5 Ağustos 2026 Çarşamba

Beğenmeyenlere Duyurulur: Supergirl Filmi Harikaydı!

Ümit Kireççi
...

Lafı dolandırmadan söylüyorum film "muhteşemdi!"
Evet, biliyorum, çok kii filmi beğenmedi hatta çok büyük eleştiriler de yaptılar. Hatta dünya çapında birçok kişi beğenmedi. Ama bu onların sorunu açıkçası beni hiç ilgilendirmez ben filme bayıldım. Ve hatta eleştirilerin bir kısmını okuyunca ne kadar haklı olduğumu daha da iyi gördüm.
Neden?



Arkadaşlar genel sorunumuz şu bana göre, Bir film izlerken kişisel beklentimizi ön plana çok fazla çıkarıyoruz. Ya da çok ilginçtir filmin içinden birkaç parçayı ön plana çıkarıp yönetmenin yanlış film çektiğini düşünüyoruz. Oysa atladığımız konu şu: karşımızda bir sanatçı veya sanatçı grubu var ve bunlar belli bir gerekçe ile bir yapıt ortaya koyuyorlar. Yani nasıl ki bana ya da babama ya da teyzeme sormadılarsa size de sormuyorlar filminiz çıkacaklarını. Akıllarında bir şey var ve bize düşen de o akıllarındakine uyup uyumadıklarına bakmak. Bence, bence, bence deyip ortada dolanmanın çok da bir anlamı yok bence 😉
Dediğim gibi film muhteşem. Çünkü muhteşem bir kadın filmiydi. Alışıldık üzere DC Comics sürekli lokomotif karakterleri olan Superman ile Batman çıkarıyordu. Her ikisi de erkekti ve her ikisi de kadınlar tarafından destekleniyordu.
Bu sefer başka bir yola satmışlar. Yayınevinin marka değeri yüksek olan karakterinin kadın versiyonunu kullanmaya karar vermişler. Üstelik 23 yaşında yapmışlar kızı. Ve film boyunca kadın-kız karşılaştırması ile de bunu vurgulamışlar.
Karşımızda erkek tarafından kontrol edilmek istemeyen bir kadın vardı. Hayatın istediği gibi yaşamak istiyordu. Kendini tanımak için uzun bir yolculuğa çıkmıştı. Süpermen'in çağrılarına geri dönmüyordur. Üstelik bunu süper güçlerini kazandığı bir sarı güneşin altında değil güçlerini yitirdiği bir kırmızı güneşin altında yapmaktadır. Burada açıkça hayata meydan okuyan ve konfor alanından çıkabilen bir kadın karakterle karşılaşmış oluyoruz.
Kendisinden yardım istenildiğinde geri çevirmedi. Kendisinden yardım isteyen küçük bir kız daha ayrıca. Daha deneyimli bir ablası olarak ona sahip çıktı. Onunla yaptığı konuşma çok eğlenceliydi. Hani bilmeyenler için açıklayalım efendim Superman bebekken gezegene patlar ve kendisi dünyaya bebek olarak gelir. Buna karşın süper kız ona bakıcılık yapan daha büyük ablası iken aynı yolculuk sırasında bir kara deliğe düştüğünden aynı yaşta yıllarca kalır. Dünyaya ulaştığında ise Superman yaşlanmıştır kız daha küçüktür. Konuşmaya gelince; yardım ettiği küçük kız ona şeyi sorar "eğer sen ondan yaşça büyüksen o neden "man" sen neden "girl"sün?". "Superwoman olman gerekmez mi?".
Filmin devamında uzay korsanları ile dövüşürler. Hepsi kadındır. Ve onlar bir grup kadın için mücadele vermektedir.
Sonra küçük ayrıntıları geçiyorum anlaşılıyor ki kötü adam gezegenleri dolaşarak küçük kızları kaçırıyor ve onları pazarlıyor. Epstein'a ve Trump'a gönderme olarak gördüğüm bir unsur.
Ha, Loboya gelince. Hadi bilmeyenler için bir daha açıklayalım Lobo uzayda koku alabilen ve ölümsüz bir motosikletli serseri ödül avcısıdır. İşte bu Lobo tüm maçoluğuna rağmen süper kızın bir dediğini iki etmez ve sözünden çıkmaz. Kız başının çaresine bakabilmekte ve gerektiğinde tepesinde dolaşan erkek dünyasının baskılarını da rahatlıkla göğüsleyebilmekte ve evcilleştirebilmektedir.
Evet, ben bu filmi bu gözle izledim. O yüzden de yapılmak istenen üzerinden değerlendirdiğimde filmi muhteşem buldum. Fırsat bulursanız filmi Bir de bu gözle izleyin derim ben. Veya izlememiş olanlar, "çizgi roman filmi seyredilir mi canım" diye düşünenler varsa kadın haklarının nasıl ele alınabileceğini görmek için kesinlikle izlesinler demek istedim.
Not: normalde bu tip yazıları arşivlenmek ve okumak üzere blokta yayınlardım. Ancak şu sıralar like almak, etkileşimde bulunmak veya hızlı ilgi görmek için olsa gerek bu gibi yazılar sosyal medyada uzun uzun paylaşılmaya başlandı. Dedim Ben de modaya uyuyayım biraz 🫣 gözünüze alıştırmayın muhtemelen bir daha olmayacak. 🤗
Bir not daha: filmi izlemeden önce Lobo ve Supergirl'ün birlikte olduğu bir hikaye anlatmıştım merak eden ona da ulaşıp okusa iyi olur veya yazıya bakabilir.
Supergirl Sinemada: 'Woman of Tomorrow' ve Bir Karakterin Yeniden Doğuşu - Son Havadis https://share.google/25ERtP3nRkKdC5mf2



 

Suat Yalaz'dan Yeşilçam Karikatürü

Yüksel'in Penceresi
....

  • Bir Çizgiyle Koca Bir Devri Özetlemek: Suat Yalaz’ın Yeşilçam eleştirisi 🎨🎬
  • Büyük usta Suat Yalaz’ın fırçasından çıkan çalışma sadece bir karikatür değil; Türk sinema tarihinin en yalın, en samimi ve en trajikomik halidir.
  • Sektörün hem mutfağında hem de yönetmen koltuğunda bizzat bulunmuş bir sanatçının, Yeşilçam’ın o dönemki çaresizliğini tek bir çizgiyle nasıl "nokta atışı" özetlemiş eline sağlık usta diyelim.

 

18 Temmuz 2026 Cumartesi

Zagor'un Uğradığı Tecavüzün Gülünecek Yanı YOK!

Ümit Kireççi
...
Daha önce defalarca söylediğim gibi ben bir Zagor hayranıyım ve klasik western tarzının dışındaki akışını son derece yaratıcı buluyorum. Bununla birlikte Zagor'un uzun süre birçok İtalyan kökenli western gibi "ortaokul düzeyine" hitap eden bir yayın olduğu da bir gerçektir.


Ölümlerin doğrudan gösterilmediği, şiddetin bugünkü bilgisayar oyunlarının yanında anaokulu resmi gibi kaldığı ve özellikle oğlan çocuklarına hitap ettiği için de kızların katılamadığı bir çete kafası içerdiğini eklemem gerek. Hatta oğlanların cinsel yönden daha geç olgunlaştığını da düşünürsek yayınlardaki takipçi genç kızların sebebini anlamak da mümkün olur. Kızlar çabuk olgunlaşıp koca adayının peşinde koşarken oğlanlar hızla kaçmaktadır. Ve elbette her yayının kahramanı Tommiks gibi çocuk değil yetişkindir ama tavırları okurun özdeşlik sağlamasını kolaylaştırmaktadır. 

Efendim, ha, tecavüz...

Son bir şey.

Zaman içerisinde şahit olduğumuz bir gerçek var: Çizgi roman kahramanı alışkanlık yapar ve küçük yaşta kimi etkilediyse yaşam boyu onun arkadaşı olur. Haliyle okurun yaşı ilerledikçe yolculuk da uzar... Ancak yaş büyüdükçe yayının hedef kitlesi kısmında sorun yaşanmaya başlar. Artık ortaokullu olmayan okurla anlatı dili uyuşmamaya başlar. Hele eski westernlerin sıkı takipçileri artık hemen hemen hepten yetişkinler iken eski anlatıyı sürdürmek de anlamsızlaşmaya başlar.
 
İşte o zaman benim "şiddet dozu bu sayıda artmış, Zagor öpüştü, sevişti" gibi arşivlik sayıları duyurma gerekçemi daha iyi anlıyorsunuzdur. 

Yalnız burada öpüştü ve seviştinin karşılıklı rıza ile gerçekleştiği gerçeğini sakın unutmayın. Yetişkin insanlar, duygular, arzular, v.s. 

Eminim başlıktaki "tecavüz" kısmı sizi de en az benim kadar rahatsız etmiştir. Sonuç itibariyle hangi cinsiyetle olursa olsun zorla cinsel birliktelik yanlıştır. Bu kimi zaman zorbalıkla, kimi zaman psikolojik baskıyla, kimi zaman da kimyasal yardımıyla gerçekleşmektedir. Ve biliyorum ki herkesin aklına tecavüz edenin "erkek" olduğu gelmektedir.


Arkadaşlar, LAL Kitap, Zagor Özel Albüm Sayı 3'ün 143. sayfasında başlayan "Büyücü" kısa hikayesi Zagor'un alenen tecavüze uğradığını gösteriyor. Burattini ile Verni'nin ortak çalışmasında çekici ve güzel bir büyücü kadının puma saldırısına uğrayışı ve Zagor tarafından kurtarılışı anlatıyor basitçe. Sözsüz macerada çizim ve anlatımın çok başarılı olduğunu belirteyim. Ta ki... 

Ta ki büyücü kadın Zagor'u hipnotize edip çadırına alana kadar. Ve ertesi sabah Zagor çadırından ayrılırken görüyoruz ki saldırgan puma aslında kadının dostuymuş. Ve her şey  büyücünün oyunuymuş.
 
Eminim birçok kişi bunu önemsemeden geçecektir. Hatta çadıra davet edilenin erkek olmasından dolayı ortada bir tecavüz de görmeyecektir. Ancak insanın bedeni ve onu nasıl nerede kullanacağı kendi özgür iradesiyle aldığı kararlarına bağlıdır. Bunun tersi istismardır. Öte yandan; eğer varsa, "erkek yapar", "elinin kiri", "gönlü olmuş" gibi bakış açılarını rica ediyorum bir kenara bırakın. Tecavüz tecavüzdür ve hangi cinsiyetin başına gelirse gelsin bunu normalleştiren her bakış açısı da yanlıştır. Bunun başta yayıncı olmak üzere sanatçılara da duyurulması gerekir. 

Kendi adıma bunu bir görev olarak görüp bu yazıyı az sonra Moreno Burattini'ye göndereceğim. Bana destek olursanız sevinirim. Böylesi bir hikayeyi yazdıklarını severek okuduğum yazara yakıştıramadım. Mesajımın italyancası:

Egregio signor Burattini, vorrei iniziare dicendole che lei è uno degli autori più amati in Turchia. Noi, come lettori di fumetti, la ringraziamo.

Tuttavia, volevo informarla che l'ultima storia di "maghi" che abbiamo letto non ci è sembrata adatta al suo stile: NON C'È NIENTE DI DIVERTENTE NELLO STUPRO DI ZAGOR!

https://cizgiromanokurlariplatformu.blogspot.com/2026/07/zagorun-ugradg-tecavuzun-gulunecek-yan.html

Le auguro un continuo successo.

Muhtemelen LAL Kitap telifini ödediği yayına müdahalede bulunamadığından okuduk bu "arşivlik" hikayeyi. İyi oldu. Bir de bunu görmüş olduk. 





Flash Gordon'un Ülkemizdeki Feza Yolculuğu

Mustafa Erer

....

Güzel bir Baytekin' le merhaba diyelim. Çizgi romandan oyuncağa; oyuncaktan sinemaya fantastik dolu bu yolculukta tüm çizgi roman seven dostlarımı hep birlikte bu rokete davet ediyorum. Birlikte uzayın derinliklerine, Mongo gezegenine gidip, dünyamızı yok etmeyi planlayan kötü kral Ming' e karşı Baytekin komutasında savaşalım

🙂


1934 yılında Amerika da, sanatçı ve ressam Alex Raymond tarafından çizgi roman olarak doğan Flash Gordon, bir yıl sonra 1935 yılında Türkiye' ye gelir. Türkçe çevirisi ve yerelleştirmesi yapılırken baş kahramanın adını Tekin koyarlar ve daha klas bir isim olsun diye Bay Tekin olarak sunarlar. İlk kez 1935 yılında, Çocuk Sesi dergisiyle tanıtılır.

1939 yılına gelindiğinde, Amerikalı bir oyuncak şirketi olan MARX tarafından Teneke, Kurma Mekanizmalı Uzay roketi oyuncağı yapılır.

Ülkemizdeki farklı yayın evlerinin de ilgisini çeker ve çizgi romanları yaygınlaşır. 1940' lı yıllarda Çocuk Haftası, 1960' lı yıllarda Büyük Ateş ve Ateş dergileri, 1970' li yıllarda Uzay Yayıncılık, Tay Yayıncılık gibi farklı yerel yayınlarca çizgi roman severlerin dünyasına konu olur. Sinemaya da uyarlanır.

Amerika da Flash Gordon olarak çekilen birden fazla olan filmleri Türkiye' deki sinemalarda Baytekin adıyla Türkçe seslendirmeli olarak filmleri yayınlanır. 1967 yılında " Baytekin Fezada Çarpışanlar " adlı sinema filmi ilk ve tek Türk yapımlı filmidir. Görseldeki siyah beyaz fotoğraf, filmde Uzay amiral rolünde merhum Muzaffer Yenen ( fotoğraf orjinal dia fotoğrafıdır ).

1980' li yıllara gelindiğinde yeni jenerasyon çocuklarına bu efsane çizgi romanı tanıtmak amacıyla dönemin ünlü çocuk dergisi Milliyet Çocuk dergisinin 1982 özel sayısıyla tekrardan merhaba der okuyuculara.

7 Temmuz 2026 Salı

Supergirl Yarının Kadını kitabını bitirdim..

Bülent Demirbaş
...
Supergirl Yarının Kadını kitabını bitirdim..
Modern dönem çizgi romanlarının gerek çizim gerekse de renklendirme olarak çok daha kaliteli olduğu bir gerçek. Amma velakin öyküyü sıkılarak zar zor bitirdim. Bana göre 1950'lerin Klasik Supergirl maceralarının tadı bu modern çizgi romanlardan çok daha eğlenceli ve lezzetli. O yüzden çizgi romanlarda klasikler her zaman favorimdir....


 

Gannnibal 5 Çıkıyor

Felix Koleksiyondan duyuru var:


Beklenen an geldi; Gannibal 5 matbaadan taze çıktı ve depodaki yerini aldı.

Nihayet polis teşkilatının içinden ve dışından müttefikler kazanıldı. Tam o sırada soruşturma elinden alındı ve geri çekilme emri verildi. Ama Daigo'nun içindeki o tehlikeli adalet duygusu patlamaya hazır.
“O herifleri asla affetmeyeceğim!”
Köyün cinnetine karşı yükselen, öfke dolu bir adalet. Art arda ortaya çıkan yeni gerçekler ve hızla devreye giren doğrudan müdahale. Büyük festivalin hemen öncesinde, Gotou ailesi ile polis arasındaki savaşta perdeler kalkıyor!!
Gannibal’ı sadece hikayesi değil, her bir panelinden fırlayan o çiğ ve tekinsiz atmosferi de bir başyapıt kılıyor. Masaaki Ninomiya; karakterlerin yüzlerindeki o saf korkuyu, öfkeyi ve köyün klostrofobik havasını muazzam bir detaycılıkla kağıda döküyor.
Sadece okumuyorsunuz; o baskıyı, gerilimi ve karakterlerin deliliğini çizimlerin sertliğinde doğrudan hissediyorsunuz.
Gannibal’ın sert, tavizsiz ve çiğ dünyasında aksiyonun dozu her ciltte daha da artıyor. Henüz başlamadıysanız, kendinizi bu karanlık taşra gerilimine hazırlayın!
Mutfakta sıradaki maceraların hazırlığı devam ederken, bu gece köye geri dönüyoruz. Takipte kalın!
Sosyal Medya Hesaplarımız

12 Haziran 2026 Cuma

Çizgi Romanda Kafkaesk Haller

Ümit Kireççi

...

Labirent, yabancılaşma, çaresizlik, bürokrasi ve çıkışsızlık... Fantastik Dörtlü'deki kareleri görünce Walter Simonson'un deliliğine bir kez daha şapka çıkarmıştım. Shaun Tan'ın grafik romanındaysa "samsa"ya göndermeye tanık olup gülümsemiştim. Dr. Strange'de ise... Henüz okumadım ama alttaki kare bana yetti. Çok yaşa Kafka... Eserlerinle sonsuza dek yaşa.











9 Haziran 2026 Salı

"Sonsuz Buhran" (Infinite Crisis) Çıktı

Yazar Adı : Geoff Johns 
Çevirmen Adı : Tulgan Köksal 
Yayınevi : Çizgi Düşler Yayıncılık 
Orijinal Adı : Infinite Crisis
Editör: Sinan Okan 


BU, DC EVRENİ’NİN EN KARANLIK GÜNÜ… 

OMAC robotları ortalığı kasıp kavuruyor, sihir güçten düşüyor, kötü adamlar birleşiyor ve uzayda bir savaş tüm şiddetiyle sürüyor. 

En kritik anda Dünya'nın en büyük üç kahramanı birbiriyle çatışma halinde: Superman, Batman ve Wonder Woman. Ancak uzun zamandır görenmeyen, geçmişten gelen kahramanlar evrendeki her şeyi düzeltmek için dönüyor... Hem de ne pahasına olursa olsun. Kahramanlar yaşayacak, kahramanlar ölecek ve DCU bir daha asla eskisi gibi olmayacak!

Dünyaca sevilen yazar Geoff Johns tarafından yazılan ve usta çizer Phil Jimenez ve Andy Lanning tarafından resimlenen bu devasa ciltte, George Pérez, Jerry Ordway ve Ivan Reis gibi ünlü isimler de çizimleriyle yer alıyor.

Bu ciltte Infinite Crisis #1-7 sayıları eksiksiz biçimde bir araya getirilmiştir.

Linkler

Related Posts with Thumbnails