2 Mayıs 2020 Cumartesi

Green Lantern ve Nasreddin Hoca

Ümit Kireççi – umitlila@gmail.com
Uzayın polis gücü Green Lantern ekibi bence DC Comics’in en iyi ve en çok olanağa sahip yayınlarından biridir. Bu nedenle olsa gerek Simon Baz adlı Müslüman bir karakter comics dünyasında yer alınca çok gürültü çıkarmıştır. Dahası, Baz, kendi kültürünü çizgi roman okurlarına tanıtırken Nasreddin Hoca’yı da baş köşeye oturtmuş bulunuyor. 


Green Lantern Efsanesi

Alan Scott

Tarihler Temmuz 1940’ı gösterdiğinde mahlazı Mart Dellon olan Martin Nodell’in yaratısı ilk Green Lantern karakteri altın dönemde ortaya çıkarak okurlarla tanışıyordu. All-American Comics’in 16. sayısında görücüye çıkan karakterin insan kimliği Alan Scott’tu ve kendisi demiryollarında bir mühendisti.

Bir gece ansızın gökyüzünden düşen ve adı “starheart” olan yeşil bir aleve yaklaşmasıyla güç edinen kahraman bu mistik gücü parmağındaki bir yüzükle açığa çıkarıp kullanabiliyordu. Ancak ilginçtir ortada çok baskın bir alev ve yüzük olduğu halde adı “fener” (lantern) olmuştu. Bunun gerekçesi de gücünü mistik yeşil alevin bir fenerde tutuluyor olması ve onun yüzüğü şarj etmek için 24 saatte bir o feneri kullanmak zorunda oluşuydu.
Son derece üstün güce sahip olmasına karşın Alan Scott’un düşmanları (Solomon Grundy’yi saymazsak) sıradan soyguncular ve adi suç işleyenler olmuştur çoğunlukla. Bunlardan DC Comics’in ilk Harlequin karakteri daha sonra eşi ve ikiz çocuklarının annesi olacaktır. Ki böylece Batman’in bir suçluyla evlenmesi hadisesinin de öncülü sayılır bir nevi.

İkiz çocuklarına kısaca bakacak olursak Jade bir yetimhanede büyümüştür. Avucunun içindeki işaret aracılığıyla içindeki yeşil enerjisi kanalize etmektedir. Kardeşi Obsidian ise kötü bir çocukluk geçirmiştir. Darth Vader tadında bir karanlık tarafı vardır ve gölge manipülasyonu gücüyle ara sıra kontrolden çıkmaktadır. Gerçi babasının gücünü aldığı Starheart babasının da kendisinin de kontrolden çıkmasının başlıca sebebidir. Bu alevin kökeni hakkında değişiklikler olmuştur. Gizemli ve canlı bir alev olarak sunulan Starheart son olarak Green Lantern polis gücünün OA gezegenindeki kaynağa bağlanmıştır.

Son olarak belirtmem gerekir ki Alan Scott yaşlanmamaktadır ve benim çok sevdiğim grup Justice Society League grubu üyesidir ve üzülerek belirtmem gerekir ki tek zaafı “odun”dur. Evet, hani var ya “ateş, su, toprak, tahta” olayı… Bildiğin odun. Alan Scott yüzüğüyle atom bombası durdurabilir ama oluşturduğu koruma alanından; ey Allahım, odun geçebilir… 


Hal Jordan ve Uzay Polisleri

İlk Green Lantern’in; ki o dönemde birçoğunun, yavanlaşmasıyla birlikte DC Comics editörü Julius Schwartz’ın evrende yenilik yaptığı bilinir. Böylece gümüş dönem olarak adlandırılan durgunlukta kahramanlar revize edilmiştir. Böylece Green Lantern gücü Gil Kane’le Sid (şaka gibi bir soy ad) Greene sayesinde tek kişiden uzaylı bir polis gücünün adına dönüşür. Bu sırada tarihler 1959’un sonunu göstermektedir.

Yüzüğünü ölmekte olan bir uzaylıdan devralan gözü pek, korkusuz Hal Jordan böylece Showcase’in 22. sayısında ortaya çıkmış olur.

Böylece DC Comics’in kozmik evreniyle tanışırız. Galaksinin Gardiyanları adı verilen kadim bir ırkın evrene kanun ve düzen getirmek için yaptıkları arayışlarla, sektör sektör yayılan polis gücüyle, yerel düşmanlar ve evrensel düşmanlarla, diğer uzaylı süper güçlerle hep bu dizide tanışırız.

Bu sefer Green Lantern enerjisi mistik olmaktan uzaktır, bilimseldir. Yeşil Fener yüzüğü “irade”yi esas alarak çalışmaktadır. Her yüzük bir taşıyıcı bulmak üzere programlıdır. İhtiyaç halinde veya çoğunlukla yüzüğü taşıyan polis memurunun ölümü üzerine yüzük sektördeki açığı kapatmak için “korkuyu alt edebilen irade sahibi” kişiyi bulmak için gerekli sektörde tarama yapar, doğru kişiyi seçerek açığı kapatır. Her yüzük taşıyıcısı sıkı bir eğitimden geçirilir.

Teknik olarak her sektörden ancak bir kişi seçilmektedir. Aynı anda aynı sektörden birkaç kişi Green Lantern olamamaktadır. Yani, dünya hariç.

Hal Jordan’ın bir beyaz olması ve ama fakat farklı ırkların barış içinde bir arada yaşadığı bir organizasyonda olup dünyadaki toplumsal çalkantılarla ilgilenmemesi tezat oluşturmuştur. Ya da öyle düşünülmüştür ki sıradan serüven kurgusunun dışına çıkılarak 1970 yılında yayınlanan 76. sayıda başlatılan Dennis O’Neil – Neal Adams ikilisinin imzasını taşıyan kısa denemede kahramanımız Green Arrow’un Robin Hoodvari isyanını da yanına alarak toplumdaki ırkçılığı, eşitsizliği görmek üzere kısa bir Amerika turuna çıkar. Ciddi bir başarısızlığa uğrar, deney biter.

Ancak bu şekilde siyahi bir Green Lantern’in evrende dünyayı ve Amerika’yı temsil edebilmesinin de önü açılır. Böylece güçlerini kaybeden Hal Jordan’ın yerine siyahi John Stewart geçer. Yıllar sonra ırklar arası diyalog tarzı bir deneme için oluşturulan ve yine başarısızlıkla sonuçlanan “Mosaic” dünyasının koruyucusu olmuştur, Stewart. Ekleyeyim, onun askeri geçmişi ve sertliği birçok kez zor kararlar almasına sebep olmuş, başını çok ağrıtmıştır.  

Bu arada biraz öncesindeyse Guy Gardner Hal Jordan’ın yedeği seçilmiş bir süreliğine nadasa bırakılmıştır. Derken Hal Jordan’ın güçlerini alıp kaybederken yaşadığı olaylar arasında Guy Gardner tam yetkiyle Green Lantern seçilmiş, JLA’nın üyeliğine getirilmiştir. Ancak dik başlı, pervasız, ekip oyuncusu olamayan, asil duygularla dolu bir maganda oluşu onu komik durumlara düşürmüştür. Kişiliğindeki bu özellikler yine de onun Green Lantern evrenini şekillendirmede son derce etkili olmuştur.

Kyle Rayner ise Hal Jordan’ın delirerek polis gücünü ortadan kaldırdığında kazanmıştır gücünü. Jordan’ın “Paralax” adlı bir karaktere dönüşmesiyle Kyle Rayner evrendeki tek yüzük sahibi olmuştur. Kendisi bir çizgi roman sanatçısıdır ve günü geldiğinde çok daha büyük sorumlulukları üstlenecektir.


Simon Baz ve İlk Müslüman Green Lantern Olayı

Aynı anda aynı sektörden aynı ırka mensup Green Lantern olamaz kuralı “görevden alınma, sürgün, delirme” gibi açık kapılar sayesinde delinirken DC yazarları yeni bir açık daha oluştururlar. Bu açığa göre Hal Jordan en büyük düşmanı Sinestro’yla “ölümü temsil eden siyah yüzüğün” içine hapsolur ve öldü sanılır. Haliyle yüzük yeni bir taşıyıcı bulmak üzere yola çıkarak Simon Baz’ı bulur ve onu dünyanın koruyucusu yapıverir. Tarihler Mayıs, 2012’i göstermektedir ve karakterin yaratıcıları Geoff Johns’la Doug Mahnke’dir.

Bu yüzük taşıcısının ortaya çıkışı da Gardiyanların yeni bir deneyine tekabül eder. 

Gardiyanlar Yeşil Fener’den vazgeçerek yok etmeye karar vermişlerdir. Düşünmeyen, zombimsi bir yaratık ordusunu harekete geçiren Gardiyanlar “Rise Of The Third Army” hikayesinde büyük bir yıkıma uğrar, düzenin hepten değişmesine sebep olurlar. Bu arada da dünyadan bir temsilci daha ortaya çıkmış olur.

Simon Baz yarı Lübnanlı yarı Detroit Amerikan yerlisi ana babanın oğludur. Kız kardeşi Sira’yla yaşamaktadır. Özellikle ırkçılığın artmasından dolayı çok ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Bir gün bir araba çalma işine karıştığında tuzağa düşürülür. Çaldığı araçtaki bombanın patlaması sonucu “terörist” damgası ve yer. Oysa araçtaki bombayı fark ederek insanları kurtarmıştır ama kimsenin bundan haberi yoktur. Yani, yüzük hariç. Ondaki irade gücünü fark eden yüzük parmağına girerek hayatını kurtarır. Böylece de dünya yeni bir kahraman kazanır.

Biz de öğreniriz ki iradesi güçlü olup dünyayı temsil edebilecek tüm insanlar ne yapıp edip Amerika’ya göçmüştür.

Neyse, konumuza dönersek…

Simon Baz gücünü kazandıktan sonra çok büyük maceraların parçası haline geliverir. Şaka maka hiç de küçük savaşlar değildir içinde yer aldıkları. Ancak bütün bunların üstesinden gelir. Bir de üstüne üstlük bir kadın Yeşil Fener partner edinerek dünyayı korumak için mücadelelere dalar.

Kadın Green Lantern’ın adı Jessica Cruz’dur. Latin kökenli kadın kahramanı bizler YKY’nin bastığı JLA ve Forever Evil ciltlerinden tanıyoruz. Hani başka bir boyuttan gelen yüzüğü takmak zorunda kalan bir genç kadındır ve kendi kişiliği olup psikopat ruh taşıyan yüzüğü takmak istememektedir… İşte bu Jessica Cruz Simon Baz’la ortaklık kurarlar.
Fark ettiyseniz Green Lantern ekibinde dünyalı kadın olmaması ve latinlerin ihmal edildiği eleştirisi bu şekilde bertaraf edilirken farklı boyuttan gelen yüzük buluşuyla da aynı ırktan tek yüzük taşıyıcısı kuralı tekrar aşılmıştır. Baz’la da “aaa, öldü sandıktı” diye bir bahane bulmuşlar gördüğünüz üzere… 
Not – Bu dizi son yıllarda okuduğum en keyifli dizilerden biridir.


Nasreddin Hoca’ya Geldik mi?

Geldik…

Simon Baz’ın Müslüman oluşu birçok öyküde okura sunulur. Saçı kapalı kız kardeşi, dini gelenekler, toplum içindeki davranışları v.s. hep okura gösterilir. Ancak bunlar yapılırken Amerikan renginin bir parçası olarak takdim edilir. Yadırganmaması, alışılması gereken bir renk.

Nasreddin Hoca işte tam da burada devreye giriyor.

Uzaylı ırkların temsilcilerinin birbirlerinin geleneklerine ve kültürlerine saygı göstererek bir arada iş birliği yaptığı Green Lantern organizasyonunu dünyadaki kültürleri kabullenmesi noktasında katalizör görevi görür Nasreddin Hoca.

2018 Mayısında yayınlanan ve Andy Diggle’ın yazdığı, Juan Ferreyra’nın çizdiği “Green Lanterns Annual 1”de Simon Baz büyük bir uzaylı konseye hitaben konuşma yaparken “ailemin bana anlattığı bilge bir adamın” fıkrasıyla bitirir metnini. Fıkra Nasreddin Hoca bilgeliğini aktarır:

Bir gece hoca sokakta ışığın altında oturmaktadır. Karanlıktan çıkagelen ve onu gören komşusu

-       - Hocam, burada ne yapıyorsun?

-       -  Anahtarımı arıyorum.

-       - Nerede düşürdün anahtarını?

-       - Orada, karanlıkta kalan bizim evin orada.

-       - Ama, hocam, anahtarını orada düşürdüysen burada ne arıyorsun? Orada arasana.

-       - Arayamam.

-       - Neden?

-      - Çünkü orası karanlık!

Fıkrada insanların içlerindeki karanlıkla, korkuyla ve aptallıkla mücadele ederek daha iyi insanlar olabileceği mesajı olduğunu açıklar Simon Baz uzaylılara.
Bir de bu süreçte hep Mullah Nasruddin diye bahseder Nasreddin Hocamızdan. Molla Nasreddin.



Peki bu aşamada bir karışıklık yok mu? Akşehirli hocanın Lübnan asıllı bir gencin kültüründe ne işi var? Yazar, Türk kültürünü İslam kültürünün parçası olarak mı sunuyor?

Açıklama son derece basit. Hoca Nasreddin Orta Asyadan orta doğuya kadar yayılmış bir efsanedir. Her ne kadar onun Eskişehir’de doğduğu rivayet edilse de,  Akşehir ona sahip çıksa da Nasreddin efsanesi doğu kültürlerinde Nasrudeen, Nasrudin, Nasruddin, Nasr ud-Din, Nasredin, Nasiruddin, Naseeruddin, Nasr Eddin, Nastradhin, Nasreddine, Nastratin, Nusrettin, Nasrettin, Nostradin, Nastradin (Dinin Zaferi) ve Nazaruddin olarak biliniyor. Hoca sıfatı da farklı Arapçapaki "Juha", "Djoha", "Djuha", "Dschuha", "Chotzas", "Goha" sözcüğünün telaffuz farklılıklarıdır. Bununla birlikte farklı kültürlerde sıfatı "Hoxha", "Khwaje", "Hodja", "Hoja", "Hojja", "Hodscha", "Hodža", "Hoca", "Hocca","Hooka", "Hogea", "Mullah", "Mulla", "Mula", "Molla", "Efendi", "Afandi", "Ependi" (أفندي ’afandī), "Hajji" olarak kullanılmaktadır.

Diğer bir deyişle bilge Hoca Nasreddin’imiz Orta Asyadan Afrika’ya hatta İtalya’ya yayılmış bir kültürün parçası olmasının yanı sıra artık Amerika’da, hatta kurgusal da olsa uzayda tanınan bir efsanedir. Ve açıkçası ben uzaydaki olası isim ve köken değişikliklerini çok merak ediyorum.

İşte böyleyken böyle…

Green Lantern çizgi roman dizisi ülkemizde görmesi gereken ilgiyi göremese de oldukça büyük bir yükü omuzlarında taşıyor. Irkçılık, ayrımcılık karşıtı tüm mesajları bünyesinde barındırabilen bu dizi okunmaya değer bulduklarımdandır.

Unutmadan ekleyeyim ilk Green Lantern Alan Scott’un oğlu Obsidian eşcinseldir. Hatta Alan Scott’un farklı boyuttaki “Earth 2” evrenindeki versiyonunda bizzat kendisi eşcinseldir. Yani, anladınız işte, dizi her tür ayrımcılığı ortadan kaldırmayı hedeflemekte muhteşem bir araç konumundadır.

Şimdilerde comics dünyası Nasreddin Hoca’yla bilgeliğini maceralarına dahil ederek yeni bir dönemece girmiştir. Artık onlar düşünsün…

Şaka bir yana ben üç konuya daha dikkat çekmek istiyorum:

1 – Bu yazının başlığı aslında “on cümlelik malzemeden koca yazı nasıl çıkarılır!” olmalıydı.

2 – Nasreddin Hocanın erotik ve hatta pornografik fıkralarının derlendiği kitabın yasaklanması büyük bir sansür ve ayıptır. Üniversitede öğrenciyken edinmek için çok uğraştığım ama toplatıldığı için ulaşamadığım bir eser oldu. 1995 yılı YKY baskısı. Hala arıyorum bilginize sunulur.

3 – Green Lantern okumadıysanız hemen başlayın, okutun.

"Çizgi Roman Hayatın İçinde"

Hiç yorum yok:

Linkler

Related Posts with Thumbnails