17 Nisan 2026 Cuma
ÇROP 20 Yaş Okur Söyleşileri Başladı
14 Ocak 2026 Çarşamba
"Çizgi Roman Günü 2025" Kutlamasından Kısa Bir Özet
Çocuk
ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından ilk kez 27
Aralık 2022 tarihinde kutlanmaya başlanan “Çizgi
Roman Günü” dördüncü yılında dopdolu bir etkinlikle gerçekleşti.
Mini bir çalıştay havasında gerçekleşen kutlama etkinliği birçok yeni etkinliğin de filizlendiği yer olarak anılacak gibi görünüyor. Önümüzdeki günlerde kısmet olursa bu projeleri buradan duyuruyor oluruz.
Bu sene çizgi roman sanatını önemseyen ve Çizgi Roman Gününü destekleyen kurum,
sanatçı ve okurları şöyle sıralayabiliriz:
Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri bölümü adına
Prof. Dr. Şahin Oruç, Doç. Dr. Genç Osman İlhan, Dr. Öğr. Üyesi Eda Tekin,
Bartın Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Temiz,
Kadıköy Belediyesi adına Kültür ve Sosyal İşleri müdürlüğü genel sanat
yönetmeni Ömür Kurt, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) adına Dr. Nilay
Yılmaz, Çizgi Roman Okurları Platformu adına Ümit Kireççi, karikatürleriyle
dünyaya meydan okuyan öğrencilerin hocası Aşkın Ayrancıoğlu, grafik roman
sanatçısı Gökçe Yavaş Önal, çizgi roman yazarı Lavinya Öz, western türü amatör
film çeken Çizgi Roman ve Western sosyal medya grubu adına Gökhan Bingöl ile
Gafur Özkan.
Çizgi Roman Günü 2025 kutlamasında Prof. Dr. Şahin Oruç eğitimde çizgi romanın kullanımı, özgün materyal üretmenin önemini ve serbest çalışan sanatçıların doğru yaşa doğru eser üretmelerinin gerekliğine dikkat çekti. Doç. Dr. Genç Osman İlhan özellikle öğretmenlerin çizgi romanı anlamasının, üretme tekniklerini öğrenmesinin zorunluğunun altını çizerken akademilerdeki eğitimler hakkında bilgi verdi. Dr. Öğr. Üyesi Nihan Temiz çizgi romana kütüphanecilik öğrencilerinin bakış açısını ortaya koyan eşsiz bir araştırma sundu. Dr. Öğr. Üyesi Eda Tekin başta lisan olmak üzere çoklu öğrenmede çizgi romanın işlevini anlattı. Dr. Nilay Yılmaz görsel okumada çizgi romanın unsurlarından yansıma seslerden beden diline uzanan geniş bir kodlamayı aktardı. Ömür Kurt kamu hizmeti olarak belediyelerin yaptığı ve daha da yapabileceklerine dair izlenimlerini paylaştı. Aşkın Ayrancıoğlu çocuklarda karikatür eğitiminin yararlarını içeren deneyimlerini örneklerle sundu. Gökçe Yavaş Önal çizer-yayıncı ilişkisini masaya yatırırken sanatçının hayat tecrübesini sanata nasıl dönüştürebileceğini gösterdi. Lavinya Öz bir çizgi roman yazarının perspektifinden deneyimlerini aktardı. Gökhan Bingöl ile Gafur Özkan çizgi roman okuru olanın eğlencesini ve bu eğlenmeyi üretime dönüştürme dinamiklerini anlattılar. Ümit Kireççi de genel hatlarıyla Çizgi Roman Günü kutlamalarının tarihçesini ve bir sanat dalı olarak çizgi romanın aştığı sorunlar hakkında bilgi verdi.
Çizgi
Roman Günü 2025 etkinliğinde bir ilke imza atılarak Altın Kitaplar, Çizgi Düşler
Yayınları, Desen Yayınları ve Presstij Kitap sponsorluklarında sürpriz çizgi
romanlar dağıtımı bu hafta başlıyor.
...
Her sene çıtayı yükselten Çizgi Roman Günü kutlamaları bakalım seneye nasıl çıkacak okurların karşısına?
25 Aralık 2025 Perşembe
Çizgi Roman Günü 2025 Konuşmacılarıyla Tanışın
Türkiye’de Çizgi Roman Günü kutlandığını biliyor muydunuz? Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından ilk kez 27 Aralık 2022 tarihinde kutlanmaya başlanan “Çizgi Roman Günü” dördüncü yılında yine dopdolu bir programla karşınızda.
10 Kasım 2021 Çarşamba
"Hayatımız Çizgi Roman" Söyleşileri Konuğu: Nilay Yılmaz
ÇGYD - ÇROP işbirliğiyle hazırlanan "Hayatımız Çizgi Roman" söyleşi dizimizde çizgi romanın okuma alışkanlığıyla sanatsever olmaya katkısı konuşulmaya devam ediyor.
Konuğumuz yazar, eğitimci Dr. Nilay Yılmaz.
12 Ekim 2021 Salı
"Hayatımız Çizgi Roman" Söyleşileri Konuğu: Mine Soysal
5 Ekim 2021 Salı
"Hayatımız Çizgi Roman" Söyleşileri İkinci Konuğu: Ersin Karabulut
27 Eylül 2021 Pazartesi
"Hayatımız Çizgi Roman" Söyleşileri İkinci Konuğu: Kudret Sabancı
Bu haftaki konuğumuz TV ve sinema yönetmeni, Hürkuş ve Karaoğlan gibi eserleri beyaz perdeye taşımış sayın Kudret Sabancı.
23 Nisan 2021 Cuma
Canlı Yayın "ÇROP Okur Sohbetleri" Başlıyor
15 yıl önce bugün kuruldu ÇROP.
26 Aralık 2020 Cumartesi
Dinozor Genç Yarışmasında Dereceye Giren Yazılar - 5 / S. İpek Ortaer Montanari' "Aslında Rengârenktiler"
Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP), Hayal'et e-dergi ve Kayıp Rıhtım'ın işbirliğiyle gerçekleşen yarışmaya çizgi roman anılarını paylaşan yetişkinler katıldı.
Yarışmada mansiyon ödülüne layık bulunan sayın S. İpek Ortaer Montanari'nin yazısı:
...
Aslında Rengârenktiler
Beş
ya da altı yaşında olmalıyım. Yerde bağdaş kurmuş, koridorda göz alabildiğine
uzanan kitaplığa, raflara, içlerinde dizili kitaplara bakıyorum. Evde o kadar
çok kitap var ki burası bana kocaman bir kütüphane gibi geliyor. Öyle ki
ileride de bu fikrim bir süre sabit kalacak, ilkokulda araştırma yapmak için
neden kütüphanelere gitmek gerektiğini düşüneceğim uzun zaman; çünkü bana göre
herkesin evi kitap dolu.
O zamanlar internet diye bir şey bilmiyoruz, hatta “internet cafe”lerin gelmesine de bayağı var. Legolarla oynamak, kitap karıştırmak en büyük zevklerim. Henüz okuma yazma bilmiyorum; ama rafları karıştırırken bulduğum çizgi romanların ve resimli ansiklopedilerin sayfalarını ağır ağır çevirerek incelemek pek hoşuma gidiyor. Babamın “o elindekiler Teksas, bak bunlar da Tommiks…” diye anlattığı, gençliğinde tekrar tekrar kaç kez okuduğunu bilmediğim çizgi romanların içindeki hikâyeleri önceleri, resimlerine bakarak ben kendi kafamdan yazıyorum. Bu konuda televizyonda karşıma çıkan vahşi batı filmleri de bana fazlaca ilham veriyor.
Derken, tozlu rafların arasından Zagorları bulup çıkarıyorum. Kızılmaske, Mr No, Conan hatırladığım diğer çizgi roman karakterleri. Çizgi romanlardaki karakterlerin yabancı olduğunu, çoğunun İtalya’dan çıkma olduğunu o zamanlar bilmiyorum.
Teksas ve Tommiksleri ara sıra babama okutuyorum; ama onun fazla zamanı olmadığı için daha sonra aklıma başka bir fikir geliyor. Aynı zamanda komşum olan en yakın arkadaşlarımdan birinin okula başlamadan okumayı söktüğü aklıma geliyor. Hayır, ben de oturup okumayı sökmeye çalışmıyorum; aksine, onu oynamak için eve çağırdığım zamanlarda bana yüksek sesle çizgi roman okumasını istiyorum. O sıralar sinemaya gittiğimizde de altyazıları o bana okuyor. Kitaplar ilgisini çektiğinden severek teklifimi kabul ediyor. O okuyor, ben dinliyorum; sonra yastıktan yaptığımız atlarımıza binip koridoru arşınlıyor, kötülerle savaşıyor ve sandalyeler arasına gerdiğimiz çarşaftan çadırımıza girip dinleniyoruz.
O gittikten sonra ben tekrar koridorun ortasına oturup elimi her attığımda yeni bir çizgi romanla karşılaştığım upuzun kitaplığın raflarını inceliyorum.
Uzun
yıllar sonra, ilk kitaplığımdan çok çok uzak bir ülkede eşimle taşınıyorum.
İtalyan olduğunu öğrenir öğrenmez ilk sorduğum soru Teksas ile Tommiks’i okuyup
okumadığı oluyor. Daha önce duymadığını söylüyor. “Peki ya Zagor’u biliyor
musun?” diyorum. İşte onu biliyor. Aslında Teksas ve Tommiks’i de biliyor ama
orijinal adları farklı olduğu için ilk başta çıkartamadığını anlıyoruz. Bana
elindeki Dylan Dog’lardan veriyor; daha önce okumamışım. Okul
koşuşturmacasında, sınavlar yüzünden neredeyse yirmi yıl ara verdiğim çizgi
roman anılarına Dylan Dog’la devam ediyorum bu sefer. İşte ilk kez o zaman fark
ediyorum küçüklüğümde okuduğum çizgi romanların da sadece kapaklarının renkli
olduğunu. Oysa anılarımda hep rengârenkti anlattıkları hikâyeler…
25 Aralık 2020 Cuma
Dinozor Genç Yarışmasında Dereceye Giren Yazılar - 4 / Ceyhun Tansu Ebiç "Kapa Çeneni"
Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP), Hayal'et e-dergi ve Kayıp Rıhtım'ın işbirliğiyle gerçekleşen yarışmaya çizgi roman anılarını paylaşan yetişkinler katıldı.
Yarışmada mansiyon ödülüne layık bulunan sayın Ceyhun Tansu Ebiç'in yazısı:
...
Kapa Çeneni
Çizgi
romanla ilgili unutamadığım bir anım var. Hâlâ bazen aklıma gelir ve
gülümserim. Küçük bir anekdot, tabii, benimki aslında. Bir cümlelik birşey.
Sanırım 10-12 yaşlarındayım, dayımların Adana’daki evlerine yaz tatiline gitmişiz. Baraj gölü yanında Çukurova Üniversitesi lojmanlarındayız. Sabah erkenden kalkıyor, göle yüzmeye gidiyoruz. Abim, ben ve Kemal dayımın oğlu Serhat ve kızı Arzu; kuzenlerim. Herhalde Adana’nın öğle sıcakları yüzünden evde oturmuş dördümüz birden çizgi roman okuyoruz. Meşhurdur bizim dört-beş çocuk hep beraber bir odada toplanıp, kimi divanda, kimi koltuğa yayılmış, kitap okumalarımız... İlerleyen yıllarda anneannemin evinde çizgi roman yerine Asimov’lar Stephen King’ler okuyacağız...
Divanın
altında yüklük gibi bir yerden çizgi romanlar çıkarılıyor. Yığınla çizgi roman
var ya da çocuk gözümle bana öyle geliyor: Kızılmaske, Örümcek Adam, Mandrake
bir sürü çizgi roman. Birini okuyor, diğerine geçiyoruz; elimizdekini
beğenmiyor, başkasıyla değiş tokuş ediyoruz. Arzu o sırada benim okuduğum
Örümcek Adam’ı soruyor: “Sendeki hangi macera?”. İlk sayfaya bakıp cevap
veriyorum “Kapa Çeneni!”. Kısa bir süre geçiyor yine soruyor, aynı cevabı
veriyorum “Kapa Çeneni!” Bir süre sonra kitabı indirip Arzu’ya bakıyorum. Biraz
ağlamaklı, incinmiş gözlerle bana bakıyor: “Niye öyle karşılık veriyorsun? Ben
sana normal bir soru sordum, sadece.” diyor. Kitabın ilk sayfasını gösteriyorum
“Ben de sana normal bir cevap veriyorum. Maceranın ismi “Kapa Çeneni!”.
Gülüşüyoruz.
Bu çizgi roman benim kütüphanemde yok. Bu kitap haricinde hiç bir çizgi roman macerasının ismini de bilmem. Belki binlerce çizgi roman okumuşumdur ama hiç bir maceranın ismini hatırlamam. Çizgiler, kapaklar ya da çizerler aklımda kalır ama çizgi romandaki macerayı bile çok iyi hatırlayamam. Ama “Kapa Çeneni!”yi yaklaşık otuz yıldır hatırlıyorum. Şimdi internet sayesinde tekrar görme fırsatım da oldu. Gambit, Örümcek Adam ve Kara Kedi...Mega Macera: “Kapa Çeneni!”...Arzucum sana demedim!
24 Aralık 2020 Perşembe
Dinozor Genç Yarışmasında Dereceye Giren Yazılar - 3 / Ercan Ergür "Dikkat Et Yakalanma"
Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP), Hayal'et e-dergi ve Kayıp Rıhtım'ın işbirliğiyle gerçekleşen yarışmaya çizgi roman anılarını paylaşan yetişkinler katıldı.
Yarışma üçüncüsü sayın Ercan Gür'un yazısı:
...
Dikkat Et Yakalanma
Geniş bir ailede doğmak, onların ilk çocukları, torunları ve “pırlantaları” olmak nasıldır bilir misiniz? Çekirdek ailenize ek olarak babaanneniz, dedeniz, nineniz -ki kendisi babaannenizin annesi olur- ve halanızla birlikte yaşamak… Bugünlerde bu denli büyük, her günü bir çizgi roman macerasından fırlamışçasına renkli bir ailenizin olması geçmişe göre çok daha seyrek rastlanır olsa da o günlerde ben ve benim gibi çok çocuk vardı. Bazen geniş aileme dualar ediyor, iyi ki bu kadar geniş bir ailede büyümüşüm diyorum. Yoksa bugün olduğum kişi olamaz ve çizgi romanların da dahil olduğu sonsuz hayal gücümün her zerresini bugünkü ben olarak üzerime kuşanamazdım.
Benim babam bir yetim olarak babasız büyümüş, ta ki babaannem
yeniden evlenerek şeker gibi bir baba getirene kadar. Tabii aradaki bu sürede
babama da hem ana hem baba olmuş, onu her türlü tehlikeden bir başına koruması
gerekmiş.
Zor yıllarmış o zamanlar. Sokaklarda yürümek üzerinizde
uçuşan mermilerden dolayı çok zormuş. Evlere aniden baskınlar yapan ve “yasaklı
yayın” adını verdikleri nice hazinenin peşine düşen askerlerden ölesiye
korkarlarmış.
İşte böyle zamanlarda yaşamış bu koruyucu yürek, kanatlarını
iyice açmalı ve evlatlarını altına sıkıca almalıymış. Çizdiği katı bir profilin
ardında durması gereken zamanlarda yaşıyormuş. Askerlerin kapı kapı gezerek tüm
kitapları incelediklerini, bazen gelişi güzel yakıp yıktıklarını ve özellikle
belirli yayınları okuyanları topladıklarını duyan yalnız ve çileli kadın ne
bilsin babamın Tommiks ve Teksas’larını? Elinden acımasızca çekip almış,
peçkaya bir güzel atmış. O gün, ısınmak için başka bir şey yakmalarına gerek
olmamış bizim evde. Tabii babamın göz yaşları soba ateşinden daha uzun sürmüş.
Aradan geçen yıllarla birlikte hikâyeleşen bu ve benzer anılar
benim gibi nice çocukların kulaklarına anlatılıp durmuştu. Doksanların başında
yedi yaşına basan bir çocuk olan ben, o kocaman aile bana yetmezmiş gibi hayal
gücümü en üst seviyede kuşanmıştım. Yine de halen o eşsiz kahramanlarımı kendi
kendime inşa edemiyordum.
Günün birinde, farkında bile olmadan Bakırköy sahaflarının
o ilgi çeken loş ve ağır ortamına çekildiğim günün bir değil, iki değil,
onlarca yeni kahramanı bana tanıtacağını nereden bilebilirdim ki? O gün
kucağıma aldığım ilk çizgi roman kırmızı mavi renkli bir kostümü ve göğsünde
taşıdığı S harfi olan, ölümsüz bir kahramana aitti belki ama benim ilk
kahramanım o olmayacaktı. Bana o çizgi romanı karşılıksız verirken gülümseyen
"Ne zaman istersen getir ve karşılığında bir yenisini al," diyerek
yüreğime ışığını katan Sadık isimli satıcıydı. İsmini hatırlamak için çok uzun
süre düşünmem gerekmiş, yıllar sonra bir gün elime aldığım bir başka Superman
çizgi romanına kadar bir türlü hatırlayamamıştım. O gün, Sadık abinin benim
Superman’im olduğunu anladığım gündü. Kahramanım, Sadık abim, nice çizgi romanı,
belki de hiç olmayan evladı yerine koyduğu benimle paylaşmış, ben de değiştirip
değiştirip okuyarak Martin Mystere'den Superman'e, Baltalı İlah'tan Örümcek
Adam'a doğru atlayıp durmuş, nice renksiz ama capcanlı sayfanın arasında yeni
bir ben olmuştum.
Tabii ki evde bu aşkı yaşatmak çok daha zordu, çünkü
yaşamının bir dönemini kapsayan korkularını kendisine zırh gibi giymiş bir babaanneden
köşe bucak kaçmak ve hazinenizi saklamak gerekiyordu. Defter araları efsane
olmuş, döşek altları sırlarıma ortak olmuştu.
Yine de ne diyeceğim biliyor musunuz? “Torun baldan
tatlıdır,” derler ya, işte o doğruymuş. Bir gün defterimin arasındaki Batman
ile babaanneme yakalandığımda kaşlarını çatmış, sonra eğilip yanağıma bir
öpücük kondurmuş ve tek söylediği "Dikkatli ol, kimseye yakalanma
oğlum!" olmuştu.
23 Aralık 2020 Çarşamba
Dinozor Genç Yarışmasında Dereceye Giren Yazılar - 2 / Cüneyt Aksoy "Sobada Red Kit"
Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP), Hayal'et e-dergi ve Kayıp Rıhtım'ın işbirliğiyle gerçekleşen yarışmaya çizgi roman anılarını paylaşan yetişkinler katıldı.
Yarışma ikincisi sayın Cüneyt Aksoy'un yazısı:
...
SOBADA RED KİT
Sobada yanan sayfalara bakakaldım. Ağlasam fayda
etmeyecekti. Kızgın değil, kırgındım. En sevdiği şey elinden alınmış çocuktum.
Soba yanıyordu. Elliden fazla Red Kit’le ısınıyordu ev. Beş dakika sürmeyecekti
alev. Oysa o ateş nasıl da saplanmıştı yüreğime. Soba yanıyordu. Yanan soba
mıydı yoksa çocukluğum mu bilemiyordum. Duvardan atlayıp bir yerlerimi
kırsaydım, bir uçurumun dibinde iki gün saklanıp babamı üzseydim, belki de
onunla bir daha hiç konuşmasaydım. Gölgemden
hızlı silah çekseydim, bulup bir yerlerden bir revolver çekiverip kurtarır
mıydım çizgi romanlarımı babamdan? Sanmıyorum. Babamdı o benim. Ama yanan?
İçimdeki şen şakrak hayaller.
Her şey geçer zamanla derdi babam. Çok zaman geçti, bu sızı
geçmedi oysa. Haksızdı çünkü. Adamın dediği gibi “Sevmek kısa sürdüyse de uzun
sürer unutmak”.
Her hafta bir bölüm veriyordu gazete. Her cumartesi bir
roman. Cumartesiler gelmek bilmiyordu. Acaba hangi macera bu hafta sonu. Sabah
erkenden gazeteciye gidip eki var değil mi diyordum. Her gazete alana
vermiyordu gazeteci. Sormayana kendiliğinden vermiyordu. Ya kendine saklıyordu
ya da eşe dosta ahbaba dağıtıyordu. Diyelim ki ek yok dedi. Bırakıyordum
sessizce gazeteyi ve aşağı mahalledeki satıcıya gidiyordum. Sessizce
gidiyordum. Ama hızla. Çünkü o da ek bitti, az gelmişti, diyebilirdi. Kim bilir
kaç kez üçüncü dördüncü gazeteciye gitmişimdir. Oysa geniş caddeleri tek başıma
geçmeme izin vermezlerdi. Kim bilir kaç geniş cadde geçmişimdir çizgi roman
için, Red Kit için.
Zamanla birikmişti fasiküller. Onar onar birleştirerek kitap haline getirecektik. Öyle vadetmişlerdi. Ve nitekim yine fasiküller halinde verilen bir başka gazete eki öyle birleştirilmişti. Cildi kırmızıydı. Dünyanın en yetenekli ve biraz da deli bilim adamının yaptığı robotun uzayda, bilinmeyen bir gezegende yaşadıkları, kötü yeşil derili imparatoru alt edişi, sonra bir virüs olarak küçülerek mikro dünyanın tiranlarıyla savaşı, patlayan yanardağlara dalışı, sesle insanları alt eden uzaylılara karşı dünyayı kurtarışı. Hepsi kırmızı cildin altındaydı. Red Kit’lerim de aynen öyle bir cilt olarak elimin altında duracaklardı.
Daltonlar, kovboyun her daim alt ettiği başlıca rakibiydi.
Boyları yaş sırasına göre uzayan, boyları uzadıkça saflaşan sivri karakterler.
Sayı dört olunca baştaki ve sondakinin adlarını hatırlamak kolay, ortadakilerin
adlarını hatırlamak zordu. Avarel’i ve Joe’yu herkes bilirdi. Unutsan
hatırlatırdı sağdaki soldaki arkadaş. “Calamity Jane”, “Şarkı Söyleyen Tel”, “Hayalet
Kasaba”, “Pat Poker’e Karşı”, “Oklohoma Çölü”, “Petrole Hücum” ve diğerleri
arada çizgi film olarak karşıma çıkar, çizgi romanı çıkarıp burasını
değiştirmişler derdim.
“Harp ve Sulh” du o zaman “Savaş ve Barış”ın adı. Gece
yatmadan önce o kalın kitabı okurdum. Okuldan dönüp, ödevlerimi yapıp yemeği
yedikten sonra ise Red Kit zamanıydı. Uzanıp, vitrini sırt kısmına
bitiştirilmiş konforlu divanda dalıp giderdim, kovboylar, kızıldereliler, Çinli
aşçılar…
Sonra bir gün sobada sona erdi hayaller, ta ki üç yıl sonra
taşındığımız evde üst komşumuz iş için gittiği Belçika’dan dönerken benim Red
Kit’ten bahsettiğimi hatırlayıp gittiği bir kitapçıda, oldukça pahalı olmasına
rağmen beş macerayı büyük boy alıp gelinceye kadar. Biraz daha büyüktüm.
Fransızca bilmiyordum. Ama Red Kit’i biliyordum. Şimdi Fransızca konuşuyorsam o
kitaplardan. Her çizgisi, her diyaloğu zihnime kazındı. Yanan sobadan bana
kırgın bir yürek kaldı o kesin. Ama bir yandan da küllerinden doğan ve
faydasını gördüğüm bir çizgi roman sevgisi.
Babamı affetmemekle beraber onu üzmemek için yaptığından bahsetmiyorum. Belki de gölgesinden hızlı silah çeker ve beni Teksas hapishanesine tıkar, ben de Rin Tin Tin’le tanışırım. Yemek kaşığıyla bir tünel kazıp, hapishane müdürünün odasına çıkarım.
22 Aralık 2020 Salı
Dinozor Genç Yarışmasında Dereceye Giren Yazılar - 1 / Eşref Karadağ "İhanet"
Yarışma birincisi sayın Eşref Karadağ'ın yazısı:
...
Eşref Karadağ
...
İhanet
70’li yılların ilk yarısında, 4. sınıftayken tanıştım çizgi romanlarla. Köyden kasabaya, ortaokula giden ağabeylerin birinde gördüm; duvarın üstüne oturmuş, hem okuyor hem de arada kıkırdıyordu. Ben de karşısına dikilmiş öylece onu izliyordum. Bir süre sonra bakışını bana yöneltip, bu İngiliz askerleri çok salak, dedi, Çelik Blek onları yine atlattı. Söylediklerinden bir şey anlamadığımı görünce, Teksas okumadın mı sen hiç, diye sordu, elindeki kitabı sayfa sayfa açarak gösterdi; bak bu Çelik Blek, bu Rodi, bu da Profesör Oklitus, dedi, bunlar da korkaklar sürüsü, İngiliz askerleri... Okumaya kaldığı yerden devam etti.
Kitap ilgimi çekmişti çekmesine ama ağabeyin durup durup
gülmeleri, bazen hırsla, bazen sinirle kasılarak sayfadan sayfaya geçmesi daha
ilginçti. Karşısında ne kadar durduğumu, onu okurken ne kadar izlediğimi
bilmiyorum. Nihayet başını kitaptan kaldırıp, bitti, dedi, okumak istersen sana
da veririm.
İsterim, dedim, elimi uzattım.
Ama bedava olmaz, dedi kitabın arkasındaki fiyatını
gösterirken, bak ben beş yüz kuruş saydım buna, elli kuruş kira isterim senden.
Bir gecede okur, yarın geri verirsin.
Param yok, dedim, yarın kitapla beraber getirsem olur mu?
Hiç düşünmeden kitabı uzattı. Alacağım sırada, sayfalarına bir zarar gelmesin
ha, dedi, yoksa beş yüz kuruş alırım senden. Kitabı kaptığım gibi evin yolunu
tuttum. O akşam, gaz lambasının önünde iki kere okudum. Vereceğim elli kuruş
boşa mı gitsindi?
Harçlıklarımı biriktirdikten sonra sahibi olduğum ilk kitap
Kızılmaske’ydi. O ağabeyin yaptığı gibi ben de arkadaşlarıma kiralamaya
başlamıştım. Paralar ellişer kuruş toplanırken, kitabı kiralayan üçüncü kişi
kapağını yırtarak getirince üzüntüden deliye dönmüştüm. Neyse ki bulduğum bir
bantla eski haline getirmeyi başarmıştım. Ancak kitaptaki o yırtık, kapakta
değil de sanki yüreğimdeymiş gibi gördükçe acı çektim.
Nihayet ben de ortaokula başlamıştım. Çizgi roman tutkum
öylesine büyümüştü ki içimde, elime geçen her harçlıkla kitap alır olmuştum.
Ama bir türlü yetişemiyordum sayılara, birini alsam biri mutlaka kalıyordu.
Sınıf arkadaşım Halil de aynı dertten yakınıyordu; şu sayıyı alamadım, bu
sayıyı kaçırdım, diyerek okumak için benden eksikleri istiyordu. Birbirimizin
eksiklerini bile tamamlamakta güçlük çekiyorduk. Sonunda ekmek paralarına
diktik gözümüzü; günlük olarak bizden istenen dört ekmekten birini almayacak,
böylelikle haftada bir kitap parası daha çıkaracaktık. Bunu öyle titizlikle
yapacaktık ki kimse farkına varmayacaktı. Ancak günler sonra babalarımız,
günlük dört ekmeğin yetmediğini düşünerek sayıyı bir daha arttırınca işimiz
daha kolay olmuştu.
Ortaokulla kalmayıp lisede de devam ettim çizgi romanlara.
Artık istediğim kadar kitap alabiliyor, okuduktan sonra kimseye vermeden,
yatağımın altındaki kutuda biriktirebiliyordum. Üzerini ders kitaplarımla
örttüğü için kutunun içindekilerden kimsenin haberi olmuyordu. Hele babam bir
görse, ipe sapa yaramaz şeylere niye para veriyorsun, diyerek çok kızardı.
Kitap kutumda gizlice biriktirdiğim çizgi romanlarımı,
yeteri kadar olduğunda tavan arasına çıkarıyor, annemin çeyizinden kalan kadife
kaplı teneke sandığın içinde biriktiriyordum. Zamanla önce sandığı doldurdum,
yetmedi, yanında iki çuval daha kitap biriktirdim.
Babamın işi kasabadaydı. O da benim gibi her gün gelip
gidiyor, yol yorgunluğundan yakınıyordu. Gününü doldurur doldurmaz emekli oldu.
Aldığı ikramiyeyle kasabadan bir ev alınca köydekini kiraya verip taşındık.
Çocukları olmayan yoksul bir çifte vermiştik köydeki evi.
Bazen kirayı zamanında getiriyor, bazen de parası olmadığını söylemek için geliyordu.
Ancak her gelişinde evle ilgili yaptığı işleri anlatarak, kira veremesem de
evinizi gözüm gibi bakıyorum, mesajını vermek istiyordu. Birinde budadığı
ağaçlardan söz ediyor, birinde yıkılan bahçe duvarını tamir ettiğini söylüyor,
bir başkasında her yeri kireçle beyaza boyadığını müjdeliyordu.
Bir bahar günü kirayı getirdiğinde, tavan arasını güzelce
temizledim emmi, dedi gururla, ne kadar eski kitap, defter varsa
doldurmuşsunuz. Tam dört çuval kitap indirdim aşağıya. Avluda bir güzel
yakıverdim eskileri.
Babam, iyi etmişsin Faik, derken, benim içimde yüzlerce
kahraman öldü o anda. Kavurucu bir ateşte çığlık çığlığa yok olup gittiler.
Çizgi romanlarımı değil çocukluğumu yakmıştı kiracı, düşlerimi, serüvenlerimi
yakmıştı.
O günden sonra nerede bir çizgi roman görsem içim cız etti hep. Beni büyüten kahramanlara sahip çıkamamış, onları koruyup çocuklarımla tanıştıramamıştım. İhanet değilse neydi yaptığımın (yapamadığımın) adı?
8 Aralık 2020 Salı
Dinozor Genç “ÇOCUKLUK ÇİZGİ ROMAN ANINIZI YAZIN ÇOCUKLARINIZA ÇİZGİ ROMAN SETİ KAZANIN” Yarışması sona erdi
Mansiyon
"Kapa Çeneni" - Ceyhun Tansu Ebiç
Özel Ödül
"Aslında Rengarenktiler" - S. İpek Ortaer Montanari
2 Ekim 2020 Cuma
Dinozor Çocuk'tan “ÇOCUKLUK ÇİZGİ ROMAN ANINIZI YAZIN ÇOCUKLARINIZA ÇİZGİ ROMAN SETİ KAZANIN” Yarışması
Okumayı Çizgi Romandan Öğrenen, Ders Kitabı Arasında Çizgi Roman Okuyan, Arkadaşlarıyla Çizgi Roman Takas Eden Okurlarız Biz; Gelin Çocuklarınıza Okuma Alışkanlığı Kazandırmak İçin Oyunumuza Katılın.
Annelerle Babalara Sesleniyoruz:
Bize Çocuklukta Başınızdan Geçmiş Olan Bir Anınızı Yazın Ve
Çocuğunuza Çizgi Roman Seti Kazanın. Çocuğunuz Bu Bahaneyle Sizin Aldığınız
Estetik Zevki Alsın, Heyecanı Yaşasın, Sanatla Bütünleşsin.
Yazım Kuralları:
Yazı Tipi: Arial
Yazı Boyutu: 12 punto
Sayfa Sayısı: 1-2 sayfa
Yarışma tarihleri:
Başlangıç – 20 Ekim 2020
Yazı Teslim Tarihi – 30 Kasım 2020
e-posta Başlığı
Çocukluğum ve Çizgi romanım
İletişim adresi:
Bu yarışma Dinozor Genç sponsorluğunda,
Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP), Hayal’et e-dergi, Kayıp
Rıhtım ortaklığıyla düzenlenmektedir.
18 Ağustos 2020 Salı
LAL Kitap “Beni Kahramanım Yansıtır!” Yarışması "İPTAL"
16 Ağustos 2020 Pazar
ÇROP ÇİZGİ ROMAN ANKETİ Duyurusu
Dostlar merhaba,
Bildiğiniz üzere yakın zamanda uzun soluklu bir çizgi roman anketi başlatmıştık. Şu ana kadar onlarca yanıt almış bulunuyoruz. Ancak tek soruya tek yanıtın takibinde zorluk yaşanacağını fark ettik. Üstelik soruların tek tek yanıtlanması ve yayınlanması sürecinde okurların farklı yanıtlardan etkilenebileceği ve yanıtlarını daha sonraki sorularda değiştirebileceğini öngördük. Daha doğrusu bu konuda deneyimli uzmanlar tarafından uyarıldık.
Bu nedenle tüm sorular bir arada yayınlanmak üzere düzenlenmeden yanıtları yayınlamama kararı aldık.
Katılan ve zaman ayıran dostlara teşekkür ederiz. Önümüzdeki günlerde tam anket metnine de aynı sorumlulukla katılım bekliyoruz.
Sağlıkla kalın,
ÇROP
7 Ağustos 2020 Cuma
LAL Kitap “Beni Kahramanım Yansıtır!” Yarışması Başlıyor
Çizgi roman okuru olmak demek okurun kahramanla özdeşlik kurması demektir. Çizgi roman okuru sıradan bir okurdan fazlasıdır ve okuduğu kahramanla bütünleşir. Onun aldığı nefesi alır, aşkına ortak olur, heyecanını hisseder, zaferini paylaşır, maceralarında yoldaşlık eder.

Çizgi roman okuruyla çizgi roman seçimi de bu özdeşleşmeye bağlı olarak gelişir. Kurgusal kahramanla okurun bağı güçlenir. Ve gün gelir çizgi roman okuru özellikle bir kahramanı diğerlerinden daha çok tercih etmeye başlar.
İşte o kahraman o okuru en iyi yansıtan kahramandır.
Çizgi roman okurlarına çağrıda bulunuyoruz: Sizi yansıtan kahramanınızı tanıtın, aranızdaki bağı kısa nedenleriyle yazın, çizgi roman seti kazanın, yazınız Hayal-Et e-Dergide yayınlansın.
Metnin Kuralları:
1 – Başlık
2 – Yazarın adı-soyadı / mail adresi
3 - Giriş cümlesi. Bu yazıyı ve kahramanı neden ele aldığınızı özetleyen bir-iki cümlelik giriş.
4 – Çizgi roman okuma serüveniniz ve kahramanınızla tanışma hikayeniz.
5 – Kahramanınızın kısa bir tarihçesi, genel bilgileri (yaratıcısı, çizerleri, ilk yayın yılı, v.s.)
6 – Kahramanınız sizi nasıl yansıtıyor? Hangi özellikleriniz ön plana çıkıyor? Sizi hiç etkiledi mi? Davranışlarınıza yön verdi mi? Beğenmediğiniz yanları da var mı?
7 – Özet kapanış cümleleri.
8 – Seçtiğiniz görselleri yazınıza uygun bulduğunuz yere yerleştirin. Ayrıca jpeg olarak e-postanıza ekleyin.
Yazım Kuralları:
- 12 punto
- Arial
- 1-2 sayfa
Yarışma tarihleri:
Bağlangıç – 5 Ağustos 2020
Yazı Teslim Tarihi – 20 Ağustos 2020
e-posta Başlığı
Benim kahramanım / Yazar ismi
İletişim adresi:
Bu yarışma LAL Kitap, Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP), Hayal-Et e-dergi ortaklığıyla düzenlenmektedir.
(Bu bir ÇROP projesidir)
6 Ağustos 2020 Perşembe
“Çizgi Romanda Yerel Doku” Yarışması Sonuçlandı
Çizgi roman alanında düşünme egzersizleri yapılması amacıyla düzenlenen Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) yarışmalarından “Çizgi Romanda Yerel Doku” Arkabahçe Yayıncılık ve Hayal-Et e-derginin katkılarıyla sona erdi. Kazanan tek kişi, sayın Eren Kasapoğlu oldu. Yazıya Hayal-et e-dergiden ulaşabilirsiniz.
Bu yarışmada kendi ülkesini, kendi kültürünü, kendi
toplumunu çizgi romana yansıtan sanatçıların eserleri hakkında yazı yazılması
amacı güden yarışmada tek kazanan oldu.
Gelen yazıların büyük çoğunluğu Mr. No gibi
örnekleri içerdiğinden yarışma dışı kaldılar. Bildiğiniz üzere Mr. No ve
türevleri yerel; ki yerel yerli olarak algılanmış çoğunlukla, bir atmosferde
geçse de sanatçıları o toprakların insanı değildi. Bu içerikteki yazıları
üzülerek sahiplerine iade ettik. Yazılar şüphesiz ki değerlidir ve içlerinde
emek barındırırlar ancak yarışma kapsamı dışında olduklarından geri çevirdik.
Yazarlar çalışmalarını diledikleri gibi kullanmakta serbesttirler.
Bu durumda tek kazanan olduğundan kendisine ödülünü en kısa
zamanda takdim edeceğiz.
Ama bu arada Arkabahçe Yayıncılık bize dağıtılmak
üzere beş takım “Kebe’nin Gölgesi” verdiğinden şimdi başka bir formülle
o eserleri eğlenceli bir bahaneyle sahiplendirmenin yolunu bulmamız gerekecek.
Yeni ÇROP çizgi roman hakkında düşünme egzersizi yarışmamız LAL Kitap ve Hayal-Et e-Dergi katkısıyla başlamış bulunuyor. Ayrıntılar: Hayal-Et e dergi
Herkese bol şans diliyoruz.
21 Temmuz 2020 Salı
Önemli Açıklama: "ÇROP Yarışma: Çizgi Romanda Yerel Doku"
Ayrıntılar için































