11 Mayıs 2012 Cuma

Hayır, Red Kit Türk değil!

Red Kit'in dünyası Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde canlandı. Sergiyi Belçikalı çizgi roman araştırmacısı Didier Pasamonik hazırladı. Pasamonik'i en çok şaşırtan şey, Türkiye'deki pek çok insanın 'Yalnız Kovboy'u bir Türk çizgi romanı sanması olmuş: "Filmini bile bizden önce çekmişsiniz"



ALPBUĞRA BAHADIR GÜLTEKİN


Atını gün batımına süren yalnız kovboy. Kanun kaçaklarının baş belası. Gölgesinden hızlı silah çeken adam. Ve daha övgü dolu nice tamlama Vahşi Batı dolaylarında tek bir kişiye işaret eder: Red Kit, namı diğer Lucky Luke! 1946’da Belçikalı karikatürist Morris tarafından yaratılan, sonraları Fransız çizer René Goscinny tarafından kaleme alınan çizgi roman efsanesi, sonu gelmez serüvenleriyle milyonlarca hayran edindi. Sadık atı Düldül ile maceradan maceraya koşan, azılı suçluların peşinde eyer eskiten Red Kit, adalete hizmet etmeyi boyun borcu bilmiş bir şahsiyetten çok daha fazlasıydı. Onu takip eden çocukların ufku genişledi, heyecan dolu hikâyeleriyle yeni dünyalar keşfedildi. 
Yediden yetmişe çok sevilen ve kültürel bir fenomen haline gelen Red Kit, şimdilerde damaklarda nostaljik bir tat bırakmaya hazırlanıyor. İstiklal Caddesi ’ndeki Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde dün başlayan ve 17 Haziran’a dek sürecek ‘Red Kit İstanbul’da sergisinde, karakterlerin oluşum sürecini yansıtan anlatımlar, orijinal Red Kit çizimleri, çizgi roman kültürünün gelişimini ve kovboyun ‘Türkiye macerasını’ anlatan sinema afişleri yer alıyor. Küçük bir Teksas kasabasına bürünen sergi salonu, Vahşi Batı’ya özgü üç boyutlu evler ve posta arabalarıyla Western filmi setini aratmıyor. Peki, bu serginin açılış nedenleri altında toplum olarak uçanı kaçanı Türk zannediyor oluşumuz yatıyor olabilir mi? Bunu nereden mi çıkardık? Yanıtı serginin küratörü Didier Pasamonik’ten alalım. 

Uzun zamandır çizgi roman araştırmaları yapıyorsunuz. Bu tutkunun nasıl doğduğunu merak ediyorum. 
Daha çocukken çizgi romanlara büyük hayranlık besliyordum. En büyük şansım bu kültürün anavatanı sayılan Belçika’da doğmuş olmamdı. Morris, Peyo ve Franquin gibi ünlü kalemleri tanıma fırsatına eriştim. İkiz kardeşimle birlikte hareket ediyorduk ve bu bizim için tutku haline gelmişti. Çizgi romanlarla ilgili ilk yazım 15 yaşımdayken yayımlanmaya başladı. 18’ime geldiğimde kendi yayıncılık şirketimi kurarak bu dünyaya dahil olmuştum. 

Kafanızdaki Red Kit algısı o sıralar nasıldı? 
Red Kit, Spirou dergisinin en önemli karakterlerinden. Bilindiği gibi Belçika ’da bu konuda rekabet eden iki isim var: Spirou ve Tenten. Red Kit’in çizeri Morris delicesine çalışan bir adamdı. Hasta olduğunda bile yazardı. Dergideki diğer çizerler onun kadar düzenli değildi. Morris’in hikâyelerinin o haftaki sayıda yer almaması büyük istisna olurdu. Red Kit’i keşfettikten sonra onun maceralarını ara vermeden takip ettim ve onun serüvenleriyle büyüdüm. 

Kariyerinizde etkisi büyük olmuş olmalı. 
Çizgi romanlarla ilgili yılda yaklaşık 600 makale yayımlıyorum. Bana “Red Kit gölgesinden hızlı silah çekiyor, sen ise gölgenden hızlı yazıyorsun” diyorlar (gülüyor). Etkisi büyük, çünkü Red Kit’in hikâyeleri çok okundu ve çok sevildi. 

Türkiye ’de de öyle... 
Red Kit, Türkiye ’de Belçika’da olduğundan belki de daha fazla meşhur. İlginçtir ki Morris ve ben Red Kit’in hikâyesini beyazperdede görebilmek için 1971 yılını bekleyecektik, ancak Türkler bundan çok daha önce filmini yapmıştı bile. Bunu öğrenmek benim için çok büyük sürpriz oldu. 

Sergiyi ziyaret edenler ne görecekler, siz ne görmelerini umut ediyorsunuz? 
Aslında bu projeyle ulaşmaya çalıştığım ilk hedef, bu ülkedeki insanlara Red Kit’in ve yaratıcılarının kim olduğunu daha iyi anlatabilmek. Çünkü Türkiye ’de bu konu hakkında yanlış bir algı var. Konuştuğum pek çok kişi Red Kit’in Türk olduğuna kesinlikle emin. Hatta Red Kit’in atının Türkçe ismi (Düldül) ile Halife’nin (Hz. Ali) atının isminin aynı olması yüzünden bunun gerçek olmadığına inanmakta bir hayli güçlük çekiyorlar (gülüyor). 

Algılar çok yanlış yere sapmış. 
Amacımız Red Kit’i doğru bir şekilde tanıtabilmek, çünkü bu artık bir gereklilik haline geldi. İkinci olarak ise 21 ile 27 Mayıs arasında İstanbul Uluslararası Çizgi Roman Festivali Istanbulles’yi organize ediyoruz. Bu sergi festival kapsamında da yer alacak. Pek çok Türk çizeri tanıyorum ve çizgi romanlardaki Türk yaratıcılığının farkındayım. Bu yüzden değişik kültürlerden çizerlerle Türkiye’dekileri bir araya getirmek istiyorum. Çünkü Türk çizgi romanları dünyanın en iyilerinden biri… 

Türkiye ’den kimleri tanıyorsunuz? 
Ersin Karabulut, Memo Tembelçizer, Galip Tekin, Yiğit Özgür, Umut Sarıkaya… Bir de Cihangir’de yaşayan kötü kediyi (Şerafettin) biliyorum. 

Peki Red Kit’in bu kadar çok sevilmesinin sırrı nedir? 
Bana kalırsa bunun altında Red Kit’in klişelerle dalga geçmesi yatıyor. Western filmler toplumda bir algı yaratmaya çalışıyordu. Kızılderililere karşı işlenmiş bir suçun izleri yok edilmek, kamuoyunda oluşan fikirler değiştirilmek isteniyordu. Aslına bakarsanız Hollywood bu yalanın üzerine kurulmuştu. Red Kit’in başarısının sırrı ise bu algıyı tartışmaya açan ilk eserlerden biri oluşuydu. 

İlk yayıncısı Turhan Selçuk 
Red Kit’in ülkemize girişi çok zaman almadı. Batı’nın yalnız kovboyu, ilk kez 1956’da Turhan Selçuk tarafından çıkarılan Dolmuş dergisinde kendine yer buldu. Biraz değişikliğe uğratılarak tabii... Zira telif hakkı mevzularından dolayı hem çizim hem de hikâye olarak aslına sadık bir şekilde yayımlanamıyordu. Haliyle isminin de değiştirilmesi gerekiyordu. O sıralar yayımlanmayı bekleyen Lucky Luke’a Red Kit ismini ise Türkiye ’nin önde gelen kaligrafi sanatçısı Ferdi Sayışman verdi. Ülkemize Mandrake, Mister No, Zagor, Kızılmaske gibi onlarca ünlü çizgi romanı getiren Sayışman hikâyeyi şöyle anlatıyor: “Lucky Luke’un maceralarını burada yayımlamaya karar verince, ‘Türkçe ne isim koyalım?’ diye düşünmeye başladık. Bir arkadaşın çıkarmak istediği Red Rider (Kızıl Sürücü) diye bir dergi vardı. Ben de Bil Kit diye başka bir derginin kopyasını yapıyordum. Red kısmını Red Rider’dan Kit kısmını da Bil Kit’ten aldık, Red Kit oldu.” 

İlk Red Kit filmini Türkler çekti! 
Pasamonik’in dediği gibi yaratıcısı, karikatürist Morris, Red Kit’i beyazperdede ilk kez 1971’de görmüştü. Ama o sıralar Türkler Red Kit filmini çoktan çekmiş, ikinciye hazırlanıyordu. Başrolde Öztürk Serengil ve Münir Özkul’un yer aldığı 1967 yapımı ‘Çifte Tabancalı Damat’, dünyadaki ilk Red Kit uyarlamasıdır. Filmin hikâyesi biraz absürd. Bir bankada veznedar olarak çalışan Ahmet, rüyasında Red Kit olduğunu görür ve Vahşi Batı’da maceradan maceraya koşar. 1971’e geldiğimizde oyuncu İzzet Günay yeni bir filmde Daltonlarla mücadele edecektir. Üç yıl sonra çekilen ‘Atını Seven Kovboy’ filminde ise son Red Kit’i canlandırmak Sadri Alışık’a nasip olacaktır. 

Maceralara kimler eşlik etti? 

Düldül 
Red Kit’in can yoldaşı, yol arkadaşı ve sadık dostu. Aslen ‘Jolly Jumper’ olan ismi, Hz. Ali’nin atı Düldül’den esinlenerek Türkçeye çevrilmiştir. Red Kit’ten çok daha zekidir ama bir o kadar da temkinlidir. En büyük tutkusu kovboya nasihat edip, yol göstermektir. Hatta ıssız çöllerde günlerce yol tepmeyi, yalaktaki dişi atlarla flört etmeye yeğler. Hatta bir bölümünde aniden ortadan kaybolması, Red Kit’in ve ekran başındaki tüm izleyicilerin yüreğini dağlamıştı. 

Rin Tin Tin 
Serinin belki de en sempatik karakteri. Sanılanın aksine Red Kit’in değil, kasabadaki hapishanenin köpeğidir. Tasmasında şerif yıldızı taşır ama saflığı ve arkadaş canlılığı kanunlardan çok suçluların işine yaramıştır. “Şu karşıdan gelen iyi bir arkadaşa benziyor, hadi yüzünü yalayım da biraz sevinsin” replikleriyle Joe Dalton’un kucağına atlamayı alışkanlık edinmiştir. Türkiye ’de bu kadar çok sevilmesinin bir diğer sebebi de Yekta Kopan’ın ona sesiyle hayat vermesidir. 

Daltonlar 
Boylarıyla zekâları arasında ters orantı bulunan azılı haydut çetesi. Morris’in Daltonları yaratırken gerçek karakterlerden esinlendiği belirtilir. Söylenceye göre 1890’ların sonlarında Kansas’ta yaşayan Bob, Emmett, Grat ve Bill adındaki dört kardeş, başarısız bir banka soyma girişiminin ardından vurularak öldürülmüştü. Kardeşlerin hikâyesini ilginç kılan detay ise art arda soydukları iki bankanın kasasından çıkanlardı. Bir kasadan sadece 20 dolar alınmıştı, diğerine ise 1.98 dolar eklenmişti. 

Mathias Bones 
Omzunda akbabayla gezen çıkarcı cenaze levazımatçısı. Her düello öncesi bir yerden fırlayarak tarafların boy ölçüsünü alır, tabut hazırlamaya koşardı. Ne Red Kit’i tutardı, ne de Daltonları. Oportünizme bulaşmış tipik bir orta yolcuydu, ekmeğine bakardı. Kasabın barında birasını yudumlarken, halini hatrını soranlara işlerin eskisi kadar iyi olmadığını söylerdi. Mahkeme huzuruna birisi çıkarıldı mı, suçlu olup olmadığına bakmaksızın “Asalım onu!” diye haykırırdı


Kaynak - Radikal 

1 yorum:

M.Ihsan Tatari dedi ki...

O-hoo! Ona bakarsak Kaptan Kirk ve Mr. Spock'ı Tuz Emen Canavardan kurtaran da bir Türk yani Turist Ömer'di. Bunu öğrense ne yapar acaba, çok merak ettim :)

Linkler

Related Posts with Thumbnails