23 Ocak 2014 Perşembe

Çizgi Roman Gurusu Alan Moore: “Süper-kahramanlar kültürel felakettir”

Kaynak - The Guardian
Yazan: Alison Flood
Çeviri: Gönül Öztopuz
*
Watchmen‘in yaratıcısı, bir röportajında süper-kahramanların tehlikeli bir çılgınlık haline geldiğini ve kendisinin de kamunun gözleri önünden çekilmeyi planladığını açıkladı.
Alan Moore: Sözleşmelerini sona erdirmeyi ve “işlerinin kendisi için konuşmasını” planlıyor. Fotoğraf: Phil Fisk

Çizgi roman tanrısı Alan Moore, hikayelerinin ırkçı karakterler ve kadınlara karşı aşırı miktarda seksüel şiddet içerdiği yönündeki suçlamaları düşürdükten sonra kamu önündeki yaşamını bitireceğine dair geniş kapsamlı bir bildiri yayınladı.

Watchmen’in yazarı, ayrıca Slovobooks’dan Pádraig Ó Méalóid tarafından yapılan “Son Alan Moore Röportajı?” başlıklı uzun röportajını da bu bildiride kullandı. Bu röportajı kullanmasının amacı aslında geçtiğimiz yıl Guardian’da yayınlanmış olan, “günümüz yetişkinlerinin süper-kahramanlara olan ilgisinin tehlikeli bir çılgınlık potansiyeli taşıdığına dair” inancını açmaktı.

Moore, Ó Méalóid’e “Benim fikrime göre, 20. Yüzyılın ortalarında başlangıç noktalarında olan çocukların karakterlerinde kesinlikle var olan bu kucaklama, modern varoluşun şüphe götürmeyen ezici karmaşasından kaçmayı işaret ediyor gibi görünüyor,” diye yazdı. 

“Bana öyle geliyor ki halkın önemli bir bölümü, gerçekte içinde yaşadıkları gerçekliği anlamayı denemekten vazgeçmiş, bunun yerine DC ya da Marvel Comics tarafından sunulan genişleyen, anlamsız ama en azından hala sınırlı olan evrenleri kavrayabilecekleri sonucuna varmışlardır. Ayrıca, kültürel evreye hükmedercesine çöreklenmiş olan bir önceki yüzyılın efemeridine (kısa ömürlü) sahip olmanın da, potansiyel ve kültürel olarak felaket getireceğini gözlemlemekteyim.”

Ödüllü yazar Moore bu röportajını, -Florence Upton’ın 1895 tarihli Golliwogg yaratısına dayanan- Galley Wag karakterinin de dahil edildiği eleştiriye gönderide bulunmak için kullandı. Ve “Burası, Golliwogg gibi bir karakterin ‘geliştirilmesini’ deneyen iki beyaz adamın yeri değil’ fikrini çürüttü.  Moore’un Ó Méalóid’e söylediklerine göre,  “bu fikrin hiçbir yazar ya da sanatçının, kendilerinden farklı bir ırka ait karakterleri kullanarak haddini aşmaması gibi bir varsayım üzerine dayandırılmakta olduğu anlaşılmaktadır.”

“Bu prensibin neden sadece ırk sorunu ile -özellikle de siyah ve beyaz ırklarla- ilişkili olması gerektiğine dair belirgin bir neden göremiyorum. Sonra da, bu prensibin farklı etnik kökenler, cinsiyetler, cinsel tercihler, dinler, politik bakış açıları ve muhtemelen bütün insanlar için bütün bu meselelerden çok daha önemli olan bir ayırım olan sosyal sınıflardan gelen karakterler için de genişletilmesi gerektiğini varsayıyorum.

Eğer bu sınırlama evrensel olarak benimsenmiş olsaydı, William Shakespeare’den beri neredeyse bütün yazarların etkin bir biçimde dışlanacağı bir ortam olacak, orta sınıftan gelen ve daha alt sınıflarla ilgili konulara değinen yazarlara sahip olmayacaktık.”

Moore, ayrıca yapıtlarının “hikayelerinde bulunan tecavüz veya tecavüze yeltenme örnekleri ile, kadına yönelik cinsel şiddet yaygınlığı” ile karakterize edilmesinde de kendisini şu sözlerle savundu: “Yapıtlarımda karakterlerin kendi rızalarıyla  girdikleri ve buna bağlı olarak haz veren cinsel ilişki örnekleri, cinsel şiddet örneklerinden çok daha büyük oranda yaygındır. Yapıtlarımda ayrıca, cinsel şiddet çeşitlerinden çok daha yüksek oranda cinsel olmayan şiddet olduğu açıkça görülebilir.”

“Tecavüz ve aile içi cinsel taciz de dahil olmak üzere cinsel şiddet, hikaye örgüsüne uygun ya da gerekli olduğu durumlarda yapıtlarımda belirtilmelidir.  Bunun alternatifi, bütün bu şeylerin var olmadığını veya hiç yapılmadığını ima etmektir. Bu da bu tür olayların meydana geldiği belirli bir ölçek üzerinde, her yıl gerçekleşmekte olan cinsel soykırımı inkar etmeye denk düşecektir.” 

“Neden cinayet, popüler kurgumuzda fazlasıyla sunulurken cinsel doğaya sahip suçlar göz ardı edilerek olması gerektiğinden de az gösterilmektedir?” diye sorar. “Elbette tecavüz cinayetten daha kötü olduğu için olamaz, acaba  bu nedenle mi ‘kelimelerle anlatılamaz’ özel bir statü hak etmektedir? Elbette, tecavüzün cinayetten bile kötü olduğu fikrini öne süren son insanlar, Viktorya döneminin hassas yetiştirilen sınıflarıydı… Şimdiye dek, şiddetli ve ölümcül olayların tasvirleri korkunç ve kötü niyetli bir şekilde yüksek çözünürlükte en ince detaylarına kadar gösterilirken ve bu her nasılsa sağlıklı ve gayet normal olarak kabul edilirken, cinsel suçların da günümüzdeki türleriyle tasviri kaçınılmaz olarak dikkate alınmalıdır.”

Moore, Ó Méalóid’e bunları Noel’de yazdığını söyleyerek sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
“Çoğunuzun haklı olarak ailesiyle ve sevdikleriyle huzur bulduğu bugünlerde ben, tecavüze olan takıntımla ilgili iddialara cevap verip yıllar önce ırkçılıkla ilgili fikirlerime istinaden sorulmuş soruları yeniden cevaplandırıyorum. Eğer yorumlarım ya da görüşlerim böylesi fırtınalar kopmasına neden olacaksa, bütün bu röportajlarda geçirdiğim süreleri ciddi anlamda sınırlamak ve nadiren göz önüne çıkmak isteklerim de göz önünde tutulursa sadece benim için değil, ilgili herkes için  bu yorum ve görüşleri yayınlamaya son vermek daha iyi olurdu. İşlerim benim yerime konuşsun. Hem başka yazarların yapıtlarının okuyucusu hem de bir yazar olarak dürüstçe hep beklediğim ve istediğim bu olmuştur”


“Hayatımın yetmiş yılını geride bırakırken burada söylemek istediğim, daha önceleri olduğu ölçüde kamu önünde olduğum bir hayatı artık istemiyor oluşum ve işlerimi kesintiye uğratmadan yapma arzumdur.”  

Hiç yorum yok:

Linkler

Related Posts with Thumbnails