9 Ekim 2012 Salı

Çizgi Roman Okurken Etkilendiğim Anlar - 1

Bazen bazı çizgi romanları okurken öyle bir an gelir ki nefesim kesilir. Basit bir tespit, akıllıca bir gözlem, zekice bir kurgu, ajitasyona varan unsurlar, anlar, bir bakış, bir söz... Bir anda gözlerimin dolduğunu hisseder dergiyi hemen önümden uzaklaştırır kısa bir süre bekledikten sonra kaldığım yerden devam etmeye çalışırım. Çalışırım... Olay iyice kanırtırsa sinirlerimi işte o zaman dergi elimden fırlar gider ve bir duvara çarpıp bir süre orada bekler. 
Eşimin ve oğlumun o dergileri ellemeleri de yasaktır üstelik. O dergi özeldir ve ruh durumum düzeldiğinde ben kaldırırım ancak! Belki okurum belki de günlerce ara veririm v.s. 

İşin özü, sayfaları ezilmiş, kapağı yamulmuş, buruşmuş, kirlenmiş birçok dergi durur rafımda... 

Anlattıklarım inandırıcı mıdır veya davranışlarım abartılı mıdır...? Aynen yaşadıklarımı paylaştım. Nasıl ki zeka dolu sanat eserlerini küfür ederek övüyorsam böyle hisleniyor duygulanıyorum :O)


Ken Parker - Kibar Hanımlar
Berardi - Sclavi - Tarquinio
Tay Yayınları 

Galiba üç kez okudum ve her defasında da gözlerim doldu sonuna varamadan. Hikayede, azmış askerlere stres atsınlar diye askeri konvoyla hayat kadını taşınması anlatılı

yor. Her kadının hikayesini, her kadının kişiliğini ve her birinin "insan" olarak okunması ve benimsenmesinin yanı sıra hikayenin bitiminde onları kişilikleri bir yana ataılarak sadece "fahişe" diye damgalayacak olan zihniyeti biliyor olmak... Acı ve pis bir hikaye... Beni ise en çok kızılderili bir şefin içlerinden bir kadın karşılığında at getirmesi sırasında kahramanın kendi sistemini eleştirmek için şu cümleyi etmesi etkilemiştir: "Beyazların kadınları satılık değildir"... Kadınlardan birinin "Hay ağzını öpeyim. Hayatımda duyduğum en güzel laf, bu!" demesi de yaraya basılan tuzla gibidir...

Çizgi roman okumayanlara duyurulur: Okumayın!

 Ümit Kireççi

Hiç yorum yok:

Linkler

Related Posts with Thumbnails