26 Ağustos 2012 Pazar

Hem Cüce hem Fodul - Mole Man (Köstebek Adam)

Marvel Comics'in gelmiş geçmiş en yalnız ve anlamsız derecede öfkeli adamı kimdir diye sorsalar benim aklıma hemen Fantastik Dörtlü'nün düşmanı "Köstebek Adam" gelir. İsteri krizleriyle ortalıkta dolanan ve en büyük olma gayreti içinde olan bu minik adamın zamanında bir doktora görünmemiş olması içimi acıtır açıkçası.
"Önemli olan boyutu değil işlevidir" derler ya, yalandır o. Bir şey küçük de olsa büyük de olsa işlevsizse işlevsizdir. Mole Man'in durumu biraz da bu aslında.

Tarihler 1956'yı gösterdiğinde asıl adı Harvey Rupert Elder olan amerikalı nükleer araştırmacı ve bilim adamı çok ciddi bir sorunla karşı karşıyadır: Boyu! Elder, biraz cücesel boyundan kapıldığı kompleksten, biraz etrafındakileri yıpratan kişiliğinden biraz da sosyal ilişkilerdeki beceriksizliklerinden dolayı dışlanmış, yalnız bırakılmıştır. 1956 yılında Monster Hunter adlı araştırmacı grupla çıktığı yolculukta yer altına iner ve orada kalır. Yeryüzünde umursanmayan, Elder yer altında hükmedebileceği embesil bir ırkla karşılaşarak onların hükümdarı konumuna yükselir. Kendisini körü körüne takip eden bu kör ve hayli zekasız ırkın yanı sıra boyutları devasa olup beyinleri minicik olan canavarların da yöneticisi oluverir bu cüce adam. Yeryüzünde özellikle kişiliği ve psikolojik dengesizliği sebebiyle yalnızlık çekmiş olan Köstebek Adam burada bir anda kendini dev gibi hissetmeye başlar ve aklı başında insanların olduğu yeryüzüne saldırmaya, oralara da hükmetmeye karar verir. Neyse ki seviyesizliğinin sadece boyuyla ilintili olmadığını anlayanlar Köstebeğin bu niyetlerini boşa çıkarırlar her defasında. Yer altında kurduğu uyduruk krallığında, etrafı zekasız kölelerle çevriliyken kazılardan çıkan değerli taşlar sayesinde zenginliği de yaşayan Köstebeğin yine de yalnız ve rahatsız kişiliğiyle huzursuz olması gerçekten üzücüdür. Köstebek Adam'ın kimliği metaforik olarak "paran olabilir, etrafında kölelerin olabilir, becerikli de olabilirsin ama neysen o sundur"u anlatır gibidir. Yer altında, cüce boyutunda, kişiliğinde vs. Bu tip kötü adamları acınası buluyorum o da işin bir başka yönü. Çizgi roman dünyasında bunların çok olması da ayrıca acıtıcıdır bence. Bir insan bilinçli olarak iyilik veya kötülük yapınca birey olma hakkı kazanırken benim gözümde, çocukluk travmaları, istismarlar, bedensel eksiklikler, psikolojik sorunlar sebebiyle kendini komik düzeyde "kötülüğe" adaması ve sosyopat düzeyinde "her zaman haklıyım" modunda görmesi onu birey olmaktan çıkarıyor. Bu tip karakterleri okurken ister istemez acıyorum ve bu defa okuduğumdan keyif almıyorum. Kaldı ki çizgi romancıların inatla bu tipleri yaratmasını da kolaycılık olarak görüyorum. Annesi kulağını çekmiş çocukken, babası şeker almamış, boyu kısaymış, küçükken burnu akarmış, sevdiği kız yüz vermemiş, terliyken dondurma yemiş ve yetişkin olunca dünyadan intikam almaya karar vermiş... Patetik durumlar bunlar ve tedavi gerekir.  Çizgi romanda bu tipler olmalı mıdır işte o tartışılır. Herhalde Dr. Doom gibi adamlar çok azdır (gerçi onun da Oidipus kompleksi var). Son dönemlerde sıradan bir deliden bilinçli bir kötüye dönüşen tek adam Batman'in baş düşmanı Joker oldu gibi (o da deli sayılıyor aslında). Geri kalanlar ya yumuşayarak iyi olmaya karar verdi. Ya eski kötü olup da şimdi toplum için çalışan gruplara katıldılar (Thunderbolts, Suicide Squad). Ya da hala çomak yiyerek ortalıkta dolanıyorlar.Her neyse, konumuz Köstebeğe dönersek, en başta da dediğim gibi, keşke zamanında doktora gitseymiş, belki bugün daha yararlı bir iş yapıp kendi başına bir yerlerde yaşar bu her türden seviyesizlikle ortalıkta dolanmazmış :)

Ümit Kireççi
"Çizgi Roman Hayatın İçinde"

Hiç yorum yok:

Linkler

Related Posts with Thumbnails