Sayfalar

30 Eylül 2010 Perşembe

Bandidos Çıktı!

Western çizgi romanı denince akla gelen isimlerin başında yazar Gino D'Antonio gelir. (Storia del West, Bella & Bronco,Pekos Bill) Bu tarz eserler konusunda onun gibi tecrübeli olan çizer Renzo
Calegari (Storia Del West, El Kid) ile birlikte gerçekten başarılı bir Western çizgi romanı ortaya çıkarmışlar.

2007 senesinde "Sergio Bonelli" logosu ile İtalya'da yayınlanan bu eser 1001 Roman tarafından ülkemizde de basıldı...

Enzo kağıda basılı, 15.2x21 cm ebadında ve 248 sayfa olarak yayınlanan bu tek maceralık kitabın etiket fiyatı 16 TL. Şu an Kadıköy'de (Kaan Comics). Bu akşam veya yarın sabah Kadıköy Pasajı'nda. Birkaç güne kadar da tüm Türkiye çapında satışta olacaktır...

29 Eylül 2010 Çarşamba

Red Kit Sayı:36/Darağacı Çıktı

Darağacı, yedi Red Kit macerasından oluşan bir albüm. Albümde Darağacı’nın yanı sıra Daltonlar Trende, Adaletsever, Deve Madeni, Hesaplaşma, Yüce Söz ve Li-Şi’nin Hikâyesi adlı maceralar da yer alıyor. Beş farklı yazarın birbirinden tamamen farklı yedi metninin Goscinny’nin çizgileriyle buluştuğu bu 36. albümde Red Kit’in “Reyd Efendi”ye dönüştüğü Deve Madeni ile “konuk oyuncu” olarak rol aldığı Li-Şi’nin Hikâyesi özel ilgiyi hak ediyor.

Paylaşım - Ali Polat

Parlament İstanbul Fotoğraf Sergisi

Başta Hasan Bayram olmak üzere tüm fotoğraf sanatçılarımıza başarılar dileriz. Emeğinize sağlık.

Fotoğraf Eğitim Bursu Basın Duyurusu

Merhaba

İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi kuruluş 1.kuruluş yıldönümünde 10 sanatsevere 5 bin TL fotoğraf eğitim bursu vermektedir.

İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi fotoğrafın bir anlatım dili olabileceğine inanan, fotoğraf kullanarak yeni üretimler gerçekleştirmek isteyen, fotoğrafçılık bilgisine değil daha çok okuduklarına, seyrettiklerine, yazdıklarına ve en önemlisi hayal gücüne güvenen 10 kişiye Fotoğraf Eğitim Bursu verecektir. Burs İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi’nde gerçekleşen 1+1 yıl sürecek fotoğraf eğitiminden oluşmaktadır. Eğitim maddi değeri 5.000 TL dir.

Ayrıntılı Bilgi için


İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi
Adres: Moda Cad. Ressam Şeref Akdik Sok. No:10 Moda Kadıköy Tel: (0216) 346 50 16

28 Eylül 2010 Salı

Bu süper kahraman 'müslüman'

Çizgi roman hayranları yakında yeni bir çizgi romanla tanışacak.
Çizgi roman hayranları yakında baş kahramanı tekerlekli sandalyeye mahkum ancak süper güçlere sahip bir Müslüman çocuk olan yeni bir çizgi romanla tanışacak.

Yeni süper kahraman fikri, Amerikalı hayırsever ve iş adamı Jay T.Snyder'ın kurduğu kar amacı gütmeyen Open Hands Initiative (Açık Eller Girişimi) adlı kuruluşun Şam'da geçen ay yaptığı ve engelli Amerikalı ile Suriyeli gençleri bir araya getiren bir toplantıda ortaya çıktı.

Yeni süper kahramanın son hali henüz kesinleşmese de ilk eskizlere göre, mayın patlaması sonucu ayaklarını kaybeden Müslüman erkek çocuk, beyin gücüyle metalleri kontrol edebildiğini keşfetmesinin ardından ''Gümüş Akrep'' oluyor.

Çizgi romanı yayımlayacak Liquid Comics yayınevinin kurucularından ve Başkanı Sharad Devarajan, genç insanların fikirlerine çizimlerde ve hikayelerde yer vermeye çalıştıklarını belirterek, baş kahramanı engelli bir müslüman çocuk olan çizgi romanı Kasım başında Arapça ve İngilizce piyasaya çıkarmayı amaçladıklarını söyledi.

Hayırsever iş adamı Snyder da ABD Başkanı Barack Obama'nın Müslüman dünyasına ulaşma çabalarını dile getirdiği Ocak 2009'daki konuşmasından esinlendiğini belirterek, geçen ay 12 engelli Amerikalı genci Suriyeli engelli arkadaşlarıyla tanışmaları için Şam'a götürdüğünü ve her şeyin bu seyahatte ortaya çıktığını anlattı.

Çocuklar, hangi süper güce sahip olmak istedikleri sorulduğunda, hiçbiri engellerinin tedavi edilmesini istemedi ancak sınırsız hayal güçleriyle herkesi hayran bıraktı.

Arapça 50 bin çizgi romanın önce Suriye'de sonra da başka bir Orta Doğu ülkesinde dağıtılması öngörülüyor.

Çizgi roman, ayrıca Open Hands ve Liquid Comics'in internet sayfalarında da ücretsiz tüm dünya tarafından takip edilebilecek.

Paylaşım - Şener Yelkenci
Kaynak - Haber 5

26 Eylül 2010 Pazar

Adını 'Süpermen'den aldı

Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde oturan 3 yıllık evli Aytül-Sinan Arbak çiftinin 'Süperman' sevgisi, oğullarına ünlü çizgi film ve roman kahramanının kendi gezegeninde kullandığı ismi verdirtti. Çift, oğullarına 'Kalel' adını koyarken psikoloğa danıştı.

Nilüfer KANDIRMIŞ

MUĞLA- Bodrum Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Birimi'nde çalışan 31 yaşındaki Sinan Arbak ile ‘Bodrumca Gazetesi' yöneticisi 30 yaşındaki Aytül Arbak, 11 ay önce doğan çocuklarına ‘Atilla Kalel’ adını verdi. Sinan Arbak, insanları zor durumlardan ve dünyayı kötülüklerden kurtaran güçlü kahraman olarak bilinen Süperman'in doğduğu gezegen Kripton'da kullandığı ‘Kalel’ ismini çocuklarına verirken psikoloğa danıştıklarını söyledi. Arbak, bu ismin sorun olmayacağını, tersine kendine olan güvenini artırabileceğinin söylendiğini belirtti.

Ünlü aktör Nicholas Cage'in bugün 4 yaşındaki oğlunun da adının ‘Kalel’ olduğunu anlatan Arbak, “Dünyada bu ismi kullanan bildiğim kadarıyla ikinci kişi de bizim oğlumuz oldu. Nüfus Müdürlüğü'nde de hiç sorun yaşamadık. Sadece anlamını merak ettiler. Onların da ilgisini çekti. Nüfusunda da Atilla Kalel olarak geçiyor” dedi. Anne Aytül Arbak da, Kalel'e Süperman logolu tişörtler, yatak çarşafları, oyuncaklar aldıklarını ve Süperman sevgisini aşılamaya çalıştıklarını söyledi. (aa)

Kaynak - Radikal

"Bruno Brindisi" Çıktı

1001 Roman Yayıncılık'tan Çizgi Roman Okulu'nun 2. kitabı çıktı: Bruno Brindisi

24 Eylül 2010 Cuma

1001 Roman TÜYAP'ı Çizgi Romana Doyuracak

2010 TÜYAP kitap fuarını çizgi romana doyuracak olan 1001 Roman etkinliklerini açıkladı:
Yayınevimiz 29 Ekim-7 Kasım arasında düzenlenecek olan Tüyap kitap fuarına katılmaktadır.Stand numaramız, 2.Salon 606A'dır.
Ekim ayında çıkaracağımız kitaplardan birinin içinde okuyucularımız giriş davetiyelerini bulacaktır.
Oldukça fazla sayıda çizgi roman yayınlayacağımızdan 1-7 Kasım arasında da "çizgi roman günleri" adı altında bir etkinlikler dizisi planladık.Nedir bunlar,öncelikle İtalya'nın çok önemli çizer ve yazarlarından bir gurubu davet ettik.Aşağıda listesini göreceğiniz kişiler davetimizi kabul etti.Ancak Lucca fuarı 2 Kasım'da bittiği için Türkiye'ye 3 kasım'da gelip 7 kasım'da ayrılacaklar.
Geleceğini teyid eden davetliler:
Ferri ( Zagor'un yaratıcısı )
Burattini ( Zagor senaristi ve Bonelli baş yazarı )
Manfredi ( Büyülü Rüzgar ve Volto Nascosto yazarı )
Laura Scarpa ( çizgi roman okulu ve Scoula Fumetto dergisi yöneticisi )
Romani ( Zagor için besteler yapıp CD çıkartan müzisyen )
Tonninelli ( Zagor ve Zigzagor çizeri )
Ortazi ( İtalya'nın en büyük orijinal çizim kolleksiyoncusu )
Cajelli ( Pis İşler yazarı )
Burchielli ( Billy The Kid çizeri )
Ayrıca iki ayrı çizer ile de görüşmelerimiz sürmektedir.

Etkinliklerimiz de şöyle sıralanabilir;
30 Ekim Cumartesi saat 3 ile 5 arası Ömer MUZ imza günü (Korkut Bey isimli eseri ile Conan çizimlerinden portfolio basıyoruz)
31 ekim Pazar saat 3 ile 5 arası Ersin BURAK imza günü (Arslan Bey isimli eserini basıyoruz)
31 Ekim Pazar saat 1 ile 3 arası Sadık YEMNİ imza günü (Gölge Dergi'den tanıdığınız yazarımızın iki kitabını birden basıyoruz)
4 Kasım Perşembe saat 12 ile 2 arası Diego CAJELLI imza günü
4 Kasım Perşembe saat 2 ile 4 arası Riccardo BURCHIELLI imza günü
5 Kasım Cuma saat 1 ile 3 arası Laura SCARPA imza günü (aynı zamanda Cludio VILLA kitabının yazarıdır)
5 Kasım Cuma saat 3 ile 5 arası Gianfranco MANFREDI imza günü (Volto Nascosto için)
6 Kasım Cumartesi 12 ile 3 arası Ferri ve Burattini imza günü (1001 roman'ın bastığı eserler için)
6 Kasım Cumartesi 3 ile 5 arası Marcello TONNINELLI imza günü (Zigzagor için)

Ayrıca 6 Kasım Cumartesi günü saat 16 dan sonra tüm davetlilerin katılımıyla Tüyap Karadeniz salonunda bir panel/workshop düzenlenecektir.
Ve son olarak da,henüz yerini belirlemediğimiz bir mekanda 5 Kasım Cuma gecesi bir ZAGOR GECESİ) düzenleyeceğiz.Gecede tüm davetlilerimiz olacak ve Romani bestelediği Zagor şerkılarını seslendirecektir.

İtalyan misafirlerimiz imza günleri harici bazı saatlerde dükkanımızda olacak ve çizgi roman severler ile konuşacaklardır.Bu söyleşilerin saatlerini belirlediğimizde forumlar vasıtası ile açıklayacağız.

1001 roman olarak (şimdilik) tek başımıza çizgi roman için uğraşıyoruz.Tüm yaptıklarımızın bu işe gönül veren diğer arkadaşlarımıza öncülük edeceğini çizgi roman'ın yayılması için ufak da olsa bir kıvılcım olacağını düşünüyoruz.Daha önce de belirttiğim gibi bize her konuda yardımcı olabilecek kişilere kapımız her zaman açık.

Fuat AKTÜRE

21 Eylül 2010 Salı

"Dampyr'i İstiyoruz" Kampanyasında Yenilikler

Dampyr'e bir çok yayınevi talip oldu. Bunlardan birinin mesajını "Dampyr'i İstiyorum" blogunda paylaşıma sundular. Ayrıca kampanyaya destek veren site sayısı da artıyor.
Öteki Sinema
Korku Sitesi
Kafa Ayarı
yeni destekçilerden.

Basmak isteyen yayınevi ise: Link'in ucunda

İlk "Manga'mızı Yaptık"

İki atölye halinde gerçekleşen "Manga Yapalım" atölyesi Pera Müzesinde yoğun ilgi gördü. ÇROP adına etkinlikte yer alan Ümit Kireççi, Tayfun Sezer, Necmi Yalçın üçlüsü 40 kadar katılımcıyla sohbetle karışık çizgi roman ürettiler. Önümüzde iki gün dört atölye kaldı.

Ümit Kireççi'nin manga tarihi, manga ile diğer ekollerin farkları, manga anlatım teknikleri ve öğeleri ile ilgili yaptığı sunumun ardından çizerlerimiz temel bazı çizim örneklerini katılımcılarla adım adım uyguladılar. Tayfun Sezer, hikaye çizimine geçmeden önce temel bazı teknikleri anlatıyor aşağıdaki foroğrafta. Yukarıdaki çizim ise Necmi Yalçın'a ait. Her ikisinde de temel teknikler aynı olmakla birlikte çizer yorumu hemen katılımcıların dikkatini çekti. Bu farklılık da atölyeye ayrı bir lezzet katarak değişik bakış açıları sunmak adına örnek oldu.
Necmi Yalçın ve katılımcılar görünüyor aşağıda. Daha sonraki haberlerimizden birinde tahtadaki çizimleri de paylaşacağımızı belirtir şimdilik veda ederiz böyle. İki gün dört atölyemiz kaldı. Bu yeniliğe bu ay, olmadı daha sonra katılmak için Pera Müzesini arayarak yerinizi ayırtın lütfen.

Fotoğraflar: Üçümüz :)

Haber - Ümit Kireççi

20 Eylül 2010 Pazartesi

Blade Of Immortal

Çok çok uzun zamandır, internetin bir köşesinde beni ekrana yapıştıracak bir animenin peşindeydim. Otakudan hallice ihtişamlı(!) gençlik günlerim arkada kalırken, seyrettiğim anime sayısında müthiş bir düşüş yaşanıyor, üstüne eklenen hafıza sorunlarımla birlikte anime dünyasından hızla uzaklaşıyordum. Bu duruma DUR! diyebilecek yegâne şey, rastgeleliğin bana tanıdığı yetkiyle, sürekli kullandığım bir anime sitesinde, son birkaç yıl içinde yayınlanmış animeler arasından o piti piti yapmak ve ‘ne düşerse bahtıma’ diyerek ekrana yapışmaya çalışmaktan ibaretti.Birinci deneme, ikinci deneme, üçüncü deneme… Ya ekranla aramızdaki manyetik alan bozulmuştu ya da bu seyrettiğim animeler gerçekten bir halta benzemiyordu sayın okuyucular. Madem bir işe kalkıştık, yeri geldikçe takıldığım animelerden bahsedeyim de, siz söyleyin haklı mıyım haksız mıyım…
1994’ten beri yayınlanmakta olan Blade of Immortal adlı mangadan uyarlanmış aynı isimli anime 2008 tarihli. Mangakası (yazarı ve çizeri) Hiroaki Samura’nın ilk uzun soluklu macerası diyebileceğimiz manga, 26 cildi bulmuş durumda ve hâlâ da yayınlanıyor. Lâkin animeyle ilgili en temel sorun da burada karşımıza çıkıyor. Zira sadece 13 bölümden oluşan anime, her ne kadar mangayı okumamış olsam da, özellikle finaline bakarak konuşacak olursak, havada kalarak sonlanıyor. Bu durumda akla gelebilecek şey elbette, animenin ikinci sezonunun yapılacağı olabilir ama ondan da bir haber yok sanıyorum. Şimdiden dırdırlanıp, artı-eksilere çok fazla girmeden hemen konuya gelecek olursak;
Yetenekli bir samuray olan Manji, efendisinin emirleri doğrultusunda 100 ‘kötü’ samurayı öldürmüş, kısa süre sonra aslında kötü olan kişinin kendi efendisi olduğunu öğrendiğinde, bir nevi sinir krizi geçirerek önce efendisini acımadan ortadan kaldırmış, daha sonra da yaptığı kötülüklere karşı 1000 kötü kişiyi dünya yüzeyinden sileceğine dair intikam yemini etmiştir. Söz konusu 1000 kişiyi öldürmek öyle kolay değildir elbette ama bunun için bol bol zamanı vardır. Çünkü, 800 yaşındaki, olur olmadık anlarda ortaya çıkan bir rahibe tarafından vücuduna yerleştirilen ‘kessenchû’ denilen kurtçuklar sayesinde artık ölümsüzdür. Ölümsüzlüğünü ortadan kaldıracak tek şey ise bir tür zehirdir.
Manji, dolaylı yoldan kızkardeşinin delirmesine ve nihayetinde öldürülmesine sebebiyet vermesinin akabinde intikam yeminiyle çoşmuşken, paralel bir hikâyede annesi ve bir kılıç okulunda eğitmen olan samuray babası, Ittô-Ryû (tek kılıç okulu) denilen başka ölümcül bir okulun lider çetesi tarafından öldürülen Rin adındaki 16 yaşındaki genç kız da intikam yemini etmiş ve kader onu, intikamını yerine getirmesi için adam arayışı içerisine sokmuştur. Kaderin bitmek tükenmek bilmeyen oyunları ve biraz da şansın yardımıyla Rin, kısa süre içinde Manji ile karşılaşarak, farklı intikamlarının ortak bir noktada buluşmasını sağlamıştır.

nime, Manji ve Rin’i, teker teker Ittô-Ryû’nun elemanlarıyla karşı karşıya getirdiğinde, sıradan bir seyirci olarak aslında ‘haklı intikam’ olur mu sorunsalına gömülmüş, artık Ittô-Ryû’nun karizmatik lideri Anotsu Kagehisa’nın büyüsüne kapıldığımdan mıdır, yoksa iflah olmaz ruhumun kötülük sevdasından mıdır bilinmez, çoktan saf değiştirerek Manji ve Rin’e ve de animenin yönetmenine kin beslemeye başlamıştım.

Samuray animelerinin şiirselliğinden görsellik açısından faydalanmayı bilmiş olan Blade of Immortal, özelimde beni ekrana yapıştıracak öğeyi tam yakalayamamış olsa da, hafif alaycı bir baş karakter ve iyi ve kötünün kesin çizgilerle ayrılmadığı hikâyesiyle (sonuçta mevzubahis kılıç okulları, tarihi gerçeklik içeriyor) ‘yeterli’ kategorisine sokulabilir. Eksik kaldığı en önemli nokta ise animenin açık bırakılmış sonunun herkesi tatmin etmemesi olsa gerek. Ekrana bağlayıcılık kat sayısını 10 üzerinden 5 olarak belirleyip daha çekici bir anime bulma umudula, anime evreninin karanlık koridorlarında ilerlemeye devam ediyorum…

無限の住人 / MUGEN NO JÛNIN
BLADE OF IMMORTAL

Yönetmen: Kôichi Mashimo

Stüdyo: Bee Train

Yapım: 2008, Japonya, 13 Bölüm x 24 dk


Yazan - Tuğba Keleş

Şehirler ve Arkaplanlar

Çr işiyle ilgilenenler bilirler. Bir çizgi kareyi genelde ön plan ve arka plan diye ikiye ayırabilirsiniz. Ön planda kahramanlar ve o an için önemli olan veya gerekli olan nesneler durur. Arka planda ise binalar veya daha önemsiz nesneler bulunur.

Özellikle Amerikan çr’leri süper kahraman çr’leri olduğundan , arka plan önemsizdir, karakterler ön plana çıkar. Ama Avrupa çr’leri genellikle bilim kurgu, savaş ve korku öğeleri üzerine kurulduğundan arka plan çok önemlidir.O yüzden Avrupa çr’lerinde çok derin ve ince işlenmiş arkaplanlara rastlarsınız. 90lı yılların sonunda , özelikle yazarlarda başlayan “Amerikan çr’lerinde İngiliz işgali” nden çizerler de etkilenmişler ve İngiliz çr’lerinden gördükleri arka planları kendi hikayelerine eklemeye başlamışlardır.

Bu yazımda bazı etkileyici çr arka planlarından ve oldukça üstünde düşünülerek tasarlanmış şehirlerinden bahsedeceğim.

Gotham Şehri

Batman franchise serisinin geçtiği meşhur şehir. Tim Burton’un filminde ilk defa bilgisayar üzerine çizilen şehir , daha sonra çizgi filmlerinde ve diğer devam filmlerinde sürekli işlendi ve genişledi. Daha sonraları Gotham şehrine katılan diğer kahramanlarla ( Huntress, Catwoman, Robin, Azrael, Nightwing, Hitman vs…) Gotham Şehri daha da derin işlendi,bu şehirde İrlanda, Çin, ve İtalyan mahalleleri olduğu ortaya çıktı. Ondan sonra da filmleriyle çr uyumlu hale getirilmesi için Gotham şehrinde çıkan yangınlar ve depremlerle , şehir iyiyden iyiye kasvetli bir hale getirildi. Ama şu anda Gotham şehir artık “Batman’ın şehri” olmaktan çok uzak. Tamamen kendi kişiliğine sahip olmuş , ve her çr meraklısının bildiği bir şehir.

Marvel evreninde geçen New York Şehri

DC’nin aksine , Marvel sürreal şehirler yerine gerçek şehirler kullanmayı tercih etti. New York şehrnde özellikle Daredevil, Spider-man ve de Punisher’a rastlanır. 80li yıllarda Daredevil çr’si büyük bir değişimden geçti ve okuyucular bir kahramanın düşüşüne ve çöküşüne tanık oldular. Bu çöküş esnasında New York’un arka sokakları, dökülen binaları ve fakirhaneler bol bol çizildi. Punisher’ın New York’ta aktif olduğu zamanlarda ise arka sokaklar, İspanyol mahalleleri ve batakhaneler sıkça kullanıldı. Spider-Man biraz daha “ailenizin kahramanı” tadında olduğundan biraz daha kalbur üstü sınıfın yerleri ( özellikle Mary Jane’in top model olduğu zamanlarda ) hoteller, villalar ve de New York’un büyük sinema ve tiyatro salonları çok ince ince işlendi. Sonuç, canlı arka planlar ve gerçeğe çok yakın yaşayan bir New York şehri ortaya çıktı.

SINCITY

Ne kadar bir yazar olarak fikirlerini aşırı Amerikan Milliyetçisi olarak bulsam da ; “Sincity” filmi çekilirken karakterlerde hiçbir oynamaya müsadee etmemesine rağmen çektiği “Spirit” filminde karakterleri tamamen değiştirerek büyük bir ikiyüzlülük yaptıysa da ; yine de getirdiği değişik ışık-gölgeleme tekniği ve arkaplanlarla Frank Miller’in çr dünyasına büyük bir yenilik kattığı bir gerçek. Yarattığı Sincity ( gerçek ismi Basin City) de , günahlardan boğulmuş bir şehirdir . Tamamen yozlaşmış ve bozulmuş bir polis sistemiyle , fahişelerin ele geçirdiği birkaç blokluk sokaklarıyla, Roark ailesinin her yerde bulunan parmaklarıyla ( valilik binası, kilise, mezarlık vs… ) ; kabuslardan fırlayan bir şehir izlenimi vermektedir. Zaten çizgi romanın ismi Sincity, yani belli bir kahraman ya da karakter yok, maceralar karakterden bağımsız, tamamen Günah Şehriyle ilgili.

Tenten

Büyük üstad Herge, Tenten’in maceralarında arka planlara çok önem vermiştir. Tenten’in ilk maceralarında Herge sadece sağdan soldan duyduğunu çizmiş bu yüzden belli çevrelerden çok tepki almıştır. Tenten ve Mavi Lotus’u çizmeye planladığında bir üniversite profesörünün ricasıyla, Tenten bir Çinli çizerle arkadaş olmuş ve ondan sonra da onun getirdiği fotoğraflar ve bilgilere dayanarak hikayesini çizmiştir.Bu hikayeden sonra konuya bakışı tamamen değişmiş ve çizeceği herşeyi belgelendirmeye başlamıştır. Bindiği gemilerde bulunan cankurtarma filikalarından, kamaralar içindeki ayrıntılara kadar ; gittiği şehirlerde arka planda bulunan seyyar satıcılardan manastırdaki camların desenlerine kadar hepsi fotoğraflar çekilerek, ve fotoğraflardan esas alınarak modelleme yapılarak çizilmiştir. Bu yüzden Tenten’in arkaplanları her zaman gerçekçiliği ve düzgün resmedilmesiyle ortaya çıkar.

Transmetropolitan

Ünlü İngiliz Warren Ellis’in uzun süreli bir bilim-kurgu hikayesi yazacağı duyulduğunda , ilk başta kimse çok ciddiye almamıştı. Warren Ellis , bilinen ve meşhur bir yazardı, fakat yazdığı hikayeler 15-20 bölümü aşmazdı, genelde 2-3 bölümlük hikayeler yazardı. O yüzden kimse ondan uzun süreçli bir çr beklemiyordu. Fakat Transmetropolitan’a o kadar büyük bir ilgi ve şevkle sarıldı ki, deneme amaçlı onda çizmeye başlayan Darick Robertson , özel izin alarak 5 sene boyunca sadece Transmetropolitan’ı çizdi, ve hem transmetropolitan’da bir sürü ilginç durum ve yaratığın yaratıcısı oldu , hem de ondan sonra İngiliz yazarların farkını anlayıp onlarla çalışmaya devam etti. Transmetropolitan, yakın gelecekte bir dünya şehridir. Tam bir tüketim toplumu olmuş ve paranın alabileceği herşeyi alabilen, ahlak seviyesleri tamamen çökmüş bir toplumun oturabileceği , tuhaf ama canlı ve gerçekçi bir şehirdir Transmetropolitan. Arkaplanlar ve arka planlardaki karakterlerse muhteşemdir.

Metropolis

Şehirlerden bahsedecek olduktan sonra, Süperman’in şehri Metropolis’ten bahsetmemek olmaz. Gotham şehri ne kadar karanlık ve ne kadar karamsarsa, Metropolis’de tam tersi o kadar aydınlık ve ışıl ışıldır. Dev ve masmavi bir okyanus yanına kurulmuş, aydınlık ve güneşli bir gökyüzüne sahip; modern fakat temiz ve dumansız bir şehirdir Metropolis.Herkesin çok çalıştığı, gökdelenlern devasa olduğu, kafanızı kaldırdığınıza Süperman’ı uçarken gördüğünüz ; metro ve otobüs sorunu bulunmayan bir şehirdir. Ama eğer tehlikeyi seviyorsanız , Gotham’a gidin; hem orası daha karanlık hem de oradaki süperkahramanlar bu kadar tehlikeli değil.

Astrocity

Ve son zamanlarda adından tekrar bahsettirmeye başlayan Kurt Busiek’in yarattığı muhteşem şehir Astrocity. “Süper kahramanlara normal bir insan gözünden bakmak” konsepti ile yazıp çizilen bu çr, gerek çizimleri gerek yazım tarzıyla bayağı bir yankı uyandırmıştı. Ama şehir olarak hiçte kötü tasarlanmamıştı.

Astrocity , süper kahraman müzesi, bazı süper kahramanların özel turlarla dolaşılabilen karargahları, barları , restaurantları, karanlık sokakları ve tuhaf mahalleleri ile birlikte , gerçek bir şehir gibidir. İçinde süper kahramanlar yaşamasa, gerçek bir şehir olduğuna bile inanılabilir.

Sky Doll

Alessandro Barbuci ve Barbara Caneppa’nın , diğer işlerine göre çok daha “yetişkin” temalı olan bu işi, aslında çok tipik bir Avrupa çr’sini gösterir. Karmaşık ve sürükleyici bir konu, fakat buna rağmen temiz çizimler, canlı renkler ve de muhteşem arka planlar. Sky Doll’da spesifik bir şehir ya da gezegen olmamasına rağmen, gittikleri gezegenler ve bulundukları binalar inanılmaz detaylı ve rengarenk çizilmiştir. Arkaplanlar anında göze batmakta , ve ana karakterleri gölgede bırakmaktadır.

Mega City One

Son olarak ta bir İngiliz çr'sine bakıyoruz. Mega City One oldukça ihtişamlı ve arkasında devasa bir tarih yatan bir şehir. Judge Dredd karakterinin yaşadığı gelecekte bir şehir olan Mega City One, çok “ara” bir yerde kalıyor. Katillerin, hırsızların ve dolandırıcıların kol gezdiği bu dünya ne Metropolis kadar ışıltılı, ne Gotham kadar kasvetli, ne Transmetropolitan kadar kötümser ne de Sincity kadar keskin hatlara sahip. Yazarların ve çizerlerin bu şehri yaratırken , kafalarında tek bir düşünce hakimmiş. Her şehirden daha büyük, daha görkemli olmak. Bu yüzden Mega City 1 , birbirleri arasında geçişler bulunan devasa gökdelenlerle, göz alabildiğince uzanan ve birbirinine dolanan yollarla çevrili.Judge Dredd ne kadar ruhsuz ve monoton gözükürse gözüksün, yaşadığı şehir bir o kadar cümbüş dolu.

Yazan - Tunç Pekmen

17 Eylül 2010 Cuma

Mişel Simoni ile Gerekli Şeyler Röportajı

Kaç zamandır istediğim ama bir türlü gerçekleştiremediğim sohbeti sonunda gerçekleştirdim. Gerekli Şeyler yayınlarını anlatması için Mişel Simoni'yi uygun bir boşluğunda yakaladım. İyi okumalar,

Mişel Simon’yi tanıyabilir miyiz biraz?

Mişel Simoni, okumayı çizgi romanlarla sökmüş ve bu kültüre tamamen entegre olmuş bir adamdır. Aslen tekstilci olmasına rağmen,tekstilde iyi para kazanırken çizgi roman kültürüne aşkından dolayı sektör değiştirip Arka Bahçe’yi diğer ortaklarıyla beraber kurmuş ve bu sektörün dünyadaki benzerlerinin ilk örneği olan Gerekli Şeyler Mağazasının da şu anki sahibi konumunda eski kazandığı paraları yemekle meşgul bir kişidir.

Gerekli Şeyler yayınlarını ve ekibini tanıtır mısınız bize?

Aslında yayıncılıkta patron Alişan Cengiz. Tüm hazırlıkları ve matbaa takibini o yapıyor.
Grafik tasarım işlerini Mustafa Kara gayet kaliteli ve düzgün bir şekilde yapmakta. Ben de yurtdışı yazışma ve bağlantıları takip ediyorum. Ekip olarak 3 kişiyiz fakat çevirmen, editör gibi iş arkadaşlarımız da haliyle çıkarttığımız yayınlara destek veriyorlar.

Mişel Simoni neden yayıncılığa girdi?

Arka Bahçe’den sonra yayıncılık hiç aklımda yokken. Bizim Alişan Cengiz geldi ve Mişel gel seninle çizgi roman yayınlayalım dedi. Ben Arka Bahçe’den sonra bu işi pek düşünmüyordum. Ortağı olduğum halde o zamanlar şahsen çalışmıyordum ve iş tecrübem yoktu. Alişan da tecrübesizdi. Sonunda Alişan beni kandırdı (iyi de olmuş) ve ortaklığı kurduk. İnsan sevdiği iş olunca bazen dayanamıyor. Elimizden geldiği kadar eski yaşadığım olumlu ve olumsuz tecrübeleri de hatırlayarak bu işe belki de hazırlaması en zor olan Watchmen’le başladık.

Şu ana kadar yayınladığınız çizgi romanları neden yayınladınız? Belli bir gerekçeniz oldu mu, yoksa onlar boştaydı da yayınlamayı mı seçtiniz?

Dediğim gibi Watchmen’le yayın hayatımıza başladık. Watchmen ile başlamamıza sebep tam aynı zamanda filmi geliyor olması hem de bu yüzden dünyada reklamının çok iyi olması idi. Ayrıca böyle bir eserle yayına başlarsak bizim için de iyi bir reklam ve başlangıç olacağını düşündük. Öyle de oldu, özellikle fiyatını da biraz fedakarlık yaparak emsallerine göre ucuz tuttuk.
Joker ise çıkalı 1 sene olmuş ve bayağı ses getirmişti. Filmin de etkisi hala sürüyordu. Hiç düşünmeden telifini aldık.
Zombi ise ilginçtir hem Alişan’ın hem de benim ortak tutkumuz çıktı ve sırf kendimizi tatmin etmek için yayınladık. Hatta Marvel bile bu kadar eski eseri niye yayınlıyorsunuz size Marvel Zombies’i verelim dedi. Aynı dönemin bir başka eseri olan Vampirella ‘da Türkiye’de hiç tamamlanmadığı için ve her zaman beğenilen bir karakter olduğundan yayın planımıza aldık.
Diabolik ise benim 1968 de filmini seyrettiğim ve hoşuma giden bir karakterdi. Ne kısmetse Alişan’da seviyormuş. Tek fumettimiz olsun dedik ve yayına başladık.
Görüldüğü gibi yayınlarımız genellikle 2 ortağın sevdiği ürünlerden oluşuyor. Tabii ki sadece zevk değil, ticari olarak ta bizi yaşatacağını umduğumuz ürünleri seçmeye çalışıyoruz.

Yayınlarınızın çizgi romanımıza ve okurlarımıza ne katkısı olacak sizce?

Yayınlarımız genellikle piyasanın en iyi çizer,çini ve renklendirme sanatçılarını içermektedir. Bu işi yapan veya okuyan kişiler, Türkçe edisyonlar sayesinde bu örneklere daha rahat ulaşabilmektedirler. Çizgi roman sanatıyla uğraşmak isteyenler bu örneklerle kendilerini çok rahat geliştirebilirler. Okurlarımız da artık birçok çizgi romanı rahatlıkla Türkçe okuyacak ortama ulaşmakta gecikmeyecekler.

Yayınlarınızı tanıtır mısınız?

Bu sezon yayınına başlayacağımız eserler genelde yayınlandığında beğenilen ve ses getiren ürünler.
1602, Neil Gaimen’in Marvel evreninin karkterlerini ortaçağ avrupasına uyarladığı, inanılmaz zekice hazırlanmış bir eser. Sandman’in yaratıcısı bir kez daha çok güzel bir iş çıkarmış.

Planet Hulk, bizim yayın grubumuzun görüşüne göre belkide gelmiş geçmiş en iyi Hulk macerası. Hulk dünya için büyük bir tehlike oluşturduğu düşüncesi ile İlmunati adlı süper kahramanlar dan oluşan bir grup tarafından barış içinde yaşayabileceği bir gezegene gönderilir. Ama işler umulduğu gibi gitmez ve başında yozlaşmış bir tiranın olduğu imparatorlukla yönetilen bir gezegene düşer. Bundan sonrası kısaca süprizlerle dolu bir Spartaküs öyküsü.

Secret War günümüz Marvel evrenin de yaşanan Civil War Secret Invasion, Dark Reign, Siege, gibi olayların çıkış noktası. New Avengers da bu olayların tam ortasındaki hikaye. Bu iki çizgi romanı okumadan günümüz Marvel evrenini anlayamazsınız.

Klasik Wolverine ve Kalsik X-men hem siyah beyaz çizgileri sevenler için hem de Marvel Evreni’nin geçmişini merak edenler için bulunmaz nimetler.

Silver Surfer yazarları ve çizerleri ile tam bir şölen, tam bir klasik.

Weapon X, Wolverine’in geçmişine ışık tutan parçalardan bir tanesi.

Daha ne olsun.

Marvel haricinde, Strangers in Paradise diğer çizgi romanlarımızdan biraz daha farklı. Hedef kitlesi olarak hem bütün çizgi roman severleri hemde bu gune kadar çizgi romana yaklaşmamış olan okuru özellikle de kadınları hedef alan bir eser. Tamamen günlük hayatımızdaki kadın erkek ilişkilerine odaklanırken espirili bir dili ve geylik lezbiyenlik kavramlarını da konunun içinde sentezliyor. Gossip Girls, Bridget Jones's Diary tarzındaki eserlere ilham kaynağı olmuş bir başyapıt.

Diabolik ise tek bir cümle ile anlatılabilir. İtalyan çzigiromanındaki modern Arsen Lüpen, ama kibar felan değil, kimsenin gözünün yaşına bakmıyor, sakın karşına çıkmayın. Hem yayına hazırlarken hemde okurken çok keyif aldığımız bir eser.

Vampirella, dünyada yıllarca ses getirmiş, Jose Gonzales’in çizgileri ile güzellik kavramını yeniden şekillendirmiş, her macerasında fantastik öğeler veya bilim kurgu öğeleri ile bizi heyecanlandıran ve vampirlik kavramına başka bir bakış açısı getiren muhteşem bir kalsik. Türkiyede Vampirella külliyatı kronolojik olarak ve tam yayınlanmadı. Yayınevi olarak bunu yapmak en büyük arzularımızdan biri.

Daha önce yayınlanan eserlerimizden Watchmen ve Joker için bir söz söylemeye gerek yok zaten. Zombi dönemi için tam bir yazarlar ve çizerler potporisi olarak adlandırılabilir. Hemen hemen bütün önemli yazar ve çizerler Simon Garth’ın hikayesine katkıda bulunmuş, bu yüzden kaçırılmaması gerekiyor bizce. Wolverine Orijin ise, diğer Wolverine hikayelerinden biraz daha farklı bri kulvarda, biraz Büyük Umutlar, biraz da Rüzgarlı Bayır havası taşıyor. Klasik olmaya aday bir eser. Fakat filminin kötülüğünden insanlar bu çizgi romanın kymetini tam olarak bilemedi. World of Warcraft ise çizim olarak oyundaki çizimlere benzeme kaygısı ile resmedilmiş, hikaye olarak da oyundaki bir çok noktaya ışık tutan başarılı bir eser. Yurt dışında çok büyük bir başarı elde etti.

İleriye dönük hedefleriniz nelerdir?

Elimizden geldiğince piyasaya sevilen ve tutulan çizgi romanları sunmaya çalışacağız. Şu anda açıkladığımız eserlerin haricinde 2011 yayın planımız hemen hemen belirlendi bile.
Çizgi roman yanında mutlaka roman yayınlamayı da istiyoruz ve bu konuda bazı görüşmelerimiz var.

Çizgi romanımızı ve yayıncılığımızı değerlendirecek olsanız…?

Çizgi romanımız maalesef yok denecek gibi. İyi çizerlerimiz ya yurt dışına çalışıyorlar ya da reklam şirketlerinde animasyon çalışmaları yapıyorlar. Çizgi roman bizde Gırgır dergisinde ve onun devamı olan dergilerde kısıtlanıp kaldı.

Daha iyisi hep vardır. Sizce yayıncılığımızın daha iyisi nasıl olur?

Daha ucuz kitap çıkartıp ve daha çok insana ulaşabilirsek ve bunu yaparken kalitemizi de arttırabilirsek işte bu yayyıncılığımızı daha iyi yerlere getirebilir. Ama bu konuda yayıncının tek başına yapabiilecekleri kısıtlı. Dağıtımcıya ve kitap evlerine bu konuda daha fazla iş düşüyor.

Yayıncıları ve okurları rahatlatacak ve daha çok buluşturacak bir proje olsa… Ne olurdu sizce?

Her şehirde yılda bir kez büyük kitap fuarları yapılması, okuyucu ile yayıncıyı direk karşı karşıya getirmesi açısından çok büyük bir ilerleme olurdu diye düşünüyorum.

Çizgi romanlar daha çok basılmaya başlandı. Klasiklerin uyarlamaları da buna gaz verdi. Sizce bu iyi bir şey mi?

Çizgi romanların daha çok basılması tabii ki iyi bir şey. Bugün bir çizgi roman dükkanı açsanız sizi geçindirebilir. Daha çok basılması satış adetlerinin yükselmesi manasına gelmiyor. Baskı adetleri genellikle 1500 ortalamalı ve 1 senede bitirilmesi planlanarak yapılıyor. Tabii ki bu ticari olarak yayınevlerini zorluyor. Her zaman konuşulan bir gerçek var ki bir türlü halledilemeyen dağıtım ve tanıtım meselesi. NTV den gördük reklamı yapıldığında dünyanın en kalitesiz ürünlerini bile satabilirsiniz. NTV en azından çizgi roman adı için yararlı oldu diyebilirm. Kitabevleri biraz daha yer ayırmaya başladı fakat o kadar. Gerçi bu sayede satışlara biraz hareket geldi de diyebiliriz. Ayrıca halkımızın gelir seviyesi hobilere zevklere para ayırmaya maalesef yeterli değil. Buda çizgi roman için ayrı bir dezavantaj. Okurarımız bile çeşit çoğaldıkça istemedikleri halde seçme yapmak mecburiyetinde kalıyor.
Aslında yayıncıların ellerinden geldiği kadar tanıtım yapması, Kadıköy çarşısı gibi dükkanların artması satışları arttıracaktır.

Bir anlamda başka bir yayınevinin devamı sanılıyorsunuz bu sizi rahatsız ediyor mu?

Belki Gerekli Şeyler ve ArkaBahçe evvelden kardeş kuruluşlar olduğu için hala bizi aynı yayınevi zannedenler var. Bu beni rahatsız etmiyor. Ne de olsa Arka Bahçe’nin kurucularından biriyim ve hiç de kötü şeyler yaptığımızı zannetmiyorum. Neredeyse 17 çeşit çizgi roman yayınladık ve bu da hiç küçümsenecek bir şey değil. Evet bazı kitaplarda kalite problemi yaşadık, zaten yukarıda da dediğim gibi şu anda o tecrübelerden yararlanıyoruz. Bu konuda Gerekli Şeyler kalitenizi düzeltin gibi bize sitem geldiği zaman haliyle insan rahatsız olabiliyor. Ayrıca Arka Bahçe’de yayıncılığa devam ediyor kapanmış değil ki biz onun devamı olalım.

Çizgi romanımız hakkında görüşlerinizi ekleyebilirseniz sevinirim.

Gayet başarılı buluyoruz ekip olarak. Çizgi romandan anlayan insanların çzigi roman hazırlaması sevinidirici.

Ümit Kireççi

14 Eylül 2010 Salı

Felaket Kral Çıktı!


Lewis Trondheim'ın yazdığı Fabrice Parme'nin resimlediği "Felaket Kral" (Le Roi Catastrophe) Desen Yayınlarından çıktı. Ceylan Uslu'nun türkçemize kazandırdığı eser 7 yaş ve üzerine hitap eden mizah ve içeriğe sahip. "Manga Yapıyoruz" atölyesinde yer almamıza aracılık etmiş olan TUDEM bu yayınla çizgi roman dünyamıza bir hizmet daha sunmuş bulunuyor.

Linkler

Related Posts with Thumbnails