18 Şubat 2012 Cumartesi

'Peri Bacaları'nda çeksen ne olur, çekmesen ne olur...

Bazı bölümleri Kapadokya'da çekilen 'Hayalet Sürücü 2', aksiyon sahneleriyle idare eden vasat bir çalışma olmuş. Başrolde, ilkindeki gibi Nicolas Cage var
Hayalet Sürücü 2: İntİkam Ateşİ
Orijinal adı: Ghost Rider: Spirit Of Vengeance
Yönetmen: Mark Neveldine, Brian Taylor
Oyuncular: Nicolas Cage, Christopher Lambert, İdris Elba, Ciaran Hinds
Yapım: ABD, 2011 Süre: 95 dk.
‘İçinden Türkiye geçen filmler’, art arda sökün ediyor. Geçen hafta ‘Köstebek’i izledik, bu haftanın mönüsünde ise ‘Hayalet Sürücü 2’ (Ghost Rider: Spirit of Vengeance) var. Geçen haftaki randevu 70’lerde geçiyor ve kamerasını İstanbul’da dolaştırıyordu. Bu haftaki buluşma ise şimdiki zamana ait ve gezindiği yerler Peri Bacaları, yani Kapadokya. Bir kıyaslamaya daha soyunayım: ‘Köstebek’ başta bizim Şenay (Aydemir) olmak yerli ve yabancı eleştirmenlerce bayağı bir beğenildi, bana kalırsa bazı sorunları var ama yine üst klasman filmlerinden, ‘Hayalet Sürücü 2’ henüz ABD ve İngiltere’de gösterime girmemiş, dolayısıyla ‘Batı âlemi’ hakkında ne diyor bilmiyoruz ama bana sorarsanız, aksiyon sahneleri ortalamayı tutturuyor lakin genel olarak son derece vasat bir çalışma olmuş.
‘Mefisto’ ama ‘nefisto’ değil
Malum film, bir çizgi roman uyarlaması. Marvel Comics ekolüne ait anti- kahramanlardan olan ‘Hayat Sürücü’, yan karakter olarak doğup sonrasında gelişip gürbüzleşmiş. Sinemayla ilk buluşması ise 2007 yılında olmuştu (ilginçtir ilk film Türkiye’de 16 Şubat 2007’de, yani ‘Beş yıl bir gün’ önce gösterime girmişti). Daha önce bir başka çizgi roman uyarlaması olan ‘Daredevil’ı çeken Mark Steven Johnson’ın imzasını taşıyan ilk uyarlamada, her zaman olduğu gibi karakterin nasıl doğduğuna şahit oluyorduk. Genç bir motosiklet göstericisi olan Johnny Blaze zamanında ruhunu şeytana satıyor, yıllar sonra da bu satışın bedelini ödemek zorunda kalıyordu. Yani bir ‘Mefisto’ öyküsüydü ‘Hayalet Sürücü’. Ana karakteri Nicolas Cage’in, sevdiği kadını Eva Mendes’in canlandırdığı bu filmin akılda kalıcı tiplemelerine ise ‘Eski toprak oyuncular’, Sam Elliott ve Peter Fonda hayat veriyordu (daha doğrusu veriyormuş, bu ayrıntıları hatırlamıyordum, beş yıl önce yazdığım yazıda gördüm). Bugünden itibaren vizyona giren ikinci adımın yönetmen koltuğuna ise bugüne kadar ortak üç işe (‘Crank’, ‘Crank: High Voltage’ ve ‘Gamer’) imza atan Mark Neveldine ve Brian Taylor ikilisi oturmuş. İkili, doğrusu tıpkı ‘Crank serisi’nde olduğu gibi aksiyona yüklenmiş ve bu alandaki maharetlerini göstermiş ama bu kez öyküde, daha önceki işlerindeki incelik, zekâ kırıntıları ve özel bir humor yok. Önce konunun kısa bir özeti diyelim: Üzerindeki lanetle yaşamayı sürdüren Johnny Blaze, gözlerden ırak durmak ve de gizlenmek için Doğu Avrupa’yı seçmiştir. Lakin kapısını çalan Moreau adlı biri, ona yeni bir gelecek teklif eder. Annesiyle kaybolan küçük bir çocuğu bulup getirmesi halinde, Moreau’nun bağlı bulunduğu tarikat Blaze’in üzerindeki laneti kaldıracaktır. Bizimki isteksiz olsa da işi kabul eder ve şeytanla mücadelesini kaldığı yerden sürdürür…
Dertlerimi zincir yaptım…
‘Hayalet Sürücü’, öfkelendiğinde alev alev yanan bir iskelete dönüşen bir karakter. Elindeki upuzun zincir de benzer özelliklere sahip ve Johnny Blaze’in zincir savurduğu mahlukat eriyip gidiyor. Film gücünü biraz da bu espriden alıyor, bilgisayar efektleriyle destekli sahnelerde, perde alabildiğine ısınıyor. İkinci adımda sadece yönetmen koltuğuna oturanlar değil, yan karakterler de değişmiş. Mesela Eva Mendes yerini çocuğun annesi rolündeki Violante Placido’ya bırakmış. İtalyan oyuncuyu George Clooney’li ‘The American’ vasıtasıyla tanımıştık. Doğrusu o filmde bana bir kadın olarak çok güzel gelmişti, Placido bu kez benzer bir cazibe yaymaktan uzaktı. İlk filmin ‘Şeytan’ı Peter Fonda’ydı, ikinci hamlede aynı rolde Ciaran Hinds’ı izliyoruz, lakin aynı tadı alamıyoruz. İki filmde de benzer rolde karşımıza gelen tek isim Nicolas Cage amma velakin, ilkinde olduğu gibi bu kez de çok da etkileyici bir portre sunmuyor tecrübeli aktör. ‘Hayalet Sürücü 2’nin diğer yan karakterlerinde ise İdris Alba ve kısa bir kompozisyonla da olsa hikâyeye dahil olan Christopher Lambert var. Bu iki isim de, sonuca yönelik katkıda bulunamıyorlar.
Turuncu gözlüklerinden sen suçlusun
Meselenin bizi ilgilendiren asıl yanına gelince, öykünün final bölümü ‘Peri Bacaları’nda biçimleniyor. Hatırlanacağı gibi filmin çekimleri büyük olay olmuş, Nicolas Cage’e ilişkin haberler uzun süre özellikle magazin basınını beslemişti. Nihayetinde de Cage, Denizli’de Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın da dahil olduğu bir buluşmada Başbakan Erdoğan’la da tanışmış, buluşmaya Amerikalı aktörün turuncu renkli, ‘kitsch’ gözlüğü damga vurmuştu Şimdi tabii ki onca gürültü patırtıdan sonra insan Peri Bacaları’nda çekilmiş çok çok özellikli sahneler bekliyor, lakin filmde böyle bir durum yok (malum, 2005 yapımı Jean-Christophe Grange uyarlaması ‘Kurtlar İmparatorluğu’nda da hikâye Peri Bacaları’na uğruyor ve o film, mekânın hakkını daha çok veriyor gibiydi).

Uğur Vardan
Kaynak - Radikal

Hiç yorum yok:

Linkler

Related Posts with Thumbnails