30 Kasım 2010 Salı

1. Çizgi Roman Yarışması Plaketleri Geldi!

23 Nisan 2010 tarihinde aday belirleme anketiyle başlayan ve 15 Haziran 2010'da oylaması sonuçlanan 1. Türk Çizgi Roman Okurları Çizgi Roman Ödülleri belirlenmişti.
İşte bu "ilk"in Doğa Koleji sponsorluğunda dağıtılacak olan plaketleri elimize ulaştı. Okurların 1980-2009 yılları arasında yer alan çizgi roman ve emekçileri arasından belirlediği adaylar oylarını toplayarak en beğenilenler olarak ön plana çıktılar. 34 kategoride oy alan ve "en" seçilenler aşağıda görülmektedir. Plaketler en geç iki hafta içinde sahiplerine ulaştırılacak, bu sayfalardan duyurulacaktır.

En İyi Editör
Ege Görgün
En İyi Türk Yazar
Ersin Karabulut
En İyi Yabancı Yazar
Alan Moore
En İyi Türk Çizer
Yıldıray Çınar
En İyi Çizer
John Buscema
En İyi Yabancı Çizer
Frank Miller
En İyi Çevirmen
İlke Keskin
En Favori Karakter
Wolverine
En İyi Çizgi Roman Serisi
Sandman
En İyi Yayınevi
Hoz Comics
En İyi Çizgi Roman Öyküsü (En sevdiğiniz Macera sayısı)
Civil War (Unmasking of Spiderman)
En İyi Türk Grafik Novel (Albüm)
Abdülcanbaz
En İyi Yabancı Grafik Novel (Albüm)
V for Vendetta
En İyi Çizgi Roman Dergisi
Doğan Kardeş
En İyi Çizgi Roman/lı Fanzin
Çapa Çizgi Roman Grubu
En İyi Çocuk Çizgi Romanı Serisi
Red Kit
En İyi Çocuk Çizgi Roman Albümü
Küçük Prens
En İyi Çocuk Çizgi Roman Çizeri
Sinan Gürdağcık
En İyi Çocuk Çizgi Roman Aylık/Haftalık Dergisi
Milliyet Çocuk
En İyi Çocuk Çizgi Roman Yayınevi
TUDEM
En İyi Mizah Çizgi Romanı
Sandıkiçi
En İyi Çizgi Roman Yayınlayan Mizah Dergisi
Uykusuz
En İyi Mizah Çizgi Roman Çizeri
Oğuz Aral
En İyi Bant Çizgi Romanı
Abdülcanbaz
En İyi Çizgi Roman Yayınlayan E-Dergi
Gölge Dergi
En İyi Çizgi Roman Haberi TV Programı
NTV Gece Gündüz
En İyi Çizgi Roman Araştırmacısı
Levent cantek
En İyi Çizgi Roman Eleştirmeni
Levent Cantek
En İyi Çizgi Roman Araştırma Kitabı
Çizgi Roman Ansiklopedisi
En İyi Çizgi Roman Satış Noktası
İdefix
En İyi Çizgi Roman Site/Blog
Kahramanlar Sinemada
En İyi Çizgi Roman Forumu
Çizgi Diyarı
Çizgi Roman Onur Ödülü
Suat Yalaz

Bir sonraki anket 23 Nisan 2011 itibariyle duyurulacak, 15 Haziran 2011 tarihinde sona erdirilecektir. Bu defa sadece 2010 yılı içinde yayınlanan çizgi romanlar arasından adaylar belirlenecektir. Aday sunmak isteyenler şimdiden croplatform@gmail.com'a mail atmaya başlayabilirler.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Hicabi Demir "HİCO" Karikatürler Çıktı

Görünenin ardına doğru çıkılacak ‘gerçek’ yolculuklar…
Sıradışı çizimleriyle Türkiye’nin sayılı çizerlerinden biri olan Hicabi Demirci, 2005 yılında yayımladığı ilk kişisel albümü ‘Şeytantırnağı’nın ardından ikinci kez sevenleriyle buluşmanın heyecanını yaşıyor!.. Beş yıllık çalışmalarını ‘Hico’ adlı yepyeni bir albümde bir araya getiren Demirci, her karikatürseverin arşivinde bulundurmak isteyeceği çok özel bir derleme hazırlamış. Genellikle, kadın ve şiddet, okutulmayan kız çocukları, savaşın çocuklar üzerindeki etkileri, insan, hayvan ve çevre gibi temalar üzerine çizim yapmayı tercih eden Demirci, bu albümüyle bizleri görmekten öte bir yerlere götürmeyi amaçlıyor. Albüm genelinde hiçbir sözün yer almadığı çizimler, görünenin ardındakini keşfetmek isteyenler için muazzam bir görsel ve düşünsel şölen vaat ediyor.
Ulusal ve uluslararası karikatür yarışmalarında birçok ödül kazanan Hicabi Demirci, Radikal gazetesinde illüstratör olarak çalışmalarına devam ediyor.
Hiçbir karikatürsever Hicabi Demirci’in yepyeni albümüne kayıtsız kalamayacak!..

Desen Yayınları

28 Kasım 2010 Pazar

Yazı ve imge sihirbazı

Çocukken çizmek en sevdiği oyunlardan biriymiş. İlkokulda karikatür çizmeye başlamış. “Türk eğitim siteminin korkunçluğu beni çizer yaptı” diyor. Ordinary Things (Sıradan Şeyler) ile dikkat çeken, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de öğretim görevlisi olan Dr. Özge Samancı çiziyor: Hayat çizimlere, çizimler hayata karışıyor…
28 Kasım 2010
Işıl Öz (Turkish Journal)

Leman’da çizmiş olmak heyecan verici olmalı…
İlk yıllar daha öğretici ve heyecan vericiydi. Daha sonra internetin yaygınlaşmasıyla çizerlerin çoğu (ben de dahil olmak üzere) evde çalışıp işleri dergiye elektronik posta ile yollamaya başladık. Dergi hep beraber yüzyüze çalışılan bir sürecin ürünü olunca daha eğlenceli.

Ordinary Things ne zamandır var?
Amerika’ya taşınınca dergi formatının dışına çıkmak istedim, Ordinary Things başladı ve beş yıldır devam ediyor. Siteye her hafta dört-beş çizim ekliyorum. Sitenin arşivinde binden fazla çizim var. Nereye kadar gidecek bilmiyorum.

“Animasyonun Önlemez Yükselişi” adlı kitabınıza da değinmek isterim…
Kitabım animasyon ve canlı çekimi (live action) bir arada kullanan filmleri gözden geçiriyor. Who Framed Roger Rabbit bunun bir örneği. Film kamerasının icadından dijital sinemanın başlangıcına kadar olan sürede yapılmış 114 kadar filmi ele alıyor. Animasyon flash sketch (çabuk çizim) adlı bir vodvil geleneğinden doğuyor. Çizer seyircilerin karşısına koyulan bir karatahtaya çabuk çizimler yapıyor ve bu çizimlerin beklenmedik dönüşümü seyirciyi eğlendiriyor. Kamera icad olunca bu sahne performanslarını filme çekiyorlar. Dolayısıyla ilk animasyon filmleri animatörü ya da animatörün elini içeriyor. Daha en başından animasyon ve canlı çekim bir arada beliriyor. Günümüzde ise Inception gibi özel efekt içeren filmler de canlı çekim ve animasyonu bir arada içeriyor. Son dönem Hollywood sinemasında rüya gerçekliğine dayalı hikaye anlatımı ya da insan zihninin içinde gelişen olaylar zinciri çok sıklıkla görülüyor. Bu da özel efektleri kullanmak için bitmek tükenmez fırsatlar doğuruyor. Örneğin Matrix Triology (Matrix Üçlemesi). Matrix canlı çekim gibi görünen ama aslında animasyon mantığına daha yakın bir film. Karakterler sınırsız şekilde eğilip bükülebiliyor, çeşit çeşit şiddete maruz kalıyor ama ölmüyorlar. Tıpkı animasyon filmlerinde olduğu gibi. Dolayısıyla sinemanın doğuşundan günümüze kadar animasyon-canlı çekim birlikteliği son derece gündemde olan bir konu.
Röportajın Tamamı: Turkish Journal
Paylaşım: Ümit Kireççi

"DÜNYANIN EN KISA ROMANI" Yarışması

DÜNYANIN EN KISA ROMANI Yarışması'na hoş geldiniz!
Bu yarışma aynı zamanda dünyanın en kısa şartnamesine de sahip. Sadece 3 koşulu var:


1. Roman kurallarına riayet.
2. Romanın uzun olmaması.
3. Kazanan kazanmayan bütün romanların yayınlanması.
Yarışmamıza katılanlar aynı zamanda YAZIYOR tarafından da yayınlanmasına izin vermiş kabul edilecektir.

Yarışmamızın ön elemesi yoktur, bütün katılımlar ciddiyetle yayınlanacak ve okurların beğenisine sunulacaktır.
1 Ocak 2011 günü yarışma sonucu bütün dünyaya ilan edilecektir.

Başvuru ve ve ve: Yazıyor

26 Kasım 2010 Cuma

Boselli'nin İz Sürenleri

Teks'in evrenini Gian Luigi Bonelli kurmuş, Caludio Nizzi günümüze kadar getirmiştir. Ancak hafızalardan en çok silinmeyen maceraları da Mauro Boselli yazmıştır. Carson'un Öyküsü (Orj:417-418-419, MP:7-8-9) olsun Büyük Soygun olsun(Dev Albüm:6) hafızalardan silinmemek üzere yazılmış maceralardır. Diziye en son katılan "kalıcı" yazar olan Boselli'nin 8-10 yıldır artık değişik dönemlere yayılmış bütünlemeleri de oluşmaya başladı. Buna en iyi örneklerden bir tanesi Maceraperest'in 16. sayısının 96. sayfasında(orj:416) Tulac ismiyle başlayan ve 17. kitap İz Sürenler(orj.417 CERCATORI DI PISTE)'le devam edip 18. kitap Nehirde Ölüm (orj.418: MORTE SUL FIUME) isimli bölümle sona eren hikayedir.
Birlikte müthiş ikiliyi oluşturdukları Carlo Marcello'nun çizimlerini yaptığı bu hikayede yine sıradışı bir macera okumuştuk. Teks bir grup asker kaçağına yardım etmek için kendini ve Navajo rezervasyonundaki konumunu bile tehlikeye atmaktan çekinmemişti. Macerada düşmanı olarak önüne çıkan kişi Teks'le de bir geçmişi olan komançi-beyaz melezi Mickey Finn'dir ve Teks geçmişte Finn'in hayatını kurtarmıştır. Ancak içindeki şeytana yenik yaşayan Finn'in gücün karanlık tarafına geçmesini engelleyememiştir. Bir karede, "Finn benim hayatını kurtardığım zaman iyi tarafı seçmeyerek tüm şansını kaybetmiştir" diyerek içindeki çelişkili duyguları ortaya çıkarır. Finn olsun kaçakları takip ettiren Albay olsun karakterleri çapraşık kişilerdir. Yarı kızılderili olan ve yerlilerle çalışna Finn, aynı zamanda yerlilerden ölesiyede nefret etmektedir mesela. Öte yandan maceranın ikinci yarsınıdan tanıştığımız Çavuş Torrence hafif John Wayne kokan okurken özellikle dikkat edilmesi gereken enfes bir karakter.
Asker kaçaklarının yanında ordu güçlerine karşı verdiği olağanüstü mücadele sonrası 69. sayının 45. sayfasında başlayan Sınır Toprakları (469. TERRA DI CONFINE) isimli öykü Çavuş Torrence'ın buruk öyküsünün anlatıldığı Tulac öyküsünün tam bir devamıdır. Tipik Boselli ögelerinin tamamını içinde barındıran maceranın çizeri yine Marcello'dur ve bu kez Teks'i olabildiğince umutsuz ve zor durumda görüyoruz. Teks'in hayatı boyunca karşılaştığı en akıllı ve acımasız düşmanlarından Sierra Şeytanı (aslında Kızıl Şeytan "El Diablo Rojo") karşısında tam postu deldirmek üzereyken son anda paçayı kurtaran ve can düşmanı Kızıl Şeytan'ı içine hapsedildiği kafesin paslı demiriyle döverek öldürür. Ama yine de insan öldürmeyi özel zevk haline getirmiş bu son derece acımasız düşmana karşı sert adamımızın intikam aldığı sahneler tam tatmin duygusu vermekten uzaktır. Sanırım Boselli'de benim gibi iyi maceraların daha çok sıkı düşmanlarla olabileceğine inanıyor. Boselli hikayelerinde iyi tarafta olanların mümkün olduğu kadar zaafları ön planda verilirken kötü taraftakilerin ezici karakterleri daha ön planda olabiliyor.

Boselli öykülerinde genellikle yerel kıyafetleri içinde gördüğümüz Teks mutlaka bir yol ve takip yaşar. Carson'un öyküsünde Carson'un peşinde geçirdiği saatlerden sonra Tulac'ta askerler ve ordu izcileri arasındaki takibe tanık olduğumuz olaylar yaşarız. Sınır Topraklarında ise, tamamen bir takip ve intikam üzerine kurulmuş etkileyici bir öyküdür. Kötülüklerini büyük bir ustalıkla yerine getirdikten sonra sınırlarına çekilen ve Teks'e açıkça meydan okuyan Kızıl Şeytan'ın ardından girdiği takip ve diğer sahneler maceranın aslı belkemiğini oluşturur. Tuhaftır, bu iki macerada da Karson'u görmeyiz. Onun yerine İrlandalı Pat Mc Ryan, Çavuş Torrence, Novak, Tiger Jack gibi yan karakterleri görürüz. Her bir yan karaktere özenle sahip çıkan Boselli, maceranın çok az bir bölümünde görünmesine rağmen Çavuş Torrence için epey özenmiş. Bu detayda kendi kuralını da bozan Boselli Torrence'a ne kadar özenmişse, düşmanı hain Albay'a da o kadar yüzeysel olarak yer vermiştir. Tulac ve Sınır Toprakları, gerek Teks tarihçesinde gerek western çizgi romanları içinde kendine münhasır özel bir yeri hak ediyor. Arizona'nın sıcak topraklarında geçen öyküleri sevnler için birebir olan bu sayıları okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Selamlar,
Lami Tiryaki

25 Kasım 2010 Perşembe

Çizgi Romanla Şiirlerin Menzilinde Gezinmek

Bugün o kadar yoğun bir programım var ki anlatamam. Yok, bütün gün arazide değil ofiste olacağım olmasına ama randevulu gelenim gidenim çok olacak aslında. Sabah duş alıp, aceleyle giyinip evden fırladım. Çıkmadan önce kitaplarıma şöyle bir göz attım. Bir süredir okumamı bekleyen Ken Parker'ın Şiir adlı çizgi romanını raftan kaptım. Çantama attım. Saçımı toparlamaya vaktim kalmayınca, bizim mahallenin köşesinde yeni açılan kuaföre uğradım. Benden başka müşterileri yoktu sabahın o saatinde tabii. "Hemen bir düz fön çekmenizi rica edeceğim. Mümkünse iki kişi çekseniz. On dakika içinde ofise gitmeliyim!" dedim. İki yanımda iki kişi saçımı öteye beriye çekiştirilirken, çantamdan Ken Parker'ı çıkardım. Önce ön kapağına baktım. Ne güzel olur çizgi roman kapakları!.. Maceranın adı Şiir öyle mi? Bakalım hangi şairden bahsediyor bu kez bizim entellektüel kovboy? Bu kez hangi şairin menzilinde Ken Parker'la dans edeceğiz görelim bakalım?
Devamı - Hayalkahvem

Spirou ve Fantasio Çıktı!

Desen Yayınları 7 ve üzeri tüm çizgi roman severlere çizgi roman sunmaya devam ediyor: Spirou ve Fantasio yeni maceralarıyla raflarda yerlerini aldı. Morvan - Munuera ikilisinin ülkemizde yayınlanmamış maceraları hayli yeni çizim tekniklerini kullanmış bu seride.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Solomon Kane çıktı!

Robert E. Howard'ın yaratısı "Solomon Kane" Çizgi Düşler yayınları tarafından dilimize kazandırıldı. 20'den fazla öyküyü barındıran cilt Solomon Kane'in tüm siyah-beyaz hikayelerini okurlara sunuyor. Conan serisinde adeta dolgu malzemesi olarak yarım yamalak kullanılmış olan kahramanı merak edenler eksiklerini şimdi kapatabilirler... Sonra belki filmini bir daha izlemek isteyebilirler.
Bir anekdot:
Çizgi Düşler sahibi İlker Özer telif ödemesi yapmak üzere İş Bankasına gittiğinde memurun "bu isme para yatıramazsınız çünkü Solomon ismi yasaklı" uyarısıyla karşılaşmış. Uzun uğraşlar sonucu ancak üst düzey memurların araya girmesi ve telefon trafiğiyle telif yatabilmiş. İsme yasak nasıl konur bilinmez ama çözüme katkıda bulunanlara da saygımız sonsuz :)

Ümit "şaşkın" Kireççi

"Abdülcanbaz" Dünya Markası Olacak

Değerli Abdülcanbaz Dostları,
BIZ olarak, büyük usta Turhan Selçuk'un Abdülcanbaz’ını bir dünya markası yapmak için uzun ve zor bir yolculuğa çıktık.Siz Abdülcanbaz dostlarının destekleri, bizim heyecanımızı ve iddiamızı besleyen en önemli kaynaktır. Bu nedenle, büyük bir “Abdülcanbaz Ailesi” oluşturmaya çalışıyoruz.
Abdülcanbaz'ı resmi Facebook sayfasından takip ederseniz sizi gelişmelerden haberdar edebiliriz:http://www.facebook.com/abdulcanbaz.biz
(Sizlerden ricamız, Facebook'tan arkadaslarınıza sayfayı önerirseniz veya profilinizde paylaşırsanız, daha çok Abdülcanbaz hayranlarına ulaşmış oluruz.)
Teşekkürler,
BIZ Abdülcanbaz Ekibi
http://abdulcanbaz.biz/blog/

Derya Sayın'a Geçmiş Olsun

Karikatür ve mizah türü çizgi romanımızın önemli kalemlerinden ressam Derya Sayın Siyami Ersek hastanesinde By-Pass olacak. Kendisine Acil şifalar diliyoruz!
ÇROP

23 Kasım 2010 Salı

Basılacak Marvel'ınızı Seçin

Gerekli Şeyler Yayıncılık sahibi Mişel Simoni'nin yaptığı açıklamaya göre "Marvel Essential" serilerinin tamamının yayın hakkı kendilerindeymiş ve hangilerini yayınlamalarını istediklerini de okuyucuların söylemesini bekliyorlarmış.
Altın Madalyon Çizgi Roman Forumunda oy bekleyen ankete katılmanız halinde okumak istediğiniz essentiali kendiniz seçmiş olacaksınız.
Acele edin:

22 Kasım 2010 Pazartesi

Çizgi Roman Ödüllü Yarışma

Kahramanlar Sinemada'da yeni ödüllü yarışma! Bir kişi yeni yayınlanan Çizgi Düşler yayını “Solomon Kane Destanı” çizgi romanını kazanacak!


Detaylar için aşağıdaki linki tıklayınız:

http://www.kahramanlarsinemada.com/solomon-kane-cizgi-romani-kazan/


15 Kasım 2010 Pazartesi

Norveç'li Konuklar Çizgi Roman Çizdi

İkinci kez ikinci bir Norveç'li toplulukla çizgi roman çalışması gerçekleştirildi. Konuklar bir gün önce Ümit Kireççi'nin tiyatro çalışmasında konuklara doğaçlama olarak hazırlattığı oyunu kağıda aktardılar ve 14 konuk kare kare üzerine düşeni yaparak harika bir çizgi romana imza attı.

12 Kasım 2010 Cuma

Tolga Çıktı!

Çizgi roman severler için eski bir tanıdık TOLGA yeniden siz değerli okuyucularla buluşacak
1969 yılında değerli üstad Abdullah Turhan tarafından ilk sayısı çıkan TOLGA Kasım ayı içinde kitapçılarda yerini alacaktır.

Uzun Kılıçlı Kahramanlardan olan TOLGA, Cengiz Han dönemini kapsayan süre ile Orta Asya, Çin, Hindistan ve Anadolu ile Mezopotamya’da geçen maceraları ile geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Cengiz Han adına hareket eden kahramanımız, güçsüzlerin yardımına ve kötülerin peşine takılan, fırsatı olduğunda gönül eğlendiren bir kahramandır.

Belli bir jenerasyonun takip ettiği ve beğeniyle okuduğu bu kahramanı yeni neslinde izlemesi ve sevmesi için elimizden geleni yaptığımıza inanıyoruz.

Çizgi Düşler yayınlarından çıkacak olan TOLGA, Önder Caki ,İlker Özer ve Mahmut Turhan'ın ve asıl önemlisi Üstad Abdullah Turhan ın olur vermesiyle yeniden hayata geçirilmiştir. Hata yaptıysak şimdiden af ola diyelim

11 Kasım 2010 Perşembe

Moebius'un Paris Sergisinden Haberler

Fransız çizgi roman ustası Jean 'Moebius ' Giraud ' nun Paris 'te açılan son sergisi hakkında anılarımı ve izlenimlerimi sizle geç de olsa paylaşmak istedim...

Uzun zamandır gitmek için sabırsızlandığım sergi 10 Ekim'de Fondation Cartier'nin muhteşem binasında özel davetlilerin katılımıyla açıldı. Sergiyi dostum Enki Bilal'le beraber gezdik.
Moebius'un orijinal eserlerinden oluşan sergi binanın giriş katı ve alt katında.... Sergiyi dolaşırken Enki'yle sohbet etme fırsatını da buldum... Son kitabını bitirmeye çalıştığını ve geçen sene
çıkan Animal'z kitabını film haline getirmeyle uğraştığını söyledi. Moebius'un çizimlerinden uyarlanan ve özel gözlüklerle seyrettiğimiz 8 dakikalık ' La Planete Encore ' filmini yapan şirket Enki'nin
karakterlerini de canlandıracakmış.

Tophane'deki galerilere yapılan saldırıları o da şaşkınlıkla izlemiş...!

Serginin giriş katındaki bölümü minimalist ve çoğunluk siyah beyaz işlerine ayrılmış, alt kat daha renkli ve çeşitli. Bence sergi daha kapsamlı olabilirdi ama yine de üstadın orijnallerini görmek ayrı bir haz. Yukarıda anlattığım film haricinde Moebius hakkında yapılan bir film de gösteriliyor. Sergide özel kolleksiyonlardan toplanan orijinal eserlere de yer verilmiş..Sergi boyunca satışa sunulan 'merchandise' da çok çeşitli. Muhteşem hazırlanmış sergi kataloğunun yanı sıra Moebius kitapları, afişler, badgeler, mıknatıslar,Moebius DVD'si,ahşap yapbozlar,şekerlemeler..hatta çocuklar için bir boyama kitabı ve kalemleri de düşünülmüş..

Moebius'la konuşma fırsatını tekrar yakaladım...Kendisi son derece yakın ve güler yüzlü. Moebius'la ilk kez 2004'te tanışmıştım ve çeşitli ortamlarda karşılaşma ve konuşma fırsatım olmuştu. Akıcı bir İngilizce'yle sergiyi ve filmleri nasıl bulduğumu sordu. Sohbetimiz sırasında ona daha önce yaptığım Türkiye davetimi yineledim. O da her zamanki nazik yaklaşımıyla 'Ben hazırım ama karımı ikna etmelisin ' dedi. 2005 senesinde Paris'te gittiğim ufak galerisinde kendisine ve eşi Isabelle'e Türkiye'de bir Moebius sergisi yapmayı düşündüğümü söylemiştim..Onlar da çok olumlu bakmışlardı. Daha sonra araya Enki Bilal sergim girdi ama ben Moebius'dan vazgeçmedim. Ümidim yakında bu ihtiyar delikanlıyı da orijinal eserleri ve benim amatör koleksiyonumla ilk kez Türkiye'de sergilemek.

Moebius son on yıl öncesine kadar marijuana kullanmış, şimdilerde o da ne yazık ki kanserle savaşıyor ama geleneksel tedavilerle değil...!

Moebius'un sergisi boyunca değişik etkinlikler de yapılacak. Hakkında yapılmış çeşitli belgeseller yanında katkısı olduğu filmler de gösterilecek. Alien, Blueberry, Dune, Moebius Strip gibi. Galeri Slomka Moebius'un orijinal eserlerinden oluşan bir seçkiye de satışa sundu. Sergi 13 Mart 2011'e kadar açık. Eğer Paris'e yolunuz düşerse kaçırmayın derim. Bu aykırı sanatçının hem Moebius olarak kurgu bilim+fantastik yüzünü hem de Gir olarak Blueberry+western yüzünü görme fırsatını yakalayabilirsiniz...

Size çektiğim bir kaç resmi yolluyorum. İçeride resim çekme yasağı olduğundan elimde resim yok ama dailymotion, youtube gibi sitelerde sergi hakkında filmler izlenebilinir..

Bazı linkler :
http://www.moebius-transe-forme.com/
http://fondation.cartier.com/

Sevgiyle kalın...
Murat Cem Şerbetci

10 Kasım 2010 Çarşamba

Çizgi Roman Okurları Ödülleri Gelişme

1. Türk Çizgi Roman Okurları Çizgi Roman Ödülleri'nde bazı ÇROP dışı gelişmelerden dolayı geciken plaketlerin sahiplerine ulaştırılmasında aksaklıklar yaşandı. İlginçtir, bu aksaklıklar hakkında bilgilendirildikleri halde bilmezden gelerek hakarete varacak ifadelerle durum hakkında yorum yapan forum yöneticisi oldu.


7 Kasım 2010 Pazar

Queenie Chan Basınla Manga Atölyesi

Desen Yayınlarının çizgi roman dünyamıza katkıları sürüyor. Daha önce Amerikalı çizer Kazu Kibuishi'yi ülkemize atölye açması için davet eden Desen Yayınları şimdi de "Okuldaki Sır" çizgi romanının yazar-çizeri Queenie Chan'i ağırlıyor. Aşağıda Pera Müzesinde gerçekleşen "Basın Manga Atölyesi"nden fotoğraflar yer alıyor. Chan, 7 Kasım Pazar günü saat 12.15'de TÜYAP Kitap fuarında ve Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinliklerinde manga atölyelerini sürdürecek.
Fotoğraflar - Aydın İleri

5 Kasım 2010 Cuma

Billy The Kid

Türleri kesin ve tekçi ayrımlara tabii tutmak doğru değil, ama kavramsallıştırma açısından kolaylık sağlaması adına, Western türünü henüz doğaya uyumluluğunu tam kaybetmemiş (sanayileşmemiş ve kentleşmemiş) bir medeniyetin kapitalizm sancılarını gösterdiği, Zombi türünü ise modernist toplumun ikiyüzlülüklerini ifşa etmedeki uygunluğu nedeniyle önemsediğimi söyleyebilirim. Roberto Recchioni’nin yazdığı Billy The Kid – Ölmeyen Kin bu iki türü sentezleme açısından çok başarılı bir çizgi roman.

Ancak yukarıdaki paragrafa bakıp Billy The Kid’in tamamen sosyal eleştirel bir çizgi roman olduğunu düşünmeyin. Aşk, arkadaşlık, intikam ve şiddet dolu hikâyede sosyo-ekonomik eleştiri sağlam bir alt-metin olarak kendini gösteriyor.

Çizgi romana ismini veren Billy The Kid (1859-1881) sayısız filme, romana ve elbette ki çizgi romana konu olmuş oldukça meşhur bir Vahşi Batı kahramanı. Kısacık ömründe pek çok cinayet işlemiş, ama asıl şöhretini Lincoln Bölge Savaşı’nda (1878) üstlendiği rol ile kazanmış.

Billy The Kid'in günümüze kalan tek fotoğrafıFazla detaya girmeden anlatmak gerekirse, Lincoln Bölge Savaşlarıticari monopol nedeniyle çıkan bir kan davası. Bölgenin yerleşik hakimi olan James Dolan’a meydan okuyan İngiltere doğumlu John Tunstall, bölge şerifinin göz yumduğu bir cinayete kurban gidiyor. Billy The Kid’in önderliğindeki grup da kendi adaletini sağlamaya girişiyor. Pek çok şerif yardımcısını ve Dolan’ın beslediğiJessie Evans Çetesi üyelerini öldürdükten sonra bir noktada sıkıştırılıyorlar ve üç gün boyunca çatışıyorlar. Sayıca çok az oldukları için dağılıyorlar ve Billy The Kid saklanıyor. Şerifliğe atanan Patrick F. Garret daha sonra Billy’i bulup öldürüyor.Billy’nin silahsızken ve karanlıkta vurulduğu söyleniyor.

Billy The Kid çabucak efsaneleşiyor. İktidarı elinde bulunduran ve adaleti dilediğince kullanan bir zümreye karşı giriştiği mücadele ezilen yoksul kesim tarafından yüceltiliyor. Billy bir sistem karşıtı değil, haksızlığa göz yummayan bir intikamcı. Fevri ve atak kişiliği daha çok gençliğine bağlanıyor. Bu nedenle sinema filmlerinde ideal bir kişilik olarak sunulmadı. Ama öte yandan Beni Orada Arama (I’m Not There, 2007) filminde romantik bir imaj olarak sunulması da garipsenecek bir durum değil.

Nispeten yakın tarihli de olsa Billy The Kid’i bir nevi Köroğlu gibi mitoslar sınıfına sokabiliriz. Tarihi gerçeklere ilişkin yeterli belge yok elimizde, en detaylı biyografisinin yazarı da Billy’i öldürenGarret’a ait. Ama bunun önemi yok, tarihi gerçeklerden ziyadeBilly The Kid efsanesini biçimlendiren zihniyet daha önemli. Bunun için dönemin koşullarına kabaca biraz bakmak gerek.

19. yy’ın sonu, emperyalizmin hakimiyetini pekiştirdiği, teknolojik gelişmelerle dört bir yana yayıldığı, toplumda köklü değişikliklerin yaşandığı bir dönem. İngiltere’deki Sanayi Devrimi kent hayatını dönüştürüp işçi sınıfını biçimlendiriyor. ABD’ne bakarsak aslen Kuzeyli sanayi burjuvazisi ve Güneyli feodalitenin çarpıştığı Sivil Savaş’ı Kuzeyliler kazanmış; ülkenin dört bir yanı demiryolları ile döşenerek sermayenin dolaşımı hızlandırılmış. Avrupa’dan yeni bir başlangıç yapmak ve özgürce yaşamak için gelen göçmenlerin İngiltere’ye karşı savaşarak kurduğu ülkede köleci feodalitenin yerini atölye ya da esnaf çapının çok ötesine geçerek ticari tekeller oluşturan yeni burjuva sınıfı alıyor. Batı’ya Hücum sırasında kendilerine yetecek kadar toprak kazanmış küçük çiftçi ve hayvancıların bu yeni zümre karşısında boyun eğmekten başka çaresi yok.

ABD’de kapitalizmin en önemli süreçlerinden biri: Merkezi Pasifik Demiryolları ile Birleşik Pasifik Demiryolları, inşasına ABD’nin iki ucundan başlayan Kıtalararası demiryoluna son çiviyi çakıyorlar (Promontory Tepesi/Utah, 10 Mayıs 1869)

Billy The Kid’in efsaneleşmesi bu nedenle anlamlı. Tıpkı Köroğlugibi kendi döneminin iktidarına karşı korkusuzca mücadele ediyor. Elbette imkansız bir savaş bu, bu nedenle alabildiğine romantik bir kahraman. Ancak ne Köroğlu ne de Billy’nin sistemle ilgili bir dertleri yok. Billy’i isyan ettiren şey adaletsizlik. Amerikan Rüyası’nın temeli olan serbest girişim hakkının gaspedilmesi ve buna göz yumulması.

Roberto Recchioni ise zaten mitolojik olan bir karaktere fantastik bir devam hikâyesi yazarak bu eksikliği kendince kapatmaya çalışıyor.

Çizgi roman Lincoln Bölge Savaşları’ndan yıllar sonrasını aktarıyor. Ölüler bilinmeyen bir nedenle mezarlarından ayağa kalkmışlar. Korku ve paniği atlatan insanlar zamanla zombilerle yaşamaya alışmışlar. Tehlikeliler, ama zeki olmadıkları için kalabalık olmadıkları sürece kontrol edilebiliyorlar. Gelişmiş Doğu eyaletleri zombilerin sınırları ihlal etmesine karşı sert tedbirler alınmasını isterken, ekonomik olarak daha geri olan Batı eyaletleri, yorulmadıkları ve ücret almadıkları için zombileri kullananmak istiyor. Bu noktada Kuzey-Güney ayrımının Doğu-Batı’ya dönüştüğünü görüyoruz, ama zihniyet aynı. Kalifiye işçiye ihtiyaç duyan sanayi burjuvası zombileri bir tehdit olarak görürken kölelerini kaybeden feodal yapı zombileri yeni bir iş gücü olarak kullanabilmenin peşinde.

Beyinsiz oldukları için sınırlı tedbirlerle denetlenen zombilerde kitlesel bir hareket görülünce hükümet durumu araştırıyor. Zombi Billy The Kid ve meksikalı Miguel’in sıradışı biçimde hâlâ aklı melekelerini koruduğu ve diğer zombilere hükmedebildikleri anlaşılıyor. Bunun üzerine Şerif Garret, eski dostu Billy’i ikinci kez öldürmek üzere yola çıkıyor.

Billy The Kid‘in en popüler sinema uyarlamalarından biri 1988 tarihliGenç Silahşörler (Young Guns). Lincoln Bölge Savaşları’na odaklanan ve dönemin genç yıldızlarını biraraya getiren filmde Billy‘yi Emilio Estevez canlandırdı.

Öyküyü ilginç kılan en önemli unsurlardan biri, fahişe Charlotte ile zombi Billy arasındaki aşk. Billy’e ilk başlarda gerçekten aşık olan Charlotte, Billy’nin taze ete olan açlığına eninde sonunda yenik düşeceğini düşünüp Garret’ın yanına sığınarak bu ilişkiyi üç ayaklı bir zemine oturtuyor. Billy ve Garret arasındaki dostluk-intikam ilişkisi, paylaşılamayan kadın ekseninde daha da karmaşıklaşıyor.

Billy ve Miguel’in zombileri biraraya toplayarak yaşayanların dünyasına karşı ayaklanması da sermaye ve sermayenin hükmettiği hükümete karşı kitlesel bir isyan niteliğinde aktarılıyor. Miguel topyekün saldırı anlayışıyla Meksikalı devrimci Zapata’yı anımsatıyor. Billy ise planlı bir gelecek inşasından çok, güçlüler tarafından kullanılmaya karşı çıkan anarşist bir yapıda. Charlotte’a olan aşkının gözünü kolayca kör edebilmesi de romantik isyankar imajını güçlendiriyor. Pek çok sahnede İsa ile özdeşleştirilmesi hem yoksulların kurtarıcısı olarak lanse edilmesi hem de Garret’ın Judas gibi bir hain olması bağlamında yerine oturuyor.

İtalyan çizgi romanının “harika çocuk”u olarak görülen Roberto Recchioni (D. 1974).

Roberto Recchioni bu hikayeyi pek çok sinemacıya parmak ısırtacak kadar dengeli, akıcı ve derinlikli bir biçimde kurgulamayı başarmış. Stilize bir foto-gerçekçi çizim anlayışının kullanıldığı ve çini lezzetini doyasıya yaşatan panellerde de sinematografik çerçevelemeler hakim. Bu durum ister istemez bir sinema uyarlamasının ne kadar da başarılı olacağını getiriyor akla.

Genelde bilindik seriyallerle ülkemize yansıyan fumetti dünyası,1001 Roman’ın Kara Dizi’si (ilk kitap Pis İşler idi) kapsamında yayımladığı albümler sayesinde asıl zenginliğini göstermeye başlıyor. Çekici ve albenili bir kapağın süslediği bu kaliteli baskının da eksikleri var kuşkusuz. Çevirilerde kulak tırmalayan ifadeler, yazar ve çizer tanıtımının yetersizliği, kitabın sonundaki Billy The Kid biyografisinin wikipedia sığlığında kalması yeterli bir editöryal çalışmanın eksikliğini gösteriyor. Buna rağmen hikâye, anlatım ve çizimlerin başarısı bu kusurları görmezden gelebilmeyi kolaylaştırıyor.

Sadece çizgi roman severler değil, zombilerin popülaritesinin arttığı şu dönemde özgün bir çalışma görmek isteyenler için de kaçırılmaması gereken bu albüme özellikle genç çizgi roman severlerin burun kıvırdığını duyuyorum. Bu da gayet anlaşılır bir durum. Çizgi romanı henüz bir fantezi-kaçış sanatı olarak görüyorlar. Western ve zombi gibi iki uzak kavramın biraraya geldiğinde hayatın gerçekliğine nasıl da temas edebildiğini kısa zamanda fark etmelerini umuyorum.

Billy The Kid – Ölmeyen Kin
Uccidero’ Di Nuovo Billy The Kid

Yazar: Roberto Recchioni

Çizerler: Riccardo Burchielli, Cristiano Cucina, Werther Del’edera, Roberto Recchioni

Yayımcı: 1001 Roman, 200 sayfa



Deniz Akhan
Ters Ninja

Okuma Şenliği'nde manga atölyesi

Koçtaş Beylikdüzü’nde “Dünyayı Okuyoruz!”

Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri 2010 Türkiye ayağı 6–7 Kasım’da Koçtaş Beylikdüzü’nde…


Her yıl Kasım ayında tüm dünyada kutlanan “Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri” 6–7 Kasım tarihlerinde Koçtaş Beylikdüzü’nde festival havasında kutlanacak.

Koçtaş ve GA Çocuk işbirliği ile bir Sosyal Sorumluluk Projesi olarak tasarlanan Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri, okumaya meraklı minikler kadar ebeveynlerin de ilgisini çekecek kadar büyük bir titizlikle hazırlandı. “Dünyayı Okuyoruz!” temasıyla gerçekleştirilecek olan etkinlikler, eğlenmenin ve öğrenmenin bir arada yaşanabileceğisayısız aktiviteyle dolu…

Çocukların kitaplara ve okuma bilincine küçük yaşta yakınlaşmasını sağlamak, doğru kitap seçimini önemini vurgulamak, ebeveynleri çocuklarını kitap okumaya teşvike yönlendirmek ve okuyan bir neslin oluşmasına katkıda bulunmak idealiyle yola çıkan Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri’ne katılım tümüyle ücretsiz olacak.

Düşünmenin, anlamanın, yorumlamanın, keşfetmenin ve estetize etmenin bilgisini çocuklara aşılamayı ve “sanat” ile “sanatçıya” karşı duyarlılık kazandırmayı da hedefleyen etkinlikler; okuma atölyelerinin yanı sıra resim, müzik, drama, tasarım gibi sanat dallarını içeren birer saatlik atölyelerden oluşacak. Atölyeler, uzman eğitmenler eşliğinde, interaktif biçimde uygulanacak.

Everest’e tırmanan ilk Türk ünvanıyla Türkiye’deki pek çok gönüllü hareketin öncüsü olan Nasuh Mahruki, Keşif Atölyesi’nde deneyimlerini çocuklarla paylaşarak son kitabı “Kendi Everest’inize Tırmanın”ı imzalayacak. Yunus Nadi ödüllü yazarımız Ayşe Kilimci ise etkinliklere Sinema Atölyesi ile katılacak ve kitaplarını imzalayacak. TT Çocuk ve Boyner Mağazacılık çok özel atölyelerle projeye destek verecek. Minik kitapseverler ilk kitaplarını tasarlayacak, resimle ve heykelle büyülü formlar yaratacak, müziği ve ritmi hissedecek, keşfetmenin bilgisini edinecek… En büyük sürpriz ise dünyaca ünlü Manga Sanatçısı Queeny Chen olacak. Queeny Chan, çocuklarla “Kalemin Ucuna Yolculuk” yapacağı Manga Atölyesi’nin ardından “Okuldaki Sır” adlı kitabını imzalayacak.

6–7 Kasım 2010 tarihleri arasında Koçtaş Beylikdüzü’nü bir şölen alanına çevirecek olan etkinlikler; TT Çocuk, Boyner Mağazacılık, Minika, İDO, Faber-Castell, Tudem Yayınları, Turkuvaz Radyo Grubu, D4D Dijital Marka Çözümleri, Delfi Danışmanlık, Türkbiner Designe, www.iyilikneredebizorada.com, Lila Düşler Tiyatrosu ve Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) destekleriyle gerçekleştirilecek. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Alfa Yayınları, Büyülü Fener Yayınları, Artemis Yayınları, Harikalar Diyarı Yayınları, Tudem Yayınları, Uçan Balık Yayınları, Mavi Bulut Yayınları, Marsık Yayınları, Çizmeli Kedi Yayınları, Morpa Yayınları ve Caretta Yayınları ise kitap stantlarıyla 2 gün boyunca etkinlik alanında bulunacak. Dileyenler bu yayınevlerinden çıkan kitapları indirimli olarak satın alabilecekler.

Etkinliklerin en değerli yönü ise Atatürk Çocukları Kütüphaneleri’ne kitap bağışları kabul edilecek olması. Türkiye çapında başlatılan kampanyayla, ülkemizin ücra bölgelerinde yaşayan ve kitaba ulaşamayan sayısız çocuk, bağışlanan kitaplarla eğitim, edebiyat ve düşün dünyasının kapılarını aralayacak. Pek çok sosyal yardım vakfı kampanyayı destekleyecek, Koçtaş Beylikdüzü etkinlik alanında da bağışlar kabul edilecek.

Program:

6 Kasım 2010 Cumartesi

12.00 – 18.00 Faber-Castell’le Resim Atölyesi

12.00 – 13.00 Söyleşi Atölyesi / Baştan Sona, Dünyayı Okuyoruz! (Ümit Kireççi)

13.00 – 14.00 TT Çocuk’ la Masal Atölyesi / Masal Bahçesi

14.00 – 15.00 AYŞE KİLİMCİ’YLE Sinema Atölyesi / Sinemacılık Oynayalım mı? *

15.00 – 16.00 Tudem’le Tasarım Atölyesi / İlk Kitabım!

16.00 – 17.00 Heykel Atölyesi / Büyülü Formlar!

17.00 – 18.00 Ritim Atölyesi / Ritmi Hisset!

* Ayşe Kilimci atölye sonrasında “Sinemamız İftiharla Sunar” kitabını imzalayacaktır.

*Tüm gün, yüz boyama aktivitesi yapılacaktır.

7 Kasım 2010 Pazar

12.30 – 19.00 Faber-Castell’le Resim Atölyesi

12.30 – 13.30 NASUH MAHRUKİ’YLE Keşif Atölyesi / Kendi Zirveni Keşfet!*

13.30 – 14.00 Fotoğraf Atölyesi / Her Zaman Keşfetmek İçin Bak!

14.00 – 15.00 Küçük Filozoflar Atölyesi / Bir Fikrim Var!

15.00 – 16.00 Boyner’le Desen Atölyesi / Renklerin Dili!

16.00 – 17.00 QUEENİE CHAN’LE Manga Atölyesi / Kalemin Ucuna Yolculuk! *

17.00 – 18.00 Elit’le Küçük Şefler Atölyesi / Harfi Harfine!

18.00 – 19.00 Parti Zamanı: Yaşamak Güzel!

* Nasuh Mahruki atölye sonrasında “Kendi Everest’inize Tırmanın” kitabını imzalayacaktır.

* Queenie Chan, atölye sonrasında “Okuldaki Sır” kitabını imzalayacaktır.

*Tüm gün, yüz boyama aktivitesi yapılacaktır.

Yayınevleri & Kitap Stantları: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık - Alfa Yayınları - Doğan Egmond Yayıncılık - Büyülü Fener Yayınları – Artemis Yayınları - Harikalar Diyarı Yayınları – Tudem Yayınları – Uçanbalık Yayınları - Mavi Bulut Yayınları – Marsık Yayıncılık - Çizmeli Kedi Yayınları - Morpa Kültür Yayınları Caretta Yayıncılık

Kitap Bağış Kampanyası: Köy Çocukları Kütüphaneleri Oluşturma, Kültür - Sanat ve Dayanışma Derneği İşbirliği ile Atatürk Çocukları Kütüphaneleri’ne Kitap Bağışı Yapılacaktır.

Etkinlik Resmi Web Sayfası :http://www.dunyacocukkitaplarihaftasi.org/

Tüm çocuklar ve aileleri Koçtaş Beylikdüzü’ne davetlidir, katılım ücretsizdir.

Koçtaş Beylikdüzü Adres: Barış Mah. E5 Yanyol Sakarya Cad. No:1 Beylikdüzü/İstanbul

İletişim Tel: 0212 256 00 22 - GSM: 0555 985 50 11

iletisim@gelisimatolyesi.com

Linkler

Related Posts with Thumbnails