatmacılar, her şeyden rahatsız oluyor. Darbukanın, insanın kafasını yaran sesini eleştirmeme de tahammül edemiyorlar!
Onlar sadece ilahi mi çalmanızı istiyorlar?
- Hep ilahi dinleyecek halimiz yok ya! Cohen’in güzel sesinin sahibi de Allah’tır. Bizim camia, önceleri, radyodaki herhangi bir sohbetin altındaki ney sesi de onları rahatsız ediyordu, yılmadım. Gerçi, çok da kendi camiasını eleştiren bir insan olmak istemiyorum, bunlar benim gözüme sokulan şeyler olduğu için söylüyorum. Ben şunu istiyorum: İnsanlar, özgürce Allah’a gitsinler. Rahat bırakın, Ali’nin, Mehmet’in otoritesiyle, herhangi bir sekteye uğratmayın ya da bloke etmeyin onları... Hayat, benim için ne biliyor musunuz? Şöyle bir not: "Secdeye gittim, geleceğim..." Erken de dönebilirim, geç de. Ama geleceğim...
Bir taraf, ’Hayır örtünemezsin! Çağdışı!’ diyor DİĞER TARAF ’Bizim istediğimiz gibi örtüneceksin!’
Babalara, bakkal çakkal, eş dost, hep kızlarıyla ilgili laf eder, "Kızını da gördük, acayip giyinmişti" filan der, onların bazıları da kızlarını evlatlıktan reddetmekle filan tehdit eder...
- Benim babam, ilahiyat mezunu, falaka zihniyetli biri değil. Hiç öyle yapmadı. Ben de babamın hoşgörüsüne teşekkür etmek için, ona beste yaptım. Bizim evde, "Elalem ne der?"e takan annemdir.
Laikler sizi örtündüğünüz için, dindarlar da yeteri kadar örtünmediğiniz için eleştiriyor, değil mi?
- Evet ama alıştım. Laiklerin, örtülüler konusundaki önyargılarına hiç girmek istemiyorum. Çünkü bunları açıklamaktan bıktım. Bir taraf, "Hayır örtünemezsin, çağdışı!" diyor, öteki taraf ise, "Sen bizim istediğimiz gibi örtüneceksin!" diyor. Gerçi, iki taraf da dayatmacı bir şey yapıyor ama açıkçası, bizim tarafın eleştirileri daha çok koyuyor. Ben Allah’ın istediği gibi örtünüyorum. Onun istemeyeceğini düşündüğüm bir şey yapsam, hemen cayarım.
Kendinizi "arada kalanlar" kategorisinde hissettiğiniz oluyor mu?
- Asla. Mağduriyet edebiyatı hiç yapmadım. Bu ülkede başörtüsü sorunu yaşayan bütün kardeşlerimin, benim gibi enerjilerini başka yerlerde gösterebileceklerine inanıyorum. Üniversite okumadım da ne oldu? Yine radyocu oldum, yine yazılar yazıyorum. Onlar da yapabilirler. Ama ülkemizde başörtüsü sorununun yarattığı bir hantallık ve tembellik söz konusu. Önemli olan bunu aşabilmek...
HEDEF KİTLEM KAFASI DİK AKTİVİST RUHLU GENÇLER
Size dişi Ahmet Hakan diyenler var.
- Benim böyle bir iddiam yok. Samimi söylüyorum. Popüler olma derdim hiç olmadı. Ama bizim camiadaki olumsuzluğu eleştiren tek insan oysa, ben de onun gibi olmak isterim.
Hakkınızdaki, "Canavar kalem", "Fırtına kız", "Depresif, hafif gotik, sıra dışı entelektüel Müslüman" tanımları hoşunıza gidiyor mu?
- Gidiyor tabii. Hem de çok.
Tabii, "Zeki görünmek için en anlaşılmaz, çetrefilli cümleleri yan yana koyuyor ve edebiyat yaptığını zannediyor. Peh!" diyenler de var!
- Madem anlaşılmaz bir yazarım neden "bir kesimin sesi" diyorlar? Ben kalemimle buluş yapmayı seviyorum. Ondan anlaşılmaz olduğumu düşünüyorlardır.
Hedef kitleniz?
- Söyleyecek sözü olan, kafası dik, anarşist ve aktivist ruhlu gençler...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12887805.asp?mnID=12887805

Çizgi romanlar da kitap kadar faydalı

ABD’li bilim insanları, çizgi romanların çocukların öğrenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.
ABD’deki Illinois Üniversitesi’nden araştırmacılar, çizgi roman okumanın da kitap okumak gibi çocukların dil bilgisini ve kelime dağarcığını güçlendirdiğini ve okuma sevgisine sahip olmalarını sağladığını söyledi. “School Library Monthly” dergisinde yayımlanan makalede araştırmacılar, çizgi romanların da diğer okuma malzemeleri kadar karmaşık olduğunu ve çocuklara diğer kitaplar kadar fayda sağladığını yazdı.
Kaynak - Milliyet
Fotoğraf - Shameless

YKY’DEN YENİ BİR RED KİT ALBÜMÜ: JESSE JAMES

RED KİT, BİR KEZ DAHA BEYAZPERDE'DE!



Batı’nın gölgesinden hızlı silah çeken tek kovboyu Red Kit, çizgi romanlarını severek okuduğumuz, çizgi filmlerini bıkmadan izlediğimiz bir kahraman. Red Kit, şu günlerde beyazperdede boy gösteriyor. Yönetmenliğini James Huth’un yaptığı; senaryosu Morris, Goscinny, Sonja Shillito ve James Huth’a ait olan film, geçtiğimiz ay Fransa’da gösterime girdi. Önümüzdeki aylarda da Türkiye’de gösterime girmesi bekleniyor.
Filmde, Amerika Birleşik Devletleri başkanı tarafından Papatya Kasabası’nı kurtarmakla görevlendirilen Red Kit (Jean Dujardin), burada Billy the Kid (Michael Youn), Calamity Jane (Sylvie Testud), Pat Poker (Daniel Prévost) ve Jesse James (Melvil Poupaud) ile karşılaşıyor ve amansız bir mücadele başlıyor. Olaylar 1869 yılında, tam da demiryolunun Amerika’nın doğusuyla batısını birbirine bağladığı (dolayısıyla kovboyluğun sonunu hazırlayan) yılda geçiyor. Arjantin’de çekilen Fransa-Arjantin ortak yapımı film, Papatya Kasabası, Billy the Kid ve Jesse James gibi pek çok Red Kit albümünden alıntı yapılarak oluşturulmuş.
Yapı Kredi Yayınları’ndan Yeni Bir Red Kit Macerası: Jesse James
Yeni Robin Hood olduğu iddiasıyla yoksullara vermek üzere zenginleri soymaya karar veren Jesse James’in kısa sürede kafası karışır. Zenginden aldıklarını verdiği yoksul da artık zengin olduğuna göre ne yapmalıdır? İmdadına çok parlak fikriyle ağabeyi Frank yetişir; ele geçirilen para ailenin “yoksul” bireyleri arasında gidip gelirse ahlakî açıdan bir sorun olmayacaktır. İki kardeş, kuzenleriyle birlikte bir çete kurarak soygunlara başlar. Doğal olarak karşılarında Red Kit’i bulmaları uzun sürmez. Dargaud’nun 1969 basımını temel alan bu 25. Red Kit albümü, Morris ve Goscinny’nin imzalarını taşıyor.
Ünlü kovboyun her yıl 10 albümünü yayımlayan Yapı Kredi Yayınları, serinin tamamını 5 yıl içerisinde okurla buluşturmuş olacak. Ayrıca her ay Doğan Kardeş’te Red Kit’in meşhur köpeği Rin Tin Tin’in iki bant macerasını yayımlanıyor.
Red Kit / Jesse James
46 sayfa, 10 TL

7 Kasım 2009 Cumartesi

Topuz Yeniden Aramızda

“Sevimli Çizgilerin Sevecen Babası” karikatürist Vehip Sinan’ın bir döneme damgasını vuran çizgi kahramanı “Topuz” şimdi yeniden aramızda... Çocuklar! Babanızın kahramanıyla tanışmak ister misiniz?

1980’li yılların çocukları şimdi büyüdüler, hepsi büyük adam oldular. Ama pek çoğu içlerindeki çocuğu yaşattılar. İşte “adam olmuş bu çocuklara” ve babalarının çocukluk kahramanıyla tanışmak isteyen bugünün çocuklarına bir müjdemiz var.

“Yaman Çekirge”, “İzin Dede” ve “Hayal mi Gerçek mi? ” isimli üç Topuz kitabı, hem dünün hem bugünün çocuklarına heyecanlı saatler yaşatacak.
“Ben Topuz’la büyüdüm” diyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok… Şimdilerde çocuklarını ve hatta torunlarını seven bir kuşağın severek okuduğu Topuz, bugün tekrar aramızda...
O bugünün çocuklarına da ulaşmak, onlarla arkadaşlık kurmak, birbirinden güzel maceralarını küçük dostlarıyla paylaşmak istiyor. Peki ya Topuz’u tanımayanlar, onunla henüz tanışma imkânı bulamayanlar? İşte tam zamanı...
Gelin tanıştıralım sizi onunla… Tanıyanlara da bir zihin tazelemesi yapalım.
Topuz, bir çizgi roman kahramanı... Alabildiğine sevimli ve rüyalarınıza girecek kadar sempatik bir “kahraman”… Boyu küçük, ama kalbi büyük... Bu yüzden yaptıkları çok büyük... Cesur, kararlı ve en önemlisi arkadaş canlısı…
En yakın arkadaşı Tamer... Topuz’un neredeyse ikizi… Huy ve karakter olarak birbirlerine o kadar benziyorlar ki… Birbirleriyle her şeylerini paylaşıyorlar. Hatta çoğu zaman kıyafetlerini bile... Biri diğerinin tişörtünü, diğeri de onun şortunu giyebiliyor.
Süper güçlere ve yeteneklere sahip kahramanlar
Topuz ve Tamer’le ilgili bir sır daha verelim. Her ikisinin de süper güçleri ve yetenekleri var. Bazen bir bilezikle, bazen bir tüyle bu güçlerini kullanıyorlar. Ama hiçbir zaman güçlerini kendileri için kullanmıyor, bencillik yapmıyorlar. Çünkü gösterişi hiç sevmiyorlar. Arkadaşlarına üstünlük taslamıyorlar.
Hep haklının yanında, haksızın karşısındalar. Başı sıkışan birini gördüklerinde hemen yardımına koşuyorlar. Haksızlık edenin karşısında duruyor, onu hemen yakalayıp kötülüğüne engel oluyorlar.
Hem Topuz hem Tamer doğru sözlü çocuklar. Yalanı hiç sevmiyorlar. Herkesin korktuğu, köşe-bucak kaçtığı kötü insanlara, hatta canavarlara meydan okuyabiliyorlar.
Diğer yandan da esprili, cana yakın ve sevimli yapılarını hiç bozmuyorlar.
Kendilerini sürekli bir maceranın içinde buluyorlar. Ya da macera onları buluyor diyelim…
Bazen uzaylılarla, bazen korkunç icatların peşinde koşan bilim adamlarıyla, bazen gizemli güçlere sahip varlıklarla, bazen dev cüsseli yaratıklarla karşı karşıya geliyorlar.
Hayalleri zorlayan bir dünyaları var onların... Bu dünyada hep doğrunun peşinde koşuyor, kötülere derslerini veriyor, çaresizlere kol-kanat geriyorlar.
Topuz nasıl doğdu?
Can Kardeş dergisinde Topuz’un yayınlanmaya başlandığı 16 Şubat 1981’de, Vehip Sinan’a “Topuz nasıl doğdu? ” diye sorulmuş. O da şu cevabı vermiş: “Rahmetli Münir Hayri Egeli’nin idaresinde Küçük Afacan mecmuası çıkıyordu.
Orada ufak çaplı çalışmalarım vardı. Bir gün hastalandım ve on beş gün kadar yatmak zorunda kaldım. İşte o hasta yatağımda doğdu Topuz… Daha doğrusu, Topuz ve Tamer ikizleri… Nur topu gibi iki yumurcak…”
Bugüne kadar kaç Topuz macerası çizdiğini Vehip Sinan’ın kendisi de hatırlamıyor.
Ama bilinen bir şey var ki, bu maceralar başta Can Kardeş ve Türkiye Çocuk olmak üzere farklı birçok çocuk dergisinde ve gazetede kırk yıla yakın süreyle yayınlanmış.
Topuz ve Tamer, bazen köpekleri Coci’yle birlikte maceradan maceraya koşmuş, kötüleri alt edip iyilerin safında yer almışlar.
Çokça okunmuş, bir sonraki maceraları ilgiyle beklenmiş, hem eğlendirmiş hem düşündürmüşler.
Topuz yeniden aramızda
Nesil Çocuk Yayınları arasında “Yaman Çekirge”, “İzin Dede”, “Hayal mi Gerçek mi? ” alt başlıklarıyla yayınlanan üç Topuz kitabı, hem dünün hem bugünün çocuklarına yine heyecanlı saatler yaşatacak.
Hemen söyleyelim; yayınevi yetkilileri Topuz serisini 12 kitaplık bir set haline getirmeyi planlıyor.
Topuz ve Tamer’in babası (belki şimdi dedesi demek lazım) Vehip Sinan’ın çocuklarının (ya da torunlarının) yeniden hayat bulmasına, sekseninci yaşını sürdüğü bugünlerde bir çocuk kadar sevindi desek abartmış olmayız.
Yeni Topuz kitaplarını eline aldığında “Vay keratalar! ” diyerek mütebbessim ve duygulu bir bakış fırlattığına gözlerimizle şahit olduk. Topuz aynı Topuz, Tamer aynı Tamer’di.
Hiç büyümemişler, ama teknolojinin sunduğu imkânlarla daha yakışıklı olmuşlardı ve babalarının (dedelerinin) elini öpmeye gelmişlerdi.
İşte biz de, 80’li yılların çocukları ve içindeki çocuğu hep koruyup kollayan birileri olarak, günümüz çocukları adına Vehip Dede’mizi ziyaret ettik, ellerini öptük ve belki de hayatının en değerli hediyesini, üç Topuz macerasını kendilerine takdim ettik. Onun sevincini paylaştık.
En büyük sevincimiz ise, Topuz’u bu zamanın çocuklarına sunabilme fırsatını yakalayabilmiş olmak.

Kaynak: www.haber7.com

Süperman Casus muydu?

Soru şu: Superman casus muydu?
Soran ben değilim. Bana sorulsa “Uçmuyor muydu o arkadaş?” der geçerdim herhalde.

Fakat bir insan evladı oturup “Was Superman A Spy?” (Brian Cronin, Plume) diye bir kitap yazmışsa, sırf “Bakalım derdi neymiş?” diyerek alır, okurum.
Brian Cronin, “Comics Should Be Good” adlı bir blog yazıyor.
Bir çizgi roman hastası. Detaycılığı ve araştırmayı, çizgi roman kahramanlarıyla ilgili üretilmiş şehir efsanelerini kurcalamayı seviyor.
Bu alanda kendini epeyce kabul ettirmiş bir şahıs olduğunu “Çizgi Romanlarla İlgili Lüzumsuz Bilgiler” havasını da taşıyan kitabını okurken net bir şekilde anladım.
Oscar ödüllü büyük oyuncu Martin Landau’nun aslında çizgi romancı olmak istediğini, kısa bir süre çalışıp dikiş tutturamayınca aktörlüğe yöneldiğini öğrendim mesela.
Kendisini Uzay 1999’daki haliyle hatırlamaya devam edeceğim tabii ki.
Dashiell Hammett ve Mickey Spillane gibi “hard-boiled” polisiyecilerin çizgi roman yazdıklarını bilirdim.
Rahmetli Oğuz Aral’la uzun uzun “Secret Agent X-9” muhabbeti yapardık. Alex Raymond çizmiş, Dashiell Hammett (sonraları Leslie Charteris) yazmış.
Aşılması güç bir zirvedir hâlâ gözümde.
Fakat Patricia Highsmith’in de çizgi roman sektöründe yazar olarak şansını denediğini, bir süre çalıştığını bu kitaptan öğrendim.
“Yetenekli Bayan Highsmith” demez miyim şimdi ben!
Elvis’in popüler kültürün temel harç malzelemelerinden biri olduğunu, modadan müziğe değdiği her alanı etkilediğini herhalde herkes kabul eder.
Peki Elvis’i kim etkilemiştir?
Cevabımız Captain Marvel Jr. Yani Küçük Kaptan Marvel.
1941’den itibaren yayınlanan Bızdık Kaptan Marvel, Elvis’in en büyük kahramanı.
Baktım, hakikaten meşhur saç kesimini ve 1970’lerdeki pelerinli sahne kostümlerini direkt Bızdık Kaptan’dan araklamış Kral.
Kitaba göre Elvis’in “Captain Marvel Jr” koleksiyonu, hâlâ evinde, Graceland’de duruyormuş.
Ne güzel!
Gelelim kuş mudur, tayyare midir, casus mudur şu Superman meselesine...
1940’ların başı. İkinci Dünya Savaşı.
Superman’in yaratıcı yazarı Jerry Siegel askere gidince yerini Don Cameron alıyor.
O da oturup “The Battle of the Atoms/Atomların Savaşı” adlı bir macera yazıyor.
Fena insan Lex Luthor, Superman’e “atom bombası” adlı bir silahla saldırıyor filan...
Hükümet yetkilileri Superman’i o kadar yakından takip ediyor ki; macera basılmadan önce yayıncı DC Comics’i arayıp yayınlanmasını engelliyorlar.
Daha doğrusu engellemiyorlar da erteliyorlar.
Kamuoyunun popüler bir çizgi roman aracılığıyla “atom bombasını zamanından önce tanıması” böylece engellenmiş.
Maceranın yıllar sonra yayınlandığını da belirtmek gerek.
Benzer bir durum atom bombası kullanıldıktan sonra da yaşanmış.
Bu kez de “Olay taze, atom bombasıyla işi olmasın başka işlerle uğraşsın” denerek “Crime Paradise/Suç Cenneti” macerasının yayınlanması engellenmiş.
Fakat casusluk işi biraz daha farklı.
Yıl 1945. Superman’i bu kez Alvin Schwartz adlı genç bir yetenek yazıyor.
Maceranın koparak dökülme noktasına geldiğinde “cyclotron’ adlı bir aletten bahsediyor.
“Atom ezici” olarak da bilinen ve atom bombası araştırmalarında kullanılan ve “gizli” olan bir alet bu!
FBI devreye giriyor ve “Hop usta aman oynama, değişmez taka-tuka” diyor.
Yarbay rütbeli, John Lansdale adlı bir subay, oturup ciddi ciddi iki sayfalık rapor yazıyor.
“Nükleer mevzuu ince mevzuu. Halkın kafasını sulandırmakla neyi amaçlıyorsunuz siz?” gibilerden bir fırça ve yıllarca kulaktan kulağa gezerken besili bir Ren Geyiği’ne dönüşen soru kalıyor geriye:
“Superman casus muydu?”
Uçmuyor muydu o?

Kanat Atkaya
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12881809.asp?mnID=12881809

DOĞAN KARDEŞ’İN KASIM SAYISI YAYIMLANDI

Merak ve sabırsızlıkla beklenen yeni macerası Toprak Devri –I, yol arkadaşları Noburo, Noşin, Tikku ve Pajan İmparatorluğu yollarında kol gezen kötülükler; Doğan Kardeş’in 22. sayısı Okko’yu kapağında karşılıyor.
İçeride de büyük bir sürpriz var. Haçlı Seferi, orijinal albümün sayfa düzenine uygun olarak ortadan açılmalı, dolayısıyla harika savaş sahneleri bütün olarak görülebiliyor.
Yeni bir macera daha başlıyor; Genç Blueberry dizisinin üçüncü albümü Mavi Süvari’nin kısa öykülerinden Çifte Oyun. Yine çok çarpıcı…
Doğan Kardeş, sayı 22
Kasım 2009, 7,5 TL

Susam Sokağı 40 Yaşında

Hey gidi günler... Üniversite yurdundan hafta sonları eve geldiğimde en büyük keyfim akşam 16.00-17.00 saatleri arasında Susam Sokağı izlemek olurdu. Kermit, Kurabiye Canavarı, Edi Büdü ve bizim tiyatroculardan oluşan mahallenin sakinleri... Bir bölümde hiç unutmam Kurabiye Canavarı "Nefes Kesen Bir Filmi" tanıtıyordu: Yukarıdakiler, Aşağıdakiler. "Gerçekten nefes kesici bir film" derken bir yandan merdivenlerden inip inip çıkıyor kan ter içinde:))) Unutulur mu?..
Sonra TRT'nin çocuklara zararlı diye yayından kaldırıldığını duydum bir ara. Nedense çocukların en sevdikleri şeyler "zararlı" oluyor hep... Aşağıda Habertürk'ün konuyla ilgili haberi var:
Selamlar
Lami Tiryaki
Birçok nesle okumayı, sayı saymayı öğretti; 140 ülkede yayımlandı, 100 ödülü kucakladı...
06.11.2009 09:57
Türkiye'de 1980'li ve 1990'lı yıllarda yayımlanan çocuk programı Susam Sokağı, 40. yaşını dolduruyor.
İlk kez 1969'da ekranlara gelen ABD yapımı program, 10 Kasımda 40. yaşını geride bırakacak.
Joan Ganz Cooney ve Ralph Rogers tarafından kurulan, kar amacı gütmeyen "Sesame Workshop" kuruluşu ya da resmi adıyla Children's Television Workshop'un yaptığı program, 40 yılda birçok nesle okumayı, sayı saymayı öğretti ve "çeşitlilik" mesajı verdi. Program 140'dan fazla ülkede yayımlandı ve 100 kadar ödülü kucakladı.
Bir mahalle ortamında geçen, gerçek ve kukla karakterlerinden oluşan program, 40. yılını kutlamak için bu yıl, ABD Başkanı Barack Obama'nın eşi Michelle Obama'yı konuk edecek. First Lady, çocukları sağlıklı yiyeceklerle beslenmeye teşvik edecek.
Susam Sokağı'nın yayımlanmasının yıl dönümü dolayısıyla arama motoru Google da logosunu Susam Sokağı'nın sürekli didişen kukla karakterleri "Edi ve Büdü" olarak değiştirdi.
AA

6 Kasım 2009 Cuma

Çizgi Romanda Sansür

Bir sene önce kaleme aldığım Eyvah Sigara Yasağı yazım gerçek oldu. 37 yaşında olup da alkol ve sigara kullanmamış biri olarak "çizgi romanda sigara yasağını" anlamam mümkün olacak gibi değil: LAL Kitap sigara yasağına başlamış çizgi romanda!
Altın Madalyon çizgi roman forumu bu konuyu tartışmaya açmış ve bir çok kişi de yayınevini protesto etmeyi önermiş: Çizgi Romanda Sigara Sansürü

Hangi hareket doğrudur, yayınevi doru mu yapıyor, çizgi roman nereye gidiyor, barış çubuğu ne olacak...? Tartışmaları takip etmek veya fikir sunmak isteyen forumu bir ziyaret etsin bence.

Ümit Kireççi

5 Kasım 2009 Perşembe

TÜYAP 2009'da Çizgi Romancılar

Tüyap Kitap fuarı'nda çizgiroman basan yayınevleri bir arada. Salon 2 No:308 Laika Standında JBC, Gerekli Şeyler, Marmara Çizgi ve Laika çizgi roman okurlarını bekliyor:
Soldan sağa - Marmara Çizgi / Erdem Aydoğan, Gerekli Şeyler / Mişel Simoni ve Alişan Cengiz, Laika / Egemen Görçek, Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) / Ümit Kireççi

EHBAB Fanzin 3. sayısı ve çizer Sibel Bozkurt Söyleşisi

3. sayısına ulaşan EHBAB fanzin yazıları ve çizgi romanlarıyla ilgi çekiyor. Binbir emekle çıkarılan dergi genç, dinamik, yetenekli bir grubun eseri.
"3. sayıyı da çıkardık!! Desteğini bizden esirgemeyen herkese çok teşekkürler. Katılımlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyoruz. Kağıda basılı versiyonunu tercih ediniz.
İstanbul'da istiklal'de mephisto kitapevinden,bolu'dan bizbize kitapevinden, 2 tl'ye edinmek mümkündür. Çok yakında başka satış yerlerinden de edinebilirsiniz.
Yazmak çizmek fikir beyan etmek ve edinmek için lütfen bize ulaşınız:
Ve EHBAB çizerlerinden Sibel Bozkurt'la aylar önce sokak etkinliklerinde performans sergilerken gerçekleştirdiğimiz söyleşi:
Ümit - Kimdir Sibel Bozkurt?

Bozkurt - 17 Nisan 1982 de İstanbul’da doğdum. İlk, orta ve liseyi İstanbul’da bitirdim. 2003’te Trakya Üniversitesi E.M.Y.O. Duvar Süsleme Sanatları Bölümünden mezun oldum. Mezuniyetten sonra çeşitli atölyelerde tekniker olarak çalıştım. Çok küçük yaştan beri çizgi roman okuyucusuyum ama çizgi roman yapmaya çok sonraları başladım. Ama asla vazgeçmeyeceğim iki şeyden biri oldu çizgi roman çizmek.

Ümit - Neler okur, nelerden beslenir, ilgi duyduğu sanat dalları?

Bozkurt - Ne kadar çok çizgi roman okur ve incelersem o kadar iyi, o yüzden ulaşabildiğim her çizgi romanı okurum. Tabii devamlı okuduğum çizgi romanlar vardır, bunların başında Ken Parker gelir. Dylan Dog, Martin Mystere, Dampyr liste uzar gider. En çok sinemadan besleniyorum sanırım. Her çizgi roman karesini bir, film sahnesi olarak düşünürüm.Sinema dışında tabii yine çizgi romandan, müzikten ve edebiyattan. Bir şarkıdan etkilenip çizim yaptığım çok olmuştur. Birde izlerim insanları incelerim, sokakta, otobüste, her yerde. Çizgi roman, sinema, müzik, edebiyat dışında resim ve vitrayla ilgileniyorum .

Ümit - Çizgi romanı ne zaman keşfetti? Tercihleri nelerdir?

Bozkurt - Çizgi romanı çok erken yaşlarda keşfettim çünkü babam da çizgi roman okuyucusudur. Şanslıyım bu konuda evimizde her zaman mizah dergileri ve çizgi romanlar olmuştur. İlk okuduğum çizgi roman Conan dır. Her tür çizgi romanı okurum severek, hepsinden ayrı ayrı zevk alırım. Birini diğerine tercih etmek istemem ama heybesinde kitap taşıyan at sırtında gezen bir gezgin ya da en yakın arkadaşıyla gizemleri çözen bir dedektif hikayesi daha içten benim için.

Ümit - Okurluğu ve sonrasında çizerliğe geçiş serüveni nedir? Yardım edenler oldu mu? Örnek aldığınız kişiler var mı?

Bozkurt - Okurluğum küçükken babam sayesinde başladı ama kendi çizgi romanlarımı alı okumaya başlayışım lisede oldu. Ben her zaman resim yapan çocuklardan oldum ve kendimi bildim bileli çizim yapıyorum. Çizgi roman yapmaya geçişim ise Edirne de okurken oldu. Arkadaşlarla bir çizgi mizah gurubu kurmuştuk ve Karga adında üniversiteye bağlı bir dergi çıkarıyorduk. İlk çizgi romanımı bu dergi için çizdim ve o zamandan beri çizmeye devam ediyorum. Değerli çizgi romancı Soner Tuna Trakya Üniversitesin de öğretim görevlisidir. Bunu başta bilmiyorduk ben bir tesadüfle öğrenmiştim ve dergimizden bahsedip bizimle çizmesi için kendisini davet etmiştim, o da bizi kırmamıştı ve tüm çıkan sayılarda bizimle çizmişti ve tabii bize yardımcı olmuştu. Soner Tuna dan çok şey öğrendim, kendisi hem hocamdır hem de hayran olduğum bir çizer. Çok sevdiğim çizerler vardır ama örnek aldığım kimse yok.

Ümit - Gerçek mesleğiniz ve çizgi roman çizme inadınızı paylaşır mısınız?

Bozkurt - Ben el sanatları teknikeriyim. Vitray yapmayı çok seviyorum ve belki ilerde bir atölyem olur bununla ilgili ama çizgi roman bambaşka bir şey benim için. Bu benim hayatım. Çizgi roman düşünmeden, konuşmadan yada okumadan geçen günüm yok ki benim. Çizgi roman çizmedeki inadım, benim için çok içten gelen beni ben yapan olmasıdır.

Ümit - Çizgi romanlarınızın ilk yayınlanması ve hedefleriniz neler?

Bozkurt - Çizgi romanlarımın ilk yayınlanışı, üniversitedeyken çıkardığımız Karga dergide oldu. Sonrasında birkaç kez çizgi roman fanzin çıkarma girişimim oldu ama herkes aynı çabayı göstermeyince olmuyor. En son Gölge e derginin çizgi roman özel sayısında Papatya ve Gezgin adında iki çizgi romanım yayınlandı. Ekim ayında da Ehbap Fanzinin 3. sayısında bir çizgi romanım yayınlanacak. Hedefim ise her çizgi roman çizen gibi kendi çizgi roman albümümün yayınlanması ama ülkemizde çok kolay olmayan bir şey bu farkındayım. Hatta belki kadın çizerler için biraz daha zordur ülkemizde, çizgi roman albümü yayınlamak ya da aylık dergilerde çizen olmak ama istediğim bunlar tabii ki.

Ümit - Bu çalışmalarınız sizi tatmin ediyor mu? Sizinle aynı yolda yürüyenlere önerileriniz neler olurdu?

Bozkurt - Aslında etmiyor. Yaptıklarımı çok severek ve istekle yapıyorum ama beklentilerimi, hayallerimi karşılamaya yetmiyor açıkçası. Çizgi romanım adına her zaman daha fazlasını istiyorum tabii ki. Çizgi roman yapmak isteyenler için ise şunları söyleyebilirim, bol bol çizgi roman okuyup, incelesinler, çizerek pratik yapsınlar ve kendi tarzlarını oluşturmaya çalışsınlar. Şartlar ne olursa olsun çizgi roman yapma isteklerinden vazgeçmesinler.

Ümit - Çizgi romanımız ve kendiniz hakkında son olarak neler söylemek isterdiniz?

Bozkurt - Umarım bir gün Türk çizgi romanında kadınlarda erkekler kadar var olurlar ve bende onlardan biri olabilirim. Teşekkür ederim.

http://sibisibi.deviantart.com/

4 Kasım 2009 Çarşamba

Gölge e-Dergi sayı 26

Dergimiz ilk defa birkaç gün gecikti, umarım devamı gelmez.
Bu ay 2007 yılı Kasım ayında yitirdiğimiz Metin Demirhan’ı anıyoruz. Kutsi Akıllı, Murat Tolga Şen ve Mesut Kara yazıları ile Metin’i anlattı.
Bu sayıda Mahmud Asrar ile çok özel bir röportaj yaptık Gölge için. Mahmud’un Dc, Marvel ve Image Comics gibi dünyanın üç dev çizgi roman şirketine hangi çizgi romanları nasıl hazırladığını Gölge’de okuyabilirsiz.
Bu sayının çizgi romanları Hakan Tacal’dan İki Kuş, Bülent Sarılar’dan Ani Gelişmeler, Burak Kara’dan Prometheus.
Ozancan Demirışık ve Onur Bayrakçeken Holmes’in öyküsüne devam ediyorlar. Can Çelikel Esir Kanı’nın 3. bölümünü yazdı. Sadık Yemni’nin bu sayıdaki öyküsü Tozluta, Mustafa Kılcı’da bir Garip Yolcuyum öyküsü ile bu sayımıza katıldı.
Hasan Nadir Derin Antalya’da Portakal hasadını izledi ve Altın Portakal Güncesi’ni yazdı. Masis Üşenmez Zombieland’ı Gölge için izledi, Barış Saydam’da Looking For Eric filmini yazdı.
Emre Özgen bu sayıdaki denemesini yazmak için İbrahim Tatlıses’in en ağlak pşarkılarından birini seçti. ‘Bir Kulunu Çok Sevdim’ Adlı Arabesk Fantezi Parçanın Psikolojik ve Sosyolojik Açıdan Analizi’ni yazdı. Merve Veral, Nazım Hikmet’in Herkes Gibisin şiirini yeniden okudu.
Bu sayımızda klasik olmaya yüz tutan Katsuhiro Otomo’nun Akira’sını Gökhan Gök Kült Bir Anime olarak Yusuf Sakman’da manga sayfalarından Yaşlı Çocuklar ve Neo-Tokyo yazısı ile inceledi.
Yazarının Kaleminden sayfalarının bu sayıdaki konuğu Bülent Eriş. Eriş yeni kitabı Piamoesr’in Çemberi’nin yazım öyküsünü Gölge’ye anlattı.
Bu sayının kapağı A.Gökhan Gültekin’den geldi.
http://www.mediafire.com/download.php?nhrtl2mnjdb
http://hayalsaati.com/index.php?option=com_flippingbook&Itemid=69

3 Kasım 2009 Salı

Star Wars : Klon Savaşları Cilt 3

Star Wars : Klon Savaşları Cilt 3
Jabiim'de Son Direniş

Yağmurun durmaksızın devam ettiği, güneşin yüzünü nadiren gösterdiği kasvetli Jabiim gezegeninde Klon Savaşları’nın en şiddetli savaşlarından biri yaşanmakta. Cumhuriyet ve Ayrılıkçılar arasındaki çarpışma kıyasıya devam ederken en ağır bedeli ikiye bölünmüş durumdaki Jabiim halkı ödemektedir. Ayrılıkçılar tarafından desteklenen Jabiimi direnişçilerinin tuzağına düşen Cumhuriyet güçlerinin sayısı giderek azalırken savunma hattındaki son direnişi tamamı ustalarını kaybetmiş durumdaki padawan’lar gerçekleştirecektir. Anakin Skywalker da bu padawan’lardan biridir.
Jabiim’deki savaş alanı yağan yağmur kadar sık dökülen kanla da ıslanırken Klon Savaşları’nın en dramatik mücadelelerinden birine sahne olacaktır. Kazanmak ya da kaybetmenin birbirinden farkı olmayacak kadar acı verici olacağı bir sonuç.
Anakin hiç üstlenmek istemediği bir sorumluluğu üstlenmek, hayatının en zor kararlarından birini vermek ve sonrasında da geçmişindeki en karanlık sırrıyla yüzleşmek zorundadır.
Klon Savaşları toplam 9 ciltten oluşmaktadır. “Bölüm 2: Klonların Saldırısı” ile “Bölüm 3: Sith’in İntikamı” filmleri arasında geçen bu hikayeler filmlerde sadece başlangıcı ve bitişi gösterilen bu uzun savaş dönemi boyunca yaşanmış olaylara ışık tutmakta. Ayrıca filmlerde sadece geri planda gözüken ya da gözükmeyen çok sayıda karakterin bu savaşlarda oynadıkları rollere detaylı bir şekilde değinerek onları da ön plana çıkarmaktadır.
124 Sayfa
135 Gr Kuşe Kağıt
İplik Dikiş
300 Gr Parlak Kuşe Kapak

2 Kasım 2009 Pazartesi

Aşkın Güngör Edebiyat Uyarlamalarını Değerlendirdi

Remzi Kitap Gazetesinden Şiirsel Taş sordu Aşkın Güngör yanıtladı:
HAY KAHR... BELA...
Oysa ne güzel yaşayıp gidiyorduk. Çizgi roman, çocuk beyinli adam ve kadınların ilgi alanına giren, entelektüellerin burun kıvırdığı, medyanın görmezden geldiği basit bir eğlencelikti. Sizi çizgi roman okurken gören tanıdıkların küçümseyici yargılarına değinmek istemiyorum bile. Ama hadi, o akıl hoplatan vecizelerden birini analım da konuşma balonlarıyla dolu bu gökkubbede hoş bir sada olsun:

"Aman Tanrım! Sen hala Teksas Tommiks mi okuyorsun? Hem de bu yaşta!"

Bu ve benzeri cümlelerin sıkça kafamıza kaktığı gibi, bir zamanlar çizgi roman ciddi insanların işi değildi ve delilik ederek okuyanlar gelişimini tamamlamamış embesillerden ibaretti. Ah evet dostlar, onlar güzel zamanlardı.
Sonra bir şey oldu. Anlatması güç (Yok, aslında hiç güç değil, ama yazıya gizem katmaya çalışıyorum, anlayın). Kare ve Balonlar Tanrısı, NTV Yayınları adlı peygamberine kutsal kitabını gönderdi: William Shakespeare'den Macbeth! Ve her şey değişti! Heyhat!
Artık çizgi roman entelektüellerin hakkında görüş belirttiği, Doğan Hızlan gibi duayen gazetecilerin bile köşelerinde kritiğini yaptığı, medyanın boyalı tam sayfalar ayırdığı ve televizyonlarda dakikalarca reklamı yapılan bir ikon halini alıverdi. Evet beyler bayanlar, sıkıcı ülke gündeminden uzaklaşmamızı sağlayacak yeni bir oyuncağımız var. Ergenekon duruşmalarını, Kürt açılımlarını, Avrupa Birliği fasafisolarını bir kenara bırakın da çizgi roman konuşalım! Bugüne dek çizgi romanın en yetkin ve kelimenin tek anlamıyla "sanat" diye nitelenebilecek örneklerine dönüp bakmasak da; üzerinde çizim gördüğümüz hemen her kitaba burun kıvırsak da; sınıflarımızı dolduran gencecik beyinlere her türlü çizgili eserin yozlaşmayla eşdeğer olduğunu dikte etsek de; koskoca bir çizgi külliyatını aklımızca Tommiks-Teksas diyerek küçümsemeye kalksak da... gelin, çizgi roman konuşalım! Çünkü bu konuşma çizgi romandan yola çıkarak nasıl iflah olmaz bir ikiyüzlüler güruhu olduğumuzu da ortaya çıkaracak! Evet? Buna hazır mısınız?
Sözü fazla dolandırmayacak, bu yazının tüm derdini bir çırpıda söyleyeceğim: NTV Yayınları'nın tüm iyi niyetli yaklaşımına karşın klasiklerin çizgi roman uyarlamasının ne edebiyata ne de çizgi romana katkısı var. Hayır, yayınlanan ilk iki kitabın (Shakespeare'den Machbet ile Kafka'dan Dava) grafik eksiklikleri, edebi metni tam anlamıyla ifade edemeyen planlarla donanmış olmaları, yayınevinin tanıtım metinlerine ve hatta web sitesine çizerlerin adını yazmaya bile tenezzül etmemesi değil bunun nedeni. Neden çok daha başka. Ama siz bunu biliyorsunuz, değil mi? Benim gibi çizgi romana tutkuyla ve bir çeşit aşkla bağlanmış "embesillerden" değilseniz demek istediğimi anladınız. Ama hadi, gene de açıklayayım: Bu, aynı coşkuyla devamı gelecek, çizgi romanı hak ettiği şekilde onurlandıracak bir devrim değil, sadece moda, çünkü ilginizde samimi değilsiniz!
Eğri oturup doğru konuşalım; bu yayınlanan çizgi romanların yazar kısmında dünyaca büyük isimler ve televizyonlarda dönen reklamlar olmasaydı böylesi bir ilgi hayal bile edilemezdi. Çünkü bu yeni bir şey değil. Edebiyat klasikleri çizgi romana ilk kez adapte edilmiyor. Çok daha önceleri, ta seksenli yıllarda, dönemin en zengin dergilerinden olan Milliyet Çocuk bu edebiyat uyarlaması çizgi romanları peş peşe yayınlayarak zengin bir külliyat oluşturmuştu zaten. Ne dediniz? Onlar çocuklar için miydi? Beni güldürmeyin! NTV Yayınları'nın okura sunduğu Machbet ile Dava (işin edebi kısmını kenara ayırırsanız) söz ettiğim diğer uyarlamalardan zerrece üstün değil. Kaldı ki, yukarıda da değindiğim gibi, tercih edilen çizgilerin metinleri taşıyamadığını, edebi derinliğe yaklaşmaktan çok uzak olduklarını söylemek de fazlasıyla mümkün.
Öyleyse bu vaveyla neden koptu? Neden çizgi roman yeni keşfedilmiş bir sanat dalıymış gibi yaygara yapılıyor medyada? Bunu kabaca da olsa yukarıda açıkladığımı sanıyorum, ancak yine de şöyle bir özet yapmak mümkün: Çizgi roman ardına medya rüzgarını aldı ve genelin tavrını "doğru" kabul eden kalabalıklar için yeni malzeme oldu. Tabii bu durum fazla sürmeyecek. Çünkü samimiyetten değil, meraktan besleniyor: Aa, baksana, falanca köşe yazarı bile bu çizgi romandan söz etmiş, bir alıp baksak mı?

Sonra?
NTV Yayınları ve hatta başka birkaç yayınevi daha çizgi roman basacak. Tabii bunlar genellikle isim yapmış yazarlara ait edebiyat uyarlamaları olacak. Medyada bir süre daha çizgi romanla edebiyatın ilişkisi konuşulacak, çizgi romanla edebiyatın buluşması sinemayla edebiyatın buluşmasından daha garipmiş gibi yorumlar yapılacak, muhtemelen ömründe eline "Tommiks-Teksas" almamış "çizgi roman duayenleri(!)" bu uyarlamalar hakkında ahkam kesecek ve... medya kendine başka bir malzeme bulduğunda bütün konuşma balonları geldikleri yere gönderilecek.
Eh, taşı gediğime koyarak bir de kehanet patlattığıma göre sanırım yazıyı noktalayabilirim. Ancak şunu da eklememe izin verin: Gerçek birer sanat eseri ve yine gerçek birer çizgi roman olan Thorgal'lar, Bluberry'ler, Red Kit'ler, Asteriks'ler, Tenten'ler, Zagor'lar, Martin Mystere'ler ve daha nice hayal kahramanın zihinlerde fink attığı "samimi" günler gelene dek tüm çizgi roman tutkunlarına sabır diliyorum.

Hay kahr... bela... tabii kendime de...

Aşkın Güngör
Yazar, Editör

1 Kasım 2009 Pazar

Kemal Sunal çizgi filmle de güldürecek

Güldüren filmleri şimdi çizgi film oluyor.
31.10.2009 15:48

249 Türk Sineması'na 28 yıl boyunca hizmet edip 84 sinema filmi ve 3 televizyon dizisiyle gönüllerde farklı bir yer edinen Kemal Sunal'ın herkesi güldüren filmleri, şimdi de çizgi film oluyor.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde kendisi hakkında filmlerinin neden çok izlendiğine dair, 'Sinemada ve Televizyonda Kemal Sunal ve Filmleri' başlıklı bir yüksek lisans tezi hazırlayan Sunal'ın 'Şabanoğlu Şaban' adlı filmi, bir süre önce dünyanın en büyük sinema filmleri veritabanı olan IMBD tarafından 'tüm zamanların en iyi komedi' filmi seçilmişti.
Kemal Sunal'ın yüzlerce kez yayınlanmasına rağmen hâlâ izlenme rekorları kıran filmlerini çizgi filme dönüştürecek isim ise Nejdet Arkın. 40 film şirketini satın alarak Yeşilçam'daki iki binden fazla filmin haklarını elinde bulunduran usta yapımcı, Sunal Ailesi ile de görüşerek ön hazırlıklarını tamamladı.
İLK ETAPTA 10 FİLM
'İnek Şaban' başlığı altında çekilecek çizgi filmleri, Maltepe Üniversitesi ve bir Alman animasyon şirketi beraber hazırlayacak. İlk adımda animasyon haline getirilecek filmler arasındam 'Katmadeğer Şaban', 'Tarzan Rıfkı', 'Garip', 'Atla Gel Şaban', 'Dokunmayın Şabanıma', 'İnek Şaban', 'Bekçiler Kralı', 'Kapıcılar Kralı', 'Güllüşah ile İbo' ve 'Şaşkın Damat' bulunuyor.

GAZETE HABERTÜRK-HT MAGAZİN-Mehmet ÇALIŞKAN

Stephen King vampir peşine düştü

Stephen King, çizgi romanlara el atıyor. King’in üzerinde çalıştığı çizgi roman, gücünü güneşten alan Amerikalı bir vampirle ilgili ve gelecek yıl ilkbaharda yayımlanması planlanıyor
Beş kitaptan oluşan The American Vampire yani Amerikalı Vampir seri, 1880’lerde, tehlikeli, banka soyan ilk Amerikan vampiri Skinner Sweet’in hikâyesini anlatacak... Kökleri Vahşi Batı’ya dayanan bu kovboy vampir, Avrupalı vampirlere benzemiyor ve gücünü güneşten alıyor. Hikâyenin yaratıcısı kısa öyküler yazan Scott Snyder. King’le öyküyü King’le birlikte geliştirmiş. “Vampir hikâyelerini seviyorum ve Amerikalı bir vampirin karanlık serüvenlerini takip etme fikri yaratıcılığımı harekete geçirdi” diyor King ve sözlerine ekliyor: “Scott Snyder’a vizyonunu benimle paylaştığı ve kovadaki kandan bir yudum da bana bıraktığı için teşekkür borçluyum.”
Kaynak - Taraf
Daha Çok Ayrıntı İçin - Newsrama

Mickey Mouse Psikopatlaşıyor

Şirinliğiyle tanınan Mickey Mouse bile kendini karanlığa verdi. Disney'in büyük umutlarla çalıştığı yeni projesinde, karanlık bir Mickey ile karşılaşacağız. Proje çizgi roman, film ve oyun olarak piyasaya sürülecek.
Çocukluğumuzun şirin simgelerinden birisi daha günümüzün acımasız koşullarına ayak uydurdu. Disney'in büyük umut bağladığı yeni konseptiyle birlikte Mickey Mouse daha sert bir şekilde tekrar tasarlanıyor. Şirket bu fikri, yakın zamanda satın aldığı Marvel Comics sayesinde çizgi romana da dökmeyi düşünüyor.
Disney's Epic Mickey adlı proje, film ve oyunda olacak. Çocuklara yönelik yapımlarıyla tanınan Disney bu farklı konsept için Wii'le anlaşmayı düşünüyor. Önümüzdeki kış ayında, raflardaki yerini alacak oyunda Mickey Mouse, Fallout'u andıran kıyamet sonrası bir ortamda hayatta kalmaya çalışacak. Tanıtım resmiyle bile Tim Burton tarzında ürkütücü ve gizemli bir bakış açısına sahip olan projenin ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek.

Yazan - Cem Süer
Kaynak - Shift Delete

KAPİTAL ASLOLAN HİKâYEDİR, ANLATILAN SENİN HİKâYENDİR…

Levent Cantek
Çizgi roman, yaygınlaşmasını ölçü alırsak, geçen yüzyılın başında Amerika’da, gazete sahiplerinin nasıl daha çok satabiliriz iştah ve endişesiyle ortaya çıkmış bir anlatım aracı.
Sanatsal nitelikleri ve estetik değişimlerini ayrı tutalım, okuma yazması ve tahsili kıt insanlara az yazıyla bol resimle anlatılacak bir biçim olarak tasarlanmış. Çizgi romanlar ilgi görüp, tiraj getirdikçe, yüksek telifle çalışan, bir gazeteden bir diğerine transfer olan üreticiler ile çizgi romanları pazarlayan ajanslar da zuhur etmiş peşi sıra. İlk örneklerde güldürmeyi amaçlarken farklı gazete okurlarını yakalamak arzusuyla giderek yeni konu ve türlere yoğunlaşmış çizgi roman. Başlangıçtaki biçimi nedeniyle “comics” olarak adlandırılması bu yüzden. Dünyadaki yaygınlaşması, sadece mizahi değil farklı türlerle geliştiği bir devrede yaşandığı için her ülke başka bir adlandırmaya yönelmiş. Bazıları konuşma balonları nedeniyle “balon(lar)”, kimileri ardışık biçimde birbirini izleyen kareleri nedeniyle “bant” ya da çizgi romanı ilk yayınlandığı gazetenin adıyla yaygınlaştırmışlar. Biz ise “romana” benzetmiş, roman sıfat tamlamasıyla adlandırmasıyla tercih etmişiz. Gerçi sinemaya da benzetmişiz, “sinema romanı” dediğimiz de olmuş ama “roman” hep baki kalmış.
...
Devamı / Kaynak - BirGün Gazetesi

Linkler

Related Posts with Thumbnails