4 Ocak 2013 Cuma

"Fareler ve İnsanlar" ve HULK

Hulk

Çizgi Roman Kahramanı Neden Takip Edilir?


Çizgi romanın çok eleştirildiğini gören bir çok okur-araştırmacı ellerine geçen her fırsatta çizgi romanı savunmak zorunda kalmışlardır. Bunu yapmak için de çizgi roman okuma alışkanlığının gerekçelendirilmeye çalışıldığını görüyoruz bir çok yazıda. Belki sanat dünyasında en çok savunulan sanatlardan biridir çizgi roman. 


Çizgi roman okuma alışkanlığı için “okumaya teşvik eder” diyen de var, “resim-yazı ilişkisinin faydalarından” bahseden de, “çocukların algı ve hayal gücüne katkısını” dile getiren de, “macera ihtiyacının giderilmesi” olarak gören de var bu savunucular arasında. Oysa sanat sanattır ve savunulmaya değil doğrudan desteğe ve geliştirilmeye ihtiyacı duyar. İşin komiği savunmaya da gerek yoktur sanatı, takip eden kazanır önyargıyla uzak duran kaybeder.

Ancak yine de üzerinde durulması gereken bir nokta var ki o da “bir kahramanın neden takip edildiği”dir. Hani bu alışkanlığı mitolojik olaylarla açıklamak mümkün olabilir veya insan doğasıyla. Dedikodu alışkanlığı, örnek alma ihtiyacı, yapılamayanı birilerine yaptırarak tatmin olma v.s. yardımcı başka başlıklar olabilir.

Bir kahraman örnek olabilir. Örümcek Adam gibi mesela. Kabaca okuyucuyu, genç okuyucuyu iyi insan olmaya teşvik ediyor olabilir Örümcek. Swing, vatanseverliğe itiyor olabilir okuyucuyu. Martin Mystere araştırmacılığa özendirebilir. Conan, hayatta kalmaya, mücadele etmeye itebilir. Bunlar tabii bardağın dolu tarafı. Boş tarafına bakanlar kesinlikle çizgi romanların insanı hayalperestliğe, batıl inançlara, boş itikatlara iteceği yorumunu yapabilirler o ayrı. Ancak sinema, dizi, roman, tiyatro gibi çizgi roman okuru da mesaja, en altta akan verilere bakar ve ders çıkarır.

Ders çıkarmak şart mıdır? Punisher, Wolverine, Ghost Rider, Dampyr, Lobo gibi çizgi romanları okuyan kişiler ders mi çıkarır yoksa kendi yapamadıklarını birileri yapıyor diye mutlu mu olur? Her ne kadar iyilik için şiddet kullanıyor da olsalar şiddet dozları çok yüksektir ve insanların gerçek hayatta kaçındığı bir seviyedir bu. Buna ek olarak tembel okuyucular araştırmalar yapan kahramanlardan kendileri yerine koşuşturmasını mı bekler?

Yoksa çizgi roman okuru sadece kendi dünya görüşüne uyan felsefeyi sayfalarına taşıyan çizgi roman kahramanlarını mı takip eder?

Doğrusu, çizgi roman ve kahramanı seçiminin okuyucularda subjektif seçimlerle gerçekleştiği kesindir. Yukarıda sayılan ve sayılmayan bir çok gerekçe sunulabilir çizgi roman kahramanı seçimi için.

Ancak bu noktada sorum şu olacak: HULK neden okunur? 

TARİHÇESİ

Önce kimdir Hulk, nasıl ortaya çıkmıştır kısaca bakmak gerek.

Hulk, Marvel Comics’in “The Incredible Hulk 1” sayısında mayıs 1962 tarihinde okuyucularla tanışmıştır. Yaratıcıları yazar Stan Lee ve çizer Jack Kirby’dir.

Dr. Robert Bruce Banner bir gamma bombası deneyi sırasında radyasyona maruz kalır ve kısa bir süre sonra sinirlenince Hulk adlı yaratığa dönüşmeye başlar. Ordu ve polis onu yok etmek üzere peşine düşer. Hulk, bombaların ve silahların patladığı bir gürültüyle çizgi roman dünyasına girmiş olur.

Sinirlendikçe güçlenen Hulk primitif bir beyne sahiptir. Bunu küçük bir çocuğun beynine de benzetebiliriz. Her şeyi yalın ve basit olarak algılamaktadır. Karmaşık konular Bruce Banner’in işidir ancak o kurban’la canavara ev sahipliği yapan bedenin sahibi olarak işbirlikçi arası biridir herkesin gözünde.

Hulk kovalandıkça kaçar ve dünyayı gezer ilk başlarda. Savaşların, ön yargıların, tahammülsüzlüklerin, sevgisizliklerin olduğu her ülkeye gider Hulk. Her seferinde de kovalanır, kovalanır. Ancak bu arada gerek Banner olarak gerekse Hulk olarak insanlara yardım eder, iyilik adına mücadele eder. Ama tabii bu kısımlar hep gözden kaçırılır. İnsanlar korktukları dış görünüş, açıklayamadıkları durum ve yenemeyecekleri güçten korkmayı tercih ederler hep. Bu da sıradan insanları “yok etmeye” iter.

Hulk bu kaçışları sırasında Marvel evreninin tüm süper kahramanlarıyla karşılaşır. Defalarca kavga eder ve bir çok kez diğer kahramanların “acaba bu yaratık kötü değil mi?” diye sormalarına neden olacak iyiliklerde bulunur.

Betty, hayatının aşkı olur ve onu hep destekler. Ancak Betty sonunda ölür. Hulk, Jarella’ya aşık olur bir ara. Başka bir boyutta onu olduğu gibi kabul eden karısı olur ancak ondan da kopar. Son olarak Hulk’u uzaya atıp yok etmeye karar veren Black Bolt, Dr. Strange, Iron Man, Dr. Xavier, Dr. Richards ittifakı yüzünden başka bir gezegende Caiera’a aşık olur, evlenir ve çocuk sahibi olur ancak bir patlamada o da ölür ve Hulk yine yalnız kalır.

Hulk, çoğunlukla primitif beyinli olurken kimi zaman Banner’ın aklıyla da hareket eder. Vücut Hulk, beyin Banner oldukça hoş bir değişikliktir. Ancak bir defasında sinirlenince Hulk’a dönüşen Banner yerine, sinirlenince aptal Banner’a dönüşen akıllı Hulk’a tanık oluruz.

Bu arada Hulk uzaya çıkar, Avengers ve Defenders gruplarının üyesi olur. Sihirli dünyalara ve boyutlara yolculuk eder. Yer altında ve yer üstünde kötüleri döver. Pantheon gibi mitolojiden uyarlanan özel bilimsel teçhizatlı organizasyonlara katılır. Özetle Hulk yarı akıllı yarı yarım akıllı aklıyla dünyayı defalarca yok olmaktan kurtarır.

Ama bunları yapması yine de onun neden okunduğunu anlatmaya yetmez gibi geliyor bana. Başka bir şeylere, daha derine bakmak lazım Hulk’un neden okunduğunu saptamak için.

HULK “TEMAN NE SENİN?”

Genel olarak sanatta, özellikle de dramatik sanatlarda her metin karşıtların çatışmasından oluşur. Bu çatışmada iki farklı bakış açısı, farklı dünya görüşü, duruma karşı tepki gibi karşıtlıklar mücadele ederler, yazarın bakış açısına uygun bir finale kadar okuyucu-izleyiciye bu karşıtlıkları sunarlar. Burada çatışma, kavram olarak bu karşıt tarafların karşı karşıya gelişini ve dramatik sanatların temelini anlatmaktadır ve doğrudan “şiddet”i çağrıştırsa da teknik bir terim olarak karşıtlıktan doğan durumu anlatır.

Gelelim “tema”ya. Öncelikle yazarın bir söyleyeceğinin olması gerekmektedir. Bu “tema”dır. Bugün daha çok konsept olarak adlandırılan bu kavram yaratılan eserin “ne söylemeye çalıştığını” ve “neyin üzerine kurulduğunu” belirler. Böylece yazar yarattığı karakterin yaşayacağı öykülerin tümünü sınırlar ve akla yatkın bir yola sokar. Mesela, hümanist bir kahraman en zor durumda bile kimseyi öldürmez. Karakter bütünlüğüdür bu. Ana tema da “insanı sevmekse” eğer olaya tepki temayla uyumludur.

Bu kadar teknik yazarlık bilgisine girmek şart mıydı?
Şarttı!

Alfred Hitckok, kötü adamı iyi olan filmlerin başarılı olduğunu söyler. Tersi durumlarda da filmlerin başarısız olacağını. Ustanın sözlerini yukarıdaki bilgilere eklersek çizgi romanların “karşıtlıklarıyla var olduğu” sonucuna ulaşabilir miyiz?

Örümcek Adam – Doktor Ahtapot
Dr. Richards – Dr. Doom
Batman – Joker
Superman – Lex Luthor

Kahramanın temsil ettiği görüşün karşı köşesinde bulunan karakter kahramanı güçlendiriyor. Kahramanı anlatabilmek için düşmanını anlatmak yeterli olabilmektedir.

Ancak yukarıdaki tezi Hulk’u anlatmak istediğimizde uygulayamıyoruz. Elbette Hulk çok kişiyle dövüşür, döver, yener v.s. ama Hulk’un “tam karşıtı” olabilecek düşmanı yoktur!

Peki Hulk’a sormak lazım “Hulk senin teman ne ve seni neden okuyoruz?” 

FRANKESTEİN, DR. JEKYLL MR HYDE, GOLEM, FARELER ve İNSANLAR 

Hulk’u anlamak için ve neden okunduğunu çözmek için yayımlanan öykülerinin dışına bakmakta yarar var bence. Hulk’un yaratılmasında rol oynayan faktörler nelerdi onlara bakmak belki de yeterl, olacaktır.

Hulk için çeşitli kaynaklarda çeşitli alt yapı iddiaları ortaya atılmıştır. Boris Karloff’un 1930’larda çektiği “Frankenstein” filminin etkili olduğu savı var örneğin. Gri olmasının sebebi de buymuş ilk başlarda ve Stan Lee “daha sıcak, dostça olur, rengini yeşil yapalım” diye Jack Kirby’ye öneride bulunduğu da verilen bilgiler arasında. Tabii o dönemin baskı tekniklerinde griyle renklendirme sorunları yaşandığı da söyleniyor.

Sonra Dr. Jekyll ve Mr. Hyde romanına atıfta bulunanlar vardır. İnsan ve onun
dönüştüğündeki canavar hali falan.

Çekoslovak Yahudilerinin mitindeki Golem de bu noktada giriyor devreye. Hulk’un yaratıcıları Jack Kirby ve Stan Lee’nin Yahudi oluşları bu tezi destekliyor gibi. Çaresiz kalan insanlar bilim-sihir karışımı bir yaratıkça savunulurlar.

Benim inatla üzerinde durmak istediğim bir başka eser de Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” romanıdır. Stephen King’in “Yeşil Yol” olarak yorumladığı hikaye Hulk’un alt yapısına çok uymaktadır. Saf ve iyi niyetli ama yarım akıllı iri kardeşle akıllı ama yetersiz ağabeyin toplum karşısındaki durumlarını anlatır roman.

Yukarıda saydığım eserlerin tümünde ortak nokta iri yaratıkların olması görüldüğü üzere. Ancak tek ortak nokta bu değildir. Her birinde toplumların sığlıkları var. Her birinde sıkışmış, arayış içinde olan, hayatta kalmaya çalışan insanlar var. Bilim var. Ama en önemlisi: Sevgi eksikliği var!

TEK MESAJ SEVGİ

Mary Shelley’in Frankenstein romanında Dr. Frankenstein çaresizlikten bilim vasıtasıyla Frankenstein canavarını yaratır. Ancak yaratık canavar değildir ve yaratılmasına anlam bulmaya çalışan bilinçli bir bireydir. Dahası babası tarafından sevilmeyi arzularken soğuk kutupta sevgisiz bir dünyada yaratıcısıyla birlikte ölür.

Golem, Haham’ın çabalarıyla dirilir ancak onu yaratana saldırır.

Dr. Jekyll bilimin soğukluğundan kurtulmak isterken içindeki canavarı çıkarır ve sevgi açlığını sadistlik düzeyinde tatmin eden Mr. Hyde’a dönüşür.

Fareler ve İnsanlar’daki küçük kardeş de hep anlaşılmayı, sevilmeyi ister. Fareyi de kızı da severken öldürmüştür. Niyeti kötü değildir.

Peki ya Hulk… Bilimsel bir deney sonucu yaratılan canavarın tek isteği sevgi değil mi?

Bruce Banner, tarafını bir kenara bırakırsak Hulk’un ilişkilerine ve acı kayıplarına ulaşırız. Betty, Jarella, Caiera sevdiği ve kaybettiği kadınlardır. Ülkemizde yayınlanan sayılarında sürekli farelerle, küçük kız çocuklarıyla, doğayla iç içe çizilen Hulk’un arayışının sıcak ve sevgi dolu bir dünya olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Sevdiği kadınlar göz önüne alındığında da onun aşk ve sevgi arayışının sürekli kesintiye uğradığını, ister akıllı ister primitif beyinli olsun Hulk’un arayışının hiç değişmediğine şahit oluruz.

Hulk’ta Tema ve Çatışan Taraflar

Hulk’un teması için “sevgi önyargılardan uzak ve beklentisiz olmalı” diyebiliriz. 1962 yılından beri yayınlanan tüm öykülerinde Hulk sevginin arayışında olmuştur ve okuyucular hep bu temanın destekçisi olmuşlardır okudukça. Hulk, seri boyunca dünyada, uzayda, başka boyutlarda onlarca maceranın içinde hiç değişmeyen bir alt yapının üzerine kurulan öyküler yaşamıştır. Açıkçası bu konsepte bağlı kalarak öyküler yaratılması çok zor olmakla birlikte başarılı olunmuştur. Bu noktada seride görev alan tüm yazarları ve editörleri tebrik etmek gerekir. Bu kadar basit ama insansal olarak temel bir ihtiyaç olan sevgi üzerine yüzlerce sayı yazabilmek gerçekten olağanüstü bir başarıdır.

Peki ama karşıtlık ne Hulk’ta? Kimler karşı karşıya geliyor da bize bu tema okutuluyor?
“sevgi önyargılardan uzak ve beklentisiz olmalı” temasının karşıtı “sevgi önyargılı ve beklentili olmalı” ise bu karşıt temayı temsil eden kötü adam kim?

Öyle bir karşıt tema, öyle bir kötü adam yok!

Sevgi’nin sıcaklığına karşıt olarak “ordu ve bilim” konulmuş Hulk’ta. Mutlak ve duygulardan uzak anlayışların temsilcisi olan ordu ve bilim elbette doğaçlama yaşayan, duygularla beslenen, kimi zaman fırtınaya tutulmuş gibi savrulan sevgi’yi anlamasını beklemek uygun olmaz. Nitekim seride öyle de oluyor. Ordu, Hulk’u anlamak yerine yok etmeyi, bunun için de bilimi kullanmayı tercih ediyor.

Bir baş kötü var mıdır peki? Bence General Ross, The Leader, Abomination, Tyrannus gibi onlarca kötü adamdan hiç biri tek başlarına “baş kötü” olamazlar Hulk’ta. Ancak hepsi bir araya gelirlerse üstte dile gelen ordu ve bilimin elemanları olarak bir karşıt grubun birer küçük temsilcileri olabilirler. Bu durumda Hitckok ustayı yalancı mı çıkarmış oluyoruz? Hayır, kötü adam yerine kötü kavram konulmuş ve çok daha zor bir düzlemde çok daha büyük başarı sağlanmıştır.

Özetle, Hulk’u neden okuyoruz sorusunun yanıtı galiba doğrudan veya dolaylı yoldan anlatılan “sevgi arayışı”dır. İnsan olarak hepimizin içimizde yaşadığımız yalnızlık duygumuz, bütün iyi koşullara rağmen doyurulamayan sevgi açlığımız, en iyi günlerimizde bile zaman zaman hissettiğimiz çirkinliğimiz hep Hulk’ta vücut buluyor. Ne onu örnek alıyoruz, ne yapamadığımız şeyleri yapmasından mutlu oluyoruz, ne dünya görüşümüzü savunuşunu izliyoruz ne de maceralarını merak ediyoruz. Sadece “sevgi arayışını” takip ediyoruz.

Hem okuyucuları bilirler, Hulk, o cüsse ve gücüne rağmen yalnız kaldığında en çok ağlayan kahramandır çizgi roman aleminde. Bunun da sebebi sulu gözlü olması değildir!

***

Belki Hulk’tan az bahseden bir Hulk yazısı oldu ama galiba Hulk’u anlatmak için Hulk’un dışına bakmak gerekiyordu. Ya da da daha derine. 

Ümit Kireççi


Hiç yorum yok:

Linkler

Related Posts with Thumbnails